Ceza Avukatı İstanbul

Ceza avukatı, ceza yargılamasının soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu süreçlerinde faaliyet göstermekte olan avukattır. İstanbul – Maltepe’de bulunan avukatlık ofisimizden çeşitli suçlara ilişkin yapılan yargılamalarda şüpheli, sanık ve suçtan zarar gören tarafında avukatlık desteği verilmektedir. Ceza hukukuna ilişkin yazdığımız bazı yazılara sitemizden ulaşabilirsiniz.

İstanbul ceza avukatı arayışınıza yönelik olarak iletişime geçmeniz halinde kısa süre içinde tarafınıza dönülecektir.

Ceza hukuku alanında çalışan avukatın görevi öncelikle soruşturma aşamasında başlamaktadır. Suç işleme şüphesi altındaki kişiyle ifade verilmeden önce görüşür. Bu görüşme kimi zaman kişi yakalanıp gözaltına alındıktan sonra karakolda yapılır. İfade, şüpheliye müdafilik yapan avukat ile birlikte verilir. Ardından savcılık ve sulh ceza hakimliği aşamalarında da destek devam eder.

Ceza yargılamasında ne şüpheli/sanık ne de suçtan zarar gören kişi avukat yardımı almak zorunda değildir. Ancak kişinin hakları ve atılacak adımların olası sonuçları hakkında aydınlatılmış olması yargılamanın lehine sonuçlanmasına yardımcı olacaktır.

Ceza Avukatının Yargılamadaki Sıfatı

Ceza avukatı, ceza muhakemesinin bulunduğu aşamaya ve savunduğu tarafa göre müdafi veya vekil sıfatını taşıyacaktır. Soruşturma aşamasında şüpheliyi ve kovuşurma aşamasında sanığı savunan avukata müdafi denilirken; yargılamaya katılan mağduru, suçtan zarar göreni veya malen sorumlu olanı temsil eden avukata vekil denmektedir.

Ceza Hukukunda Suç Teorisi

Ceza hukuku, suç teorisi ve yaptırım teorisi olarak iki kısıma ayrılmaktadır. Suç teorisi kapsamında tipe uygunluk, hukuka aykırılık ve kusur hususları tahkik edilir.

Suçun kanunda tanımlanan tiplemelere uygunluğu, objektif unsurlar ve subjektif unsurlar olarak iki kategoride incelenir.

Objektif Unsurlar

  • Fail: Genel suçların faili herkes olabilir. Özgü suçların faili ise yalnızca belirli kişiler olabilir. Özgü suçlar doktrinde üçe ayrılmaktadır. Görünüşte özgü suçlar, nitelikli şekli için özel faillik vasfı gerekenlerdir. Resmi belgede sahtecilik buna örnek olabilir. Gerçek özgü suçların temel şekli için özel faillik vasfı gerekir. Örneğin bir avukat görevi kötüye kullanma suçunu işleyebilirken, kamu görevlisi olmayan birinin suçu işlemesi mümkün değildir. Bir diğer ayrım olan bizzat işlenebilen suçlara ise yalan tanıklık örnek olarak gösterilebilir.
  • Mağdur: Mağdur yalnızca gerçek kişi olabilir. Tüzel kişiler ise suçtan zarar gören sıfatını taşıyabilirler.
  • Konu: Suçu oluşturan eylemin üzerinde gerçekleştiği kişi veya eşyadır. Konu üzerindeki etkinlik derecesine göre suçlar, tehlike suçu ve zarar suçu olmak üzere ikiye ayrılır. Mala zarar verme ve yaralama zarar suçuna örnektir. Tehlike suçları ise kendi içinde somut ve soyut tehlike suçlarını ihtiva eder. Suç işlemeye tahrik, yalan tanıklık soyut tehlike suçlarına; genel güvenliğin tehlikeye atılması somut tehlike suçlarında örnek olarak verilebilir.
  • Fiil: Mutlak kuvvet etkisi altında yapılan hareketler, ceza hukuku kapsamında hareket sayılmaz. Mutlak kuvvet etkisi, cebir altında hareket etmekten farklıdır. Uyku halinde yapılan hareketler de kural olarak ceza hukuku kapsamında hareket sayılmaz. Fakat uyku haline geçmeden önceki dikkatsiz tutumları nedeniyle cezai sorumluluğu doğabilir. Bu duruma gösterilen en klasik örnek, anne babanın bebekleriyle birlikte yatmasıdır.
    • Tek hareketli: Örn. Hırsızlık, kasten öldürme.
    • Çok hareketli: Örn. Özel belgede sahtecilik.
    • Serbest hareketli: Örn. Kişiyi hürriyetinden serbest bırakma.
    • Bağlı hareketli: Örn. Yağma.
    • Seçimlik hareketli: Mala zarar verme.
    • Mütemadi: Örn. Suç işlemek için örgüt kurma, karşılıksız yararlanma.
  • Netice: Suçlar, neticesine göre sırf hareket suçları ve neticeli suçlar olarak ikiye ayrılır. Hakaret ve iftira sırf hareket suçlarına örnek gösterilebilir. Kasten öldürme ve dolandırıcılık ise netice suçlarına örnek verilebilir. Sırf hareket suçları kısımlara ayrılamadığı müddetçe bunlara teşebbüs mümkün değildir.
  • Nedensellik: Eylemle netice arasında bulunması aranan bir unsurdur. Dolayısıyla sırf hareket suçlarında illiyet bağı aranmaz. Alternatif ve kümülatif nedensellik hallerinden birisi bulunuyorsa, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği yalnızca teşebbüsten sorumlu olunur.
  • Objektif olarak isnad edilebilme: Objektif isnadiyet kimi durumlarda ortadan kalkmaktadır. Bu durumlar riski azaltan haller; tehlikenin hukuken önem taşımayacak derecede arttırılması; izin verilen risk halleri; normun koruma alanına girmeyen haller; tehlikenin netice olarak gerçekleşmediği haller; hukuka uygun alternatif davranışlar. Örneklerle açıklamak gerekirse, araba çarpmak üzere olan kişiyi yoldan iterek uzaklaştıran kişi, ittirdiği kişinin düşerek yaralanmasına sebep olduysa da yaralama suçu ona objektif olarak isnad edilemez. Eroin satılan kişinin yüksek doz alarak ölmesi örneğinde ise satıcının eylemi ile ölüm neticesi arasında nedensellik sağlanmış olsa bile bu durum objektif isnadiyetin istisnai hallerinden birine girmektedir.

ceza avukatı istanbul
Ceza avukatı, dosya hakkında kısıtlılık kararı alınmadığı müddetçe soruşturma dosyasını inceleyebilir.
  • Nitelikli unsurlar: Nitelikli unsurlar cezayı arttırıcı olabileceği gibi indirici de olabilir. Bunlar failin veya mağdurun sıfatından, fiilin işlendiği yer ve zamandan, fiilin işleniş şeklinden, suçun konusundan, fail ile mağdur arasındaki ilişkiden veya suçun işlenme amacından kaynaklanabilir. Örneğin suçun gece işlenmesi hırsızlıktan alınan cezayı fazlalaştırırken, çalınan malın düşük değerli olması cezayı indiren bir hallerdir.

Subjektif Unsurlar

  • Kast: Suçun maddi unsurlarının tamamı üzerinde bulunmalıdır. Doğrudan kast ve olası kast olmak üzere ikiye ayrılır.
  • Taksir: Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık vardır. Bilinçli taksir ve basit taksir olmak üzere iki şekilde görülür.
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar: NSAS tespit edilirken iki seviyeli bir inceleme yapılır. Suçun temel şeklini aşan netice için en azından taksir bulunması gerektiği kabul edilir.
  • Amaç ve saik: Hırsızlık suçunun işlenmiş sayılması için yarar sağlama düşüncesiyle hareket etmiş olmak veya kasten öldürmenin töre saikiyle işlenmiş olması amaç ve saik unsuruna örnek gösterilebilir.

Hukuka Aykırılık

Öğretide yer alan bir görüşe göre hukuka uygunluk sebebi objektif olarak tespit edilebilir bir hususken, bir diğer düşünceye göre asıl önemli olan failin iradesidir. Hukuka uygunluk sebepleri şöyle sıralanabilir:

  • Görevin yerine getirilmesi,
  • İlgili kişinin rızası,
  • Meşru savunma,
  • Hakkın kullanımı.

Kusur

Kusur sorumluluğu, algılama ve irade yeteneğinin varlığı sonucunda doğabilir. Kusuru bulunmayan kişiye ceza verilmez ancak bunlar hakkında tedbirlere hükmedilebilir. Kusuru etkileyen hallere yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi ve zorunluluk halini örnek gösterebiliriz. Kusuru etkileyen haller ceza miktarını azaltabilir olsa da varlıkları görevli mahkemeyi değişirmeyecektir (Çocuk mahkemeleri hariç). Yani ağır ceza mahkemesinde yargılamayı gerektiren bir suç, kusura etki eden sebeplerin olması nedeniyle daha düşük cezayı gerektirse de asliye ceza mahkemesinde yargılama yapılmaz (Ancak ağır cezada yargılamayı gerektiren bir suçun asliye cezada kovuşturmasına başlanılması durumunda ceza avukatı buna itiraz edebilir.).

Kusuru etkileyen hallerden bir diğeri haksızlık yanılgısıdır. Fiilin haksızlık teşkil ettiğini bilmeyen kişinin haksızlık yanılgısı içinde olduğu söylenebilir. Dolayısıyla akla ilk olarak, herkes ceza avukatı olmadığından çoğu kişinin haksızlık yanılgısına düşebileceği gelebilir. Ancak haksızlığın bilincinde olmakla ve cezaya tabi olduğunu bilmek farklı hususlardır. Asıl önemli olan yapılanın yanlış bir hareket olduğunu bilmektir.

Ceza Hukukunda Yaptırım

Ceza hukukunda yaptırım, adli para cezası, hapis, güvenlik tedbiri gibi kurumlarla sağlanabilir. Hukukumuzda kimi suçlar için hapis ve adli para cezasına birlikte hükmedilmesi mümkünken kimi suçlarda seçimlik bir durum söz konusudur. Bazı durumlarda ise mahkemeye seçim hakkı tanınmamıştır.

Hapis cezaları üç gruba ayrılmaktadır:

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis
  • Müebbet hapis
  • Süreli hapis

Hapis cezası kimi hallerde seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Bu yaptırımlara örnek olarak, bir eğitim kurumuna devam edilmesi, adli para cezasının ödenmesi, belirli bir yere gitmekten yasaklanmak gösterilebilir.

Ceza Mahkelemeri

Türkiye’de bulunan ilk derece ceza mahkemeleri şunlardır:

  • Asliye ceza mahkemeleri,
  • Ağır ceza mahkemeleri,
  • İcra ceza mahkemeleri,
  • Çocuk mahkemeleri,
  • Çocuk ağır ceza mahkemeleri,
  • Fikri ve sınai haklar ceza mahkemeleri.

Sulh ceza mahkemeleri 2014 yılında kaldırılmış, yerine sulh ceza hakimliği getirilmiştir. Bu hakimlik kovuşturma değil, soruşturma aşamasında görev yapmaktadır. Ceza avukatları adli kontrol ve tutuklama kararlarına karşı itirazlarını bu hakimliklere yapar.

error: Content is protected !!