HMK m. 31 Kapsamında Hakimin Taraflardan Delil Göstermesini İstemesi

Bilindiği üzere hukuk yargılamamızda kural olarak taraflarca getirilme ilkesi uygulama bulmaktadır. Bu ilke uyarınca hakim, aksi kanunlarda düzenlenmediği müddetçe hüküm verirken yalnızca tarafların ileri sürdüğü vakıaları ve sundukları delilleri dikkate alacaktır. Bu ilke, vakıayı ispat yükünün lehine sonuç çıkartacak tarafta olmasıyla da uyumluluk gösterir. İstisnai olarak uygulama bulan re’sen araştırma ilkesine tabi davalarda ise hakim gerekirse delilleri kendisi toplar. Örneğin bir velayet davasında mahkeme kendiliğinden araştırma yapmakla yükümlüyken, bir alacak davasında deliller taraflarca gösterilecektir.

Re’sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakimin taraflardan delil isteyebileceği hususunda bir şüphe bulunmamaktadır. Fakat kimi zaman taraflarca getirmenin esas olduğu uyuşmazlıklarda da hakimin tarafların dilekçelerinde dayanmadıkları delillerin belirli süre içinde gösterilmesine hükmettiğine rastlanmaktadır. Bu istisnai durum dayanağını hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen HMK m. 31 hükmünden almaktadır. İlgili hüküm yalnızca taraflarca getirilme ilkesini değil, aynı zamanda sonradan teksif ilkesini de esnetmektedir.

Belirtelim ki taraflarca getirilme ilkesi kapsamında yürütülen bir davada aydınlatma ödevi kapsamında gösterilmesi istenen delilin yargılama içindeki önemi bakımından re’sen araştırma ilkesinden farklı sonuçlar doğmaktadır. Zira hakim bu görevini ifa ederken lehine davrandığı tarafa bir nevi yol göstermektedir; ilgili delili sunmak yine tarafın elindedir. Dolayısıyla burada süre hususuna da değinmek gerekecektir. Hakim HMK m. 31 uyarınca delil gösterilmesini isterken tarafa belirli süre verilmeli ve kanaatimizce bu sürenin kaçırılması durumunda bir daha bu delile başvurulamamalıdır. Aksi taktirde davanın silahların eşitliği ilkesine aykırı yürütüldüğü savunabilecektir. Bu da hakimin reddi sonucunu doğurabilir. Verilen sürenin miktarınınsa uzun tutulmaması gerektiğini düşünüyoruz. Tıpkı öninceleme duruşmasında olduğu gibi ilgili tarafa 2 hafta kadar süre verilmesi yerinde olacaktır. Fakat uygulamada gelecek celseye kadar getirilmesi yönünde karar verildiği de görülmektedir. Celse aralarının aylar sürdüğü düşünüldüğünde bu kararların adil olmadığı savunulabilir. Keza celseden kısa süre önce sunulan delil karşı tarafın etkin biçimde hakkını savunamamasına da sebep olabilir.

Tartışılması gereken bir diğer husussa hangi delillerin gösterilmesinin istenebileceğidir. Bu değerlendirme yapılırken oldukça kısıtlayıcı bir yorum tercih edilmektedir. Hakim dosya üzerinden varlığı anlaşılamayan delillerin gösterilmesini isteyebilecek midir? Bu soruya olumsuz yanıt veren görüşü destekliyoruz. Zira aksi taktirde hakim adeta taraf yerine düşünmüş olacaktır ki bu husus silahların eşitliği prensibiyle uyuşmaz. Peki hangi delillerin varlığı dosya üzerinden anlaşılabilir? Örneğin düğünde takılan altınlara ilişkin ziynet alacağı davası açan bir davacının delil sunmaması durumunda hakim davayı aydınlatmak adına “varsa düğün fotoğraflarının gösterilmesine” karar verebilir.

error: Content is protected !!