Aile HukukuBoşanma Davası

Boşanma Davası Açma Rehberi

Bu boşanma rehberi kapsamında şu başlıklar incelenmiştir:

  1. Genel Olarak Boşanma Davası
  2. Usule İlişkin Hususlar
  3. Boşanma Sebepleri
  4. Dava sürecinde alınan tedbirler
  5. Ayrılık – Boşanma farkı
  6. Boşanmanın Sonuçları
    1. Kanuni mirasçılığın sona ermesi
    2. Vatandaşlık ve erginlik
    3. Kadının soyadı
    4. İddet müddeti
    5. Çocuğun velayeti
    6. Maddi tazminat
    7. Manevi tazminat
    8. Yoksulluk Nafakası
    9. İştirak Nafakası
    10. Mal paylaşımı
    11. Hüküm doğurma zamanı

Boşanmaya ilişkin diğer yazılarımız:

1.Genel Olarak Boşanma Davası

Evlilik birliğini sona erdiren halleri ölüm, gaiplik (kendiliğinden sona ermez, eşin başvurusu gerekir), mutlak butlan, nispi butlan ve boşanmadır. Yazımızda bu hallerden biri olan boşanma detaylı olarak incelenecektir.

Boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 161 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre boşanma sadece mahkeme hükmüyle gerçekleşebilmektedir. Ve boşanma davası açacak olan taraf kanunda sayılan sebeplerden birini davasının dayanağı olarak göstermek zorundadır. Zira kanunda belirtilen nedenler sınırlayıcıdır, hakim için bunların haricinde boşanmak için bir neden olamaz. Her ne kadar çok kısıtlayıcı gibi görünse de genel boşanma sebepleri için önceden belirli somut bir olayın gerçekleşmesi şartı aranmadığından boşanma davasının sebebi birçok farklı olgu olabilmektedir.

2. Usule İlişkin Hususlar

2.1. Boşanma davasında yetkili mahkeme

Hem boşanma davası hem de ayrılık davası için yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce eşlerin son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yargıtaya göre bu kural kesin yetki belirtmemektedir. Bu nedenle yetki itirazı sadece ilk itiraz yolu ile ileri sürüldüğünde etkili olacaktır.

2.2. Görevli mahkeme

Boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Ancak aile mahkemesinin bulunmaması durumunda asliye hukuk mahkemesinde de bu dava açılabilecektir.

2.3. Diğer Hususlar

  • Hakim, davanın esasına girmeden önce tarafları sulh yoluyla sorunlarını çözmeye teşvik edecektir.
  • Tarafların ikrarı hakimi bağlamayacaktır. Ancak anlaşmalı boşanma durumu bu kuralın istisnasıdır.
  • Taraflardan birinin istemi halinde boşanma davası duruşması gizli yapılabilir.

3. Boşanma Sebepleri

Daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi boşanmak için dava dilekçesi düzenleyen davacı, boşanma isteğini kanunun gösterdiği nedenlere dayanmak zorundadır. Doktrin, boşanma sebeplerini iki şekilde tasnif etmektedir. Bunlardan birisi mutlak ve nisbi boşanma sebepleri ayrımı; diğeri ise özel ve genel boşanma sebepleri ayrımıdır.

Özel boşanma sebepleri – Genel boşanma sebepleri ayrımı

Bu tasnif, boşanma nedeninin somut, açık ve net şekilde belirtilip belirtilmediğine göre yapılmaktadır. Özel boşanma sebeplerinde yalnızca kanunda açık ve net şekilde belirtilen somut olayın gerçekleşmiş olması önemlidir, zira dayanak özel bir sebep ise boşanma davası sırasında bunun dışındaki sebeplere bakılmamaktadır. Genel boşanma sebepleri için ise kanun koyucu somut olayın ne olduğu, ne şekilde gerçekleşmesi gerektiği yönünde bir sınırlama yapmamıştır. Nitekim kanun koyucunun bu olayları önceden öngörmesi mümkün değildir.

Boşanmanın özel sebepleri: Zina (TMK m.161); Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162); Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163); Terk (TMK m. 164); Akıl hastalığı (TMK m. 165)

Boşanma davası açılırken aynı anda iki özel boşanma sebebine dayanılması mümkün değildir. Ancak özel sebeplerden biri evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıyla beraber öne sürülebilir, bunun kötüniyetli olmaması gerekmektedir.

