İftira Suçu ve İftiranın Cezası & İftira Atana Tazminat

İftira suçu, failin, mağdurun haksız bir fiilde bulunmadığını bildiği halde, hakkında haksız suçlamalarda bulunması suretiyle işlediği suçtur. İsnat edilen haksız fiil bir suç olabilir fakat bu bir şart değildir. Zira idari yaptırımı gerektiren fiiller de pekala iftira suçunun konusunu oluşturabilir. 

Yazı İçeriği

TCK m. 267- Genel Olarak İftira Suçu ve Cezası

Adliyeye karşı işlenen suçlar arasında tanımlanan bu suç, TCK m. 267’de düzenleme bulmuştur. İlgili hükmün ilk fıkrasına göre, temel haldeki iftira suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.

İftira suçu

Cezayı artıran ve azaltan muhtelif sebeplerin olduğu göz ardı edilmemelidir. Yazımızın devamında bunlar üzerinde de durduk.

İftiranın Yetkili Makama Yapılmış Olması Zorunluluğu

Suçun oluşması için şikayet veya ihbarın yetkili makamlara yapılması ya da basın ve yayın yoluyla duyurulması yeterlidir. Ancak bu şikayet ve duyuruları yapan kişi bizzat fail olmalıdır. Onun iftirasını söylediği kişinin, bu söylediklerine inanarak şikayette bulunması durumunda fail cezalandırılmaz. Zira burada failin fiilinin, sadece tahkir etmeye yönelik olduğu kabul edilir.

  • “…somut olayda, sanığın, silah firması yetkilisi …’yı telefonla arayarak, firmalarından çalınan silahların bir kısmının katılanın sahibi olduğu av bayisinde olduğunu söylemesi üzerine, … tarafından emniyete yapılan müracaat ile katılan hakkında soruşturmanın başlatıldığı, sanık … tarafından katılan … hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlayabilecek yetkili bir makama yapılmış herhangi bir şikayetin bulunmaması ve sanığın amacının katılan hakkında bir soruşturma ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak olmayıp eylemlerinin bir bütün olarak katılanı tahkir etmeye yönelik bulunması nedeniyle unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/5302 E. , 2021/22931 K.

Dedikodu Yaymak veya Kişinin Namusunu Lekelemek Suç Mudur?

Gerçek olmayan bir olay hakkında dedikodu yapıp söylenti çıkarmak, namusa iftira atmak veya doğrudan kişiyi itham etmek iftira suçunu oluşturmamaktadır. Şöyle ki, iftira suçunun söz konusu olabilmesi için failin bu eylemlerini yetkili makamlara yapması gerekir. Failin, doğrudan mağdurun yüzüne karşı haksız suçlamalarda bulunması veya bunu arkadaşlarına yayması ise TCK 267 kapsamına girmez. Dolayısıyla, yetkili makamlara yapılmayan hırsızlık iftirası, haksız yere suçlamalar ve namusa iftiralar, hakaret suçu kapsamında cezalandırılacaktır.

Mağdurun doğrudan yüzüne karşı atılan iftiralar doğrudan hakaretin, onun yokluğunda söylenenler ise gıyapta hakaretin konusunu oluşturabilir. Bu ikisinin soruşturulması farklı koşullara tabi olduğundan, “Hakaret Suçu ve Cezası” başlıklı yazımıza da göz atmanızı öneririz.

CİMER, İftira Suçu Bakımından Yetkili Makam Sayılır Mı?

Evet, BİMER, CİMER gibi platformlara yapılan ihbarlara istinaden soruşturmalar başlatılabildiğinden, bunlar da yetkili makam sayılır. Dolayısıyla buralara yapılan asılsız suçlamalar da iftira suçunu oluşturur.

  • “…Somut olayda, sanığın, “…” ismiyle 10.12.2014 tarihinde BİMER’e yazmış olduğu dilekçesinde, katılanlar …, … ve …’in çalıştıkları kurum içerisinde yolsuzluk yaptıklarını, katılan …’nın ise evine kaçak oda çıktığını belirterek ihbarda bulunduğu ve Gündoğdu Kaymakamlığınca başlatılan incelemede iddiaların doğru olmadığının tespit edildiği anlaşılmakla, sanığın, katılanlar …, …, … ve … hakkında asılsız ihbarda bulunurken, bu eylemi nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla da dilekçeyi katılan …’nın adıyla gönderdiği ve bu kişinin görev yaptığı işyeri adresini de kimlik bilgileri belirlenebilir şekilde dilekçeye yazdığı olayda, sanığın eyleminin, yasal unsurları itibariyle TCK’nın 267/1, 43/2. maddesinde düzenlenen zincirlemeli şekilde iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/8987 E. , 2021/15253 K.

