İftira Atma, Cezası ve İftira Atandan Tazminat İstemi

Bu yazıda sırasıyla iftira atma eyleminden kaynaklanan cezai sorumluluk ile mağdurun talep edebileceği maddi ve manevi tazminat hakları üzerinde durulmuştur. Yazının son kısmında ise uygulamaya yansıyan örneklere yer verilmiştir. Şimdiden belirtelim ki ceza hukuku kapsamında suç sayılan iftiranın tipiklik unsuru gerçekleşmese bile kimi durumlarda tazminat istenebilmesi mümkündür.

Konuyla alakalı şu yazımıza da göz atabilirsiniz: Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat Davası – İçtihatlar

1. İftira Suçu

İftira, karşılığında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngörülen, kanun koyucunun adliyeye karşı işlenen suçlar kapsamında düzenlediği suçlardan biridir. Suçun tamamlanması için mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat edilmiş olmalıdır. Ancak bu isnadın hukuka aykırı olmak dışında suçlayıcı da olması gerekir. Tipiklik unsurunun gerçekleşmesi halinde suç duyurusu yapılabilecektir. Bu unsurun eksikliği halinde ceza yargılaması yürüyemese de manevi tazminat davası açılabilmesi mümkündür. Zira tipiklik oluşmasa da haksız fiil bulunmaktadır. Ancak “iftira” olarak nitelendirilmek istenen iddia şikayet hakkı içinde değerlendiriliyorsa, kişi kendisine haksız olarak isnat edilen suçtan beraat etse bile tazminat talebi reddedilebilir. Ayrıca, isnat edilen fiilin idari veya adli soruşturma ya da kovuşturma açılmasına yol açabilecek nitelikte olmaması durumunda TCK m. 125 kapsamında hakaret hükümlerine gidilmesi de olasıdır. Hakaret suçuna ilişkin yazımıza ulaşmak için tıklayınız.

Fail, isnat edilen fiilin gerçekçilik hissini arttırmak için mağduru suçlayıcı deliller yaratmış olabilir. Bu durumda yukarıda sınırlarını belirttiğimiz ceza miktarı artacaktır. Bu arttırma ceza yargılaması sırasında koruma tedbirleri uygulanmış olması halinde de yapılır. Hatta gözaltı veya tutuklama tedbirleri uygulanmışsa, ek olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sorumluluk doğar.

İftira atanın mağdura isnat ettiği suçun varlığı kanıtlanamamış olsa da suçu atan kişinin iftira suçunu işlediği kesin olmaz. Mağdur kendisine isnat edilen suçtan beraat etmişse bunun delil yetersizliğinden mi yoksa suçun işlenmediğinin kesin olarak kanıtlanmış olmasından ötürü mü gerçekleştiği hususu araştırılmalıdır. Örneğin bıçaklandığını, darp edildiğini, gasba veya tecavüze uğradığını söyleyen biri, olay zamanı orada bulunmayan birinin kendisine karşı bu suçları işlediğini iddia ediyorsa, fakat adli tıp araştırmasında bu yönde bir bulguya rastlanmamışsa ya da o kişi orada bulunmasına rağmen kamera kayıtları gibi araçlarla aksi kesin kanıtlanıyorsa bu suçları isnat etmeye çalışanın iftira attığı söylenebilir.

Kovuşturma sonunda mağdura hapis cezası verilmişse iftira atanın cezası da fazla olacaktır. Öyle ki mağdur, iftira atılan suçtan dolayı müebbet hapis veya ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılmışsa, iftira eden kişi yirmi yıldan otuz yıla kadar özgürlüğü kısıtlayıcı cezaya mahkum olabilir. Mağdurun süreli hapis cezasına çarptırılması durumu için de bir düzenleme yapılmıştı ancak Anayasa Mahkemesi’nin 2013/14 Esaslı kararıyla bu hüküm iptal edilmiştir. Kanun koyucu bu hükmün yerine geçecek düzenlemeyi hala yapmamıştır.

1.1. Failin İsnadından Dönmesi İftira Suçunun İşlendiğini Kesin Kanıtlar Mı?

Failin, mağdura isnat ettiği suçun aslında işlenmediğini daha sonra itiraf etmesi, iftira suçunun işlendiğine dair bir belirtidir. Fakat yalnızca bu unsurun gerçekleşmiş olması önceden isnat edilen fiilin iftiradan ibaret olduğunu kanıtlamaya yeterli olmayabilir. Zira kendisine en başta suç isnat edilen kişinin kendisinin veya yakınlarının, suçun işlendiğini iddia eden kişiye karşı baskı kurması ya da bir menfaat vaat etmesi mümkündür.