Boşanmanın genel sebepleri: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1-2); Eşlerin anlaşması -anlaşmalı boşanma- (TMK m. 166/3); Ortak hayatın yeniden kurulamaması (TMK m. 166/4)

Mutlak boşanma sebepleri – Nisbi boşanma sebepleri ayrımı

Dava, mutlak sebeplerden birine dayanmışsa hakim bu nedenin gerçekleşmiş olduğunu tespit ettikten sonra boşanmaya karar vermelidir. Boşanma davası nisbi sebeplerden birine dayanarak açılmışsa aynı zamanda ortak hayatın çekilmez hale gelmesi unsurunun gerçekleştiğinin ispatlanması da gerekmektedir.

Boşanmanın mutlak sebepleri: Zina; Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış; Terk, Eşlerin anlaşması, Ortak hayatın yeniden kurulamaması

Boşanmanın nisbi sebepleri: Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, Akıl hastalığı, Evlilik birliğinin temelinden sarsılması

3.1. Mutlak Boşanma Sebepleri

3.1.1. Zina

Zina boşanmanın mutlak ve özel sebeplerindendir. Bundan ötürü ek olarak evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini araştırmaya gerek yoktur. TMK m. 161/1 hükmü, eşlerden birinin zina etmesi durumunda diğer eşin boşanmak için dava açabileceğini öngörmüştür. Ancak kanunda zinanın tanımı yapılmamıştır. Ayrıca not edelim ki Türk Medeni Kanunu’nun Evlilik Hukuku kısmında düzenlenmiş olan ”aldatma” kurumu bir boşanma sebebi olarak değil nispi butlan sebebi olarak sayılmıştır. Buna göre evlilik öncesi tarafların birbirinden önemli bazı bilgileri saklaması durumunda aldatma söz konusu olacaktır (TMK m. 150).

Zina nedeniyle boşanma davası açılmışsa artık değere katılma oranı azaltılabilir veya kaldırılabilir.

3.1.1.1. Zinanın unsurları

  • Cinsel ilişki: Zina, eşlerden birinin bir başkasıyla evlilik dışı kurduğu cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır. Cinsel organın dahil olduğu ilişkilerin cinsel ilişki olduğu kabul edilmektedir. Bunun dışındaki öpüşme, sarılma vb. cinsel ilişki sayılmayacağından zinaya dayalı olarak boşanma davası açılamayacaktır.
  • Karşı cinsler arasında gerçekleşme: Aynı cinsten kişiler arasında gerçekleştirlen cinsel ilişki zina kapsamına girmemektedir. Zinanın erkek ile kadın arasında gerçekleşmesi zorunludur. Eşinin, eşcinsel ilişkiye girmesi nedeniyle boşanmak isteyen taraf TMK m. 163’de düzenlenen ”haysiyetsiz hayat sürme” veya TMK m. 166’da düzenlenen ”evlilik birliğinin temelinden sarsılması”na dayanabilecektir.
  • Kusur: Evlilik dışı cinsel ilişkiye giren eşin bu eylemin gerçekleşmesinde kusuru bulunmalıdır. Kusuru olmasından kastedilen, evlilik dışı ilişkiye giren eşin bunu cebir ve tehdite uğramadan, ayırt etme gücüne sahipken ve isteyerek yapmasıdır.

3.1.1.2. Zina yapıldığının ispatı

İki kişi arasında gerçekleşen gizlilik içinde gerçekleşen cinsel ilişkinin ispatlanması güç bir eylemdir. Bu nedenle hakimler de zinanın gerçekleştiğine dair bazı emarelere sahipse, zinaya dayanarak boşanmaya karar verebilmektedir. Örneğin Yargıtay, kararlarından birinde eşlerden birinin bir başkasıyla aynı otel odasında kalması durumunda zinanın gerçekleştiğini kabul etmiştir. Veya cinsel yolla bulaşan -zührevi- hastalıklara yakalanmış olmak da zinayı kanıtlayabilmektedir. Eşin, bir başka şahısla cinsel ilişkiye girmiş olduğunu ikrar etmesi hakim için kesin delil olmayacaktır. Çünkü boşanma davasında hakim kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m. 184).