İftira Suçunda Cezayı Artıran Haller

Ceza miktarını etkileyen birden çok nitelikli hal bulunmaktadır.

iftira cezası

Maddi Eser ve Delil Uydurmak – 267/2

Fail, isnat edilen fiilin gerçekçilik hissini arttırmak için mağduru suçlayıcı deliller yaratmış olabilir. Bu şekilde delil üretilen iftira suçlarında ceza miktarı yarı oranında artacaktır. Dikkat edilmelidir ki, maddede geçen “maddi” sıfatı sadece “eser”i değil, aynı zamanda “delil”i de nitelemektedir. Dolayısıyla uydurulan delil de elle tutulabilir, maddi olmalıdır.

  • “…Sanığın isnadı nedeniyle müştekiler hakkında yakalama tedbirinin uygulanması ve sanığın müştekiler hakkında uyuşturucu ticareti yaptıklarına ilişkin şikayeti sırasında müşteki …’un sandığında bulduğunu iddia ettiği esrar maddesini sunması karşısında; sanık hakkında iftira suçundan tayin edilen cezanın TCK.nın 267/2 ve 267/3. maddeleri gereğince arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/16151 E. , 2021/20673 K.

Yalancı Tanık Delili Ceza Artırımını Gerektirmez

Yukarıda da açıkladığımız üzere, ceza artırımının söz konusu olması için, sunulan delilin maddi nitelikte olması aranır. Tanık delili de kuşkusuz ki iftira suçunu işleyen failin iddiasını destekler özelliğe sahiptir. Fakat iftirasını desteklemek için tanık delili kullanan sanığa maddi delil uydurmuş sayılmadığı için ceza artırımı yapılmaz. Bu durumda somut olayın şartlarına göre iştirak hükümleri uygulanabilir ki, bu çok daha uzun ve başka bir konudur.

  • “…Oluş ve dosya içeriğine göre, sanığın polise verdiği ifadesinde, mağdurların kendisini gasp ettiğini, bıçak çekmek suretiyle para istediklerini, kendisinin de para verdiğini belirterek şikayetçi olduğu, yanında bulunan kız arkadaşlarının da tanık olarak dinlendiği, ifadesi ve tanık anlatımları dışında herhangi bir delil sunmadığı, tanık beyanı maddi delil olmadığı gibi, tanıkların da görgüye dayalı anlatımlarının olmadığı olayda, mağdurlara isnat olunan yağma suçunun maddi eser ve dellilerinin uydurulması söz konusu olmadığı halde sanık hakkında TCK.nın 267/2. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/4399 E. , 2021/20259 K.

Maddi Eser ve Delil Şikayetle Birlikte Sunulmuş Olmalıdır

Maddi eser ve delil uydurulması, iftirayı yaptıktan sonra söz konusu olmuşsa TCK m. 267/2’ye dayanarak ceza artırımı yapılamaz. Fakat iftirayı yaparken maddi eser ve delil uydurulmuşsa o halde ceza artar.

  • “…TCK.nın 267/2. maddesinde düzenlenen maddi eser ve delil uydurmak suretiyle iftira suçunun oluşabilmesi için fail, sadece soyut olarak bir suç ya da idari yaptırım gerektiren fiil isnadında bulunmamakta, bu isnadın inandırıcı olabilmesi için maddi eser ve delil de hazırlamaktadır. Daha önceden var olan maddi eser ve delil sunulması, ifitira eyleminden sonra isnadın ispatı amacıyla sonradan uydurulması ya da delilin iftiraya konu eylemi ispat gücünün olmaması halinde suçun nitelikli şekli gerçekleşmez. Maddi eser ve delilin şikayet dilekçesi veya ihbarla birlikte uydurularak bildirilmesi halinde bu fıkrada tanımlanan nitelikli suçun oluşacağı…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/4399 E. , 2021/20259 K.

Koruma Tedbiri Uygulanması – 267/3

Burada bahsi geçen koruma tedbirleri gözaltı ve tutuklama dışında kalanlardır. Adli kontrol, arama, el koyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi ve yakalama bunlara örnek olarak gösterilebilir. Eğer mağdur bu koruma tedbirlerinden birisine maruz kalmışsa, iftira suçunun cezası yine yarı oranında artacaktır.

  • “…Sanığın isnadı nedeniyle mağdur hakkında arama tedbirinin uygulanmasına karşın, sanık hakkında iftira suçundan tayin edilen cezanın TCK’nın 267/3. maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/13430 E. , 2021/18448 K.

Gözaltı ve tutuklama kadar olmasa da, aslında yakalama tedbiri de kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaktadır. Fakat kanun koyucu yakalamayı bu tedbirlerle birlikte saymamıştır. Yargıtay da yakalamada ayrıca cezayı öngören dördüncü fıkra yerine, mevcut cezayı artıran üçüncü fıkrayı uygulamaktadır.

  • “…Mağdurun hakkında suça konu eylem nedeniyle yargılandığı dosyada yakalama kararı çıkartılarak yakalandıktan sonra ifadesi alınıp serbest bırakıldığı anlaşıldığından, sanığın cezasında TCK.nın 267/3. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/17025 E. , 2021/18622 K.

