İcra Avukatı İstanbul

İCRA AVUKATI – İSTANBUL

İcra avukatı, İcra ve İflas Kanunu’nun düzenlediği takip, dava ve diğer işlerle ilgilenen avukattır. Bu işlerin en başında ilamlı ve ilamsız takipler gelir. Kısaca açıklamak gerekirse ilamsız takipler borcun mahkeme kararıyla sabit olmadığı alacaklara ilişkin yapılır. İlamlı takipler ise borcun mahkeme hükmüyle sabit olduğu ya da ilam niteliğindeki bir belgeye dayandığı icra takipleridir. Ancak cebr-i icraya konu olabilecek tek şey para borcu değildir. Örneğin kiracının evden tahliye edilmesi, çocuğun teslimi, bir işin yapılması veya yapılmaması da para borcunun tahsilatı gibi icra takibine konu olabilir. İcra hukukuna ilişkin takiplere aşağıda sayılanları örnek gösterebiliriz.

  • Taşınır teslimi,
  • Çocuk teslimi,
  • Çocukla kişisel ilişki kurulması,
  • Taşınmaz tahliyesi ve teslimi,
  • Gemi üzerindeki ayni haklara ilişkin icralar,
  • Para veya teminat verilmesine ilişkin ilamlı takip,
  • İlamsız takipler,
  • Kambiyo senetlerinin takibi.

Dahil olduğunuz ve olacağınız icra takipleri ve davalarda tarafınızı temsil edecek İstanbul icra avukatı arayışlarınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İlamlı icra takibinde borçluya tebliğ edilen belgeye icra emri denmektedir. İlamsız icrada ise icra emri değil, ödeme emri söz konusudur. Takip her zaman haciz yoluyla yapılmak zorunda değildir. İflas yoluna da başvurulabilir. Ancak her gerçek kişinin iflası istenemez. İflasın istenebilmesi için öncelikle kişinin tacir sıfatını haiz olması gerekir. İcra avukatı olarak somut durumun koşullarını göz önüne alarak ilamlı, ilamsız, haciz ve gerektiğinde iflas takipleri yapmaktayız.

İlamsız İcra Takibi

İcra dairelerini en çok meşgul edenler kuşkusuz ilamsız takiplerdir. Bu takiplerin sonucunda icra müdürlüğünce gönderilen ödeme emrine süresinde itiraz edilmediği sürece takip kısa sürede kesinleşecektir. Dolayısıyla oldukça pratik olduğundan icra avukatları tarafından da yaygınca tercih edilen bir yöntemdir.

İcra dairelerini en çok meşgul edenler kuşkusuz ilamsız takiplerdir. Bu takiplerin sonucunda icra müdürlüğünce gönderilen ödeme emrine süresinde itiraz edilmediği sürece takip kısa sürede kesinleşecektir. Dolayısıyla oldukça pratik olduğundan icra avukatları tarafından da yaygınca tercih edilen bir yöntemdir.

İcra Avukatı İstanbul
Açılan davalarda haksız bulunan taraf aleyhine ayrıca tazminata hükmedilebilir. Bunun için maddi zararın kanıtlanm mecburiyeti yoktur.

Ödeme emrinin gönderilmesinin ardından itiraz etmek suretiyle takibin kesinleşmesini önlemek mümkündür. Bu itiraz borca veya imzaya karşı olabilir. Herhangi bir şekilde yapılan borca itiraz olarak kabul edilir. Fakat imzaya itiraz edebilmek için bunun zımni değil açık biçimde yapılması gerekir. Borca itiraz ederken sebeplerin iyice düşünülmüş olması önem arzeder. Zira İİK m. 63/1 hükmü gereği itirazın kaldırılması davasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında bu sebepler değiştirilemez.

İtirazın borcun tümüne yapılması zorunlu değildir. Örneğin İstanbul Anadolu İcra Dairelerinden birinin 10000 lira için gönderdiği ödeme emrine esas olan borç aslında 7000 liraysa, takip alacağının 3000 liralık kısmına itiraz edilebilir. Bu durumda takip tamamıyla durmaz. 7000 lira için takip devam eder. Ancak unutulmamalıdır ki itiraz, takibi sona erdirmez, yalnızca durdurur. İcra avukatı, itiraz üzerine itirazın geçici kaldırılması, kesin olarak kaldırılması ya da itirazın iptali davası açma yoluna başvurabilir. Bu üçü birbirlerinden farklı durumlarda açılan farklı sonuçları olan davalardır. Hangi yola başvurulması gerektiğini icra avukatı tespit edecektir.

Borçlu olan taraf da icra takibi başlamadan dava açabilir. Bu dava borçlu olmadığının tespit edilmesi içindir. Takip başladıktan sonra da davanın açılması mümkündür. Bu davalar menfi tespit davası olarak anılmaktadırlar. Borçlu, istenen parayı ödemişse artık menfi tespit davası açamayacaktır. Ancak hukuki çare tükenmemiştir. Zira icra avukatı somut durumun özelliklerine göre sebepsiz zenginleşme veya istirdat davası açılabilmesini uygun görebilir.

Haciz

Haciz, icra takibi yollarından birisidir. Diğer yol ise iflas yoluyla icra takibidir. Belirtmek gerekir ki takibe hemen hacizle başlanmaz. Gönderilen ödeme emrine süresinde itiraz yapılmazsa veya yapılan kaldırılırsa takip kesinleşebilir. Kesinleşen takibin ardından borçlunun malvarlığının belirli kısımlarına haciz konulması mümkündür. Haczin muhafazalı olması zorunlu değildir, zilyetlik üçüncü kişide de bırakılabilir.

Borca güvence olarak haciz edilmiş malların mülkiyeti alacaklıya geçmez. Bunların satılmasından elde edilecek parayla borç kapatılacaktır. Dolayısıyla haczin ölçülü olması gerekir. Haksız icra takibi durumunda ise alacaklının tazminat ödeme yükümlülüğü bile olabilecektir. Ancak bunun için ayrıca bir dava açılması gerekir.

İcra Avukatı Tutmanın Önemi

Borcunu tahsil etmek isteyen alacaklının ya da icra takibine maruz kalan borçlunun avukat yardımından faydalanması ülkemizde zorunlu değildir. Yeterli bilgiye sahip olan herkes kendi dosyasında kendisini temsil edebilir. Fakat icra hukuku maddi hukuktan çok şekli hukuka ilişkin bir dal olup, diğer dallara kıyasla daha fazla teknik bilgiyi gerektirmektedir. Kanunun öngördüğü süreleri kaçırmanın ekonomik olarak ağır sonuçları olabilir. Süre kaçırılması söz konusu olmasa bile bazı hatalardan dönüş yapılması mümkün değildir. Dahası, kanun koyucu İİK’ye getirdiği düzenlemelerde kimi hallerde tazyik hapsinin uygulanmasını uygun görmüş hatta ceza yargılamasına konu olabilecek suçlar bile tanımlamıştır. İcra avukatı olarak, hangi tarafta olduğunuz farketmeden takibin her aşamasında tarafınızı en doğru şekilde temsil etmek, avukatlık görevimizin esasıdır. İcra hukukuna ilişkin yazılarımıza ulaşmak için yazılarımızı ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!