aldatma boşanma tazminat

3.1.1.3. Zinaya dayalı boşanma davasında hak düşürücü süre

Zina öğrenildikten sonra 6 ay içinde boşanma davası açılmalıdır. Bu süre her halde 5 yıl ile sınırlıdır. Yani zina eyleminin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra aldatılan eş, durumu öğrendikten hemen sonra dava açmak istese dahi bu sebebe başvurma olanağı yoktur. Ama yine de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak boşanma davası açılabilecektir.

3.1.1.4. Zina yapan eşi affetmenin hukuki sonucu

Zina yapan eş, diğer eş tarafından affedilmişse kendisine karşı o eyleminden dolayı boşanma davası açılamayacaktır.

3.1.2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Mutlak ve özel boşanma sebepleri arasındadırlar. Gerçekleştiği ispatlandığı takdirde çekilmezlik unsurunu araştırmaya gerek yoktur. Üç kısıma ayrılmakta olup birinin gerçekleşmesi yeterli görülmektedir:

3.1.2.1. Hayata kast

Eşlerden birinin diğerinin hayatını sona erdirmek için yaptığı hareketler hayata kast kapsamında değerlendirilmektedir. Bu eylemler yalnızca icrai veya ihmali hareketlerle kasten insan öldürme suçunu değil, aynı zamanda intihara yönlendirme suçunu da oluşturabilir.

Hayata kasıt sebebiyle boşanma davası açılmışsa artık değere katılma oranı azaltılabilir veya kaldırılabilir.

3.1.2.2. Pek kötü davranış

Kişinin bedensel ve ruhsal sağlığına etki edebilecek davranışlardır. Buna yaralamak, aç bırakmak, eve hapsetmek, ters ilişkiye zorlamak vb. gibi durumlar örnek gösterilebilir. Şikayete bağlı suç söz konusu ise bu şikayetten vazgeçmek boşanma davası açmaya engel olmayacaktır.

3.1.2.3. Onur kırıcı davranış

Onur kırıcı davranış manevi boyutta gerçekleşmektedir. Eşin başkaları önünde küçük düşürülmesi veya kendisinin onurunu kıracak eylemlerde bulunmak bu tür davranışlardandır.

3.1.2.4. Kusur unsuru

Bu eylemlerden dolayı boşanmanın gerçekleşebilmesi için eylemi gerçekleştirenin kusuru bulunmalıdır.

3.1.2.5. Hak düşürücü süre

Zinada olduğu gibi olay öğrenildikten itibaren en geç 6 ay ve her halde 5 yıl içinde boşanma davası açılmalıdır.

3.1.2.7. Affetmenin sonucu

Bu davranışlara maruz kalan eşin diğer eşi affetmesi, boşanma davası açma hakkını düşürecektir.

3.1.3. Terk

Bu durumda ya eşlerden biri ortak konutu terk edip geri dönmez ya da eşlerden biri diğerini ortak konutu terketmeye zorlar.

3.1.3.1. Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için gerçekleşmesi gereken unsurlar

  • Ortak yaşamaya son verilmesi: Eşlerden biri ortak konutu terketmek suretiyle ortak yaşamayı sona erdirmiş olmalıdır. Eğer eş terketmeye zorlanmışsa bu durumda zorlayan eş terketmiş sayılacaktır. Boşanma davasını açma hakkı terkedilen eşe aittir.
  • Ortak yaşama son vermenin haklı bir sebebe dayanmamış olması gerekir: Örneğin kişi hastalık sebebiyle hastanede olduğu için veya askerlik hizmetinde bulunduğu için hakkında terk sebebiyle boşanma davası açılamayacaktır.
  • Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirmemek maksadı: Bu yükümlülüklerin genel olarak evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, giderlere katılmak vb. olduğu söylenebilir.
  • Terkeden eşe ihtarda bulunmak: Söz konusu ihtar hakim veya noter aracılığıyla yapılacaktır. Bunun için terk tarihinden itibaren en az 4 ay geçmiş olmalıdır. İhtarda terk eden eşe 2 ay içinde geri dönmesi gerektiği belirtilir. Bu 2 ayın da geçmesiyle birlikte eş hala eve geri gelmezse boşanma davası açılabilecektir. Adres bilinmiyorsa ihtar ilan yoluyla yapılacaktır.
  • Terk durumunun devam ediyor olması: Boşanma davası, ihtardan itibaren 2 ay geçtikten sonra açılmış ve bu 2 ay içinde geriye dönüş olmamış olsa da iki ayın sona ermesiyle dava açma tarihi arasında terkeden eş geri gelmişse bu dava ikame edilemez.

