Disiplin Kurulu Kararıyla Meslekten İhraç Edilenlerin Dava Hakları

Kamusal hizmetin özel olarak gerektirdiği bazı yükümlülüklerin ihlal edilmesi, ihlali gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilmesini gerektirebilir. Bu özel yükümlülükleri ihlal eden fiiller disiplin suçu olarak tanımlanmaktadır. Bunların önceden kanunla belirlenmiş olması zorunludur. Zira idari bir işlemle disiplin suçu veya cezası yaratılamaz. Verilecek disiplin cezalarına uyarma, kınama, maaştan kesinti yapma, kademe ilerlemesinin durdurulması gibi yaptırımları örnek olarak gösterebiliriz. Bu verdiğimiz örnekler 657 Sayılı Kanuna tabi olan memurlar için geçerlidir. Fakat bilindiği üzere 657’ye tabi olmayan kamu görevlileri de vardır. Örneğin subayların ve astsubayların kendilerine özgü disiplin düzenlemeleri vardır. Bu düzenlemelerde disiplin suçu oluşturan eylemler ve verilecek cezalar 657 Sayılı Kanundan farklılık göstermektedir. Mesela askerler için disiplin hükümlerinin düzenlendiği 6413 Sayılı Kanunda hizmet yerini terketmeme ve oda hapsi gibi kendine has yaptırımlar da yer alır. Disiplin suçlarının tekrarlanması veya ağır bir disiplin suçunun işlenmesi halindeyse meslekten ihraç edilme söz konusu olabilir.

Disiplin Cezaları Ölçülü Olarak Verilmelidir

Ölçülülük ilkesi ihlal ile yaptırım arasında bulunması gereken dengeyi ifade etmektedir. Disiplin hukukunda verilecek cezaların her ne kadar eylemlerle ölçülü olması esas olsa da açıkça adil olmayan uygulamalara da rastlanılmaktadır. Eşcinsel olmaları nedeniyle kamu hizmetinden çıkartılanlar bu durumun en bariz örneğidir.

Meslekten İhraç Edilecek Kişinin Savunması Alınmalıdır

Disiplin yargılamasının öznesi olan kamu görevlisi kendini savunmak zorunda olmasa da idarenin onun savunmasını isteme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir hak olan savunmayı yapmamak otomatik olarak kişinin suçlu olduğunu göstermemektedir. Aleyhine yeterince delil bulunmayan memur (ya da 657’ye tabi olmayan diğer bir kamu görevlisi) savunma yapmamış olsa bile meslekten ihraç edilmemelidir.

Savunma için verilecek süre kişinin tabi bulunduğu kanunda belirtilir. Örneğin 657 Sayılı Kanunda bu süre en az yedi gündür. Ayrıca somut durum değerlendirilerek kişiye daha uzun bir savunma süresi verilebilir.

Şüpheden Yararlanma İlkesi

Ceza hukukundaki şüpheden sanık yararlanır ilkesi disiplin hukukunda da geçerlidir. Dolayısıyla disiplin suçunu oluşturan eylemi işlediği kesin olarak saptanamayan kişinin meslekten çıkarılması hukuka aykırılık oluşturur. Fakat Danıştay’ın ceza mahkemeleri tarafından delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararlarının tam bir aklama olmaması sebebiyle sanık memura disiplin cezası verilmesinin hukuka aykırı olmadığı yönünde kararları da bulunmaktadır.

Meslekten Çıkarmaya Karar Verecek Olan Makam

Meslekten ihraç kararının kimler tarafından verileceği kamu görevlisinin tabi olduğu kanunda düzenlenir. Örneğin 657 Sayılı Kanuna tabi memurların meslekten çıkarılmaları yönündeki kararları memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu karar verir. Disiplin amirinin tek başına bu kararı vermesi mümkün değildir.

Yüksek Disiplin Kuruluna Sevkedilen Dosya Hakkında Karar Verilmesi Ne Kadar Sürer?

Kanunda disiplin yaptırımının konusuna göre karar verme süreleri de düzenlenmiştir. Örneğin aylıktan kesme cezasına sebep olan bir fiili işlediği düşünülen memurla ilgili soruşturmanın bitmesini izleyen on beş gün içinde karar verilmesi gerekir. Meslekten çıkarma cezasının verilmesi ihtimali varsa, soruşturması sona eren dosya yüksek disiplin kuruluna teslim edildikten sonra altı ay içinde bu dosya hakkında karar verilmesi gerekir. Ancak belirtelim ki bu süre 657’ye tabi olan memurlar içindir. Diğer kamu görevlileri için farklı süreler öngörülebilir.