Mağdur Tutuklanmışsa, Gözaltına Alınmışsa Ayrıca Ceza Verilir (267/4)

Bu hallerde mağdurun özgürlüğünün kısıtlanmış olduğu şüphesizdir. Dolayısıyla ayrıca “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da hüküm kurulacaktır.

Mesela fail, mağdura cinsel saldırı iftirası atmış olsun. Mağdur tutuklanmışsa, cinsel saldırı iftirasını atan kişi 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasını gerektiren TCK 267/1’e ek olarak, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılır. Bu suçun cezası ise 1 yıldan 5 yıla kadar hapistir.

Bir de mağdurun tutuklanmadığı veya başka bir koruma tedbirine maruz kalmadığı ihtimali düşünelim. Bu durumda cinsel taciz veya cinsel saldırı iftirasının cezası 1-4 yıl arası hapis olacaktır.

Mağdurun Müebbet veya Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası Alması (267/5-6)

Mağdur müebbet hapis cezası almışsa, iftira suçunun cezası 20 yıl ile 30 yıl arasında hapistir. Ayrıca cezanın infazına başlanmışsa da belirlenen miktar yarı oranında artar. Mağdurun süreli hapis cezasına çarptırılması durumu için de bir düzenleme yapılmıştı ancak Anayasa Mahkemesi’nin 2013/14 Esaslı kararıyla bu hüküm iptal edilmiştir. Kanun koyucu bu hükmün yerine geçecek düzenlemeyi hala yapmamıştır.

İçtima Hükümlerinin Uygulanması

İftira Suçunun Aynı Kişiye Tekraren veya Tek Seferde İki Kişiye Birden İşlenmesi

Aynı suçun işlenmesi amacıyla farklı zamanlarda aynı kişiye suç işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanır. Tek seferde birden fazla kişiye karşı iftira suçu işlenmişse, aynı maddede düzenlenen aynı neviden fikri içtima hükümleri uygulanacaktır. İki durumda da tek ceza verilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üç oranına kadar artırılır.

  • “…oluşa, mağdurların aşamalardaki istikrarlı anlatımına,sanık hakkında aldırılan genel adli muayene raporuna göre; sanığın olay günü psikolojisinin bozuk olmasından dolayı aynı cezaevi koğuşunda kaldığı mağdurların kendisine cinsel tacizde bulunduğunu beyan ettiği ve mağdurlar hakkında bu suçtan soruşturma başladıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunarak iftirasından rücu ettiği anlaşılmakla;sanığın eyleminin yasal unsurları itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 267/1, 43/2. yollamasıyla 43/1, 269/2. maddelerinde düzenlenen zincirlemeli iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden,mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/13001 E. , 2021/19275 K.

İftirayla Beraber Başka Bir Suç İşlenmişse Ceza Artırımı

Bu durumda da iki ayrı suçtan ceza verilmez. Hangi suç için öngörülen ceza daha yüksekse ondan hüküm kurulup cezada artırıma gidilir.

  • “…somut olayda, uyuşturucu madde kullanmak suçundan yakalanan sanık hakkında müştekinin kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle bir kısım tutanakların müşteki adına düzenlendiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturacağı ve sanığın TCK.nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince yalnızca anılan suçtan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, eylem ikiye bölünerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan ayrı ayrı hükümler kurulması…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/13075 E. , 2021/17750 K.

İftirada Cezayı Azaltan Hal: Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık gösterilerek iftiradan dönülmesi halinde ceza önemli miktarda azaltılacaktır. Şöyle ki, soruşturma başlamadan evvel pişmanlık gösterilmişse iftira suçunun cezası 4/5 oranında indirilir. Etki pişmanlık, soruşturma ve kovuşturma aşaması arasındaki bir zamanda gösterilmişse de iftiranın cezası 3/4 oranında inecektir.

Kovuşturma başladıktan sonraki aşamada gösterilen etkin pişmanlıkta ise mahkemenin takdir hakkı olduğu görülmektedir. Fail, mağdur hakkında:

  • Hüküm verilmeden evvel pişmanlık göstermişse 2/3,
  • Mahkumiyetten sonra pişmanlık göstermişse 1/2,
  • Cezanın infazı başladıktan sonra pişmanlık göstermişse 1/3 oranında indirim alabilir. Burada kanun koyucu “indirilebilir” demek suretiyle mahkemeye takdir hakkı tanımıştır.

İdari kovuşturmalarda ise farklı oranlar söz konusudur. Fail, mağdur hakkında

  • İdari yaptırıma karar verilmeden etkin pişmanlık gösterirse 1/2
  • İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlık gösterirse 1/3 oranında indirim alabilir. Burada da takdir hakkı bulunduğu gözlemlenmektedir.

