Çocukla Şahsi Münasebet (Kişisel İlişki) Kurulmasına İlişkin Özet Bilgiler

Genel Olarak Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

Ortak çocuğun velayetini kullanma hakkı, eşlerin ayrı olmaları durumunda taraflardan yalnızca birine verilmektedir. Velayet hakkına sahip olmayan anneye veya babaya ise çocukla kişisel ilişki kurma hakkının tanınması mümkündür. Kimi durumlardaysa çocuğun anne ve babası haricindeki üçüncü kişiler lehine de çocukla kişisel ilişki hakkı tesis edildiği görülür.

Çocukla kişisel ilişki tesis edilirken tarafların aynı şehirde yaşayıp yaşamadığı, evlerinin uzaklığı ve müsait olduğu zamanlar gibi etkenler göz önünde bulundurulur. Örneğin aynı şehirde bulunan eşler için haftada bir veya iki haftada bir kişisel ilişki tesisi mümkünken, eşlerin farklı şehirlerde yaşaması durumunda daha seyrek görüşme zamanları kararlaştırılacaktır. Görüşmelerin süresi de görüşme sıklığına göre değişebilir. Örneğin her hafta çocukla kişisel ilişki kuran anne babaya gece dahil haftanın sadece bir günü izin verilebilirken, yalnızca yaz tatilinde çocuğuyla görüşebilen anne babaya birkaç haftalık kesintisiz görüşme izni verilebilir. Bunun dışında çocuğun yaşı da görüşme süresinin belirlenmesinde ve refakatçinin bulunup bulunmamasında önemlidir.

Velayete sahip olan tarafın çocuğu göstermeyeceğini düşünen hak sahibi, icraya başvurarak hakkını kullanmayı kolaylaştırabilir. İlam icra edilirken bir uzmanın eşlik etmesi gerekecektir. Takip borçlusunun direnmesi halinde güç versin kullanılması mümkündür. Fakat çocuk üzerinde kuvvet kullanılamaz. Çocuğun baskı altında kalmaksızın kişisel ilişkiyi istememesi durumunda icra memuru uzman görüşü uyarınca işlem yapmalıdır. Ayrıca belirtelim ki çocuğu göstermeyen tarafa altı aya kadar disiplin hapsi uygulanabilir.

Kural olarak mahkeme hükümleri kesinleşmeden icraya konulabilirken, aile hukukuna ilişkin bir husus olduğundan dolayı kişisel ilişki tesisine ilişkin bir hükmün mahkeme kararı kesinleşmeden icraya konulması mümkün değildir. Boşanma davası devam ederken önlem olarak verilen geçici velayet ve kişisel ilişki kurulması kararlarına ilişkinse İİK m. 25 ve 25/a hükümlerinin uygulama bulmayacağı zira bunların ilam değil tedbir niteliğinde oldukları kabul edilir. Hatta bu ara kararların takip talebinde bulunmaksızın dahi icra edilebileceği görüşü vardır. Buna rağmen ilamlı icra yolu kullanılırsa takip borçlusu anne ya da baba şikayet hakkını kullanabilir.

İcra masraflarına kimin katlanması gerektiği hususunda Yargıtay’ın istikrarlı bir görüşü yoktur. Fakat genel olarak takip borçlusu engel olmadıkça alacaklının katlanması gerektiği görüşündedir. Bu tutum doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir. Zira borçlu engel olacağını gösterecek davranışlar sergilemedikçe alacaklılar takibe başvurmamaktadır. Hatta takipten önce kişisel ilişkiye engel olan velayet sahipleri takip sırasında engelleyici davranışlarda bulunmadıklarından masraflara yine alacaklı taraf katlanmaktadır.

Kişisel İlişkinin Engellenmesi Nedeniyle Velayetin Değiştirilmesi

“… Dosya kapsamındaki delillerden ve davalı-davacı erkeğin 5 kez müşterek çocuk ile kişisel ilişki tesisi için icraya başvurduğu, icra kanalıyla kadının ailesiyle birlikte yaşadığı konuta gelindiğinde çocuğun orada bulunmadığı gerekçesiyle kişisel ilişki tesis edilemediği, ancak dosya içerisinde bulunan sosyal ekonomik durum araştırmasında ve sosyal inceleme raporunda kadının ailesinin yanında oturduğunun belirlendiği, kadın tarafından yeni bir adres bildirilmediği anlaşılmaktadır. Bu suretle annenin baba ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek geçici velayet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Çocuğun baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve deliller de bulunmamaktadır. O halde müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır…” Y. 2. HD., 2016/17842 E., 2016/13832 K.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasında İcra Masrafları

