İcra Takibinde İtiraz Süresi Dolduktan Sonra Gecikmiş İtiraz – İİK 65

Gecikmiş itiraz, kendi kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresinde itiraz edemeyen borçlunun, paraya çevirme işlemi bitene kadar itiraz etmesine olanak sağlayan icra ve iflas hukuku kurumudur.

Gecikmiş İtiraz Süresi ve Başlangıcı

Üç günlük gecikmiş itiraz süresi ıttıla tarihinde değil, süresinde itiraza mani olan sebebin ortadan kalkmasıyla başlayacaktır.

  • “…Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde; borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, ödeme emrinin tebliğ edildiği 11.10.2019 tarihte yurt dışında olduğunu, 19.11.2019 tarihinde E-Devletten takibi öğrendiğini ancak 21.11.2019 tarihinde yurda döndüğünü ileri sürerek tebligatın usulsüz olduğundan bahisle tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece; tebligatın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle şikayetin reddine karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesin’ce borçlunun başvurusunun gecikmiş itiraz olarak değerlendirilmesi ancak öğrendiği tarihten itibaren 3 gün içerisinde itirazda bulunmadığından gecikmiş itirazın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile gecikmiş itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür… Bu durumda, borçlunun gecikmiş itirazlarını, maninin kalktığı ve yurtdışından döndüğü 21.11.2019 tarihinden itibaren 25.11.2019 tarihinde üç gün içerisinde icra mahkemesine bildirdiğinden Bölge Adliye Mahkemesince, gecikmiş itirazın esasının incelenmesi gerekirken süreden red kararı verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2020/2879 E. , 2020/10770 K. (Benzer şekilde: Y. 12. Hukuk Dairesi 2013/31644 E. , 2013/38439 K.)

Gecikmiş İtiraz Başvurusu Nereye Yapılır?

Gecikmiş itiraz başvurusu, icra dairesine değil, icra mahkemesine yapılmalıdır. Yanlışlıkla icra dairesine yapılan başvuru hem geçerli sayılmaz, hem de sürenin başladığına karine teşkil eder.

  • “…Öte yandan, bir an için, başvurunun gecikmiş itiraz olarak kabul edilmesi halinde ise, İİK’nun 65. maddesinin uygulanması gerekip, bu maddenin 2. fıkrası uyarınca borçlunun engelin ortadan kalkmasından itibaren üç gün içerisinde icra mahkemesine başvurması zorunlu olup, icra müdürlüğüne yapılan gecikmiş itiraz sonuç doğurmaz. Borçlu tarafından 12.09.2014 tarihinde icra müdürlüğüne verilen dilekçe ile itiraz edildiğine göre, bu tarihte engelin kalktığının kabulü gerekir. Buna göre 22.09.2014 tarihinde icra mahkemesine yapılan başvuru da, İİK’nun 65/2. maddesinde öngörülen yasal üç günlük süreden sonradır…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2016/11728 E. , 2017/2894 K.

Tebliğ Usulsüzse Gecikmiş İtiraz Yapılamayacağı

Gecikmiş itirazdan söz edebilmemiz için öncelikle usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmalıdır. Tebliğ usulsüz yapılmışsa, buna ilişkin yapılan şikayet usulsüz tebligat şikayeti olarak kabul edilecektir. Yani hakim, HMK m. 33 gereğince, şikayet metnindeki “gecikmiş itiraz” ibaresiyle bağlı değildir.

  • “…Somut olayda, borçlu örnek 7 takipte gecikmiş itiraz istemiyle icra mahkemesine başvurmuş ise de … l. Aile Mahkemesi kararıyla borçlu hakkında 15.08.2019 tarihinde uzaklaştırma kararı verildiği, ödeme emrinin ise 27.08.2019 tarihinde, Tebligat Kanunun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği; ancak tebliğ tarihi itibariyle borçlu müşterek hane /tebliğ adresinden mahkeme kararı ile 1 ay uzaklaştırıldığından ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu görülmektedir. Gecikmiş itirazdan söz edilebilmesi için usulüne uygun tebligat gerektiğinden hukuki tavsif hakime ait olup başvuru bu hali ile 7201 sayılı Yasa’nın 32. maddesine dayalı usulsüz tebligat şikayetidir (Hukuk Genel Kurulu’nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 esas 1991/344 karar sayılı kararı). O halde, mahkemece uyuşmazlığın ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin şikayet kapsamında değerlendirilmesi, şikayetin ıttıla tarihinden itibaren İİK’nun 16/1. maddesinde öngörülen sürede ileri sürülmüş olması halinde kabulü ile ıttıla tarihine göre tebliğ tarihinin düzeltilmesi, şikayetin süresinde olmadığının tespiti halinde ise şikayetin süre nedeniyle reddi gerekir iken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2021/3540 E. , 2021/7663 K.