Mahkemenin indirime karar verirken takdir hakkını keyfi olarak kullanması hukuka aykırı olacaktır. Bu nedenle indirim uygulayacaksa veya uygulamayacaksa bunu gerekçesinde belirtilmelidir.

Cezayı Azaltan Diğer Haller

Haksız tahrik ve yaş küçüklüğü gibi kusuru etkileyen haller mevcutsa cezada indirime gidilecektir. Mağdurun haksız tahriki altında iftira atan faile dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Yaş küçüklüğü durumundaysa, iftira atan çocuğun bulunduğu yaş grubuna göre farklı oranda indirim söz konusu olacaktır. Bu konuyla alakalı ayrıntılı bilgi için Yaş Küçüklüğünde Ceza İndirimi ve Çocukların Ceza Yargılaması başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

İftira Suçunu İspata Yarayan Emareler

Mağdurun Beraat Alması İftirayı Kanıtlar Mı?

Hayır, mağdurun beraat veya takipsizlik almış olması, onu suçlayanın iftira suçunu işlediği anlamına gelmez. Zira fail, isnadında haksız olsa bile, suçu mağdurun işlediğine dair şüpheye düşmesi, onun anayasal şikayet hakkının kullandığını gösterir. Öyle ki ceza hukukumuzda “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi geçerlidir.

  • “…mağduru hırsızlık suçunu işlemiştir şeklinde ihbar etmesinde sanığın şikayetinin maddi vakalara dayalı olması nedeniyle iftira kastının bulunmadığı, ve anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden…” Y. 4. Ceza Dairesi 2021/12702 E. , 2021/20572 K.

Fakat şikayetin maddi vakıalara dayanmadan yapılmış olması iftira kastını ispatta kullanılabilir. Dolayısıyla beraate veya takipsizliğe esas alınan dosyada, failin neyin şüphesiyle haksız isnatta bulunulduğu incelenmelidir.

  • “…Sanığın, … Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapan katılan hakkında BİMER aracılığıyla “kız öğrencilerle kurduğu erotik sohbetler ve ders dışı konulardan bahsettiği, not karşılığı masaj yaptırdığı” iddialarını içerir beyanla ihbarda bulunması, ihbar üzerine idari soruşturma açılması, soruşturma sonucunda işlem yapılmaması, iddiaların öğrencilerin beyanlarıyla doğrulanmaması, sanığın hiç tanımadığı ve ikametinden uzak bir bölgede görev yapan katılan hakkında çevreden edindiği bilgiler çerçevesinde BİMER aracılığıyla yapmış olduğu ihbar içeriği itibariyle katılan hakkında “not karşılığı masaj yaptırdığı” şeklindeki iddiasının TCK’nın 107. maddesi kapsamında şantaj suçunu oluşturduğu, böylece suç isnadında bulunduğu ihbarın kapsam ve içerik itibariyle Anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği, kız öğrencilerin okuduğu bir okulda görev yapan bir öğretmenin toplumun duyarlılık gösterdiği konularda gelişigüzel ihbar edilmesinin şikayet hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiği, aksi halde duyumlarla şikayet ve ihbar yolu açıldığında kişilerin saygınlığı, şeref ve haysiyetinin zarar göreceği, üniversite mezunu olduğunu ifade eden sanığın davranışının sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu, bu nedenlerle sanığın sübut bulan iftira suçundan mahkumiyeti yerine beraatine kararı verilmesi…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/267 E. , 2020/11280 K.

Kimi zamansa isnat edilen fiilin gerçekten yapılıp yapılmadığı tespit edilemediğinden, her iki taraf da “şüpheden sanık yararlanır” ilkesince beraat/takipsizlik alır.

  • “… Sanık ile katılanın 14.10.2008 tarihinde evlenmelerine rağmen olay tarihine kadar katılanın cinsel sorunları nedeniyle ilişkiye giremedikleri, bu durumun karı-koca üzerinde baskı oluşturduğu, 31.01.2011 tarihinde sanığın Cumhuriyet savcılığına müracaat ederek eşinin eliyle cinsel organına saldırısı sonucunda parmağıyla kızlığını bozduğundan bahisle şikâyette bulunduğu, doktor raporuyla kızlığının bozulmadığının tespiti üzerine sanığın katılana iftirada bulunduğunun iddia edildiği somut olayda, her ne kadar katılan hakkında cinsel saldırı suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, sanık ile katılan arasında geçen olayın kesin olarak vuku bulup bulmadığının tespit edilemediği, sanığın tüm aşamalarda katılanın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu beyan etmiş olup kızlığının bozulmadığına ilişkin beyanının isnadından rücu olarak değerlendirilemeyeceği, çünkü sanığın katılana yönelik isnadının kızlığının bozulmasıyla sınırlı olmayıp daha geniş anlamda cinsel saldırı suçlamasını içerdiği, kaldı ki isnattan dönmenin tek başına iftira suçunun oluştuğunu göstermeyeceği, sanığın iftira kastıyla hareket ettiğine ilişkin yeterli delilin bulunmadığı, şikâyet hakkını kullandığının kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla suçun hukuka aykırılık öğesinin oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmektedir…” Y. CGK., 2013/607 E., 2015/186 K.

