Beraat Eden Sanık Lehine Hükmedilen Vekalet Ücreti

3 Eylül 2022 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 14/4 hükmü uyarınca, “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.”

Bu yazımızda Yargıtay’ın beraat eden sanıklar lehine hükmedilen vekalet ücretiyle ilgili bazı kararlarına yer verdik.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmemesinin Bozmayı Gerektirmesi

  • “…Sanık hakkında İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2008 tarihli 2007/323 Esas ve 2008/289 Karar sayılı ilamıyla hırsızlık suçundan beraat kararı verilmesi üzerine hükümde beraat eden sanık ya da müdafiine vekalet ücreti ile ilgili bir karar verilmediği, sanık müdafiinin de, 25.09.2008 havale tarihli temyiz dilekçesinde anılan kararı vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyiz ettiği anlaşılmakla yapılan incelemede; Beraat eden sanık kendisini duruşmalarda vekaletnameli vekille temsil ettirmiş olduğu halde sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasına ” Beraat eden sanık kendisini duruşmalarda vekaletnameli vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu 500 TL. vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.02.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi…” Y. (Kapatılan)13. Ceza Dairesi 2011/33487 E. , 2013/4201 K.
  • “…Yapılan yargılama sonucunda, yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin sanığın kusurlu olduğuna ve eksik incelemeye, sanık müdafinin ücretli vekalete yönelik temyizine ilişkin yapılan incelemede, Beraat eden sanık lehine Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 13/5. maddesi gereğince hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi, beraat eden sanık lehine Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 13/5. maddesi gereğince hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan ,hüküm fıkrasına, ”Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca 1500 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” şeklindeki ibarenin yeni bent olarak eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 06.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…” Y. 12. Ceza Dairesi 2016/876 E. , 2017/4769 K.

Vekalet Ücretine Hükmedilmemesi Sebebiyle Savcı Tarafından Kanun Yoluna Başvurulamayacağı

Yargıtay vekalet ücretini şahsi bir hak olarak gördüğünden, cumhuriyet savcısının buna ilişkin olarak kanun yoluna başvuramayacağı yönünde kararlar vermiştir.

  • “…CMK.nun 324/1. maddesi uyarınca yargılama gideri olarak belirtilen vekalet ücretinin kişisel hak olma niteliğini değiştirmediğinden, kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanık yararına, hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi ilgili hak sahibinin temyizine bağlı bulunduğundan Cumhuriyet Savcısının şahsi hak niteliğindeki beraat eden sanık yararına, vekalet ücretine hükmedilmediğine yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 317. maddesi gereğince (REDDİNE), 01.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi…” Y. 8. Ceza Dairesi 2015/2950 E. , 2015/15476 K.
  • “…26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz. Bu açıklamalara ve yerleşik yargısal kararlara göre örnek, (Yargıtay 1. CD’nin 05/11/2008 tarih ve 2008/9091-7078 E.K; 19. CD’nin 17/07/2017 tarih ve 2016/14651 -2017/5918 E.K; 19. CD’nin 18/09/2017 tarih ve 2016/12992 E., 2017/6934 K. sayılı kararları) vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olması nedeniyle bu hususta kanun yararına bozma talebinde bulunulamayacağından, yerinde görülmeyen 2 numaralı talep yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE…” Y. 19. Ceza Dairesi 2017/3968 E. , 2017/11365 K.

Ek Kararla Hükmedilen Vekalet Ücretinin Yok Hükmünde Olması

Hüküm verildikten sonra ek kararla vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir.

