Aile Konutuna İlişkin TMK m. 240 ve m. 652’nin Birlikte İleri Sürülmesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/5677 E., 2014/14501 K.

“MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 26/11/2013
NUMARASI : 2013/83-2013/213

H.. K.. ile G.. İ.. ve G.. T.. aralarındaki değer artış payı, katılma alacağı, özgüleme davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Zonguldak 2. Aile Mahkemesi’nden verilen 26.11.2013 gün ve 83/213 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalılar G.. İ.. ve G.. T.., duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.07.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden G.. İ.. ve G.. T.. vekili Avukat M..B..geldi, başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, tarafların 22.03.1995 tarihinde evlendiklerini, müteveffa eşin 09.03.2011 tarihinde öldüğünü, mirasçı olarak vekil edeni ve davalıların kaldığını, mirasçılardan Gökçe tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasının sürdüğünü, dava konusu .. ada .. parsel..nolu bağımsız bölümün alınmasına kişisel malı niteliğindeki 8 adet 24 ayar her biri 13 gr ağırlığında dava tarihi itibariyle her birinin değeri 1.310,00 TL olan kalın ray bilezik ile her birinin dava tarihi itibariyle değeri 175,00 TL olan 12 adet küçük altın ve yine müvekkiline ait 3.000,00 TL’nın evin satın alınması sırasında murise verildiğini, taşınmaz üzerine Aile konutu şerhi konulduğunu, müvekkilinin TMK’nun 652 ve 240.maddeleri gereğince taşınmazın mülkiyet hakkının vekil edenine özgülenmesine, taşınmazın tasfiyesi ile müvekkilinin gerek mal üzerindeki şahsi alacakları edinilmiş mala şahsi mallardan yapılan katkı ve gerekse edinilmiş mallara katılma rejimi gereği kalan kısım üzerindeki 1/2 payının ve miras hissesinin de katılımı ile müvekkilinin taşınmaz üzerindeki payının tespitine, müvekkilinin şahsi mal ve edinilmiş mallardan kaynaklanan alacakları ve yine miras hukuku gereğince alınması gereken payının taşınmazın değerinden düşülerek davalılara miras hukuku gereği düşen miras paylarının belirlenerek bu miktarın müvekkili tarafından davalı diğer mirasçılara ödenmesi suretiyle taşınmazın mülkiyet hakkının müvekkiline verilmesine, taşınmazın tapu kaydının müvekkili adına tapuya tesciline, bu talebinin kabul görmemesi halinde ise tasfiye talep edilen mal üzerindeki müvekkilinin şahsi alacakları-edinilmiş mala şahsi mallardan yapılan katkı ve edinilmiş mallara katılma rejimi gereği kalan kısım üzerindeki 1/2 payının ve miras hissesinin de katılımı ile müvekkilinin taşınmaz üzerindeki payına karşılık fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 52.000,00 TL’nin karşı taraftan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı G.. İ.., davacı tarafça açılan davanın reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesinde bildirdiği muris babası B.. K..’ten taraflarına miras kalan gayrimenkulün davacının maddi desteği ile alındığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, zira babası B.. K..onusu gayri menkulü daha önceden sahip olduğu gayri menkulü satarak satın aldığını, muris B.. K..’ün sahip olduğu ev sattığını ayrıca TTK’dan aldığı emeklilik kıdem tazminatını ve Amele Birliği Başkanlığı’ndan aldığı sandık parasını da dahil ederek dava konusu evi satın aldığını, bu nedenlerle derdest davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı M.. K.. kayyımı, temsilcisi olduğu M.. K..’ün haklarına bir halel gelmesini istemediğini bildirmiştir.
