Aile Konutunun -Oturulan Evin- Eşten İzinsiz Satılması

Aile konutu, eşlerin evlilik birliliğini beraber sürdürdükleri yerdir. Taşınmaz eşlerden yalnızca birisi üzerine kayıtlı olsa bile diğer eş bu evin aile konutu olduğuna dair tapuda şerh verdirebilir. Bu evin her iki eşin de isteği olmadan satılması, kira sözleşmesinin feshedilmesi vd. mümkün değildir. Bu yazıda yargıya taşınan olaylardan örnekler sunulmuştur. İlgilenenler şu sayfalara da göz atabilirler:

Eşten İzin Alındığının İspatlanamaması – İçtihat

Davacı, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu iddiası ile Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi uyarınca tapunun iptali ile davalı eşi adına tescili ve aile konutu şerhi konulması talebinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazın, davacının eşi … tarafından 01.08.2012 tarihinde davalılardan …’e devredildiği anlaşılmaktadır. Aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devri, davacının açık rızasını gerektirmektedir (TMK m. 194/1) (HGK’nun 24.05.2017 tarih 2017/2-1604 esas, 2017/967 karar sayılı kararı). Davalı eş dava konusu aile konutu olan taşınmazı, diğer davalı lehine satış işlemi tesis etmiş olup, yapılan yargılama ve toplanan delillerle bu işlem sırasında davacı eşin açık rızasının alındığı ispatlanamamıştır. Rıza alınmadan aile konutu ile ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. O halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

Y. 2. HD., 2019/3066 E., 2019/10145 K.

Aile Konutu Şerhinin “Açıklayıcı” Niteliği – İçtihat

Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğı için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz şerh konulmasa dahi aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir.

Y. 2. HD., 2018/4714 E., 2019/2387 K.

Dava Sırasında Eşlerin Boşanması Halinde Yargılama Giderleri – İçtihat

Davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında “Karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi halinde, yargılama giderleri ile bunun kapsamına dahil olan vekalet ücreti (HMK m.323/1- ğ) hakkında, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu nazara alınarak hüküm tesis edilmelidir (HMK m. 331/1). Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir.

Somut olayda, davacı davalı kadın dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu ve açık rızası alınmadan yapılan satış işleminin geçersiz olduğunu iddia etmiş, davalılar ise dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığını ve satıştan davacı davalının haberdar olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece tarafların boşanmaları sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, gerekçe belirtilmeksizin kadının tapu iptali ve tescil davasında yargılama giderlerinin davacı-davalı … üzerinde bırakılmasına ve davalı-davacı … yararına vekalet ücretine karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve özellikle de tanık olarak dinlenen tarafların ortak çocuğu Berkcan’ın beyanlarından, taşınmazın tarafların fiilen ayrıldıkları tarihe kadar aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların en son olarak birlikte oturdukları konutun davaya konu edilen konut olması karşısında; dava konusu taşınmaz yönünden aile konutu olma şartları gerçekleşmiştir. Davalı-davacı eş Zaim’den dava konusu taşınmazı 31.03.2014 tarihli işlemle satın alan davalı davacı …’in yeğeni davalı …’in taşınmazın aile konutu olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve satış işlemine davacı-davalı kadının açık rızasının bulunmadığı da dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle davacı-davalı kadının dava açmakta haklı olduğunun kabulü gerekir. O halde; davacı-davalı kadının dava açmakta haklı olduğu gözetilerek kadının tapu iptali ve tescile yönelik davasında yargılama giderlerinin davalılarüzerinde bırakılması ve yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davacı-davalı kadın yararına vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA

Y. 2. HD., 2019/7978 E., 2019/12757 K.
error: Content is protected !!
Av. Oğuzhan Yazıcı - Maltepe/İSTANBUL