  • “…Sanık hakkında 01.03.2013 tarihli hükümle beraat kararı verildiği, sanık müdafiinin 27.03.2013 havale tarihli dilekçesiyle vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmesi üzerine mahkemece 04.04.2013 tarihli ek kararla vekalet ücretine hükmedildiği ve 01.03.2013 tarihli beraat hükmüne ilişkin gerekçeli karar ile ek kararın katılan vekiline 16.04.2013 tarihinde tebliği üzerine söz konusu beraat hükmü ile birlikte ek kararın da katılan vekili tarafından vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle temyiz edilmesi karşısında; sanık müdafiinin vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin talebini içeren 27.03.2013 tarihli dilekçesinin asıl karara yönelik, katılan vekilinin 22.04.2013 tarihli dilekçesinin ise beraat hükmüne ve aynı zamanda ek karara yönelik temyiz talebi niteliğinde oldukları kabul edilerek yapılan incelemede; 1- Katılan vekilinin ek karara yönelik temyiz incelemesinde; Yargılama giderlerinden olan ve hükmün tamamlayıcısı olarak asıl hükümle birlikte karara bağlanması gereken vekalet ücretine ilişkin olarak 04.04.2013 tarihinde verilen ek kararın hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu anlaşıldığından bu karar yönünden temyiz incelemesine yer olmadığına…” Y. 16. Ceza Dairesi 2015/577 E. , 2015/309 K.
  • “…Sanık hakkında 22/09/2011 gün ve 20011/259 E.-631 K. sayılı kararla; atılı hırsızlık suçundan beraat kararı verildiği, sanık müdafiinin 28/11/2011 tarihli dilekçesi ile kararı vekalet ücreti yönünden temyiz ettiği, mahkemenin, 29/11/2011 tarihinde verdiği ek kararla vekalet ücretine hükmettiği anlaşılmakla; vekalet ücretine yönelik kararlar temyize tabi olduğundan mahkemenin 29/11/2011 tarihli ek kararı hukuken geçersiz olup yok hükmünde olduğundan, 22/09/2011 günlü asıl karara yönelik incelemesinde; Yüzüne karşı 22/09/2011’de verilen hükmü 28/11/2011 günü temyiz eden sanık müdafiinin, 1412 sayılı CMUK.nun 310 maddesi uyarınca yasal süresinde olmayan temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE, 2-Katılanın sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 3-Katılanın sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesine gelince; Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak; Kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanık yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5.maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi, Bozmayı gerektirmiş…” Y. 2. Ceza Dairesi 2013/22841 E. , 2014/15425 K.

Müdafinin Baro Tarafından Atanması Durumunda Vekalet Ücretine Hükmedilememesi

CMK göreviyle atanılan dosyada müvekkil lehine beraat alınmış olsa bile, arada Avukatlık Kanunu hükümlerine göre bir vekalet ilişkisi bulunmadığından mahkemece vekalet ücretine hükmedilmemektedir.

  • “…Sanık … müdafinin temyizinin atılı suçlardan verilen beraat kararlarına yönelik olmayıp sanık lehine vekalet ücreti hükmedilmemesine ve kişisel hakka ilişkin olduğu, beraat kararlarının kesinleştiği, bu nedenle sadece vekalet ücreti istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede; sanık … yararına maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsilinin gerekli olduğu ve dosya içerisinde bulunan belgelere göre vekilinin baro tarafından zorunlu olarak görevlendirildiğinin anlaşılması karşısında, bu talep yerinde görülmemiştir…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/6754 E. , 2022/4631 K.
  • “…Suça sürüklenen çocuğun, suç tarihinde TCK’nın 31/3. maddesi kapsamında bulunması nedeniyle baro tarafından CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca Avukat …’ın, suça sürüklenen çocuğa zorunlu müdafii olarak atandığı, suça sürüklenen çocuk ile müdafii arasında Avukatlık Kanun’u hükümlerine göre akdedilmiş bir vekalet ilişkisi bulunmadığı, bu halde beraat eden suça sürüklenen çocuk lehine müdafii ücretine hükmedilmeyeceği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin vekalet ücreti yönünden temyiz talebinin tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, 22/11/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi…” Y. 17. Ceza Dairesi 2016/1179 E. , 2017/14483 K.

Vekaletname Sunmayan Müdafinin Vekalet Ücretine Hak Kazanamayacağı

Müdafinin kanun yoluna başvuru hakkı olsa da, vekaletname sunmadığı müddetçe vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir.