Davalı Gökçe tebligata rağmen katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, .. ada, .. parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ..nolu bağımsız bölümünün tapu kaydının iptali ile TMK 240/3 maddesi uyarınca davacıya mülkiyet hakkı tanınmasına ve taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, davacının katılma alacağı ve 1/4 oranında miras hissesi mahsup edilmek suretiyle davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilen 22.500,00-TL’sının 1/4’er miras payları oranında hesap edilen 7.500,00-TL’sinin davalı G.. T..’a, 7.500,00-TL’sinin davalı G.. İ..’a ve 7.500,00-TL’sinin dahili davalı M.. K..’e ödenmesine, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 3.550,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ve dahili davalıdan müştereken alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalılar Gözde ve Gökçe vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 1995 yılında evlenmişler, müteveffa eş Burhan Küçük 09.03.2011 tarihinde ölmüştür. Taraflar arasındaki mal rejimi, müteveffanın öldüğü tarihte sona ermiştir. Evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar TMK’nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Uyuşmazlık konusu 367 ada 167 parsel üzerindeki 4 nolu bölüm 18.08.2003 tarihinde satın alınarak müteveffa eş adına tescil edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi ulaşılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. HUMK’nun 76.maddesi (6100 sayılı HMK.nun 33.m.) hükmüne göre, davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddesini belirlemek hakime aittir. Hâkim, tarafların yargılama oturumlarında ve dilekçelerinde kullandıkları sözcükler ve nitelendirme ile bağlı değildir. Davacı vekili aşamalardaki dilekçe ve beyanları ile davacı tanıkları davacının ziynet eşyalarını bozdurmak suretiyle taşınmazın alınmasına katkıda bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu açıklamalara göre, davacının kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyalarını bozdurmak suretiyle taşınmazın alınmasına katkıda bulunduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Dosyadaki muhtevası ve tapu kaydına göre, dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 18.08.2003 tarihinde satış yoluyla müteveffa adına tescil edilmiştir. Eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK.m.227). Eşlerden birine ait edinilmiş mallar üzerinde, diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu değildir. Yani katılma rejiminde; eşlere tanınan hak, ayni bir hak olmayıp, şahsi bir haktır. Sadece mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin edinilmiş mallara ilişkin artık değerler üzerinde karşılıklı alacak hakkı vardır (TMK.236.m ).
Dosya kapsamı ve dava dilekçesindeki açıklamalara göre davacı vekilinin 4 nolu daire üzerindeki değer artış payı ve katılma alacağı ve TMK’nun 652 ve 240. maddeleri uyarınca aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması ve TMK’nun 227. maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir. Davacıya ait ziynet eşyaları TMK’nun 220/2. bendi gereğince onun kişisel malı olup, bozdurulan altın parası ise, aynı maddenin 4.bendi uyarınca kişisel malların yerine geçen değer niteliğindedir. O halde dava; TMK’nun 227. maddesi uyarınca değer artış payından kaynaklanan alacak ve katılma alacağı isteğine ilişkin olup mahkemece usulüne uygun olarak araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığa hatalı anlam yüklenerek farklı sonuçlara ulaşılmıştır.
Mahkemece, değer artış payı alacağının hesabı için öncelikle ziynet eşyalarının verildiği tarihteki değeri ile taşınmazın bu tarihteki sürüm (rayiç) değerinin ayrı ayrı saptanması, davacının katkı yaptığı tarihteki sürüm değeri ile katkıda bulunduğu miktarın (altın parası) toplamı gözetilerek davacı kadının yaptığı katkının sözü edilen toplam değer içindeki oranının bulunması, bu oranın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılarak çıkacak miktarın değer artış payı alacağı olarak karar altına alınması (TMK.nun 227). TMK’nun 232 ve 235/1. maddelerine göre taşınmazın tasfiye anındaki sürüm değeri, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi olarak eldeki davanın karar tarihine en yakın tarih olarak kabul edilmesi, değer artış payı hesaplanıp taşınmazın tasfiye anında belirlenecek değerinden düşürüldükten sonra kalan bakımından TMK’nun 231 ve 236/1. madde ve fıkrası uyarınca davacının katılma alacağının saptanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Uygulama açısından TMK’nun 240 ile aynı Kanun’un 652. maddesi arasında ortak bir yön bulunduğu ve ortak bir konuyu düzenledikleri görülmekle birlikte aralarında bazı farklar da bulunmaktadır. TMK’nun 240. maddesine göre, mal rejimi ölüm nedeniyle sona erdiğinde, sağ kalan eşin bu rejimden kaynaklanan ayni hakkını düzenlemektedir. Yani edinilmiş mallara katılma alacağı karşılığında mülkiyet hakkının tanınmasını öngörmektedir. TMK’nun 652. maddesinde ise, eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun, sağ kalan eşin, tereke malları arasında yer alan konut veya konut eşyası üzerinde mirastan kaynaklanan ayni hakkını düzenlemektedir. TMK’nun 240. maddesi gereğince sağ kalan eşin, konut ve ev eşyası üzerinde ayni hak isteğinde bulunabilmesi için bazı koşulların varlığı aranmaktadır. Örneğin, eşler arasında katılma rejiminin bulunması, katılma rejiminin ölüm nedeniyle son bulması, sağ kalan eşin olması, sağ kalan eşin katılma alacağının doğması ve sağ kalan eşin ayni hak talep etmesi gibi koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. TMK’ nun 652. maddesi gereğince, sağ kalan eşin konut ve konut eşyası üzerinde ayni hak istemesinin koşulları ise; ölüm olması, sağ kalan eşin varlığı ve mirasçı olması, tereke malları arasında eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya konut eşyasının bulunması ve sağ kalan eşin konut veya konut eşyasında ayni hak talep etmesi gibi koşullar öngörülmektedir.
