Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat Davası – İçtihatlar

Bu yazımızda haklarında haksız olarak şikayette bulunulmuş kişilerin uğradıkları iftira nedeniyle açabilecekleri manevi tazminat davasına ilişkin yargı kararlarına yer verdik. Şu yazımıza da göz atmanızı öneririz: İftira Atma, Cezası ve İftira Atandan Tazminat İstemi

Polise Rüşvet Suçlaması; Hükmedilen Tazminat Miktarının Fazla Olması

Davacı vekili, 04/05/2009 tarihinde davacının görevli polis memuru olarak trafik kontrolü yaptığını, davalının sevk ve idaresinde olan aracı durdurduğunu ve davalıya belgesiz araç kullanmaktan işlem yaptığını, ardından davalının Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak kendisinden rüşvet istendiğini, rüşvet vermeyince de hakkında idari para cezası uygulandığını belirterek şikayetçi olduğunu, davalının şikayeti üzerine davacı hakkında rüşvet istemek ve hakaret suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davalının bu eylemi nedeniyle ceza mahkemesinde iftira suçundan yargılandığını ve cezalandırılmasına karar verildiğini, davalının bu eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ayrıca davacının ceza mahkemesinde yapılan yargılamayı takip edebilmek için yol ve konaklama giderleri yaptığını, bu nedenle maddi zarara da uğradığını belirterek oluşan maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur…

Mahkemece, yukarıda açıklanan kurallara ve ilkelere aykırı olarak, davacının yol ve konaklama giderlerinden oluşan maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…

Davaya konu olayda; olay tarihi, olayın gelişim şekli ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2016/12779 E., 2018/7892 K.

Cinsel Saldırı – Beraat Kararı Alınan Davada Şikayet İçin Yeterli Emarenin Bulunması

Davacı vekili, davalının, müvekkilinin tecavüzüne uğradığını iddia ederek şikayetçi olması üzerine, müvekkili hakkında Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldığını, soruşturma devam ederken davalının iftirada bulunduğunu ve müvekkilinin cinsel saldırıda bulunmadığını beyan ettiğini, neticede kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalının bu eylemi nedeniyle iftira suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek, bu nedenle uğranılan manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur…

Mahkemece, davalının iftira suçundan cezalandırılarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin sabit olduğu, şikayetinin olayın hemen akabinde değil, iki gün geçtikten sonra davacı ile aralarında yaşanan başka bir olay nedeniyle ona kızması ve tartışmaları sonrasında gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir…

…dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından davacı hakkında şikayetin yapıldığı yer ve yapılış şekli, cinsel istismar ve kasten yaralama suçlarından yapılan soruşturma sırasında davacının telefonunda gerçekleştirilen teknik incelemede elde edilen veriler, davalının sosyal ve ekonomik durumu, taraflar arasındaki ilişki nazara alındığında, davalının şikayetçi olmasında esasen bir kısım emarelerin var olduğu, davalı tarafından Anayasal şikayet hakkı kapsamında ilgili mercilere şikayette bulunulduğu anlaşılmakla, davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu değildir. Şu durumda, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2016/10424 E., 2018/7433 K.

Çocuk Düşürme – HAGB Kararına Rağmen Tazminata Hükmedilmemesi

Davacı; davalı ile arasında boşanma davasının devam ettiğini, davalının bu süreçte kendisine iftirada bulunduğunu, hamile kaldığı müşterek çocuğu bilerek düşürdüğünü iddia ederek savcılığa suç duyrusunda bulunduğunu, bu suçlama nedeniyle hakkında kamu davası açıldığını, ancak yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini, yaşanan süreçte çok büyük üzüntü duyduğunu, psikolojisinin bozulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur…

Bu haliyle, davacının eylemi ile ilgili olarak iddianame düzenlendiği ve ceza davası açıldığı yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verildiği anlaşılmakla yeterli emarenin bulunduğu, davalının, davacıya yönelik şikayetinin, hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmakla istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2017/1683 E., 2019/4893 K.