Meslekten İhraca Karşı İtiraz Yolu

Disiplin cezalarına karşı idare içinde itiraz yolu çoğunlukla mümkün olsa da bu her yaptırım için mümkün değildir. Örneğin 657’ye tabi memurlar uyarma, kınama gibi cezalara karşı disiplin kuruluna itiraz edebilirken, meslekten çıkarma yaptırımı için böyle bir itiraz yolu öngörülmemiştir. Dolayısıyla bu kişilerin idari yargı yoluna başvurmaları gerekir.

Meslekten İhraç Kararına Karşı İdare Mahkemesine Başvuru

Meslekten ihraç, tıpkı diğer disiplin cezaları gibi sonuçta bir idari işlemdir. Dolayısıyla idari işlemin ögelerinde hukuka aykırılık bulunması durumunda idari yargı yoluna başvurmak mümkündür. Ayrıca Anayasa m. 129’da da belirtildiği üzere “Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.

Davayı açarken hasımın yanlış gösterilmesi halinde hasım düzeltme kararı verilir. Fakat gerçek kişi hasım olarak gösterilmişse bu karar verilemez.

Açılacak Davanın Türü Nedir?

Bilindiği üzere idari davalar iptal davaları ve tam yargı davaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Meslekten ihraca karşı açılacak davanın iptal davası niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. İptal davasını açan kişi hukuka aykırılık dışında bir gerekçeye dayanamaz. Örneğin meslekten çıkarma kararı nedeniyle kamu hizmetlerinin yürütülmesinde verimin azalması gibi bir neden öne sürülemez. Zira idari yargıda yerindelik denetimi yapılamaz; yalnızca hukuka uygunluk denetimi yapılabilir.

Meslekten Çıkarılanın Dava Açmak İçin Ne Kadar Süresi Vardır?

İdari yargıda genel olarak otuz gün ve altmış gün olmak üzere iki farklı dava açma süresi vardır. Elbette özel kanunlarda ayrık durumlar da mevcuttur. Meslekten çıkarılan kişinin dava açma süresi ise altmış gündür. Bu süre yazılı bildirimin yapılmasıyla başlar. Eğer kişiye tebligat yapılması mümkün değilse ilanen duyurulur.


İlgili İçtihatlar

Beraat Kararının Meslekten Çıkarılma Kararını Ortadan Kaldırmayacağı

“… davanın, beraat kararının meslekten çıkarma cezasını ortadan kaldırmayacağı ve davacının bu ceza nedeniyle mesleğine dönme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle reddi gerekirken, davacının talebinin açıktan atama istemi gibi ele alınıp açıktan atama konusunda idarenin taktir hakkı bulunduğundan ve idarenin gerek işleminde gerekse savunmasında yer almayan davacının durumunun açıktan atama koşulları içerisinde değerlendilip, taktir hakkının1 olumsuz olarak kullanıldığından bahisle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiş ise de, karar sonuç itibariyle yerindedir…” Danıştay 12. D., E. 2005/6776 K. 2007/6383

Meslekten Çıkarma Kararına Dayanak Olan Olguların Şüphe Bırakmayacak Şekilde Ortaya Konulması

“…Disiplin hukuku uyarınca ilgilere isnat edilen fiilerinin sübut bulmuş kabul edilmesi için ceza verilmesinin gerekçelerinin şüphe bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekmektedir.

Uyuşmazlıkta, davacıya isnat edilen “yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” fiili kapsamında değerlendirilen, masaj salonu çalışanı S.G. ile ilişki kurmak üzere telefonlaştığı ve göreve ilişkin bilgileri kendisine verdiği şeklindeki fiilin şüpheden uzak ve somut olarak ortaya konulamadığı, işlemin gerekçesi olarak gösterilen telefon görüşmelerinin davacının gıyabında 3. kişiler tarafından gerçekleştirildiği, görüşmenin içeriğinden işlemin sebebi olarak gösterilen fiile ilişkin bir belirleme yapmanın mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davayı reddeden idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir…” Danıştay 12. D., E. 2005/6776 K. 2007/6383

Disiplin Yaptırımları ile Suça Karşılık Verilen Cezalar Arasındaki Fark

“…disiplin cezaları ile suçlar için konulan cezalar arasında köklü ayrımlar vardır.

Bu ayrımların başında; disiplini bozan eylem ya da işlemlerin her zaman Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmemesi gelir

Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8. maddesinin 22. bendinde yer alan “kaçakçılarla ilişki kurmak” fiilini işlediğinin sabit olduğu görüldüğünden, ceza mahkemesi kararına yollama yapılarak davacıya atfedilen eylemin yeterli ve inandırıcı somut delillerle ortaya koyacak nitelikte soruşturma yapılmadan disiplin cezası verilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir…” Danıştay 12. Dairesi, E. 2010/64, K. 2011/474

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!