Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi), Amacı ve Hükümleri

Evlilik Sözleşmesinin Amacı

Bu yazımızda halk arasında evlilik sözleşmesi adıyla da bilinen mal rejimi sözleşmeleri üzerinde durduk. Her ne kadar evlenecek ve halihazırda evli olan çiftler arasında bu konunun açılması bazı kişilerde güven sorunu olduğu izlenimini uyandırsa da, açık görüşlülükle bakılırsa mal rejimi sözleşmesi aslında her iki tarafın da birbirlerine olan güvenini pekiştirebilecek bir kurumdur.

Öncelikle bilinmelidir ki mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara ilişkin düzenlemeler getirilmekte, mal ayrılığı rejimi seçilmiş olsa dahi boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan eşe kural olarak yardım yükümlülüğü (nafakalar) devam etmektedir. Dolayısıyla bu akitlerin eşlerden birini yoksulluğa düşürme maksadıyla yapıldığı düşüncesini yanlış bulmaktayız. Uygulamada da bu tip sözleşmelerin genellikle evlilik birliğine yapılan katkılara oranla tasfiyenin gerçekleşmesi amacıyla yapıldığı görülür. Yanlış anlaşılmaması açısından belirtelim ki yalnızca ev işlerine bakan ve/veya çocuklarla ilgilendiği için çalışamayan eşin evliliğe katkısı olmadığı da söylenemez. Bu kişinin eşinin evlilik süresince edindiği mallardan tasfiye zamanı gelince pay alamayacağı şekilde düzenleme yapılması onun için kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle mal ayrılığı rejimine geçmektense edinilmiş mallara katılma rejimindeki artık değere katılma oranlarının değiştirilmesini önerebiliriz (elbette somut durum mal ayrılığına ya da bir başka rejime daha uygun da olabilir).

Bazen de evlilik birliğinin ölümle sona ermesi nedeniyle sağ kalan eş yoksulluğa düşme riski altında kalacaktır. Bu durumda sağ kalanın nafaka isteyebileceği kimse olmadığından bazı mali güvencelere ihtiyacı olabilir. Zira kanun koyucunun aksi düzenlenmedikçe uyguladığı artık değere %50 oranında katılma kuralı yeterli olmayabilir ya da nafakaya güvenilerek daha az katılma payına sahip olması kararlaştırılan eşin bu güvencesi boşa çıkabilir.

Mal rejiminin tasfiyesine yönelik davaların seneler sürebildiği de göz önüne alınınca, boşanan çiftlerin çoğunlukla bu konuda daha önce bir sözleşme yapmamış olmaları nedeniyle pişmanlık yaşadığı anlaşılacaktır. Biz, eşlerin evlilik birliğinin gerektirdiği samimiyete uygun ölçüde paylaşımı sağlayan ve diğer aynı zamanda da eşlerin bireyselliklerini muhafaza edecek bir mal rejiminin kararlaştırılmasını önermekteyiz. Bu hedefinse salt yasal mal rejimiyle sağlanamayacağı kanaatinde olduğumuzdan evlilik sözleşmelerinin yaygınlaşması taraftarıyız. Zira farklı şartlar farklı rejimleri adil kılacaktır. Bu gereksinime uygun olarak, sözleşmelerde geleceğe ilişkin kesin tarihler belirtmeden dahi istenilen şartların doğumu halinde uygulanacak kurucu ve bozucu kurallar düzenlenebilmektedir.

Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma

Bilindiği üzere kanunda edinilmiş mallara katılma rejiminin yanında mal ayrılığı, mal ortaklığı ve paylaşmalı mal ayrılığı rejimleri de düzenlenmiştir. Aksi kabul edilmedikçe uygulama bulan kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi, tasfiye sürecine kadar mal ayrılığı rejimine yakın sonuçlar doğuran ancak tasfiye sırasında evlilik birliği sürecinde emek karşılığı kazanılan malların eşler arasında paylaştırılmasını öngören yasal mal rejimidir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktara (artık değer) diğer eşin yarı oranında katılması öngörülmüştür. Örneğin evlilik sürerken kendi çalışmalarıyla biriktirdiği parayla bir ev ya da iş yeri alan erkeğin edinilmiş mallarından kalan artık değeri bu taşınmazdan ibaretse, bu taşınmazın değerinin yarısı oranında kadının katılma alacağı hakkı vardır. Aynı şekilde bu evlilikte kadın da çalışarak biriktirdiği parayla bir araba almışsa, bu arabanın tespit edilen değerinin yarısı tutarında erkeğin katılma alacağı hakkı doğacaktır. Tarafların bir sözleşme yaparak rejim değişikliğine gitmeden katılma oranlarını değiştirebilmeleri mümkündür.