Görüldüğü gibi, TMK’nun 240 ve 652. maddeleri görünürde ortak yönleri bulunduğu halde uygulama alanları ve aranan koşullar açıklandığı gibi farklıdır. Katılma alacağı ya da değer artış payı alacağı yok ise, mülkiyet hakkının tanınması TMK’nun 240. maddesi gereğince istenemez. TMK’ nun 652. maddesine dayanan ölüm halinde ise, mal rejimi türü ne olursa olsun, konut ve konut eşyası üzerinde sağ kalan eşin ayni hakkı tanınmıştır. TMK’nun 240. maddesinde yer alan benzer hüküm TMK’nun 255 (paylaşmalı mal ayrılığı rejimi) ve 279. (mal ortaklığı rejimi) maddelerinde öngörülen mal rejimlerinde de yer almıştır. Diğer bir deyişle sağ kalan eşin TMK’nun 240. maddesi gereğince mülkiyet hakkını talep edebilmesi için bu rejimin tasfiyesi sonucunda ölen eşten alacaklı olması koşuluna bağlıdır. Aksi halde bu hakkı talep etmeyecektir. TMK’nun 652. maddesinde, böyle bir koşul söz konusu olmayıp miras hakkı karşılığında mülkiyet hakkının tanınması istenilmektedir.
Bundan ayrı; davacı vekili TMK’nun 652. maddesi uyarınca miras payına ilişkin olarak taşınmazın vekil edenine özgülenmesini istemiştir. Mahkemece tarafların taşınmaz üzerindeki miras payları belirlenmek suretiyle, taşınmazın davacı adına tesciline, davalılara ait miras payından kaynaklanan ve mahkeme veznesine depo edilen 22.500 TL’nın davalılar ödenmesine karar verilmiştir. Sağ kalan eşin miras bırakanın terekesinden olan alacağına mahsuben taşınmazın kendi adına özgülenmesi (TMK.nun 652.md) talebine ilişkin davada görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece bu maddeye dayalı istek yönünden davanın tefrik edilerek görevli ve yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken görevsiz mahkemece karara bağlanması doğru görülmemiştir.
Davacı vekili ile davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, her iki tarafın temyiz itirazları kabul edildiğinden Yargıtay duruşmasına gelen taraflara vekalet ücreti takdirine yer olmadığına taraflarca HUMK’nun 388/4.(HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın davacıya, 55,70 TL harcında davalılara iadesine 08.07.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, ölümle sona eren evlilik birliği içinde edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olarak edinilmiş ve ölen eş adına tapu siciline tescil edilmiş, eşin ölümüne kadar aile konutu olarak kullanılmış taşınmazın; değer artış payı alacağı ve katılma alacağına, bunun yeterli olmaması halinde ölen eşinden dolayı hak kazandığı yasal miras payına mahsuben bunun da yeterli olmaması halinde bedel eklenmesi suretiyle, TMK’nun 240 ve 652 maddeler uyarınca aile konutu üzerinde davacı adına mülkiyet hakkı tanınarak özgülenmesine ilişkindir.
Mahkemece toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucu, taşınmazın davacının ölen eşiyle birlikte oturduğu aile konutu olduğu kabul edilip, konutun belirlenen bedelinden davacının katılma alacağı hesaplandıktan sonra kalan miktardan davacının yasal miras payına isabet eden bölüm de düşülmek suretiyle artan kalan miktar davacıya depo ettirilmiş; taşınmazdaki davalıların miras paylarının iptaliyle tek başına davacı adına tapuya tesciline, depo edilen bedelin diğer mirasçılar olan davalılara ödenmesine karar verilmiştir. Hükmü hem davacı hem de davalı taraf aleyhlerine olan bölümleri yönünden temyiz etmiştir.
TMK’nun 240. maddede açıkca “katılma alacağına mahsuben özgülemeden söz edilmekteyse de; özgülemeye konu aile konutundan kaynaklanmak koşuluyla; sadece katılma alacağına değil, mevcutsa “değer artış payı”na mahsuben de özgülemenin mümkün olduğunu; duruma göre her iki alacağın toplanarak mahsup yapılabilceğini düşünüyoruz. Bu bakımdan, değerli çoğunluğun davacının ziynet eşyalarını ve bir miktar nakit parayı konutun alımında kullanıldığının kanıtlandığı, bunun karşılığının değer artış payı (TMK.m.227) olarak usulünce hesaplanıp düşüm yapıldıktan sonra kalan miktar içinde katılma alacağının belirlenmesi gerektiğine değinen bozma kararına katılıyorum.
