Etkin Pişmanlık İçin Mağdurun Zararını Giderenin Beraat Etmesi

Etkin pişmanlık hükümleri Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen birçok suçta karşımıza çıkmaktadır. Malvarlığına karşı işlenen suçlarda da, mağdurun gördüğü zararı tazmin eden ya da suç konusu eşyayı iade eden şüpheli veya sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri kullanılarak cezasında indirime gidilmektedir. Fakat kendisine suç isnat edilmek istenen kişiler masum olduklarında bile, yargılamanın sonucundan emin olamadığından indirim hükümlerinden faydalanmak için mağdurun zararını gidermektedir. Peki mağdurun zararını gideren sanık suçu kesinlikle ikrar etmiş sayılır mı? Bu soruya olumsuz cevap verilmektedir. Dolayısıyla zararı gideren kişinin illaki suçu işlemiş olduğu kabul edilmeyeceğinden beraat etmesi pekala mümkündür.

Etkin pişmanlığın mümkün olduğu malvarlığına karşı suçlarda genel olarak, kovuşturma başlamadan önce pişmanlığın gösterilmesi halinde ceza üçte ikisine kadar indirilecektir. Kovuşturma ve hüküm arasındaki dönemde tazminin gerçekleşmesi durumunda yarıya kadar indirim yapılacaktır. Bu suçlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Hırsızlık,
  • Mala zarar verme,
  • Güveni kötüye kullanma,
  • Dolandırıcılık,
  • Hileli iflas,
  • Taksirli iflas,

Yağma ve karşılıksız yararlanma suçlarında ise istisnai hükümler söz konusudur. Şöyle ki, yağma suçunda kovuşturma başlamadan önce tazmin veya iade yapılmışsa yarıya kadar indirim yapılırken, hükümle kovuşturma başlangıcı arasındaki dönemde gösterilen pişmanlık için üçte bire kadar indirim yapılır. Karşılıksız yararlanma suçunda ise soruşturma başlamadan önce gösterilen pişmanlık varsa hiçbir ceza verilmezken, hüküm verilinceye kadar zarar giderilirse üçte birine kadar indirim yapılacaktır.

Peki beraat eden ya da hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen şüpheli veya sanık, etkin pişmanlıktan faydalanmak için verdiği parayı geri alabilecek midir? Bu sorunun cevabı kesin olmamakla birlikte mümkün olduğu söylenebilir. Bilinmesi gereken ilk husus, hukuk hakiminin, ceza hakiminin verdiği kararla bağlı olmadığı hususudur.

Bilindiği üzere, ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu’nun 74.maddesinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesine göre; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”

Y. 3. HD., 2018/7640 E.,2019/168 K.

Fakat maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 10.01.975 gün ve 1971/406 E., 1975/1 K.; HGK, 23.01.1985 gün ve 1983/10-372 E., 1985/21 K. sayılı ilamları). Dolayısıyla somut olayın şartlarına göre değerlendirme yapmak gerekecektir. Örneğin, çalındığı söylenen para, kovuşturma aşamasında sanık tarafından tazmin edilmiş ve daha sonra dava beraatle sonuçlanmışsa bu paranın geri alınması mümkündür. Fakat dolandırıcılıktan yargılanan bir sanığın davasında, dava konusu olayın bir hukuki ilişkiden ibaret olduğu tespit edildiği için beraat kararı verilmişse, aklanan sanığın etkin pişmanlık için verdiği miktarı geri alamayacağı kanaatindeyiz. Zira burada sebepsiz zenginleşmeden bahsetmek güçtür.

error: Content is protected !!