HMK m. 145 – Sonradan Delil Gösterilmesine İlişkin Bazı İçtihatlar

İstisnai Halin Varlığının İleri Sürülmemesi

“…maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğunun kural olarak benimsendiği, fakat iki istisnanın kabul edildiği, bunun için; yeni delil sunulması talebinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya delilin süresinde sunulmamasının ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanması hâlinde, hâkimin gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebileceği, bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesinin hukuki dinlenme hakkının tabii bir sonucu olduğu” belirtilmiştir.
Tahkikatın amacı, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi hâlde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar. Bu sebeple 145. maddede belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması hâlinde bu deliller dikkate alınmamalıdır. Keza, tarafların 145. madde şartları oluşmadan sonradan delil sunması ya da kanun yoluna başvururken bu şekilde delilleri dilekçesine ekleyip vermeleri kabul edilmemelidir (Özekes, Pekcanıtez Usul, s.1339).

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmeden evvel tarafların uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Buna göre, 145. maddesi ile getirilen istisnanın, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı veya davalıya ön inceleme duruşmasında delillerini bildirmesi için yeni bir süre verilmesine imkân tanınmasını içermemektedir.
Somut olayda; davacı 04.02.2012 tarihinde boşanma davası açmış, vakıalarını ve bu vakıaları ispata yarar delillerini bildirmiştir. Davalı ise süresinde cevap dilekçesi ibraz etmiş ise de savunma vakıalarını ispata yarar herhangi bir delil sunmamıştır. Davalının cevap dilekçesi davacıya tebliğ edilmiş, davacı (erkek) süresinde cevaba cevap dilekçesini sunmuş ancak davacı (kadın) ikinci cevap dilekçesi vermemiştir. Dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşaması bu şekilde tamamlanmıştır. 12.02.2013 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında her iki tarafın beyanları zapta geçirilerek uyuşmazlık konuları tespit edilmiş ve ön inceleme aşamasının bitirilmesine karar verilmiştir. Bu duruşmadan sonra davalı adına davayı takip eden vekil tarafından 16.04.2013 tarihli dilekçe ile delil bildirilmiş, tahkikat duruşmasında da bu dilekçe ve dilekçede belirtilen delillerin dikkate alınması talep edilmiş ancak mahkemece ara kararla, sözü edilen dilekçenin değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak herhangi bir delil (HMK. m. 129/1-e) sunmayan ve sonradan delil gösterilebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hâllerin mevcudiyetini de ileri sürmeyen davalının tahkikat aşamasında bildirdiği tanıkların dinlenmesine yasal olarak imkân bulunmamaktadır…” Y. HGK., 2017/2422 E., 2019/650 K.

Soruşturma Dosyasındaki Belgelere Dayanma

“…Somut olayda, soruşturma dosyasında tüm makbuzların bulunduğu düşüncesiyle hem soruşturma dosyasındaki makbuzlara hem de dava dilekçesine eklediği makbuzlara delil olarak dayanan davacı ……in, yönetimin değiştiği ve eski yönetimle ilgili devam eden bir soruşturmanın da bulunduğu yönündeki beyanı da gözetildiğinde, kendi kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle yeni temin ettiği makbuzları sonradan delil olarak ileri sürmesinin, yargılamayı uzatmaya matuf olduğu söylenemez. Şu halde mahkemece, davacı ……in delillerinin tamamı toplanarak alacak kapsamının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” Y. 4. HD., 2017/1795 E., 2019/2583 K.

Boşanma Davası Kamu Davasıdır Savunması

“…Somut olayda; davacı 04.03.2013 tarihinde boşanma davası açmış, vakıalarını ve bu vakıaları ispata yarar delillerini bildirmiştir. Davalı ise süresinde cevap dilekçesi ibraz etmiş ise de savunma vakıalarını ispata yarar herhangi bir delil sunmamıştır. Davalının cevap dilekçesi davacıya tebliğ edilmiş, davacı cevaba cevap dilekçesi vermemiştir. Dilekçeler karşılıklı olarak verilmesi aşaması bu şekilde tamamlanmıştır. Davalı vekili, 16.05.2013 tarihli ön inceleme duruşmasında “müvekkilim tarafından delil gösterilmemiş ise de, boşanma davası kamu davasıdır, delil avansı yatırılmıştır, bu nedenle tanıklarımızı bildirmek üzere süre talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunmuş, mahkemece davacının tanık dinletme talebi reddedilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak herhangi bir delil (HMK. m. 129/1-e) sunmayan ve sonradan delil gösterilebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hâllerin mevcudiyetini de ileri sürmeyen davalıya yerel mahkemenin delil bildirmesi için süre vermesine yasal olarak imkân bulunmamaktadır…” Y. HGK., 2017/1588 E., 2018/2045 K.

error: Content is protected !!