3.1.4. Eşlerin anlaşması – Anlaşmalı boşanma –

Anlaşmalı boşanma yoluna başvurulmak isteniyorsa söz konusu başvuruyu taraflar birlikte yapmalıdırlar. Anlaşmalı boşanan eşlerin evlilik birlikleri temelinden sarsılmış sayılmaktadır. Tarafların anlaşması ihtimalinde boşanmak kolay bir hale geldiğinden kötüye kullanıldığı durumlar da söz konusu olabilmektedir. Örneğin yetim aylığı alabilmek için erkek çocuklarda aranan yaş şartı kız çocuklarda aranmamaktadır ancak bu aylığı alabilme şartlarından birisi evli olmamaktır.

Anlaşmalı boşanma davası ile ilgili şu hususlar önem taşımaktadır:

  • Evlilik en az bir sene sürmüş olmalıdır.
  • Çekişmesiz yargı işlerinden biri olduğu görüşü bulunmaktadır.
  • Eşler mahkemeye birlikte başvuru yapmalıdır veya eşlerden birinin açtığı dava ötekisi tarafından kabul edilmelidir. Ancak herhangi bir nedene dayanan davanın kabulü anlaşmalı boşanma sayılmayacaktır. Baskın görüşe göre bu dava boşanmanın özel nedenlerinden birine dayanmamalıdır.
  • Hakim, tarafları bizzat dinler, yani avukat yoluyla beyanların iletilmesi yeterli olmayacaktır. Bunun amacı açıklanan iradelerin serbest olup olmadığının denetlenmesidir.
  • Hakim, tarafların boşanmanın ekonomik sonuçlarına ve çocukların durumuna ilişkin anlaşmayı uygun bulmalıdır. Bunun aile hukukunun kamu düzenine olan yakınlığından dolayı kaynaklandığını söyleyebiliriz. Hakim, tarafların yaptığı anlaşmayı uygun bulmazsa gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir, eşlerin bunları kabul etmesi durumunda boşanmaya karar verilir.
  • Tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı yönünde olan TMK m. 184 hükmü anlaşmalı boşanma davası söz konusu ise uygulanmayacaktır. Öyle ki anlaşmalı boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına dair bir kesin karine niteliğindedir.

3.1.5. Ortak hayatın yeniden kurulamaması

Bu sebebe dayanarak boşanma hükmü verilebilmesi için daha önce herhangi bir nedene dayanarak açılan bir boşanma davası reddedilmiş ve bu red kararının üzerinden en az 3 yıl geçmiş olmalıdır. Ayrıca bu süre boyunca taraflar evlilik yükümlülüğün gerektirdiği sorumluluklardan kaçınmış olmalıdır. Bu müddetin sona ermesinden sonra her ne sebeple olursa olsun boşanma davası açılmış ve üç yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılacak ve eşlerden birinin isteğiyle hakim boşanmaya karar verecektir. Burada da kesin karinenin olduğu kabul edilmektedir.

3.2. Nisbi Boşanma Sebepleri

3.2.1. Suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme

Yasada her ne kadar ”ve” bağlacı kullanılmış olsa da aslında bu ikisi de birbirinden ayrı olarak tek başlarına nisbi boşanma sebeplerindendir. Nisbi nedenlerden biri olmasından ötürü bu eylemleri yapan eşe dava açan davacı eş için bu olayların evlilik birliğini çekilmez hale getirmesi, birlikte yaşamanın ondan beklenememesi şartı da aranmaktadır.

Söz konusu ”suç işleme” sebebine dayanılması için bunun küçük düşürücü suç olması gerekmektedir. Bu değerlendirmeyi hakim yapacaktır.