Diğer yandan TMK’nun 240. madde kapsamında aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması suretiyle özgüleme isteğiyle birlikte yine TMK’nun 652. madde uyarınca miras payına mahsuben özgüleme istenip istenilmeyeceği; bir başka söyleyişle, katılma alacağının mevcut ancak yetersiz olduğu durumda; eklenecek bedelden davacının yasal miras payının düşülüp düşülemeyeceği tartışmalıdır. Öğretide özgülemenin ya mal rejimlerindeki hükme (TMK.m.240) dayalı olarak, ya da miras hukukuna göre (TMK.m.652) yapılabilceği, iki hakkın birarada kulanılamayacağı, birine ilişkin hak kullanıldığında diğerinin sona ereceği öne sürülmektedir (Mustafa Dural-Turgut Öz:Türk Özel Hukuku, C.IV, Miras Hukuku, İstanbul 2011, s.486). Katılma ve değer artış payı alacağı bir tereke borcudur. TMK’nun 240. maddesi hükmü bir terekenin paylaşılması kuralı niteliğinde değildir. Bu nedenle, kural olarak TMK’nun 240. madde kapsamında özgülemeye karar verildiğinde; özgüleme talep eden sağ kalan eşin katılma ve varsa değer artış payı alacağına ayrıca bedel eklenmesi gerekiyorsa; bunun terekeye ait olması gerekir. Diğer yandan TMK’nun 652. madde uyarınca aile konutunun mülkiyet hakkı tanıması suretiyle özgülenmesi hükmü, aynı zamanda terekenin paylaştırılmasına ilişkin özel nitelikte bir hükümdür. Gerek öğretide gerekse uygulamada terekenin tamamen paylaşılmasının istenebileceği gibi, terekeye dahil bir kısım malvarlığı unsurlarının eş söyleyişle kısmi paylaşmanın da istenebileceği kabul edilmektedir (H.Tolunay Ozanemre Yayla, Mirasın Paylaşılması, Ankara 2011,s.237). Nitekim uygulamada mirasbırakandan kalan birden fazla taşınmazın dahil olduğu bir terekede, miras ortaklığı olarak elbirliği mülkiyetine tabi bu taşınmazlardan sadece birinin bile satış suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verilmektedir. O halde, terekenin katılma alacağı dışında bir borcu bulunmadığı, özgülemeye karşı çıkan diğer mirasçılar tarafından ileri sürülüp kanıtlanmış olmadıkça; aynı davada hem TMK’nun 240. hem de TMK’nun 652. maddeler uyarınca özgülemeye karar verilmesi mümkün olmalıdır. Bunun için öncelikle katılma alacağı hesaplanmalı, bu yeterli olmadığı takdirde, aile konutunun sürüm değerinden katılma alacağı çıkarılıp, kalan miktar üzerinde davacının yasal miras payına isabet eden bölüm de çıkarıldıktan sonra, bunun da yeterli olmaması halinde; karşılanamayan miktar davacıya depo ettirilerek; yatırdığında özgüleme (tapu iptal/tescil) kararı ile birlikte, depo edilen bu miktarın diğer mirasçılara yasal miras payları oranında ödenmesine karar verilmesi gerekecektir. Mirasçılar külli halefiyet ilkesi gereğince tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olacaklarından; ilerde terekeden alacaklı olan başka kimselerin ortaya çıkması durumunda, bu çözüm onların zararına da olmayacaktır. TMK’nun 652.maddesine dayalı özgüleme talebini incelemeye Sulh Mahkemesi’nin görevli olmasının böyle bir durumda önemi yoktur.
Usul ekonomisi ilkesi (HMK.m.31 uyarınca asıl talep olan TMK’nun 240. maddesine dayalı talep ve taşınmazın aile konutu olma niteliğinin Aile mahkemesince incelenmesi gerektiğinden; her iki talep yönünden incelemenin üst dereceli Aile mahkemesi tarafından yapılması kanuna aykırılk teşkil etmez. Açıklanan nedenlerle Değerli çoğunluğun TMK’nun 652.maddesine dayalı talep yönünden görevsizlik kararı verilmesine ilişkin kararına katılmıyorum: Katıldığım diğer bozma sebebine uygun inceleme yapıldıktan sonra, mahkemenin TMK’nun 652.maddesi uyarınca özgüleme koşullarını da inceleyip özgüleme bedeline yansıtması gerektiğini düşünüyorum.08.07.2014″

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!