Davanın Konusuz Kalması Halinde Vekalet Ücreti

Öninceleme Tutanağı Düzenlenmeden Önce Kabul, Sulh, Konusuz Kalma Söz Konusu Olursa Tarifedeki Ücretin Yarısına Hükmedileceği

“…Karar tarihine göre uygulanması gereken 30.12.2017 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde; tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla 7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9’uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12’nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği (13/1), ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği (13/2) düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı tarifede; anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunacağı (6/1) düzenlemesi de mevcuttur.
Somut olayda; davalı tarafça takip konusu alacak 23.03.2016 tarihinde ödenmiş olup takibe konu borç icra takibinden sonra ve ön inceleme duruşması yapılmadan ödenmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesi gereğince hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır…” Y. 15. HD., 2018/5743 E., 2019/2966 K.

Haksız Yere Açılan Dava Konusuz Kalsa Bile Tam Vekalet Ücretine Hükmolunağı

“Mahkeme gerekçeli kararında; dava tarihinin 01/09/2003 tarihi olması gerekirken, 02/04/2014 tarihi olarak yazılması ve kredi kullanıcısı adının … yerine … olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmekle bozma sebebi yapılmamıştır.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalı …’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı …’ın diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kurum zararı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka vekili; banka çalışanı olan davalıların sorumlu olduğu dönemde kullandırılan tarımsal kredilerin, asıl borçluları tarafından ödenmemesi üzerine bankanın zarara uğradığını, yapılan soruşturma neticesinde oluşan zarardan sorumlu oldukları tespit edilen davalılar hakkında icra takibine başlandığını, ödeme emrine karşı itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın kaldırılması istemlerinin icra tetkik mercii hakimliğince reddedildiğini ve karşı taraf yararına icra inkâr tazminatına hükmedildiğini belirterek, banka aleyhine hükmolunan icra inkâr tazminatının kaldırılması ve davaya konu kredi borcu nedeniyle oluşan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı … vekili; müvekkilinin kanuni sorumluluğu için gerekli şartların oluşmadığını, asıl borçlu hakkında başlatılan takipte aciz vesikası alındığı takdirde davalıya başvurulabileceğini, kredilerin mevzuata uygun olarak ve üst yöneticilerin bilgisi dahilinde kullandırıldığını, usulsüz bir işlem yaptığı ispat edilirse ancak o zaman mâlen sorumlu olacağını, davanın disiplin kurulu kararına aykırı olduğunu, şartları oluşmayan davanın usul ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … vekili; usulsüz olarak verildiği iddia edilen kredi işlemlerinin davacı bankanın merkez şubesinin yetkisinde olduğunu, … merkez şubesi adına işlem yapıldığını, davanın disiplin kurulu kararına aykırı olduğunu, dava değeri ile verilen kredi arasında hiçbir bağlantı olmadığını, icra inkâr tazminatının bu dava ile ilgisi olmadığını, alacağın asıl borçludan tahsiline dair bir işlem yapılmadığı gibi genel müdürlük talimatıyla, başlatılan takiplerinde sık sık durdurulduğunu, müvekkiline atfedilebilir bir kusur bulunmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı …; kredilerin kullandırıldığı dönemde davacı bankada müdür yardımcısı olduğunu, tarımsal ve zirai krediler bölümüyle bir alakası olmadığını, ayrıca çiftçilere verilen kredilerde hiçbir usulsüzlük bulunmadığını, asıl işlemleri şube müdürünün yaptığını kendisinin sadece tekemmül edici imzayı attığını, verilen kredide aktif bir rolünün bulunmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu takip dosyasındaki borcun yargılama sırasında asıl kredi borçlusu tarafından ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve davalı … yönünden 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderlerini düzenleyen 331. maddesinde davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceği düzenlenmiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücreti düzenleyen 6. maddesinde ise anlaşmazlığın davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilmesi halinde Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunacağı düzenlenmiştir.
Somut davada; talebe konu alacak asıl kredi borçlusu tarafından yargılama sırasında ödenmekle dava konusuz kalmış olup, dosyadaki bilgi ve belgelerden söz konusu kredinin … merkez şubesinin onay ve bilgisi dahilinde verildiği, davalıların kredi verme işleminde herhangi bir usulsüzlük yapmadıkları, genel müdürlük ve merkez şubenin de esasen çiftçinin korunması saikiyle işlemler tesis ettiği, hatta zaman zaman asıl borçlulara karşı başlatılan icra takiplerinin durdurulmasına, çiftçilerin zor durumda bırakılmamasına dair genelgeler yayınlandığı anlaşılmıştır. Şu halde; davanın açılmasına davalılar sebebiyet vermediğinden ve dava tarihi itibirayle davacı haksız olduğundan asıl borcun yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereği Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin tamamına hükmolunması gerekir.
Bu yön gözetilmeden yerel mahkemece, bu düzenlemeye aykırı olarak davalı … yararına nispi 12.838,71 TL vekalet ücreti yerine, maktu 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.” Y. 4. HD., 2016/15576 E., 2019/4122 K.

error: Content is protected !!