Borçlu icra mahkemesine sunduğu dilekçesinde, usulsüz tebligat şikayetine ve gecikmiş itiraz kurumlarına terditli olarak başvurabilmektedir.

Şikayet Süresi Kaçırılınca Gecikmiş İtiraza Mı Başvurulur?

Şikayet süresinin kaçırılması durumunda HMK’deki eski hale iade mi yoksa İİK’deki gecikmiş itiraz hükümlerinin mi uygulanacağı hususu tartışmalıdır. Bu konuda Yargıtay’ın birbiriyle çelişen kararları olduğunu görmekteyiz. Birisi için üç günlük süre öngörülmüşken diğeri için iki hafta süre öngörülmesi, bu çelişkinin önemini ortaya koymaktadır.

Aşağıdaki karara konu olayda, 103 davetiyesi üzerine süresinde haczedilemezlik şikayeti yapılamaması durumundaki başvurunun gecikmiş itiraz niteliğinde olduğunu belirtmiştir.

  • “…borçlu meskeniyet şikayet dilekçesinde açıkça 103 davetiyesinin usulsüz tebliğ edildiği yönünde bir iddiada bulunmamış, tebliğ tarihinde ve halen annesinin rahatsızlığı sebebiyle Nevşehir ilinde olduğunu ileri sürmüştür. Bu durumda, borçlu kendisine gönderilen 103 davetiyesine ilişkin tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürmüş olmayıp, talebi gecikmiş itiraz niteliğindedir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/33583 E. , 2015/8568 K.

Yargıtay bir başka kararında ise, şikayet süresinin kaçırılması durumunda İİK’deki gecikmiş itiraz değil, HMK’deki eski hale iade hükümlerinin uygulanacağını belirtilmiştir.

  • “…Her ne kadar İİK’nun 65. maddesinde gecikmiş itiraz müessesesi düzenlenmiş ise de, anılan maddenin şikayetler hakkında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan şikayetler yönünden HMK’nun 95 ve 96. maddelerinde düzenlenen eski hale getirme kurumunun uygulanması gerekir. Aksi halde elde olmayan bir sebeple şikayet süresinin kaçırılması halinde telafisi imkansız sonuçların doğacağı muhtemeldir. O halde mahkemece, HMK’nun 33. maddesinde yer alan hukuki tavsifin hakime ait olduğu kuralı uyarınca eski hale getirmeye ilişkin aynı kanunun 95 ve 96. maddeleri nazara alınarak, borçlunun mazereti tartışıldıktan sonra şikayetin süresinde olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2012/25526 E. , 2013/1661 K.

Son olarak belirtelim ki, İİK 16/1’de şikayet için öngörülen 7 günlük süre hak düşürücü olduğu için, her iki kuruma da başvurulamayacağı görüşü de savunulmaktadır.

Gecikmiş İtiraz İçin Geçerli Sayılabilen Örnek Mazeretler

İİK m. 65 uyarınca gecikmiş itirazda bulunmak isteyen borçlunun geçerli bir mazeretinin olması gereklidir. Tebligatı geç öğrenme hususu başlı başına gecikmiş itiraza mazeret olamaz.

  • “…Buna göre borçlunun gecikmiş itiraz nedeni olarak ileri sürdüğü tebligatı geç öğrendiği hususu, İİK’nun 65. maddesine uygun bir gecikmiş itiraz sebebi olmadığı gibi, bir an için geçerli bir mazeret kabul edilse bile, mazeretine ilişkin olarak sunduğu belgelerin de anılan maddeye uygun bulunmadığı görülmüştür…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/24655 E. , 2014/25118 K.

Savaş

Yargıtay, savaş halini itiraza mani sebep olarak gördüğünden, bu sebeple yapılan gecikmiş itirazları kabul etmiştir.

  • “…Somut olayda, şikayetçi vekilince dava dilekçesinde belirtilen, “Irak’ın yaşamakta olduğu işgal, içerisinde bulunduğu anarşi ve çatışma (iç savaş) ortamı”, şikayetçinin itiraz süresi içinde icra dairesine başvurmasını önleyecek nitelikte engellerdir. Hatta şikayetçinin dayandığı bu özrün niteliğinin bir mücbir sebep olarak kabulü gerekir. Bu tespit karşısında da şikayetçiyi, kendi kusuruna dayanmayan bir mani sebebiyle itiraz edememiş kabul etmek gerekir. I.C.P.B tüzel kişiliği olup, itirazda hukuki yararı da bulunduğuna göre mahkemece, gecikmiş itiraza ilişkin mazeretin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2010/3802 E. , 2010/16372 K.
  • “…Somut olayda, şikayetçi vekilince dava dilekçesinde belirtilen, “Irak’ın yaşamakta olduğu işgal, içerisinde bulunduğu anarşi ve çatışma (iç savaş) ortamı”, şikayetçinin itiraz süresi içinde icra dairesine başvurmasını önleyecek nitelikte engellerdir. Hatta şikayetçinin dayandığı bu özrün niteliğinin bir mücbir sebep olarak kabulü gerekir. Bu tespit karşısında da şikayetçiyi, kendi kusuruna dayanmayan bir mani sebebiyle itiraz edememiş kabul etmek gerekir……Cumhuriyeti … Bakanlığı’nın tüzel kişiliği olup, itirazda hukuki yararı da bulunduğuna göre mahkemece, gecikmiş itiraza ilişkin mazeretin kabulüne karar verilmesi gerekirken…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2011/999 E. , 2011/3554 K.

Yurtdışından Gelen Borçlunun Gecikmiş İtirazı

Hakkında yapılan takibi yurtdışındayken öğrenen kişinin itirazını Türkiye’ye döndükten sonra üç gün içinde yapması mümkündür.

  • “…Bu durumda, borçlunun gecikmiş itirazlarını, yurtdışından döndüğü 16.10.2015 tarihinden itibaren 3 gün içerisinde icra mahkemesine bildirmesi gerekirken, bu süreyi geçirdikten sonra 22.10.2015 tarihinde icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2016/3813 E. , 2016/19171 K.
  • “…borçlunun itirazı, İİK’nun 65. maddesi kapsamında, gecikmiş itiraz niteliğinde olduğundan, borçlunun yurda giriş çıkış kayıtları getirtilip mazeretinin sona ermesinden sonra 3 gün içinde gelip gelmediği araştırılmadan istemin süreden reddi isabetsizdir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/28984 E. , 2015/4175 K.

Tüzel kişi temsilcilerinin ve vekillerinin yurtdışında olması ise geçerli bir mazeret sayılmamaktadır.

  • “…usulüne uygun ödeme emri tebliği üzerine tüzel kişi temsilcisi/vekili de itiraz yoluna başvurabileceğinden, şirket işlerinin şirket temsilcisinin yurtdışında olduğu zaman zarfında takipsiz bırakılması kabul edilemeyeceğinden, tüzel kişiler için temsilci veya vekillerinin yurtdışında olması İİK’nun 65/1. maddesi anlamında geçerli mazeret olarak kabul edilmez…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2019/14252 E. , 2020/6527 K.

Ülkeye giriş yaptıktan kısa süre sonra başka bir şehre gidilmiş olması sebebiyle üç günlük sürenin kaçırılması, geçerli bir mazeret kabul edilmemektedir.

  • “…Dosya içerisinde mevcut Emniyet Müdürlüğü yazı cevabına ekli yurda giriş çıkış belgesinin incelenmesinde, borçlunun 03.05.2013 tarihinde yurt dışına çıktığı, 21.08.2013 tarihinde de yurda giriş yaptığı anlaşılmaktadır. Borçlunun esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekmekte olup, borçlu yurda giriş yaptığı ve engelin kalktığı 21.08.2013 tarihinden itibaren 3 gün içinde başvuruda bulunmamıştır. Her ne kadar borçlunun arkadaşının tanık olarak alınan beyanında, borçlunun yurda giriş yaptıktan sonra adresine çok kısa süre uğrayıp, Bodrum’a geçtiği belirtilmişse bu husus geçikmiş itiraz nedeni oluşturmaz…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2015/27721 E. , 2015/27331 K.

Ağır Hastalık vb. Sebeplerle Süresinde İtiraz Edememe

Ağır hastalık da itiraza mani olan sebeplerden kabul edilmektedir. Fakat hususların bu engelin ortadan kalktığına karine teşkil edebileceğini es geçmemek gerekir. Örneğin avukata vekalet verilen gün, bu mazeretin son bulduğu kabul edilir.

  • “…Somut olayda, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 03.9.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun icra mahkemesine başvuru dilekçesinde, ödeme emri tebliğ tarihinde borçlu şirket yetkilisi …’ın geçirdiği kalp krizi nedeniyle 31.8.2014’te hastaneye yattığını ve hastaneden taburcu olduğu 10.9.2014 tarihinden sonra 11.9.2014’ten 11.11.2014 tarihine kadar da raporlu olduğunu belirttiği görülmekle birlikte, borçlu şirketin tek yetkilisi olduğu anlaşılan… tarafından raporlu olduğu dönem içerisinde 30.9.2014 tarihinde borçlu şirketi temsilen Avukat …’a noterde vekalet verdiği, adı geçen vekilin de bu vekaletname ile 02.10.2014 tarihinde icra müdürlüğünde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda, borçlunun mazereti noter huzurunda vekalet verdiği 30.9.2014 tarihinde son bulmuş olup, 14.10.2014 tarihinde yapılan itirazın İİK’nun 65. maddesinde öngörülen yasal üç günlük sürede olmadığının kabulü gerekir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2015/34114 E. , 2016/5801 K.
  • “…Her ne kadar borçlunun mazeretine dayanak yaptığı sağlık raporlarından ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren ve halen mazeretinin devam ettiği anlaşılıyor ise de borçlu vekili tarafından 25.06.2015 tarihinde icra müdürlüğüne verilen dilekçe ile itiraz edildiğine göre bu tarihte engelin kalktığının kabulü gerekir. Buna göre 09.07.2015 tarihinde icra mahkemesine yapılan başvuru da İİK’nun 65/2. maddesinde öngörülen yasal üç günlük süreden sonradır…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2015/31900 E. , 2016/5336 K.

Benzer şekilde, borçlunun kıymet takdiri sırasında hazır bulunması da hastalık mazeretinin sona erdiğini gösterebilir.

  • “…Borçlunun 26.06.2012 tarihinde vefat eden oğlunun acısı nedeniyle evinden ayrılıp yakınlarının yanında gözetim altında tutulduğunu beyan ettiği görülmektedir. 12.03.2013 tarihinde yapılan kıymet takdir tutanağında borçlunun da hazır olduğu ve tutanağı imzaladığı anlaşılmıştır. Bu durumda, borçlunun mazereti en geç 12.03.2013 tarihinde son bulmuş olup, 19.12.2013 tarihinde yapılan itiraz İİK. nun 65.maddesinde öngörülen yasal üç günlük sürede değildir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/8415 E. , 2014/11245 K.

Hastalık Mazereti İçin Geçerli Sayılabilen Sağlık Raporları

Sağlık raporunun gecikmiş itiraza mazeret olarak kabul edilebilmesi için, raporda yatak istirahatinin uygun bulunmuş olması gereklidir. Yargıtay normal istirahatleri yeterli görmemektedir.

  • “…İİK.nun 65/1. maddesi uyarınca gecikmiş itiraza başvurulabilmesi için borçlunun geçerli bir engelinin bulunması zorunludur. Somut olayda; borçlunun gecikmiş itirazına dayanak yaptığı sağlık raporunda istirahatinin uygun görüldüğü, ancak bu itirazın yatak istirahati olmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle anılan rapor, İİK.nun 65/1. maddesine uygun bir engelin bulunduğuna delil oluşturmayacağından, mahkemece gecikmiş itiraz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/34807 E. , 2015/8700 K.
  • “…Somut olayda, borçlunun dosyaya ibraz ettiği hekim raporunun yatak istirahatına ilişkin bulunmaması nedeniyle İİK. nun 65.maddesi kapsamında kabulü mümkün değildir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2012/6848 E. , 2012/23929 K.

Ayrıca belirtelim ki, şirket yetkililerinden birisinin istirahati, yatak istirahati olsa bile bu geçerli bir mazeret olarak kabul edilmeyebilir. Zira itiraz yapması için bir başkasının görevlendirilmesi pekala mümkündür.

  • “…Borçlu vekili tarafından gecikmiş itiraza mazeret olarak şirket yetkilisi ……’ın rahatsızlığı gösterilmiştir. Ancak dosya içinde mevcut …. Noterliğinin …. tarih ve ….. yevmiye nolu imza sirkülerine göre borçlu şirketi temsil ve ilzama ….. ve …….’ın münferiden yetkili oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda şirket yetkililerinden birinin manisinin olması gecikmiş itiraz nedeni olarak kabul edilemez. Kaldı ki borçlu vekili tarafından itiraz dilekçesine ekli …Noterliğinin ……yevmiye nolu vekaletnamesi …..tarihli olup, şirket yetkilisinin talimatı ile vekilin itiraz etmesi mümkündür. Sağlık raporunun incelenmesinde de yatak istirahatinin öngörülmediği ve borçlu şirket yetkilisinin vekiline talimat vermesine veya icra dairesine gelerek itiraz etmesine engel teşkil edebilecek bir rahatsızlığının bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda borçlu şirketin yetkililerinin ve borçlu vekilinin İİK’nun 65/1. maddesi anlamında geçerli bir mazeretin bulunmadığının kabulü gerekir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2009/12149 E. , 2009/20541 K.

Seyahatte Olmak

Seyahatte olmak da geçerli mazeret sayılabilmektedir.

  • “…13.12.2007 tarihinde icra mahkemesine başvuran borçlu, tebliğ işlemi sırasında izinde bulunduğunu ve 10.12.2007 tarihinde döndüğünde tebliğden haberdar olduğunu ileri sürerek bu konuda 28.11.2007 – 10.12.2007 tarihleri arasında izinde olduğuna dair izin formu sunmuştur. Başvuru bu niteliği itibariyle İİK’nun 65.maddesinde düzenlenen gecikmiş itirazdır. Maddenin 2.bendinde yazılı olduğu üzere borçlu, maninin kalktığı tarihten itibaren üç gün içinde (10.12.2007 tarihinde izinden döndükten sonra 13.12.2007 tarihinde) icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itiraz talebinde bulunmuştur. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre borçlunun tebliğ sırasında seyahatte olduğu iddiası gecikmiş itiraz nedeni olarak kabul edilir. Bu istemin icra mahkemesinde yapılması yasaya uygun olup, İİK’nun 65/4.maddesi gereğince istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2009/25944 E. , 2010/7635 K.

Doğal Afetler

Yargıtay, deprem, sel, yangın gibi doğal afetleri süresinde itiraz yapılmaması için geçerli sebep olarak kabul edebilmektedir.

  • “…Anılan madde hükmüne göre borçlunun gecikmiş itirazda bulunabilmesi için bir engelinin bulunması ve bu engelin kendi kusurundan kaynaklanmaması gerekmektedir. Örneğin, borçlunun itiraz etmek için icra dairesine gelemeyecek veya kendisine bir vekil tayin edemeyecek kadar ağır hastalığı, deprem, yangın,sel gibi doğal afetler, savaş veya tebligatın yapıldığı sırada seyahatte bulunması gibi nedenler gecikmiş itiraz nedeni olarak kabul edilebilir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2009/15587 E. , 2009/16352 K.

Gecikmiş İtiraz Mazeretinde Kabul Edilen Deliller

İcra takibine yapılan itirazın neden geciktirildiği mutlaka delillerle ispatlanmalıdır. Aksi takdirde itiraz reddedilecektir.

  • “…Somut olayda, borçlulara yapılan 11.08.2015 tarihli tebligatların usulüne uygun olduğu, dolayısıyla mahkemece, borçluların istemlerinin gecikmiş itiraz prosedürü çerçevesinde değerlendirilmesi yerinde ise de, borçluların mazeretlerini, İİK’nun 65. maddesinde belirtilen şekilde yazılı ve somut delillerle kanıtlayamadıkları anlaşılmaktadır…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2016/24111 E. , 2017/15021 K.

Bu deliller icra dosyasına değil, başvuru dilekçesine sunulmuş olmalıdır. Mahkeme, icra dosyasına sunulan delilleri göz önüne almaz.

  • “…Somut olayda, borçlunun başvuru dilekçesine “mazeretini gösterir delil” eklemediği gibi, İİK’nun 65. maddesi karşısında, borçlu tarafın, gecikmiş itiraz nedenlerine ilişkin mazeretini gösteren delilleri icra dosyasına sunmuş olmasının da, icra mahkemesinin itiraza yönelik değerlendirmesinde göz önüne alınamayacağının kabulü gerekir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2016/10433 E. , 2017/1738 K.

Yargıtay, mazeretin yazılı belgelerle ispatlanması gerektiği görüşündedir. Dolayısıyla tanık delilleri yeterli kabul edilmemektedir.

  • “…Somut olayda, borçluya yapılan 18.11.2011 tarihli tebligatın usulüne uygun olduğu ve borçlunun isteminin gecikmiş itiraz prosedürü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği hususunda bir isabetsizlik yoktur. Ancak borçlu, İİK’nun 65. maddesinde belirtilen mazaretini yazılı-somut delillerle ispatlaması gerekirken, tanık beyanlarına dayalı olarak mazeretin kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi doğru değildir…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/28375 E. , 2015/2093 K. (Benzer şekilde: Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/2104 E. , 2014/4620 K.)

Yargıtay ayrıca, her zaman temini mümkün olan yazılı delilleri de ispata yeterli kabul etmemektedir.

  • “…Öte yandan, dosyaya sunulan … Otel’in 18.03.2014 tarihli borçlunun 21.01.2014-14.03.2014 tarihleri arasında Çorum-Osmancık’ta olduğu ilişkin sunduğu belge ve 13.03.2014 tarihli faturanın geçmişe yönelik olarak her zaman temini mümkün olup İİK’nun 65/1. maddesi anlamında bir mazeret olarak kabul edilemez…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2014/29897 E., 2015/4710 K.

Yargıtay’ın serbest çalışan doktorlardan alınan raporların her zaman temini mümkün olan belgelerden sayıldığına ilişkin görüşleri de mevcuttur.

  • “…Borçlunun gecikmiş itirazının dayanağını 19.12.2012 tarihinde Nörolog Doktor … Zengin’dan almış bulunduğu rapor teşkil etmektedir. İş bu raporda; “1975 doğumlu Mehmet oğlu Mehmet Yağcı’nın yapılan muayenesinde akut mekanik tipte sağ siyatalji tanısı konulmuş olup, rapor tarhininden itibaren üç gün sert yatak istirahati uygundur” denilmektedir. Raporu veren doktorun serbest hekim mi yoksa bir sağlık kurumunda mı görevli olduğu belli olmadığı gibi, herhangi bir resmi sağlık kurumunca da onaylanmadığı görülmüştür. Bu nitelikteki bir raporun her zaman temini mümkün olup, Dairemizin süreklilik kazanan içtihatlarında da belirtildiği üzere anılan rapora dayalı rahatsızlık iddiası İİK’nun 65/1. maddesi anlamında bir mazeret olarak kabul edilemez. Kaldı ki, 13.12.2012 tarihinde ödeme emri tebliğ edilen ve doktora gidebilen borçlunun vekil tutabileceği gibi itirazını icra dairesine sunması da mümkündür…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2013/6704 E. , 2013/15775 K.
  • “…Gecikmiş itirazda bulunan şirket yetkilisinin, bu itirazının dayanağını 23.09.2005 tarihinde Ankara’da serbest hekim olarak çalışan Dr. D. T’dan almış bulunduğu rapor teşkil etmektedir. İş bu raporda ilgiliye rahatsızlık olarak “ateş, bulantı, kusma, akut bağırsak enfeksiyonu” teşhisi konulduğu ve ayakta tedavi edildiği ve onun hastaneye yatmak istemediği ifade edilmiştir. Bu raporun 23.09.2005 tarihinde tanzim edildiği adı geçenin 08, 09- 22.09.2005 tarihleri arasında istirahatlı bulunduğunun belirtildiği bu raporu veren doktorun, Ankara Valiliği Çankaya Sağlık Grup Başkanlığınca, mesleğini serbest hekim olarak icra ettiği yönünde rapora şerh düşüldüğü görülmektedir. Söz konusu bu raporun her zaman tedariki mümkün olup, herhangi bir resmi sağlık kurumunca da onaylanmadığından, Dairemizin süreklilik kazanan içtihatlarında da belirtildiği üzere bu raporun İİK’nun 65/1. maddesi anlamında bir mazeret olarak kabul edilemeyeceği yönündedir. O halde, mahkemece buna itibar edilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki, söz konusu rahatsızlıkların adı geçenin vekil atamasına veya bizzat mahkemeye gidip zamanında itiraz etmesine engel teşkil etmez…” Y. 12. Hukuk Dairesi 2006/4941 E. , 2006/7506 K.

İİK 65 – Kanun Maddesi Metni

  1. Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir.
  2. Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.
  3. İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur.
  4. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da istiyebilir. Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir.
  5. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67 nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.
İletişime Geç
Whatsapp'tan Yaz
Merhaba 👋
Okuduğunuz konuyla ilgili veya başka bir konuda danışmanlık ve vekillik hizmeti hakkında ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki butona basabilirsiniz.
Av. Oğuzhan Yazıcı | İstanbul