Haysiyetsiz yaşam sürme ise süreklilik gerektiren bir haldir. Örneğin devamlı olarak eşini aldatmak, hep sarhoş olmak vb…

3.2.2. Akıl hastalığı

Bu sebepten dolayı ortak hayatın çekilmez hale geldiği iddiasıyla boşanma davası açılırken göz önüne alınması gereken iki husus vardır.

  • Akıl hastalığı evlendikten sonra gerçekleşmiş olmalı. Evlenmeden önce de var olan akıl hastalığı evlenmeye engel olacak nitelikte ise mutlak butlan sebebidir (TMK m. 145).
  • Hastalığın geçme olasılığı bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla sabit olmalıdır.

3.2.3. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması – Şiddetli geçimsizlik

Bu neden halk arasında şiddetli geçimsizlik olarak da bilinmektedir. Boşanma davalarının ezici çoğunluğu bu sebebe dayanarak açılmaktadır. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan boşanma davasında hakim somut duruma göre değerlendirmesini yapıp ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediğini tespit edecektir. Belirtelim ki her iki tarafın da kusursuz olduğu ihtimalde dahi bu sebebe dayanarak boşanma davası açmak mümkündür.

Davayı açanın kusuru davalının kusurundan daha ağır olmamalıdır. Aksi takdirde davalı itiraz edebilecektir.

Davalının yaptığı itiraz hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınamamaktadır, bu nedenle ileri sürülmesi gerekir.

3.2.3.1. İtirazın kötüniyetli olması

Kusuru daha az olan davalı, davaya itiraz edebilecektir ancak bu itirazın kötüniyetli yapılmaması lazımdır. Örneğin davalı eş, davacı eşin kendisini sürekli aldattığını bilmesine rağmen itiraz ederse bu itirazı kötüniyetli itiraz olarak değerlendireceğiz.

İtirazın yapılması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir fayda kalmamışsa hakim boşanmaya karar verebilecektir.

4. Boşanma davası sürecinde alınan tedbirler

Boşanma davası süresince ayrı yaşayan eşlerden birinin ve/veya çocukların geçimine, bakımına ve korunmasına ilişkin önlemleri hakim kendiliğinden alacaktır. Bu önlemlere barınma, mal yönetimi, çocukların bakınması ve korunması gibi tedbirler girmektedir. Örneğin hakimin dava sürecinde çocuk veya çocukların eşlerden biriyle kalmasına karar vermesi gibi…

4.1. Dava sürecinde istenen nafaka (Tedbir nakafası)

Tedbir nafakası, TMK m. 169 hükmünde öngörülmüş geçici bir tedbirdir. Ödeme gücü bulunan eş, ekonomik olarak kötü durumda olan eş ve çocuklar için bu nafakayı vermektedir. Karar verilirken eş ve çocuk için hükmedilen miktarlar ayrı ayrı gösterilir.

Çocuk kendisine bırakılmayan eşin, çocuğun geçimi için yapılan masraflara katılması gerekecektir. Bunun için hakim tedbir nafakasına hükmedebilir. Tedbir nafakasına ilişkin karar dava tarihinden itibaren hüküm doğuracaktır. Nafaka miktarı belirlenirken nafaka borçlusunun yaşam standartları göz önüne alınacaktır. Hiçbir şeyi yoksa nafakaya hükmedilmeyebilir. İştirak nafakası, çocuğun dava sırasında ergin olması ihtimalinde sona erecektir.

İştirak nafakası da çocukların giderlerine katılmak için ödenmektedir ancak tedbir nafakasının özelliği boşanma davasının açılması ile başlayıp, sonucunda verilen hüküm kesinleşene kadar devam etmesidir. Yani tedbir nafakasına ilişkin ara karar, dava tarihinden itibaren hüküm doğuracaktır. Ancak faiz, boşanma davası sırasında verilen ara karar tarihinden itibaren işleyecektir. Hüküm kesinleştikten sonra ise iştirak nafakası söz konusu olabilecektir.

Tedbir nafakasına daha ağır kusuru olan taraf lehine de hükmedilebilmektedir. Hatta kusurun nafaka miktarının belirlenmesinde dahi önemi yoktur.