  • “…Sanık müdafiine vekaletname ibrazı için süre verilmesine karşın vekaletname ibraz etmediği, sanıkla birlikte duruşmalara katılması durumunda müdafiinin hükmü temyiz etme hakkı bulunmasına karşılık, vekaletname ibraz etmediğinden vekalet ücretine hak kazanamayacağı anlaşıldığından, vekalet ücreti talebine yönelik, sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle hükmün ONANMASINA, 28.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi…” Y. 16. Ceza Dairesi 2018/3717 E. , 2019/4106 K.
  • “…Av. …’in, sanıkla birlikte 17/11/2011 tarihli duruşmada hazır bulunduğu, mahkeme tarafından vekaletname ibrazı için süre verilmesine karşın vekaletname ibraz etmediği, sanıkla birlikte duruşmalara katılması durumunda müdafiinin hükmü temyiz etme hakkı bulunduğu ancak vekaletname ibraz etmediğinden vekalet ücretine hak kazanamayacağı anlaşıldığından, Vekalet ücreti talebine yönelik, sanık … müdafiinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 19/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi…” Y. 18. Ceza Dairesi 2016/7603 E. , 2019/5324 K.

Aynı Vekille Temsil Edilen Sanıklar İçin Tek Vekalet Ücretine Hükmedilmesi

Söz konusu dosyada temsil edilen birden fazla sanığın tamamı beraat almış veya birden fazla suç isnat edilmek istenmiş olsa da, aynı vekille temsil edilen sanıklar lehine yalnızca tek bir vekalet ücretine hükmedilmektedir.

  • “…Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.10.1978 tarih ve 2/324-350 sayılı kararında belirtildiği üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas aldığı ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngördüğü, buna göre, ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında; Kendilerini aynı vekille temsil ettiren ve beraatlerine hükmolunan sanıkların yararına olmak üzere tek maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup…” Y. 16. Ceza Dairesi 2016/1562 E. , 2016/5276 K.

Tüm Suçlamalardan Beraat Zorunluluğu

İddia olunan birden fazla suçun sadece bir kısmından beraat almak vekalet ücretine hükmedilmesi bakımından yeterli değildir. Öyle ki, iki suçun birinden beraat ve diğerinden şikayetten vazgeçme sebebiyle düşme verilmesi durumunda bile vekalet ücretine hükmedilmemektedir.

  • “…1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/5. maddesi uyarınca, sadece beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilebileceği cihetle, haklarında dolandırıcılık suçundan beraat, hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme hükümleri verilen sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir…” Y. 15. Ceza Dairesi 2017/32942 E. , 2019/2196 K. ( Ayrıca bkz: Y. 15. Ceza Dairesi 2020/8199 2020/9688; Y. 15. Ceza Dairesi 2019/12824 E. , 2019/13317 K.)
  • “…1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/5. maddesi uyarınca, sadece beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilebileceği cihetle, hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, dolandırıcılık suçundan beraat hükümleri verilen sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir…” Y. 15. Ceza Dairesi 2017/12583 E. , 2020/725 K.

Karşı Oy – Y. 4. Ceza Dairesi 2013/34474 E. , 2014/12732 K.

Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından açılan davada; tehdit suçundan beraat, hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii sadece beraat edilen suç yönünden vekalet ücretine hükmolunmaması noktasından temyize gelmiştir.
Sanığın, kendisini vekille temsil ettirmesi halinde, beraat ettiği suç bakımından vekalet ücretini hak ettiğinden, lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini şu gerekçelere dayandırmak gerekmiştir:
Sanığın aynı müdafii ile birden suçtan temsil edilmesi ve bir kısım suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, diğerinden beraat kararı verilmesinde, beraat ettiği suçtan dolayı ücreti vekalet hakkı olmayacağına ilişkin açık yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Beraat edilen suçla ilgili olarak, sanık yararına vekalet ücretine karar verilmesi adalet ilkesi gereğidir. Çünkü, aynı dosyada, farklı suçlarla ilgili olarak farklı emek sarfeden sanık müdafiinin, bu emeğinin karşılığı olarak beraatle ilgili hüküm bakımından vekalet ücreti hakkı doğmalıdır.
Kamu adına açılan dava dolayısıyla sanığın kendisini vekille temsil etme zorunluluğu doğmuş ve müdafi ile aralarında vekalet ücreti sözleşmesi yapmış olması karşısında, müdafiin işi ücretsiz yapması karinesinden söz edilemeyeceğinden, beraat edilen suçlardan sanık lehine vekalet ücretine hükmolunmaması, genel ilkeyle çelişir. Çünkü, 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 324 vd. maddelerinde yargılama giderlerine ilişkin ilkelere yer verilmiştir.
Söz konusu CYY’nın “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327 nci maddesinin 1 nci fıkrasında, “Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir”; 2 nci fıkrasında ise, “Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, “ceza davalarında ücret” başlıklı 13 ncü maddesinin son fıkrasındaki düzenlemeye göre de, “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir”.
Bu düzenlemeler göstermektedir ki, kural olarak, sanık, vekille temsil edilmiş olmak kaydıyla, hakkında açılan davadan beraat etmesi halinde vekalet ücretini hak kazanır. Yasa koyucu, bir dava dosyasında birden fazla suçtan yargılanma halinde birinden mahkumiyet halinde, beraat edilen suç bakımından vekalet ücretine hak kazanılamayacağı yönünde açık bir düzenlemeye yer vermemiştir. Yasa ve Ücret sözleşmesine göre doğmuş olan hakkın, yorum yoluyla etkisiz kılınmasının hukukun genel ilkelerine uygunluğundan söz edilemez. Hakka istisna getirilmeyip, tam tersine ayrımsız, beraat eden kimsenin vekalet ücretinin verilmesi gerektiğinin kabul edilmesi karşısında, uygulamayla istisnaya yer verilmesi söz konusu olamaz. Yasa koyucu, dava açılmasında dikkatli olunması ve yetersiz delillerle dava açılmamasını; açılmış davadan beraat edilmesi halinde de, dava nedeniyle avukat tutmak zorunda kalan sanık lehine vekalet ücretine hükmolunmasını kabul ederek, insan haklarının korunmasına azami özenin gösterilmesini hedeflemiştir.
Kaldı ki, birbirinden faklı eylemlerden açılan dava dosyasında sanık müdafiinin aynı emeği harcadığından da söz edilemez. Veya, birden fazla suçlama nedeniyle tutulan avukat ile, bir suç nedeniyle tutulan avukata aynı ücretin verilmesi de sosyal hayatın gerçeklerine uygun düşmez.
Diğer yandan, birden fazla suçlama nedeniyle avukat tutulmasında, sanığın, aslında beraat ettiği suçlama söz konusu olmasaydı belki avukat tutmayı bile düşünmeyebileceği de söz konusu olabilir. Yani, beraat edilen suç için avukat tutan bir kimse, bu suçtan beraat ettiği halde, aynı vekaletnameyle takip edilen suçlamalardan birinden mahkum olduğunda, vekalet ücreti hakkından mahrum olacaktır.
Nihayet, hukukumuzda, temyiz sınırının belirlenmesinde, erteleme, adli para cezası ve tedbirlere çevirmede, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında her suçun ayrı ayrı dikkate alınması karşısında, aynı dava dosyasında birden fazla suçla ilgili olarak dava açılması dikkate alındığından, dosya değil, açılmış davaların her birinin diğerinden ayrı olarak dikkate alınması gerekmektedir..
Bir başka açıdan ise, bu suçlarla ilgili olarak farklı yerlerde veya aynı yerde ayrı ayrı davalar açılmış olsaydı, her suç için beraat kararı verildiğinde sanık yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunacaktı.
Tüm bu nedenlerle, sanık lehine beraat ettiği suçla ilgili olarak vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinden, yüksek çoğunluğun onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Scroll to Top
Av. Oğuzhan Yazıcı | İstanbul
İletişime Geç
1
İletişime Geç
Merhaba 👋
Ücretli danışmanlık ve vekillik hizmeti almak için aşağıdaki butona basabilirsiniz.