1.2. İftira Atanın Zamanaşımından Faydalanması

Suç işleyen faillerin hayatları boyunca soruşturma tehditi altında olmamaları için kanun koyucu dava zamanaşımı kurumunu getirmiştir. Zamanaşımı genelde eylemin gerçekleştirilme anında başlar. Ancak iftira suçunda istisnai olarak eylemin yapıldığı değil, isnadın iftiradan ibaret olduğunun anlaşıldığı tarihten itibaren başlar. Üzüntüsünü telafi etmek isteyen mağdurun manevi tazminat davası açması da zamanaşımına bağlıdır. Bu durumda hukuk davasının tabi olduğu zamanaşımının da gerçeğin sabit olduğu tarihte başlaması uygun olacaktır. Elbette iftira sebebiyle maddi zararlar da oluşmuş olabilir. Bu hususa aşağıda değinilecektir.

1.3. İftirayla Karıştırılan Benzer Suçlar

Bir başkasının kimlik bilgilerini işlediği bir suçta kullanan kişi iftira suçu hükümlerine göre yargılanır. Bu suç için her ne kadar iftira hükümleri uygulansa da farklı bir maddede düzenlenmiştir.

Bir diğeri ise suç üstlenmedir. Suç üstlenmede bir başkasına hukuka aykırı fiil isnat edilmesi söz konusu değildir. Fail, işlemediği suçu kendisinin işlediğini söyler. Yakın bir hısımı cezadan kurtarmak için yapılmışsa cezada indirime gidilebilir.

Gerçek olmayan bir olay hakkında söylenti çıkarmak veya dedikodu yapmak iftira suçu kapsamına girmemektedir. Ancak bu eylem hakaret suçu kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca haksız bir fiil olduğundan tazminat yükümlülüğünin doğması da mümkündür.

Soruşturma veya kovuşturma yürütülürken gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişinin işlediği suç iftira değil, yalan tanıklıktır. Elbette bu haksız eylemden ötürü de tazminat davası açılabilir.

1.4. Etkin Pişmanlık

İftira atanın pişmanlık göstermesi durumunda ceza önemli miktarda azaltılacaktır. Ayrıca pişmanlık manevi düzeyde kalmamalı, eyleme dökülmelidir. Örneğin, soruşturma başlamadan önce iftiradan vazgeçilirse ceza 4/5 oranında azaltılır. Soruşturma açıldıktan sonra ama iddianame kabul edilmeden dönülürse 3/4 oranında indirim yapılacaktır. Kovuşturma aşamasından sonra da pişmanlık gösterilebilir. Bu durumda indirim oranı dava hakkında hükmün verilip verilmemesine ve infazın başlayıp başlamamasına göre değişecektir.

2. İftirada Bulunana Tazminat Davası Açılması

Bir başkasına atılan iftira, cezai sorumluluğunun yanında tazminat ödenmesini de gerektirebilir. Bunun için ayrı bir hukuk davası açılacaktır. Maddi tazminat davası açılabilmesi için atılan iftira mağdurun ekonomik hayatında olumsuz yönde etkiler yaratmalıdır. Örneğin, tacirlik yapan mağdur, iftira yüzünden mevcut ya da potansiyel müşterilerini kaybetmiş olabilir. Bu durumda illiyet kurulabilirse maddi tazminat istenebilmesi mümkündür.

İftira, maddi zararlardan evvel mağdurun üzüntüsüne, manevi acısına sebebiyet verebilir. Dolayısıyla onuru veya saygınlığı incinen mağdur manevi tazminat davası da açabilecektir. Sorumluluğun doğması için aranan temel koşullar hem maddi hem de manevi tazminat için temel olarak diğer haksız fiillerle aynıdır.

Somut durumda değerlendirilen iftira atma eylemi, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçun tipiklik unsurunu sağlamıyor olsa da hukuk davasında tazminat talep etmeye engel değildir. Dolayısıyla iftira suçundan ötürü yargılanan fail beraat etmiş olsa bile hukuk mahkemesinde aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği kesin olarak söylenemez.

Ceza yargılamasının devamı ve sonuçlandırılması için iftiraya uğrayanın süreci takip etmesi isteğe bağlıdır. Yalnızca ihbarda bulunulmuş olması yeterli olacaktır ki kimi zaman ihbara dahi gerek olmadan re’sen soruşturmaya başlanabilir (Biz yine de gerekli zamanlarda itirazların yapılmış olması açısından sürecin takibini öneriyoruz.). Hukuk yargılamasında ise sürecin başından sonuna kadar takibi ve istenen zamanlarda gerekli işlemlerin yapılması ihtiyari değil, mecburidir. Dolayısıyla tazminat talebinde bulunmak isteyenlerin yaşadıkları yerdeki bir avukat aracılığıyla hukuk davalarını yürütmeleri faydalı olacaktır.