Mağdurun takipsizlik/beraat kararı alması yetersiz araştırmaya dayanmışsa, bu durumda da iftira suçundan söz edilemez.

  • “…somut olayda; olay tarihinde sanığın daha önce çalıştığı katılanlara ait işyerinde gece saat 22.00’dan sonra kaçak içki satışı yapıldığına yönelik ve hijyen kurullarına uyulmadığına ilişkin kolluğa ve Alo Gıda hattına ihbarlarda bulunduğu, kolluk tarafından bu saatten sonra bir araştırma yapılmadığı ve sanığın iftira kastıyla hareket etmediğini beyan etmesi karşısında; sanığın eyleminin, Anayasanın 74. maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu ve iftira kastıyla hareket ettiğinin açıkça belirlenememesi nedeniyle yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/13039 E. , 2021/19353 K.

Suçlamadan Geri Dönülmesi İftira Suçuna Emare Olabilir

Failin, mağdura isnat ettiği suçun aslında işlenmediğini daha sonra itiraf etmesi, iftira suçunun işlendiğine dair bir belirtidir.

  • “…Afyonkarahisar Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olan sanığın, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben yazmış olduğu 18.03.2016 tarihli dilekçesinde, infaz koruma memuru olan mağdur …’nın cezaevindeki bazı mahkumlara uyuşturucu madde tedarik ettiğini belirterek suç duyurusunda bulunmasının ardından 22.03.2016 tarihinde Savcılığa hitaben yeni bir dilekçe yazarak, isnat ettiği suça ilişkin beyanının gerçeği yansıtmadığını, cezaevindeki diğer mahkumların kendisine şaka yaptığını bu nedenle özür dilediğini ve şikayetini geri çektiğini belirterek iftirasından döndüğü anlaşılmakla, sanığa yüklenen iftira suçunun yasal unsurları oluştuğundan, sanığın TCK.nın 267/1, 269/2 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/19650 E. , 2021/20631 K.

Ek olarak belirtelim ki, salt şikayetten vazgeçilmesi iftira atıldığını kanıtlamaya yeterli olmayabilir. Zira iftira suçunun mağdurunun veya yakınlarının, faile karşı baskı kurması ya da bir menfaat vaat etmesi ihtimali mahkeme tarafından değerlendirilir. Dolayısıyla bu hususun sadece bir emare olduğu ve her somut olayın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Taraflar Arasındaki Husumet İftira Suçuna Emare Olabilir

Kirayı ödemedikleri için kendisini evden çıkarmak isteyen ev sahibini, terörist diye polise ihbar etmek buna örnek olabilir.

  • “…Olay tarihinden önce katılanın, sanık ve babasının oturduğu evi satın aldığı,sanığın katılana ait ikamette herhangi bir kira bedeli ödemeden uzunca bir süre oturması nedeniyle katılanın sanık ve babasını evden çıkarttığı ve kendisinin bu eve taşındığı, sanığın da bunun üzerine olay tarihinde kullanmakta olduğu 0542 … .. 82 nolu GSM hattından 155 Polis İmdat hattını arayarak katılanın PKK silahlı terör örgütüne yardım yaptığı ihbarında bulunduğu, sanığın aşamalarda olay tarihinde açık kimlik bilgilerini bilmediği Ahmet isimli şahsın telefonunu kullanarak görüşme yaptığını ve suça konu aramayı da bu şahsın gerçekleştirdiğine dair savunmasının herhangi bir maddi tespite dayanmayıp suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanık ile katılan arasında önceye dayalı bir anlaşmazlığın bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın katılan hakkında yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için hukuka aykırı fiil isnat ettiği,bu nedenle sübut bulan eyleminin TCK.nın 267/1-3. maddesinde düzenlenen iftira suçu oluşturduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/10735 E. , 2021/16241 K.

İftira Suçunda Dava Zamanaşımı

Suç işleyen faillerin hayatları boyunca soruşturma tehditi altında olmama hakları vardır. Bunun için de kanun koyucu dava zamanaşımı kurumunu getirmiştir. Zamanaşımı genelde eylemin gerçekleştirilme anında başlar. Fakat iftira suçuna özel olarak yapılan bir düzenleme neticesinde, bu suçta dava zamanaşımının başlangıcı olarak iftira atılan tarih değil, mağdurun suçsuz olduğunun anlaşıldığı tarih esas alınır.

Peki mağdurun suçsuz olduğu anlaşıldıktan sonra ne kadar süre geçmesi gerekecektir? Eğer cezayı artıran nitelikli bir hal yoksa iftira suçunun dava zamanaşımı 8 yıldır. Nitelikli hal mevcutsa dava zamanaşımı 15 yıl olacaktır. Mağdur müebbet hapis almışsa da iftira davasının düşmesi için 20 yıl geçmesi gerekir.

