Gaiplik Davası ve Gaiplik Kararının Sonuçları

Gaiplik, kayıp kişiler hakkında uygulanan olan bir hukuki kurumdur. Özellikle evliliğe ve mirasa ilişkin önemli sonuçları vardır. Bu yazıda gaiplik davası, ölüm karinesinden farkı ve gaiplik kararının mirasçılığa ve evliliğe olan etkisi üzerinde durulmuştur.

1. Gaiplik ve Ölüm Karinesi Farkı

Gaiplik kararı, ölümü hakkında kuvvetli olasılık bulunan kişi hakkında verilmektedir. Ancak kuvvetli olasılık ile kesin gözle bakmanın farklı olduğu unutulmamalıdır. Eğer ölümün şüphesiz olduğunu gösteren bir durum varsa gaiplik davası açılmasına gerek yoktur. Zira bu ihtimalde Medeni Kanunun diğer hükümlerine göre ölüm karinesi uygulanacak ve ceset bulunamamış olsa bile kütüğe ölü kaydı düşülebilecektir.

2. Gaiplik Davasında Usule İlişkin Hususlar

Gaiplik davası çekişmesiz yargı işlerindendir. Yargılama usulü de basit yargılama usulü olacaktır.

Kişi Türkiye’ye hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yerde bulunan mahkeme yetkilidir. Böyle bir kayıta da rastlanmıyorsa anne ve babasının bulunduğu yer yetkilidir.

3. Gaiplik Davasında Müddetler

Gaiplik davası açmak için, dayanılan sebebe göre belli süreler beklenmelidir. Öyle ki kayıp kişi kaybolduğu sırada ölüm tehlikesi içinde bulunuyor olabilir. Ya da ölüm tehlikesi bulunmasa dahi çok uzun süredir kendisinden haber alınamıyor olabilir. Dolayısıyla somut duruma göre kimi zaman bir sene beklemek yeterliyken kimi zaman bu bekleme süresi beş seneye kadar çıkmaktadır. Ayrıca kaybolanın gaipliğine karar verilmeden önce ilan yoluyla duyuru yapılması önemlidir.

Kaybolan kişi gaiplik davası sonuçlanmadan ortaya çıkar veya kendisinden herhangi bir şekilde haber alınırsa ya da öldüğü tespit edilirse gaiplik istemi düşer.

Gaiplik Kararı
Gaiplik kararının verilmesi mahkemede dava açma yoluyla olur. Mülki amirin bu konuda bir yetkisi yoktur.

4. Gaiplik Kararının Sonuçları

Gaiplik kararı, hukuki olarak ölüme yakın sonuçlar doğurur. Peki bu hukuki sonuçlar kararın verilmesi anından itibaren mi, yoksa kaybolma tarihinden itibaren mi sonuç doğurmalıdır? Uygulamada ve doktrinde baskın olarak kabul edildiği üzere kaybolanın kendisinden son haber alındığı tarihten itibaren başlamak üzere, geriye yönelik hüküm doğurur. Kanaatimizce özellikle uzun süreden beri haber alınamayanlar için böyle bir kuralı kabul etmek istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

4.1. Evlilik

Gaiplik, evliliği kendiliğinden sona erdirmemektedir. Ancak kaybolanın eşi, evliliğin feshini, gaiplik davası ile birlikte veya ayrı bir dava ile isteyebilmektedir.

4.2. Gaibin Mirası

Gaiplik kararının alınmasıyla birlikte artık mirasçılar terekedeki malları teslim alabilecektir. Ancak bunun için belli bir süreliğine teminat göstermeleri gerekebilir. Bu güvence süresi ölüm tehlikesiyle kaybolanlarda farklı, uzun süreden beri kendisinden haber alınamayanlarda farklıdır. Ancak bu süreler her halde gaibin en çok 100 yaşına varmasına kadar olacaktır. Hukukumuzda bu sınırın neden 100 yaş olduğuna dair net bir açıklama yoktur ancak bir sınır öngörülmüş olmasını hakkaniyete uygun buluyoruz.

Yine de mirasçıların göstermesi gereken teminat süresi geçmiş olsa da gaibin ortaya çıkması durumunda mirasçılardan mallar geri istenebilir. Bu geri isteme zilyetlik hükümlerine göre olacaktır. Yani iyiniyet – kötüniyet değerlendirilmesi yapılmalıdır.

Kimlerin mirasçı olduğunun tespiti de hukuki sonuçların ifade ettiği tarihe göre yapılmalıdır.

4.3. Gaibe Düşen Miras

Mirasın açıldığı sırada gaip olan kişinin ölmüş olması halinde onun miras payı kendilerine kalacak olan kişiler, miras payının kendilerine teslim edilmesini isteyebilir.

4.4. Gaibin hem mirasbırakan, hem mirasçı olması

Bu durumda gaibe düşecek miras payı kendilerine kalacak olanlar, ayrıca bir gaiplik davası açmak zorunda kalmaksızın miras payının kendilerine teslim edilmesini isteyebilirler.


Gaiplik Davasına İlişkin İçtihatlar

Ölüm Tehlikesinin İspatlanamaması

“…Somut olay yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerledirildiğinde; çekişmesiz yargı işi olan gaiplik hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile Mahkemece re’sen araştırma yapılabileceği de gözetilerek, davacı vekili tarafından gaipliği istenilen ipotek alacaklısı … oğlu … …’ün ölüm tehlikesi içinde kaybolduğu veya uzun zamandan beri haber alınamayan … …’ün ölümü hakkında kuvvetli olasılık bulunduğu yönünde herhangi bir bilgi verilmemiş ve bu yolda bir olay da ileri sürülmemiştir. Yani TMK’nin 32.maddesinin kabul eylediği anlamda ölüm karinesinin mevcudiyeti iddia ve ispat edilmiş değildir. Dolayısı ile Kanunun gaiplik için aradığı şart ve unsurların somut olayda tekemmül etmediği düşünülmeden yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir…” Y. 8. HD., 2017/8842 E., 2019/2901 K.

Gaiplik Davasında Husumet Ehliyeti

“…Mahkemece, davanın, TMK’nin 588. maddesi gereğince açılan gaiplik isteğine ilişkin olduğu, iş bu davanın da münhasıran … tarafından açılabileceği, davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir
Eldeki dava yönünden öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın, davacılar vekilinin iddia ettiği üzere 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32 ve devamı maddelerinde düzenlenen gaiplik istemine mi ilişkin olduğu yoksa mahkemenin nitelemesi gereği aynı Kanunun 588.maddesi kapsamında kalan gaiplik istemine mi ilişkin olduğudur
Somut olay yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerledirildiğinde; davanın, TMK’nin 32 ve devamı maddeleri kapsamında gaiplik kararı verilmesi isteğine ilişkin olduğu sonucuna varılmaktadır. Gaiplik kararı, ölüme bağlı hakların, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılmasını sağlar. Hakları ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine şartları varsa gaiplik kararı verilebileceğinden, dosya kapsamından davacıların murisinin de paydaş olduğu taşınmaz maliklerinden “…… …,……”in gaipliğine karar verilmesi halinde davacıların TMK’nin 713/2.maddesindeki haklarını kullanmalarının verilecek gaiplik kararına bağlı olduğu da dikkate alındığında davacıların gaiplik kararı verilmesini istemelerinde korunmaya değer hukuki yararlarının bulunduğu anlaşılmakla işin esasının incelenmesi gerekirken, Mahkemece davanın hukuki nitelemesinde yanılgıya düşülerek davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…” Y. 8. HD., 2018/15738 E., 2019/369 K.

error: Content is protected !!