Tedbir nafakasından vazgeçmek mümkündür. Hatta çocuk kendisine bırakılan eş, çocuk için kararlaştırılan tedbir nafakasından dahi feragat edebilir.

Ayrıca not edelim ki tedbir nafakası sadece boşanma davası sırasında değil, aynı zamanda butlak davası sürecinde veya evlilik sürecinde ailenin korunması amacıyla da istenebilmektedir.

5. Ayrılık – Boşanma Farkı

Yukarda açıkladığımız boşanma sebeplerinin varlığı ispatlanmış olsa dahi hakim boşanmaya hükmetmeyebilir. Öyle ki hukukumuzda boşanmanın yanında ”ayrılık” denilen bir kurum da vardır. Davanın ayrılık için açılmış olması durumunda boşanmaya karar verilemez ancak boşanma davasının açılması durumunda hakim ortak hayatın yeniden kurulması olanağını görürse ayrılığa karar verebilecektir. Ancak bunun da istasnası vardır. Öyle ki öğretideki baskın görüşe göre yukarıda saydığımız boşanma sebepleri arasından eşlerin anlaşması söz konusu ise hakimin yetkisi denetimle sınırlı olacağından boşanmaya karar vermelidir.

Hakimin ayrılığa karar verebilmesi için ortak hayatın yeniden kurulabilmesi olasılığının varlığı aranmaktadır. Ayrılıklarına hükmedilen eşler ayrı yaşasalar da ancak boşanmış sayılmazlar. Ayrılığa ilişkin karar en az bir, en çok üç yıl için geçerli olacaktır.

6. Boşanmanın Sonuçları

6.1. Kanuni Mirasçılığın Sona Ermesi

Evlenmeyle birbirlerinin mirasçısı haline gelen eşler boşandıktan sonra birbirlerinin yasal mirasçısı olma sıfatlarını kaybedeceklerdir.

6.2. Vatandaşlık ve Erginlik

Evlilik yolu ile Türk vatandaşlığını kazanmış kişiler bu statülerini koruyacaktır. Yani boşanmakla vatandaşlık kaybedilmeyecek; evlenme yoluyla ergin olan küçük, 18 yaşını doldurmadan boşanmış olsa dahi reşitlik devam edecektir.

6.3. Boşanan Kadının Soyadı

Boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını tekrar alacaktır. Ancak boşandığı kocasının soyadını taşımakta bir menfaati olduğunu ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa hakim, kocanın soyadını taşımasına izin verebilecektir.

6.4. İddet Müddeti

İddet müddeti de boşanmanın sadece kadınlar için geçerli olan sonuçlarındandır. Kadın için bekleme süresi başlıklı TMK m. 132 hükmüne göre kadın, evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün geçmedikçe evlenememektedir. Üç durumda bu süre sona ermektedir. Bunlar kadının doğum yapması, boşandığı kişiyle yeniden evlenmesi ve önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılmasıdır. Bu son durum için mahkemeye iddet müddetinin kaldırılması talepli bir dilekçe verilebilir. Mahkemenin yönlendirdiği hastaneden alınan rapor gebe olunmadığını belgeliyorsa iddet müddeti kaldırılacaktır.

6.5. Boşanmada çocuğun velayeti

Hakim, anne ve babanın çocuklar üzerindeki haklarını boşanma davası sırasında re’sen düzenleyecektir. Velayeti hangi tarafa vereceği hususunda hakimin takdir yetkisi vardır. Bu takdir yetkisini kullanırken tarafların ekonomik durumlarını, çocuğun ruhsal durumunu vb. göz önüne alacaktır. Velayet kendisinden alınan tarafın da çocuklarla kişisel ilişki kurma hakkı bulunmaktadır.

boşanma velayet

Velayetle ilgili bazı önemli hususlar şunlardır:

  • Taraflar velayet konusunda anlaşmış olsalar bile hakim bu anlaşmayı onaylamadıkça geçerli olmayacaktır.
  • Durum ve koşulların değişmesiyle velayet hakkını kullanabilecek taraf da değişebilir.
  • Boşanmadan önce velayet zaten eşlerden birinden alınmışsa durum ve koşullarda bir değişiklik meydana gelmediği takdirde hakim bu kişiye yine velayeti vermeyecektir.
  • Tarafların ikisinin de boşanmadan önce velayetlerinin alınmış olması ihtimalinde yine bunlara velayet verilmeyecektir. Ancak velayetin alınmasını gerektiren hallerin ortadan kalktığı tespit olursa, bu halde içlerinden birinin velayeti elde etmesi mümkündür.