Mağdur tazminat davası açmak isterse, hukuk davasındaki zamanaşımının da bundan etkileneceği göz ardı edilmemelidir.

İftirayla Karıştırılan Benzer Suçlar

Suçluyu Kayırma ve İftira Farkı

İftirada üçüncü bir kişi suçlanırken, suçluyu kayırmada amaç üçüncü bir kişiyi cezadan kurtarmaktır.

  • “…Sanık S..’ın aşırı hız nedeniyle sevk ve idaresinde bulunan araçla yol kenarında bulunan ağaca çarpması sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan …’ın ölüme neden olduğu olaya ilişkin, sanık …’ın yargılanmasının engellenmesine imkan sağlamak için aracı kendisinin kullandığı yönünde beyanda bulunan yine aynı araçta yolcu olarak bulunan … ile ağız birliği ederek kaza anında aracı …’ın kullandığı yönünde beyanda bulunan sanığın eyleminin, TCK.nın 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Yasaya aykırı …” Y. 8. Ceza Dairesi 2017/9993 E. , 2019/9109 K.

Suç Uydurma ve İftira Farkı

Belli bir kişi suç şüphesi altında tutulmadan suç uydurulmuşsa suç uydurma söz konusu olacaktır. Bu konuyla ilgili şu yazımıza da göz atabilirsiniz: Suç Uydurma ve Sahte Delil Üretme Suçu

Suç İsnat Edilen Kişi Belirlenebiliyorsa İftira Suçu Vardır

“…Uydurulan suçun atıldığı kişilerin belirlenebilir olması halinde ise, TCK.nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçu oluşur. Oluş, dosya kapsamı ve sanığın beyanları dikkate alındığında, sanığın adına çıkardığı GSM hattından cinsel içerikli mesajların gönderildiğine dair şikayeti üzerine GSM hattının başkası tarafından bilgisi dışında tanzim edildiğini beyanla şikayetçi olması şeklinde gerçekleşen olayda, hukuka aykırı fiil isnat edilen kişinin somut ve belirlenebilir olması nedeniyle eylemin TCK.nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/22084 E. , 2021/22735 K.

“…Sanığın, abonelik sözleşmelerindeki imzaların kendisine ait olmadığına ilişkin Cumhuriyet Savcılığı’na şikayetçi olduğu anlaşılmakla, abonelik sözleşmelerinin yapıldığı bayinin belirlenebilir olması karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/16015 E. , 2021/3045 K.

Suç İsnat Edilen Kişi Belirlenemiyorsa Suç Uydurma Suçu Vardır

“…sanığın kardeşinin borcuna karşılık aracını …’ya kullanması için verdiğini ardından aracı …’nın bir süre kiralık olarak çalıştırdığını ardından aracının kaybolduğundan bahisle şikayetçi olduğu somut olayda; katılan hakkında soruşturma açılması amacının bulunmaması ve şikayet konusu eylemin failinin belirli olmaması nedeniyle iftira suçunun unsurlarının oluşmadığı, ancak; işlenmediğini bildiği halde hırsızlık suçunu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden sanığın eyleminin TCK.nun 271. maddesinde düzenlenen “suç uydurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde iftira suçundan hüküm kurulması, Yasaya aykırı…” Y. 8. Ceza Dairesi 2019/11440 E. , 2019/8852 K.

Yalan Tanıklık ve İftira Farkı

Hakim, savcı veya mahkeme huzurunda yalan tanıklık yapma durumunda TCK m. 272’den hüküm kurulacaktır. Aşağıdaki kararda, yalancı tanık mahkeme huzurunda verdiği ifadeyle üçüncü bir kişiyi haksız yere suçlamıştır. Yargıtay bu olayda sadece yalan tanıklıktan hüküm kurulması gerektiğini ifade etse de biz bu görüşe katılmıyoruz. Farklı neviden fikri içtima hükümleri uygulanarak daha ağır cezayı gerektiren iftiradan hüküm kurulup, ardından yalan tanıklık nedeniyle de artırıma gidilmesi daha uygun olurdu.

  • “…Oluş ve tüm dosya kapsamında göre, 04.06.2006 tarihinde meydana gelen … adlı şahsın yaralanması olayı nedeniyle, hükümlü …’ın Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17.04.2008 tarihinde tanık sıfatıyla beyanının alındığı, bu ifadesinde hükümlü …’ın kayınbiraderi olan … adlı şahsın yaralanması olayı ile ilgili olarak failin … adlı şahıs olduğunu beyan ettiği, yargılama aşamasında da bu beyanını tekrar ettiği, gerçek failin …’ın eşi olan … olarak belirlendiği ve yargılamanın bu şekilde sonuçlanarak … hakkında yaralama ve 6136 sayılı yasaya aykırılık suçlarını işlediğinin kabulü ile mahkumiyet kararları verildiği ve kararların temyiz edilmeden 04.09.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından kanun yararına bozma incelemesine konu edilen hükümlü …’ın eyleminin eşi …’ın amcasının oğlu olan … aleyhine yalan tanıklık kapsamında kalacağı, ancak …’ın TCK.nın 273. maddesinde sınırlı sayıda yazılı kişilerden olmadığı anlaşıldığından; sanığın TCK.nın 272/2. madde ve fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde iftira suçundan hüküm kurulması,…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/4673 E. , 2021/20701 K.

