İcra Hukukunda Maaş Haczine İlişkin Uygulama Örnekleri

Sözleşme hükümlerine göre alacağını zamanında tahsil edemeyen alacaklılar borçlulara karşı icra takibi başlatabilmektedir. Takip kesinleştikten sonra da borç miktarını ilgili icra dairesine yatıramayan borçluların mal varlığına karşı taşınır ya da taşınmaz haczi uygulanabilir. Bir diğer haciz türü olaraksa karşımıza sıkça uygulanan maaş haczi çıkmaktadır. Bu konuyla ilgili düzenlemelere İcra İflas Kanununda ve İş Kanununda yer verildiği görülmektedir. Bu yazımızda işçi ve memurların maaş hacizlerine ilişkin yargıya yansıyan örneklere yer verilmiştir. Görülmektedir ki bu iki gruba farklı hükümler uygulanmakta; memur maaşına konulan hacizler işçilerinkine kıyasla genelde daha yüksek oranda olmaktadır.

Halihazırda Maaş Haczi Uygulanırken Bir Başka Alacaklı Bankanın Sözleşmeye Dayanarak Maaş Hesabına Bloke Koyması

Davacı; davalı bankadan iki adet tüketici kredisi kullandığını, ayrıca davalı bankada maaş hesabının bulunduğunu, davalı bankanın İİK’nın 83/2 maddesine aykırı olarak maaş hesabına bloke koyarak kredi taksitlerini tahsil ettiğini, oysa maaşının dörtte birinin icra kanalıyla bir başka borç için de kesildiğini, bu nedenle evinin ihtiyaçlarını karşılayamadığını, maaşından kesilen toplam miktarın 4.843,52 TL olduğunu ileri sürerek maaşı üzerindeki usulsüz blokenin kaldırılması ve mağduriyetinin giderilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davacının hesabından kredi taksitlerinin tahsil edildiğini, davacının kötüniyetle hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İKK’nın 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczinin mümkün olduğu ve haczedilecek kısmın maaşın 1/4’ünü geçemeyeceğini, ayrıca İKK’nın 83. maddesinde sayılan mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların da geçerli olmadığı, davacının maaşına dava dışı banka tarafından 1/4 oranında haciz uygulandığı, bakiye maaşının ise davalı tarafından bloke edilmesinin yerinde olmadığı, bu nedenle davalının yasal dayanağı olmayan bloke nedeniyle tahsil ettiği parayı iade etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.814,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA…

Y. 11. HD., 2016/13465 E., 2018/4733 K.

Maaş Haczinde Ön Sırada Yer Alanın Alacağının Muvazaalı Olması; Davanın Sıra Cetvelinin İptali Niteliğinde Olmaması

Davacı vekili, müvekkilinin davalı-borçludan kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı olduğunu, diğer davalının alacağının ise gerçek bir alacak olmayıp muvazaalı olduğunu, Mal Müdürlüğü yazısı ile davalı borçlunun maaşına konulan hacizlerin sıralamasının yapıldığını, buna göre kendi hacizlerinin 2. sırada, davalının haczinin ise kendisinden önce 1. sırada yer aldığını, ancak muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep etmiş cevaba cevap dilekçesiyle iddiasını genişleterek taraflar arasındaki borçlandırıcı tasarrufun iptaline karar verilmesini dilemiştir.

Davalılar, alacağın muvazaalı olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;t araflar arasında akrabalık ilişkisi olduğu ve davalıların savunmaları nazara alındığında davalı borçluya verildiği iddia olunan borç para ile bunun karşılığında düzenlenen bononun tarihinde tutarsızlık olduğu ve davalının borçluya borç vermek için aylar öncesinden para çekmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı … vekili temyiz etmiştir.Mahkemece maaş haczi ile ilgili yapılan sıralama İİK’nın 83/2. maddesine göre maaş üzerinde birden fazla haciz söz konusu olması halinde hacizlerin sıraya konulacağı haciz tarihi önde olanın alacağı bitmedikçe sonraki haciz alacaklısına ödeme yapılamayacağı belirtilmiş olup bu sıralama maaşı ödeyen kurum tarafından yapılır. Bu sıralama “Sıra cetveli” niteliğinde kabul edilemeyeceğinden sıra cetvellerinde ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin kuralının maaş haczinde de uygulanması mümkün değildir. Maaş haczinde yapılan sıralamaya vaki muvazaa iddialarında genel muvazaada olduğu gibi ispat yükü davacıdadır. Mahkemenin gerekçesinde ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesi yerinde görülmediği gibi, kabule göre de mahkemenin söz konusu maaş hacziyle ilgili sıralamayı iptal ile yetinmesi gerekirken, davalıya ayrılan payın davacı alacağına tahsis edilmesi de isabetsiz görüldüğünden usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının anılan davalı yararına BOZULMASINA…