Çocukla Kişisel İlişkiyi Kaldırmak Amacıyla Babaya Cinsel İstismar İftirası Atılması

Davacı vekili; müvekkili ile davalının 2010 yılında anlaşmalı olarak boşandıklarını, 2008 doğumlu müşterek çocuğun velayetinin anneye bırakıldığını, davalının ilk olarak 2011 yılında … Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak, müvekkilinin çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla şikayetçi olduğunu, yapılan soruşturma neticesinde davalının iddiasını destekleyen hiçbir delil ve emareye ulaşılamadığından takipsizlik kararı verildiğini, davalının aynı yıl müşterek çocuk ile babanın şahsi münasebetinin kaldırılması istemiyle açtığı davanın da reddedilip Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, bu süre zarfında davalının İstanbul’a taşınıp koruma kararı alarak adresini gizli tutup çocukla babanın görüşmesini engellediğini, davalının bu kez 2013 yılında aynı iddiayla … Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet üzerine müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, davalının 2014 yılında yine aynı iddiayla eş zamanlı olarak hem Aile Mahkemesine başvurarak çocukla babanın kişisel münasebetinin kaldırılmasını talep ettiğini, hem de… Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, ısrarla sürdürülen iddiayı destekleyen hiçbir delil ve emare bulunmadığını, davalının sırf kızını babasıyla görüştürmemek ve uzaklaştırmak gayesiyle bir babaya atılacak en çirkin iftirayı atmak suretiyle müvekkilinin kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur…

Mahkemece; davalının çocuğunun, babası ile görüşmesi sonrası hareketlerinden ve davranışlarından şüphelenerek, çocuğun söylediğini iddia ettiği beyanlarla Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunmasının annelik içgüdüsünün doğal bir sonucu ve anayasal hakkı olduğu, davalının çocuğunun istismara uğradığı inancıyla babadan uzaklaşmak maksadıyla İstanbul’a taşınarak, aynı iddialarla yine şikayette bulunmasının ise bu inancı hukuken de kanıtlama isteğinde bulunduğunun bir göstergesi olduğu, çocukla babanın şahsi münasebetinin kaldırılmasına yönelik iki ayrı mahkemede açtığı davaların ise yine annenin inandığı iddia nedeniyle çocuğunu babadan uzak tutma çabası olduğu, babanın çocuğa cinsel istismarda bulunduğu kastedilmeksizin davalı annenin, babanın çocuğuna istismarda bulunduğu inancıyla şikayet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullanmasının, Anayasal hakkı kötüye kullandığını gösteren bir neden olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir…

Dosya kapsamından; davalı annenin, davacı babayı ısrarla 3 kez müşterek çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmesi, bu şikayetlerin tümünün kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek sonuçlanması, çocukla baba arasındaki şahsi ilişkinin kaldırılması için 2 kez Aile Mahkemesine başvurarak açtığı davaların da red kararıyla sonuçlanması ve Yargıtayca onanarak kesinleşmeleri karşısında, davalının şikayetlerinin haksız olduğu anlaşılmaktadır. Şikayet hakkı davalı tarafından kötüye kullanıldığından, davacının kişilik hakları ile davalının şikayet hakkı arasındaki çatışan yararlar dengesi, davacı aleyhine bozulmuştur.

Y. 4. HD., 2016/11831 E., 2018/7106 K.

Rüşvet, Sahtecilik – HAGB Kararına Rağmen Haksız Şikayetten Dolayı Tazminata Hükmedilmemesi

Davacı vekili dilekçesinde, davalının, muhtar olan davacıyı maliyeye ait hazineleri rüşvet alarak sattığı, resmi belgede sahtecilik ile birtakım usülsüzlükler yaptığı iddiası ile Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, bu iddialarla ilgili olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yapılan itirazın reddedildiğini, davalı hakkında iftira suçundan yapılan yargılamada sanığa ceza verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini belirterek oluşan manevi zararın tazmini isteminde bulunmuştur…

Ceza mahkemesince, her ne kadar davaya konu edilen olay nedeniyle davalı cezalandırılmış ve hakkında verilen ceza kararı için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahiyeti itibariyle hukuk hakimini bağlamaz.

Tüm bu açıklamalar ışığında, dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının eyleminin yasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı, Anayasal şikayet hakkı kapsamında ilgili mercilere şikayette bulunulduğu anlaşılmakla, davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu değildir. Şu durumda, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2017/2222 E., 2019/6148 K.

Şikayette Bulunan ve Bulunulan Kişiler Arasında Husumetin Bulunması

Somut olayda; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere askeri birlikte marangoz olan davalı ile onun amiri pozisyonunda olan davacılar arasında, davalının mesaiye geç gelmesi nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu sabittir. Bu durumda davalının iş yerindeki bazı uygulamaları baskı olarak nitelendirmesi ve bu hususta yasal yollarla şikayette bulunması Anayasa’da yer alan şikayet hakkı ve dilekçe verme hakkı kapsamındadır. Gerek dava dosyası gerekse ceza dosyası kapsamında davalının salt zararlandırma kastı ile hareket ettiğine dair delil de bulunmamaktadır. Şu halde şikayetin hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı kabul edilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken

Y. 4. HD., 2016/10242 E., 2018/6991 K.
error: Content is protected !!
Av. Oğuzhan Yazıcı - Maltepe/İSTANBUL