Evlilik Sözleşmesinde Ehliyet Sorunu

Temyiz kudretine sahip olmayanların mal rejimiyle ilgili bir sözleşme yapması mümkün değildir. Sınırlı ehliyetsizlerin, yani küçükler ve kısıtlıların ise bu sözleşmeyi tek başlarına yapabilmesi mümkün değildir. Bu kişiler ancak yasal temsilcilerinin de rızasının alınması durumunda evlilik sözleşmesi yapabileceklerdir.

İlgili hükümde “küçükler”in yasal temsilcinin rızasına ihtiyaç duyduğu belirtilmiş fakat 18 yaşını doldurma şartı aranmamıştır. Dolayısıyla 18 yaşını doldurmadan önce evlenen kişinin hakkında kısıtlama kararı da yoksa, evlilik tarihiyle 18 yaşını doldurduğu tarih arasındaki dönemde tek başına mal rejimiyle ilgili sözleşme yapma imkanı vardır. Evlenmeden önce yapılan evlilik sözleşmelerinin ise kural olarak 18 yaşından küçükler tarafından tek başlarına yapılması olasılığı yoktur. Bu kuralın istisnası ise kaza-i rüşt yoluyla küçüğün erginliğe erişmesidir. Fakat belirtelim ki kaza-i rüştün gerçekleşmesi için küçüğün kendi isteğinin yanında velisinin rızası da aranır; vesayet altındaki küçükler içinse vasinin görüşü alındktan sonra vesayet dairesinin izni gerekecektir.

Evlilik Sözleşmesinin Yapılma Şekli

Evlendikten sonra sadece noterde onaylama veya düzenleme şeklinde mal rejimi sözleşmesi yapılabilirken, taraflar evlenmeden önce ayrıca evlendirme memuruna da yazılı olarak seçtikleri mal rejimini bildirilebilir. Ancak evlendirme memurundan noter gibi sözleşmenin hukuka uygunluğunu denetlemesi beklenemeyeceğinden, taraflar sadece hangi mal rejimini seçtiklerini bildirmekle yetinebilirler.

Evlilik Sözleşmelerinde Akit Serbestisi (Sözleşme Özgürlüğü)

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle ancak kanunda öngörülen mal rejimlerinden birisini seçebilir ve ilgili mal rejiminde kanun koyucunun koyduğu sınırlar içinde düzenlemeler yapabilirler. Bu doğrultuda eşler şu hususlarda akit serbestisine sahiptir:

  • Kanunda sınırlı olarak sayılan edinilmiş mal kalemlerinin kişisel mallara dahil olabileceğini kararlaştırabilirler.
  • Değer artışından alınacak pay ve faiz üzerinde değişiklik yapılabilir.
  • Eşlerin tasfiye sırasında birbirlerine olan borçları konusunda düzenleme yapılabilir.
  • Artık değerlere katılma payı üzerinde değişiklik yapılabilir.
  • Eşlere paylı mülkiyet konusu maldaki kendi payları üzerinde tek başına tasarruf yapabilme yetkisi verilip verilemeyeceği hususunda değişiklik yapılabilir.
  • Mal rejiminin ölümle sona ermesi ihtimalinde aile konutu üzerinde sağ kalan eşin talep edebileceği hak konusunda düzenleme yapılabilir.

Mal rejimi Sözleşmesinde Mirasa İlişkin Düzenleme

Eşler arasında yapılan bu sözleşmede aslında doğrudan mirasa ilişkin bir hüküm yer almaz. Fakat artık değere katılma oranına ilişkin konulacak kurallar, tarafların ortak olmayan çocukları hariç olmak üzere saklı paya sahip mirasçıların bile terekeye yönelik taleplerinin önüne geçme potansiyeline sahiptir. Bu açıdan doktrinde çokça eleştirilmektedir.

error: Content is protected !!