Davalının Adresinin Bilinmemesi Durumunda Adres Araştırması – İçtihat

Dava kat malikleri kurulu kararı iptali ve ödenen aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacının dava dilekçesinde davalıların bildiği adreslerini eklemiş olduğu mahkemece bir kısım davalıların adreslerinde bulunmadığı ve yeni adreslerinin bildirilmesi için davacıya 19/06/2015 tarihinde muhtıra çıkarak bir ay içerisinde yeni adreslerinin bildirilmesinin istendiği davacı tarafça 01/07/2015 tarihinde dilekçe verilerek davalıların TC. kimlik numaraları ile birlikte bir kısım adres bildirdiği ancak mahkemece verilen süreye rağmen usuli eksikliğin tamamlanmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Dergisi, Ocak-Nisan 2015, Cilt 41, Sayı 1-2, Sayfa 235 ve devamında yayınlanan…imzalı, ”Dava Dilekçesinde Davalının Adres Bilgisi” konulu makalede;
Davacı taraf, davalının adresini bilmiyorsa; dava dilekçesine yazamaz. Bazen de gönderilen tebligatın iade olması neticesinde, davacının dava dilekçesinde bildirdiği adresin davalının geçerli adresi olmadığı anlaşılır. Kişisel verilerin gizliliği kuralından mütevellit davacı, davalının adresini ilgili mercilerden bizzat araştıramaz; örneğin, nüfus müdürlüğünden adres bilgisini elde edemez; emniyet birimlerinden adres araştırması isteyemez” Hal böyle iken, ”mahkemece davalının adresinin araştırılması zorunlu değildir.” yaklaşımı yanlıştır.
Davanın açılması sırasında, davalının adresinin gösterilmesinin mutlak zorunluluk olarak aranması, adalete erişimi engelleyebilir. Davalı adresinin gösterilmesi HUMK uygulamasında olduğu gibi, HMK bakımından da zorunlu içeriğe dâhil olarak yorumlanmamalıdır. Aksi durumun kabulü, davacıya dilekçesinde yanlış veya uydurma bir adres göstermesi yolunu açacaktır.
Kuru/Arslan/Yılmaz’ın görüşü de: ”… Davalının adresi bilinmiyor (meçhul) ise, davacı dava dilekçesine davalının adresini yazamaz. Bu halde, dava dilekçesi davalıya ilanen tebligat yolu ile tebliğ edilir. (Teb.K.m.28-30;Teb.Tüz.m.46-50)” şeklindedir.
Davalı adresinin bilinmemesi durumunda, MERNİS adresine tebligat yapılır. MERNİS adresinin de bulunmaması halinde; mahkemece ilgili yerlerden sorularak (örneğin, emniyet birimlerinden adres araştırması istenmesi, davalının ilgisi olabilecek kurumlardan adres sorulması, cep telefonu operatörlerinden sorulması vs.), adres araştırması yapılmalı; son çare olarak; ilanen tebliğ yoluna başvurulmalıdır.” hususlarına yer verilmiştir.
Aynı makalede geçen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.12.2013 tarih ve 5492 Esas- 21835 Karar sayılı ilamında, ”Mahkemece, davacı tarafın verilen kesin süreye rağmen, davalıların adreslerini bildirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de verilen sonuç 6100 sayılı HMK’nın 119. maddesi ile getirilen düzenlemeye uygun değildir… Davacı, davalının adresini dava dilekçesinde bildirmediği için kendisine verilen bir haftalık süre içerisinde de davalının adresini bulamadığı takdirde, dava açılmamış sayılmaz. Bu durumda mahkemece yapılan araştırmadan sonra gerekirse ilan yoluyla dava dilekçesinin tebliği gerekir. Bunun gibi tarafın gösterdiği adreste davalının bulunamaması halinde mahkemece davalının açık adresinin araştırılması gerekmektedir. (…, …./…ay, …/…, …, Medeni Usul Hukuk, 14.Baskı, s.503 vd)” açıklamalarına yer verilmiş ve mahkemece davalıların adres ve kimlik araştırmasının yapılarak adreslerinin tespit edilmesi, ancak adreslerinin tespit edilememesi halinde ise, 6099 sayılı Kanun ile değiştirilen 7201 sayılı 21, 28 ve 35. maddeleri dikkate alınarak taraf teşkilinin sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, gerekli araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilmiştir.
Somut olayda davacının kat malikleri kurulu toplantısının iptali ile aidat ödemelerinin iadesini istemiş olduğu, karar iptallerinin yönetici aleyhine de açılabileceği ve dava dilekçesinde yöneticinin … olduğunun bildirilmesi karşısında zaten davacının bu talebi açısından ilgili davalıya tebligat yapılmış taraf teşkili sağlanmıştır, diğer talebine yönelik olarak ise davacının 01/07/2015 tarihli dilekçesi ile davalıların TC. kimlik numaralarını bildirmiş olduğundan mahkemece usul ekonomisi gözetilerek, davacı tarafın dava dilekçesinde, davalının adresini göstermiş olması ve dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurun dilekçede belirtilmiş olduğu gözönüne alınarak; davalının tebligata yarar açık adresinin mahkemece araştırılması, davalıların tespit edilen adresine tebligat yapılması ve sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Y. 20. HD., 2018/4537 E., 2019/2383 K.

Somut olayda, davacı tarafça, davalı alacaklıların ismi, adresi ve avukatlarının isminin bulunduğu sıra cetvelinin düzenlendiği, icra dosyasının numarası belirtilerek dava açılmıştır. Mahkemece, sıra cetveline konu icra dosyasının getirilmesi halinde, davalılar ile ilgili HMK’nın 119/1-b maddesinde aranan ad, soyad ve adres bilgilerine ulaşılabilmesi mümkündür. Öte yandan dava, alacak davası niteliğinde de olmayıp, mahkemenin kabulüne göre İİK’nın 142/1. maddesindeki sıra cetveline itiraza ilişkin olduğuna göre, davacı vekilince alacak miktarının gösterilmesine de gerek bulunmadığından mahkemenin, davacı vekilinin alacak miktarını açıklamadığı yönündeki gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.

Y. 23. HD., 2015/5065 E., 2015/6407 K.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!