Y. 23. HD., 2016/7284 E., 2020/840 K.

Takip Kesinleşmeden Verilen Muvafakat; Maaş Haczi Nedeniyle Borçlunun Zor Durumda Kalması; Memur Maaşı Haczi

…Borçlunun, takibin kesinleşmesinden önce maaşından 1800,00 TL kesilmesine dair verdiği muvafakatin geçersiz olduğu iddiasıyla muvafakatin iptali ile maaşından yapılan kesintinin ¼’e indirilmesi ve dava tarihinden sonra yapılan kesintilerin iadesi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kabulü ile maaş haczine ilişkin muvafakatin iptali ile borçlunun maaş haczinin ¼’e indirilmesine, aşan kısmın iptaline ve maaş haczinin sıraya alınmasına karar verildiği görülmektedir.

Memurlar hakkında uygulanan İİK’nun 83. maddesi gereğince; kısmen haczi mümkün olan maaş ve ücretten borçlu ve ailesinin geçinmesi için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar indirildikten sonra kalan kısmın haczi mümkündür. Ancak aynı maddenin 2. fıkrasında; haczedilecek miktarın, maaş ve ücretin 1/4’ünden az olamayacağı belirtilmiştir.

Ayrıca, kanun, borçlunun maaş veya ücretinin 1/4’ünün herhalde haczedebileceğini hükme bağlamıştır. Buna göre ücretin tamamı borçlu ve ailesinin geçinmeleri için yeterli olmasa bile, icra memuru, bunun 1/4’ünü mutlaka haczetmek zorundadır. İcra memuru haczedeceği miktarın azami sınırını belirlerken, borçlunun ve ailesinin ihtiyacını göz önünde bulunduracaktır. İcra memuru, bu takdiri kendisi yapabileceği gibi bunun için bilirkişiye de başvurabilir.

Ayrıca, 4857 sayılı Kanun’un 35. maddesinde ise; işçinin almakta olduğu ücretin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; alacaklı tarafından borçlu hakkında genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte örnek 7 numaralı ödeme emrinin borçluya 21.06.2011 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun aynı gün icra müdürlüğüne gelerek borcu kabul ettiğini ve çalışmakta olduğu kurumdan almakta olduğu maaşı üzerine ve emekli olması halinde emekli maaşı üzerine, maaşında başkaca kesintiler olsa dahi her ay aylık 1.800,00 TL tutarında haciz konulmasına muvafakat ettiğini beyan ettiği, 21.06.2011 tarihinde alacaklının talebi üzerine borçlunun muvafakati doğrultusunda çalışmakta olduğu … Bölge Müdürlüğü’ne haciz müzekkeresi yazıldığı ve maaşından kesintiler yapıldığı, borçlunun sonraki süreçte 17.09.2014 tarihli dilekçesi ile icra müdürlüğüne başvurarak maaşından her ay kesilmekte olan 1.800,00 TL tutarındaki kesintinin 1.200,00 TL ye düşürülmesini ve kesintiye bu miktar üzerinden devam edilmesini talep ettiği, alacaklının kabulü üzerine maaşından yapılan kesintilere bu miktar üzerinden devam edildiği anlaşılmıştır.

…’de bakım atölye müdürü olduğu anlaşılan borçlunun icra dosyasındaki 21.06.2011 tarihli muvafakat beyanı, takibin kesinleşmesinden önce olduğundan geçersizdir. Ancak borçlu tarafından, takibin kesinleşmesinden sonra 17.09.2014 tarihinde maaşından 1200,00 TL kesilmesine muvafakat edilmiş olup, takibin kesinleşmesinden sonra verilen bu muvafakat geçerlidir.

Bu durumda, mahkemece, öncelikle borçlunun işçi ya da memur olarak hangi statüde çalıştığı ve almakta olduğu maaş tutarı tespit edildikten sonra,17.09.2014 tarihli muvafakati de dikkate alınmak suretiyle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA)…

Y. 12. HD., 2016/24675 E., 2017/15413 K.
error: Content is protected !!