6.6. Maddi Tazminat Talebi

Boşanma nedeniyle menfaatleri zedelenen taraf maddi tazminat talebinde bulunabilecektir. Ancak bunun için tazminat talebinde bulunan tarafın boşanmadaki kusurunun daha az olması veya hiç kusurunun olmaması aranmaktadır. Tazminat ödeyecek olan eşin ise kusurunun bulunması zorunludur. Yani tazminat ödemesi istenecek eşin kusursuz olması olasılığında maddi tazminatı talep edecek eşin kendisi de kusursuz olsa bile bu istemde bulunamayacaktır.

Maddi tazminat,boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi boşanmaya karar verildikten sonra açılan ayrı bir dava ile de talep edilebilir. Ancak TMK m. 178’de öngörülen bir yıllık zamanaşımına dikkat etmek gerekir. Zira boşanma hükmünün kesinleşmesinden 1 yıl geçtikten sonra açılan boşanmaya bağlı davalarda, davalının def’i hakkı söz konusu olacaktır.

Maddi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilmişse, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya ölümü halinde tazminat kendiliğinden kalkar.

6.7. Manevi Tazminat Talebi

Boşanmaya sebep olan olaylardan ötürü kişilik hakkı saldırıya uğramış olan taraf manevi tazminat talebinde bulunabilecektir. Bunun için manevi tazminatı ödemesi istenen tarafın kusurlu olması gerekmektedir. Örneğin boşanma sebebi zina ise kusur vardır. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesi mümkün değildir, toptan ödenir.

6.8. Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakasını boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan taraf isteyecektir. Bununla ilgili şu hususlar önem taşımaktadır:

  • Bu nafakayı isteyecek olan tarafın kusuru daha ağır olmamalıdır.
  • Nafaka yükümlüsünün kusuru olmasa dahi bu nafakaya hükmedilebilir.
  • Nafaka isteyen taraf boşanma sonucunda fakirliğe düşecek olmalıdır.
  • Hakim re’sen yoksulluk nafakası verilmesine hükmedemez, talep gerekir.
  • Nafaka, yükümlüsünün mali gücü oranında ve süresiz olarak verilir.
  • Yoksulluk nafakası da boşanma davası sırasında ileri sürülebileceği gibi hükümden sonra açılan ayrı bir davada da talep edilebilir. Burada da hükmün kesinleşmesinden sonra başlayan 1 yıllık zamanaşımına dikkat edilmelidir.

Yoksulluk nafakasının irat biçiminde ödenmesine karar verildiği ihtimalde de alacaklının ölümü ya da tekrar evlenmesi ihtimalinde nafakanın kendiliğinden kalkması söz konusu olacaktır.

6.9. İştirak Nafakası

Vesayet durumu söz konusu değilse boşanma sonucu velayet, anne ve babadan birine tek başına kullanılmak üzere verilmektedir. Velayet kendisinde olmayan eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılım zorunluluğu TMK m. 182/2 hükmünde düzenlenmiştir.

  • Hakim, iştirak nafakasına hükmetme konusunda tarafların talepleriyle bağlı değildir. Yani boşanma davası sırasında taraflarca ileri sürülmese bile hakim gerekli görürse iştirak nafakasına hükmedebilecektir.
  • İştirak nafakası çocuk ergin olana kadar devam eder ancak çocuğun eğitiminin erginliğe ulaştıktan sonra da devam etmesi durumunda yardım devam edecektir.
  • Velayet kendisinde olmayan anne veya baba çocuğa fiilen bakıyorsa bu durumda bunların da nafaka isteme hakkı doğacaktır.