“…çocuğun diğer tarafla olan ilişkisini sağlamak için icra dairesine getirilmesi veya alacaklı olan ve talepte bulunan tarafın ikametgahında teslim edilmesi düşünülemez. Zira bu düşünce tarzı, çocuğun yararına ve herşeyden evvel korunması gereken sıhhi durumuna da uygun düşmeyecektir. Bu durumda istek sahibi anne veya baba, çocuğun bulunduğu yere gitmek ve oradan çocuğu teslim almak ve yine aynı şekilde ve yerde teslim etmek yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle istek sahibi çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yaptığı giderleri de üstlenmek zorundadır ve diğer taraftan isteyemez. Meğer ki, teslim işlemine diğer diğer tarafın yani çocuğun elinde bulunduğu anne veya babanın mani olduğu iddia ve ispat edilmiş olsun.
Somut olayda, müşterek çocuk ile anne arasında ilamda belirtilen günlerde şahsi münasebet tesisi sağlamak amacıyla borçlu babaya örnek 3 icra emri tebliğ olunmuş, 13.11.2015 ve devam eden aylarda da çocuk icra marifetiyle anneye teslim edilmiştir. 02.02.2016 tarihinde de icra müdürlüğü tarafından, çocuk teslimine ilişkin yapılan masrafların borçludan alınması için muhtıra gönderilmiş ise de, istek sahibi anne çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yaptığı giderleri de üstlenmek zorundadır…” Y. 12. HD., 2018/6638 E., 2019/6243 K.

“…Bu nedenle istek sahibi çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yaptığı giderleri de üstlenmek zorundadır ve diğer taraftan isteyemez. Meğer ki, teslim işlemine diğer diğer tarafın yani çocuğun elinde bulunduğu anne veya babanın mani  olduğu iddia ve ispat edilmiş olsun; 

Somut olayda, müşterek çocuk ile baba arasında ilamda belirtilen günlerde şahsi münasebet tesisi sağlamak amacıyla anneye 3 örnek icra emri tebliğ olunmuş, 12.02.2011 ve devam eden aylarda da çocuk icra marifetiyle babaya teslim edilmiştir. 07.06.2011 tarihinde şikayet eden icra dairesine başvurarak, ilam hükmüne rağmen eşinin, çocuğu kendisine teslim etmeyerek icra takibine sebebiyet verdiğinden yapılan masrafların eşinden alınması için muhtıra çıkartılmasını talep etmiş,  icra müdürlüğünce 14.06.2011 tarihinde bu talep, annenin teslimde herhangi bir zorluk çıkarmadığından bahisle reddedilmiştir. Borçlunun çocuk tesliminde bir engeli bulunduğu ispat edilmeden şahsi münasebet tesisi ile ilgili yapılan giderler borçludan istenemez…” Y. 12. HD., 2011/25080 E., 2012/9796 K.

Çocuk Teslimine Muhalefetten Verilen Tazyik Hapsine Karşı Temyize Başvurulamaması

“… Sanığın üzerine atılı bulunan “çocuk teslimi emrine muhalefet” eylemi, 2004 sayılı İİK’nın 5358 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile değişik 341. maddesi uyarınca tazyik hapsi cezası ile yaptırım altına alınmış olup, aynı Kanun’un 353. maddesinin birinci fıkrasına göre yaptırımı disiplin veya tazyik hapsi olan suçlardan dolayı verilen kararlar itiraz yasa yoluna tabi bulunduğundan, kararın temyizinin mümkün bulunmadığı ve itiraz merciince yapılan inceleme sonucu verilen kararın da kesin nitelikte olduğu gözetilerek, itiraz edenin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden…” Y. 12. HD. 2019/1979 E., 2019/4735 K.

Pedagogun Kişisel İlişki Kurulmasını Uygun Bulmaması

“…Somut olayda çocuk teslimi sırasında icra müdürlüğünce pedagog hazır edilmiş, ancak pedagogun, babayı bu halde görmelerinin çocukları ruhsal olarak olumsuz yönde etkileyeceğini beyan etmesi, ayrıca çocukların da istememesi nedeni ile ilamın gereği yerine getirilmemiştir.
Takip dayanağı ilamda, mahkemece babanın tutukluluk hali dikkate alınarak kişisel ilişki tesis edilmiştir. Bir mahkeme ilamı ancak başka bir ilamla ortadan kaldırılır. İcra müdürlüğü, mahkeme ilamını yorumlayıp aksi uygulamalar yapamaz. İcra müdürlüğünce yapılacak iş, uzman yardımı ile ilamın yerine getirilmesidir. Bu nedenle, şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi doğru bulunmamıştır…” Y. 12. HD., 2008/27649 E., 2009/7955 K.

error: Content is protected !!
Av. Oğuzhan Yazıcı - Maltepe/İSTANBUL