Dolayısıyla mahkemede atılan iftiralar, doğrudan davanın tarafı tarafından söylenmedikçe iftira değil, yalan tanıklık suçu oluşacaktır.

İftiranın Özel Hali: Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması

TCK m. 268 hükmü gereğince “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.”. İftiranın özel şekli sayılsa da, bu suçtan hüküm kurulurken gerekçede iftira diye değil, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması diye belirtilmelidir.

  • “… Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında suç adının ”başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” yerine ”iftira” olarak yazılması…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/17005 E. , 2021/19934 K.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan ve İftira Farkı

Aslında burada farkını ortaya koymak istediğimiz suç iftira değil, iftiranın özel hali olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılmasıdır. Resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan ile arasındaki ayrım yapılırken, başkasına ait kimlik bilgilerinin hangi amaçla kullanıldığı tespit edilmelidir. Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunmuşsa başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu oluştuğundan iftira hükümleri uygulanacaktır. Böyle bir amaç mevcut değilse de, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu vardır.

  • “…Sanığın mağdurun ismiyle trafik kuralı ihlali nedeniyle 21.02.2011 tarih ve FZ 543862 ve 28.10.2011 tarih ve GC 649834 sayılı Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanaklarının düzenlenmesine neden olma şeklinde gerçekleşen eylemlerinin TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu…” Y. 8. Ceza Dairesi 2021/5485 E. , 2021/21099 K.
  • “…Somut olayda; trafik uygulaması sırasında mağdura ait kimlik bilgilerini kullanılması suretiyle mağdur hakkında trafik ceza tutanağı düzenlenmesini sağlayan sanığın eyleminin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı gözetilmeden…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/16128 E. , 2021/20675 K.

İmzaya İtiraz Ederken Başkasına Sahtecilik İftirası Atma

Aleyhlerine icra takibi yapılanların, imza itirazında bulunduktan sonra işi daha da ileriye götürüp üstüne bir de savcılığa şikayette bulunmasına rastlanabilmektedir. Yapılan bu şikayetler gerçeği yansıtmıyorsa, somut olayın şartlarına göre iftira veya suç uydurmadan haklarında ceza verilebilir.

  • “…Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, oğlu olan ve aralarında alacak verecek meselelerinden kaynaklanan önceye dayalı husumet bulunan katılan tarafından, icra takibine konulan senet altındaki imzanın, kendisine ait olmadığı iddiasıyla katılan hakkında Cumhuriyet savcılığına şikayette bulunduğu, yapılan soruşturma neticesinde senet altındaki imzanın sanığa ait olduğunun anlaşılması nedeniyle katılan hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın iftira suçunu işlediği anlaşılmakla…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/11896 E. , 2021/17474 K.
  • “…bankada kredi işlemleri sırasında düzenlenen evraklara imzalar atan sanığın, kredinin ödenmemesi nedeni ile başlatılan icra takibi sonrası, … Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelerek, suç işlemediklerini bildiği halde kredi artırım sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, mağdurlar …, …, …, …’ın kendisi yerine sahte imza atmak suretiyle kredi miktarını arttırdıklarını belirterek haklarında soruşturma açılacak şekilde ifade verdiği anlaşılmakla, sanığın TCK.nın 267/1. ve 43/2. maddeleri gereğince mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi Yasaya aykırı…” Y. 8. Ceza Dairesi 2020/12835 E. , 2021/17940 K.
  • “…Sanığın, Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, aleyhine icra takibi başlatan …. İlçesi … Beldesi S.S. … Ekicileri Kooperatifi’nin sunduğu senet altındaki imzanın kendisi tarafından atılmadığını bu imzaların borçlu … ve Kooperatif yetkilileri tarafından atıldığını ileri sürerek sahtecilik suçundan şikayetçi olması üzerine, yapılan inceleme sonucu imzaların kendi eli ürünü olduğunun anlaşılması ve bu kişiler hakkında takipsizlik kararı verilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, eyleminin TCK.nın 267. ve 43. maddelerinde düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK.nın 271. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi…” Y. 8. Ceza Dairesi 2017/15460 E. , 2020/10364 K.