6.10. Boşanmada Mal Paylaşımı

Boşanma davası sonucunda yapılacak mal paylaşımı tarafların önceden anlaştıkları mal rejimine göre yapılacaktır. Taraflar mal rejimi sözleşmesi (evlilik sözleşmesi) yaparak Medeni Kanun’da öngörülen mal rejimlerinden birini seçebilirler ve bunlar üzerinde değişiklik yapabilirler. Ancak kanunda yazılı sınırlamalarla bağlı olacaklardır.

Mal paylaşımı davası, boşanmayla birlikte açılabilir. Ancak bekletici sorun yapılacaktır.

6.10.1. Mal rejimi seçimi

Eşlerin evlilik sözleşmesiyle mal rejimini değiştirebilecekleri TMK m. 202/2 hükmünde düzenlenmiştir.

Eğer boşanmada mal paylaşımı hususunda taraflar arasında yapılmış bir evlilik sözleşmesi yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır.

6.10.1.1. Kanunda düzenlenen mal rejimleri

TMK’da özel olarak düzenlenmiş olan mal rejimleri sırasıyla edinilmiş mallara katılma, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığıdır.

6.10.1.2. 2002’den önce evlenmiş olanların mal rejimleri

Eğer evlilik sözleşmesi yaparak aksi kararlaştırılmamışsa 2002’ye kadarki dönem için mal ayrılığı, 1 Ocak 2002’den itibaren ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır.

6.10.2. Edinilmiş mallara katılma rejimi

Taraflar evlilik sözleşmesi (mal rejimi sözleşmesi) yapmamışlarsa boşanma davası sonucunda mallar, edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiye edilecektir. Bu rejimde iki tip vardır: edinilmiş mallar ve kişisel mallar. Kanunda bu malların içine nelerin gireceği örneklerle açıklanmıştır.

  • Edinilmiş mallar: Bunlar karşılığı verilerek kazanılan değerlerdir. Kanun bunlara örnek olarak şunları göstermiştir: Eşin çalışması karşılığında edindikleri; Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler; Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar; Kişisel mallarının gelirleri; Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
  • Kişisel mallar: Edinilmiş mal sayılmayanlar kişisel mal sayılacaklardır. Kanunun kişisel mallar için şunları örnek göstermiştir: Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya; Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri; Manevi tazminat alacakları; Kişisel mallar yerine geçen değerler. Ayrıca evlilik sözleşmesi yapılarak, kişisel malların gelirleri ile mesleğin icrası veya işletme faaliyetiyle kazanılan değerlerin de kişisel mal sayılması konusunda anlaşmaya varılabilir.

Eşlerin bütün malları aksi kanıtlanana kadar edinilmiş mal sayılmaktadır. Eşlerden hangisine ait olduğu tespit edilemeyen mallar üzerinde ise paylı mülkiyet olduğu kabul edilecektir. Paylı mülkiyet konusu mal üzerinde diğer eşin rızası olmadan tasarruf etmek mümkün değildir ancak evlilik sözleşmesi ile aksinin kararlaştırılmasına engel yoktur.

Mal rejimi, boşanma davası açma tarihinde son bulacaktır. Dava açıldıktan sonra karşılık verilerek elde edilen değerler artık edinilmiş mallardan sayılmayacaktır.

Artık değer kavramı: Artık değer, eşlerin edinilmiş mallarına ekleme (TMK m. 229) ve denkleştirme (TMK m. 230) işlemleri yapıldıktan ve bu mallara ilişkin olan borçlar çıkartıldıktan sonra kalan miktara denmektedir.

Evlilik sözleşmesiyle farklı bir düzenleme getirilmediği takdirde eşler birbirlerinin artık değerlerinin yarısına katılacaklardır. Kolaylık sağlanması açısından bu alacaklar arasında önce takas yapılır. Boşanma sebebi zina veya hayata kast ise hakim katılma payını düşürebilecek veya kaldırabilecektir.

6.11. Boşanma Kararının Hüküm Doğurması

Boşanma kararı, hükmün kesinleşmesiyle sonuçlarını doğuracaktır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin kararı verdiği an itibariyle hüküm ifade etmez.

Boşanma davası veya başka bir hususla ilgili avukatlık desteği almak için “Online Hukuki Danışma” kısmında yer alan formu doldurabilirsiniz.

Boşanma Davası Açma Rehberi” üzerine bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir