Hakaret, Cezası ve Hakaretten Doğan Manevi Tazminat Davası

Bu yazıda hakaret suçunun sebep olduğu cezai sorumluluk ve hakaretten doğan haksız fiil sorumluluğuna dayalı manevi tazminat davası üzerinde durulmuştur.

1. Hakaret Suçu

Hakaret, karşılığında üç aydan iki yıla kadar hapis ya da adli para cezası yaptırımı uygulanabilen şerefe karşı işlenen suçlardandır. Buna göre bir kişinin:

  • Saygınlığını, şerefini ve onurunu rencide edebilecek şekilde bir olgu ya da fiil isnat etmek;
  • Aynı değerlerine sövmek suretiyle saldırmak, hakaret suçunun tipiklik unsurunu oluşturmaktadır.

Kimi durumlarda insat edilen eylemin gerçekleşmiş olduğu ispat edilirse ceza sorumluluğu kalkabilir. Hakaretin ceza gerektirmesi için fiilin mağdurun yüzüne karşı yapılması zorunlu değildir. Pekala mağdurun o sırada bulunmadığı bir yerde söylenenler de hakaret suçunu oluşturabilir. Bu eylem sonucunda soruşturma başlatılabileceği gibi mağdur, manevi tazminat davası açarak hissettiği üzüntüyü telafi edebilir. Ayrıca belirtelim ki ceza yargılaması ve hukuk yargılamasının birlikte görülmesi zorunlu değildir.

Suçun tipiklik unsuru esasında iki şekilde gerçekleştirilir. Hakaret, huzurda işlenen ve gıyapta işlenen olmak üzere ikiye ayrılır. Mağdurun gıyabında söylenenlerin suç olması için en az üç kişiyle ihtilat edilmiş olması gereklidir. Aksi taktirde ceza yargılamasında mahkumiyetine hükmedilemeyecektir. Fakat failin suçlamadan beraat etmesi manevi tazminat davasının reddedileceği anlamına gelmez. Zira haksız fiil koşullarının oluşması suç unsurlarının tamamlanmasına bağlı değildir. Ayrıca belirtelim ki, ihtilat toplu veya dağınık olabilir. Her iki halde de tipiklik gerçekleşmiştir.

Kanunda, mağdura yönelik yazılı, sesli ve görüntülü iletilerle de suçun işlenebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla telefon konuşması sırasında, mesaj atarak ya da herkesin görebileceği internet ortamında edilen hakaretler de yaptırımı gerektirebilecektir.

Mağdurun kimliğinin açıklanması suçun oluşması bakımından zorunlu değildir. Kullanılan sözlerden mağdurun kim olduğunun anlaşılması yeterli olacaktır. Dolayısıyla bazen üstü kapalı kelimelerle işlenen hemen göze çarpmayan hakaretler de ceza sorumluluğuna yol açacaktır. Örneğin mağdurun isminin sadece baş harflerinin ya da ayırt edici fiziksel özelliklerinin belirtilmesi yeterli olabilir. Ayrıca olayın gelişmesi ve sosyal yapılar da göz önüne alınır.

1.1. Hakaret Suçunun Cezayı Arttıran Halleri

Eylemin alenen işlenmesi halinde yukarıda belirttiğimiz alt ve üst sınırlar altıda bir oranında artacaktır. Hakaretin alenen işlenmesi manevi zararın daha fazla olmasına da sebep olabilir.

Suçun:

  • Yaptığı görevden kaynaklanan sebeplerden ötürü kamu görevlisine karşı,
  • Kişinin inandığı felsefi, dini, sosyal, politik düşüncüleri açıklayan, yaymaya çalışan kişinin bu fiillerinden ötürü,
  • Kişinin inandığı dinin ibadetlerine uygun davranmasından ötürü,
  • İnanılan değerlere karşı işlenmesi halinde ceza bir yıldan az olamaz.

Kurul şeklinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden ötürü hakaret edilmesi durumunda suç, kurulu oluşturan görevlilere karşı işlenmiş sayılır. Burada bir çeşit aynı neviden fikri içtima olduğu söylenebilir. Keza bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır.

Hakaret Tazminat
Hakaret, bir haksız fiile tepki amacıyla işlenmişse ceza indirilebileceği gibi, hiç ceza verilmemesi de mümkündür.

Suçun basılmış eserler yoluyla işlenmesi durumu için kanun koyucu TCK dışında da suç tanımı yapmıştır. Bu düzenlemeye göre eser sahibinin, müdürün, yayımcının dahi sorumluluğu söz konusu olabilir. Rado ve televizyon yoluyla işlenmesi durumu için de farklı bir düzenleme vardır.

1.2. Teşebbüs Hali

Suçun teşebbüs halinde kalması mümkündür. Bu durumda ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir. Dolayısıyla cezai sorumululuk devam eder. Ancak kanaatimizce manevi tazminat davası bu durumda açılamamalıdır. Zira mağdurun maddi ya da manevi zarara uğradığı söylenemez. Gönüllü vazgeçme durumunda ise ceza yargılamasından da beraat etmesi gerekecektir

1.3. Hakaret Suçunda Cezayı Sorumluluğunu Etkileyen Haller

Ceza sorumluluğunu etkileyen haller hukuka uygun hale getirenler ve kusura etki edenler olarak ikiye ayrılmaktadır. Hukuka uygun hale getirenlere örnek olarak görevin ifası, meşru savunma, hakkın kullanılması, ilgilinin rızası gösterilebilir. Kusura etki edenlere ise yaş küçüklüğü, sağır ve dilsizlik, akıl hastalığı ve haksız tahrik örnek gösterilebilir.

2. Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası

Hakaret tazminat sorumluluğunu gerektirebilecek, kusura dayanan haksız fiillerdendir. Tazminat sorumluluğu için gereken şartlar hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve nedensellik bağıdır.

Hukuka aykırı fiil ihmali olarak da işlenebilir. Ancak ihmali hareketlerle nasıl hakaret edilebileceği hususu tartışılabilir. Değerlendirme somut duruma göre yapılmalıdır. Gıyapta hakaretin üç kişiyle ihtilat etmemesi halinde yukarıda açıkladığımız üzere suç oluşmayacaktır. Ancak suç oluşturmasa da ahlaka aykırı eylemlerden dolayı bile meydana gelen zararlardan ötürü tazmin yükümlülüğü vardır. Dolayısıyla ceza hukukuna ilişkin sorun olmasa bile manevi tazminat davası açılabilir.

Kusur, kendini doğrudan ve dolaylı kast ya da hafif ve ağır ihmal olarak gösterebilir. Zarar, malvarlığının aktifindeki azalma ya da pasifinde artma yoluyla oluşabilir. Bu değerleri etkileyebilecek unsurlara müdahale ederek de zarara yol açılabilir.

Yukarıda da açıkladığımız üzere teşebbüs aşamasında kalınmışsa üzüntüye sebep olacak fiil tamamlanmamış olduğundan manevi tazminat talebi reddedilmelidir. Ancak istisnai olsa da somut duruma göre yapılan değerlendirme sonucunda tazminata hükmedilmesi mümkün olabilir.

Y. CD. Kararları

” 2) Sanık … hakkında kurulan hükümlerin temyizine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a- Sanığın Hakaret eylemlerini kısa zaman dilimi içerisinde ve aynı eylemin devamı niteliğindeki sözlerle birden fazla müştekiye karşı gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, Hakaret suçundan belirlenecek temel cezanın sadece TCK’nın 43/2. maddesi gereğince artırılması gerekirken, ayrı ayrı üç kez cezalandırılmasına karar verilmesi,
b- TCK’nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulama olanağının ortadan kalkmış olması,
c- Kabule göre de; sanığın müştekiler … ve …’e yönelik Hakaret suçundan kurulan hükümlerde TCK’nın 125/4. maddesi uyarınca yapılan artırım sırasındaki hesap hatası nedeniyle sonuç hapis cezası 11 ay 20 gün yerine, 8 ay 10 gün olarak eksik belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş,…”

” 2- Hakaret suçundan kurulan hükmün temyizine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a) Katılan … ile sanık …’nun avukat olarak görev yaptıkları, katılan …’ın kendi adına, sanık …’nun müvekkili …’e açtığı Tazminat davasından kazanıp tahsil ettiği paranın bir miktarını, Yargıtay’ın Tazminat miktarını düşürmesi nedeniyle iade etmesi gerektiğini düşünen …’in vekili sanık …’nun katılandan bu parayı iade etmesini istediği, taraflar arasındaki husumetin bu sebeplere dayandığının sanık savunması ve katılanın beyanından açıkça anlaşılması karşısında; sanığın, fiillerini, ”kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle” ya da ”kamu görevlisine karşı görevinden dolayı” değil kişisel husumetten dolayı gerçekleştirdiği, dolayısıyla TCK’nın 125/3-a maddesinin olayda uygulama yeri bulunmadığı gözetilmeden, suçun nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek fazla ceza tayini, … Kanuna aykırı ve sanık … müdafilerinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA…”


You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!