İftiraya İlişkin İçtihatlar

İftira Suçundan Verilen HAGB Kararının Hukuk Yargılamasına Etkisi

Ceza mahkemesince, her ne kadar davaya konu edilen olay nedeniyle davalı cezalandırılmış ve hakkında verilen ceza kararı için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahiyeti itibariyle hukuk hakimini bağlamaz.
Tüm bu açıklamalar ışığında, dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının eyleminin yasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı, Anayasal şikayet hakkı kapsamında ilgili mercilere şikayette bulunulduğu anlaşılmakla, davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu değildir. Şu durumda, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2017/2222 E., 2019/6148 K.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalıların, davacıya yönelik iftira ve yalan tanıklık eylemi sabit görülerek … Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/54 esas sayılı ilamı ile cezalandırılmasına fakat hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava konusu olay nedeniyle davalılar hakkında açılan kamu davası sonucunda hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmiş ve bu nitelikteki karar hukuk hakimi için bağlayıcı değil ise de; dosyada mevcut ve özellikle ceza yargılamasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı …’in davacıya gönderdiği mesaj nedeni ile iftira eylemi ile diğer davalıların bu kapsamda yaptıkları yalan tanıklık eyleminin sabit olduğu anlaşılmaktadır.

Davalıların sübut bulan eylemleri karşısında; mahkemece davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkeme davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmelidir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2016/9328 E., 2019/609 K.

Cinsel Saldırı İftirası ve Şikayet Etme Hakkı

“… Sanık ile katılanın 14.10.2008 tarihinde evlenmelerine rağmen olay tarihine kadar katılanın cinsel sorunları nedeniyle ilişkiye giremedikleri, bu durumun karı-koca üzerinde baskı oluşturduğu, 31.01.2011 tarihinde sanığın Cumhuriyet savcılığına müracaat ederek eşinin eliyle cinsel organına saldırısı sonucunda parmağıyla kızlığını bozduğundan bahisle şikâyette bulunduğu, doktor raporuyla kızlığının bozulmadığının tespiti üzerine sanığın katılana iftirada bulunduğunun iddia edildiği somut olayda, her ne kadar katılan hakkında cinsel saldırı suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, sanık ile katılan arasında geçen olayın kesin olarak vuku bulup bulmadığının tespit edilemediği, sanığın tüm aşamalarda katılanın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu beyan etmiş olup kızlığının bozulmadığına ilişkin beyanının isnadından rücu olarak değerlendirilemeyeceği, çünkü sanığın katılana yönelik isnadının kızlığının bozulmasıyla sınırlı olmayıp daha geniş anlamda cinsel saldırı suçlamasını içerdiği, kaldı ki isnattan dönmenin tek başına iftira suçunun oluştuğunu göstermeyeceği, sanığın iftira kastıyla hareket ettiğine ilişkin yeterli delilin bulunmadığı, şikâyet hakkını kullandığının kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla suçun hukuka aykırılık öğesinin oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmektedir…”

Y. CGK., 2013/607 E., 2015/186 K.

İftira ve Suçluyu Kayırma Farkı

“…Sanık S..’ın aşırı hız nedeniyle sevk ve idaresinde bulunan araçla yol kenarında bulunan ağaca çarpması sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan …’ın ölüme neden olduğu olaya ilişkin, sanık …’ın yargılanmasının engellenmesine imkan sağlamak için aracı kendisinin kullandığı yönünde beyanda bulunan yine aynı araçta yolcu olarak bulunan … ile ağız birliği ederek kaza anında aracı …’ın kullandığı yönünde beyanda bulunan sanığın eyleminin, TCK.nın 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Yasaya aykırı …”

Y. 8. CD., 2017/9993 E., 2019/9109 K.

İftira ve Suç Uydurma Farkı

“…sanığın kardeşinin borcuna karşılık aracını …’ya kullanması için verdiğini ardından aracı …’nın bir süre kiralık olarak çalıştırdığını ardından aracının kaybolduğundan bahisle şikayetçi olduğu somut olayda; katılan hakkında soruşturma açılması amacının bulunmaması ve şikayet konusu eylemin failinin belirli olmaması nedeniyle iftira suçunun unsurlarının oluşmadığı, ancak; işlenmediğini bildiği halde hırsızlık suçunu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden sanığın eyleminin TCK.nun 271. maddesinde düzenlenen “suç uydurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde iftira suçundan hüküm kurulması, Yasaya aykırı…”

Y. 8. CD., 2019/11440 E., 2019/8852 K.

İftira Yüzünden Mağdur Hakkında Koruma Tedbiri Uygulanması

“…Sanığın beyanları üzerine 20.12.2011 tarihinde müşteki …’nın evinde arama yapıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında TCK.nın 267/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık, mağdur hakkında soruşturma başladıktan sonra, kovuşturmadan önce iftirasından dönmekle hakkında TCK.nın 269/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, Yasaya aykırı…”

Y. 8. CD., 2017/13714 E., 2019/8669 K.

error: Content is protected !!