İftira Nedeniyle Suç Duyurusu ve İftiraya Dayalı Tazminat Hakkı

Bu yazıda iftira atma eyleminden kaynaklanan cezai sorumluluk ile mağdurun açabileceği maddi ve manevi tazminat davası üzerinde durulmuştur. Şimdiden belirtelim ki ceza hukuku kapsamında suç sayılan iftiranın tipiklik unsuru gerçekleşmese bile kimi durumlarda tazminat istenebilmesi mümkündür. Ayrıca, isnat edilen fiilin idari veya adli soruşturma ya da kovuşturma açılmasına yol açabilecek nitelikte olmaması durumunda hakaret hükümlerine gidilmesi mümkündür.

1. İftira Suçu

İftira, karşılığında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngörülen, adliyeye karşı işlenen suçlardan biridir. Suçun tamamlanması için mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat edilmiş olmalıdır. Ancak bu isnadın hukuka aykırı olmak dışında suçlayıcı da olması gerekir. Kanun hükmünde yazılı tipiklik unsurunun gerçekleşmesi halinde suç duyurusu yapılabilecektir. Bu unsurun eksikliği halinde suç duyurusu yapılamasa da manevi tazminat davası açılabilmesi mümkündür.

Fail, isnat edilen fiilin gerçekçilik hissini arttırmak için mağduru suçlayıcı deliller yaratmış olabilir. Bu durumda yukarıda sınırlarını belirttiğimiz ceza miktarı yarı oranında artacaktır. Bu arttırma ceza yargılaması sırasında koruma tedbirleri uygulanmış olması halinde de yapılacaktır. Hatta gözaltı veya tutuklama tedbirleri uygulanmışsa, ek olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sorumluluk doğar.

Kovuşturma sonunda mağdura hapis cezası verilmişse ceza da fazla olacaktır. Öyle ki mağdur, iftira atılan suçtan dolayı müebbet hapis veya ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılmışsa, iftira eden kişi yirmi yıldan otuz yıla kadar özgürlüğü kısıtlayıcı cezaya mahkum olabilir. Mağdurun süreli hapis cezasına çarptırılması durumu için de bir düzenleme yapılmıştı ancak Anayasa Mahkemesi’nin 2013/14 Esaslı kararıyla bu hüküm iptal edilmiştir. Kanun koyucu bu hükmün yerine geçecek düzenlemeyi hala yapmamıştır.

Suç işleyen faillerin hayatları boyunca soruşturma tehditi altında olmamaları için kanun koyucu dava zamanaşımı kurumunu getirmiştir. Zamanaşımı genelde eylemin gerçekleştirilme anında başlar. Ancak iftira suçunda istisnai olarak eylemin yapıldığı değil, isnatın iftiradan ibaret olduğunun anlaşıldığı tarihten itibaren başlar. Üzüntüsünü telafi etmek isteyen mağdurun manevi tazminat davası açması da zamanaşımına bağlıdır. Bu durumda hukuk davasının tabi olduğu zamanaşımının da gerçeğin sabit olduğu tarihte başlaması uygun olacaktır. Elbette iftira sebebiyle maddi zararlar da oluşmuş olabilir. Bu hususa aşağıda değinilecektir.

1.1. İftiraya Benzeyen Farklı Suçlar

Bir başkasının kimlik bilgilerini işlediği bir suçta kullanan kişi iftira suçu hükümlerine göre yargılanır. Bu suç için her ne kadar iftira hükümleri uygulansa da farklı bir maddede düzenlenmiştir.

Gerçek olmayan bir olay hakkında söylenti çıkarmak veya dedikodu yapmak iftira suçu kapsamına girmemektedir. Ancak bu eylem hakaret suçu kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca haksız bir fiil olduğundan tazminat yükümlülüğünin doğması da mümkündür.

Bir diğeri ise suç üstlenmedir. Suç üstlenmede bir başkasına hukuka aykırı fiil isnat edilmesi söz konusu değildir. Fail, işlemediği suçu kendisinin işlediğini söyler. Yakın bir hısımı cezadan kurtarmak için yapılmışsa cezada indirime gidilebilir.

Soruşturma veya kovuşturma yürütülürken gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişinin işlediği suç iftira değil, yalan tanıklıktır. Elbette bu haksız eylemden ötürü de tazminat davası açılabilir.

1.2. Etkin Pişmanlık

İftira atanın pişmanlık göstermesi durumunda ceza önemli miktarda azaltılacaktır. Ancak pişmanlığın çok geç olmadan gösterilmesi gerekir. Ayrıca pişmanlık manevi düzeyde kalmamalı, eyleme dökülmelidir. Örneğin, soruşturma başlamadan önce iftiradan vazgeçilirse ceza 4/5 oranında azaltılır. Soruşturma açıldıktan sonra ama iddianame kabul edilmeden dönülürse 3/4 oranında indirim yapılacaktır. Kovuşturma aşamasından sonra da pişmanlık gösterilebilir. Ancak bu durumda indirim görece daha düşük oranda olacaktır.

2. İftiradan Doğan Tazminat Davası

Bir başkasına atılan iftira, cezai sorumluluğunun yanında tazminat ödenmesini de gerektirebilir. Bunun için ayrı bir hukuk davası açılacaktır. Maddi tazminat davası açılabilmesi için atılan iftira mağdurun ekonomik hayatında olumsuz yönde etkiler yaratmalıdır. Örneğin, tacirlik yapan mağdur, iftira sonucunda varolan ya da potansiyel müşterilerini kaybetmiş olabilir. Bu durumda illiyet kurulabilirse maddi tazminat istenebilmesi mümkündür.

İftira, maddi zararlardan evvel mağdurun üzüntüsüne, manevi acısına sebebiyet verebilir. Dolayısıyla onuru veya saygınlığı incinen mağdur manevi tazminat davası da açabilecektir.

Tazminat sorumluluğu için gereken temel koşullar diğer haksız fiillerle aynıdır. İftirayı hukuka uyun hale getiren bir sebep olmamalı, failin kusurunu ortadan kaldıracak bir hal oluşmamış olmalı, mağdurun maddi veya manevi zararı oluşmalı ve son olarak illiyet bağı bulunmalıdır.

Somut durumda değerlendirilen iftira atma eylemi, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçun tipiklik unsurunu sağlamıyor olsa da hukuk davasında tazminat talep etmeye engel değildir. Dolayısıyla iftira suçundan ötürü yargılanan fail beraat etmiş olsa bile hukuk mahkemesinde aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği kesin olarak söylenemez.


You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!