İftira Sebebiyle Manevi Tazminat Davası Açılması

Bir başkasına atılan iftira, cezai sorumluluğunun yanında tazminat ödenmesini de gerektirebilir. Bunun için mağdurun ayrı bir hukuk davası açmazı lazımdır. İftira, onuru ve saygınlığı incittiğinden uğranılan zararın türü çoğunlukla manevidir. Maddi tazminat davası açılabilmesi içinse atılan iftira mağdurun ekonomik hayatında olumsuz yönde etkiler yaratmalıdır. Örneğin, tacirlik yapan mağdur, iftira yüzünden mevcut ya da potansiyel müşterilerini kaybetmiş olabilir. Bu durumda illiyet kurulabilirse maddi tazminat istenebilmesi mümkündür.

Manevi tazminat miktarı belirlenirken sadece haksız fiilin ağırlığına değil, tarafların ekonomik ve sosyal durumuna da bakılır. Dolayısıyla manevi tazminatın zenginleşmeye ve fakirleştirmeye araç olarak kullanılması mümkün değildir.

Failin isnat ettiği haksız fiillerin iftira suçunu oluşturmadığı durumlar söz konusu olabilir. Mesela failin savcılığa bildirdiği haksız fiil suç teşkil etmeyebilir veya suç teşkil eden isnadı yetkili olmayan bir makama ya da kişiye yapmış olabilir. Bu durumlarda suç bulunmasa bile mağdur haksız fiile uğramıştır. Dolayısıyla fail hakkında takipsizlik veya beraat verilmiş olsa bile, hatta yargılamaya hiç başlanmamış olsa da, mağdur tazminat isteyebilir.

Ceza mahkemesinin iftiradan ötürü mahkumiyet hükmü verdiği bir dosyanın, tazminat davasına bakan hukuk hakimini de bağlayacağını söyleyebiliriz. Fakat HAGB’ler bu durumun incelemeye değer bir istisnasını oluşturmaktadır.

İftira Suçundan Verilen HAGB’ye Rağmen Tazminat Davasının Reddi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (HAGB), teknik açıdan bir hüküm sayılmadığından hukuk hakimini bağlamaz. Dolayısıyla ceza mahkemesinin bu kararına rağmen hukuk mahkemesi tazminat talebini reddedebilir.

  • “…Ceza mahkemesince, her ne kadar davaya konu edilen olay nedeniyle davalı cezalandırılmış ve hakkında verilen ceza kararı için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahiyeti itibariyle hukuk hakimini bağlamaz. Tüm bu açıklamalar ışığında, dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının eyleminin yasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı, Anayasal şikayet hakkı kapsamında ilgili mercilere şikayette bulunulduğu anlaşılmakla, davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu değildir. Şu durumda, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…” Y. 4. HD., 2017/2222 E., 2019/6148 K.

İftiradan Verilen HAGB’ye Esas Alınan Delillerin Hukuk Mahkemesinde Kabulü

HAGB kararı, hukuk hakimi için bağlayıcı olmasa da, ceza mahkemesinde toplanan delillerin olayı aydınlatmadaki rolü büyük olacaktır. Dolayısıyla HAGB’den sonra açılan bir manevi tazminat davasının kabul edilme olasılığını yüksek buluyoruz.

  • “…Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalıların, davacıya yönelik iftira ve yalan tanıklık eylemi sabit görülerek … Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/54 esas sayılı ilamı ile cezalandırılmasına fakat hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava konusu olay nedeniyle davalılar hakkında açılan kamu davası sonucunda hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmiş ve bu nitelikteki karar hukuk hakimi için bağlayıcı değil ise de; dosyada mevcut ve özellikle ceza yargılamasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı …’in davacıya gönderdiği mesaj nedeni ile iftira eylemi ile diğer davalıların bu kapsamda yaptıkları yalan tanıklık eyleminin sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davalıların sübut bulan eylemleri karşısında; mahkemece davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkeme davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmelidir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” Y. 4. HD., 2016/9328 E., 2019/609 K.

İftiraya Uğrayan Kişi Ne Yapmalıdır?

İftiraya uğradığı için hakkında soruşturma veya kovuşturma başlamış olan kişi, öncelikle takipsizlik veya beraat kararı almalıdır. Daha sonra hakkında mesnetsiz iddialarda bulunan hakkında iftira suçundan ötürü soruşturma başlatılabilir ve ayrıca tazminat davası açabilir.

Mağdura atılan iftira yetkili makamlara yapılmamışsa, bu durumda iftira suçu değil, somut bir fiil veya olgu isnat ederek işlenen hakaret suçu söz konusudur. Bu durumda mağdur, isnat sebebiyle ceza yargılamasına uğramışsa, öncelikle yapması gereken yine takipsizlik veya beraat kararı almaktır. İsnat edilen fiil ceza soruşturmasına yol açmamışsa, iftiraya uğrayanın yapması gereken hakaret suçu sebebiyle soruşturma başlattırmak ve manevi tazminat davası açmaktır.

İletişime Geç
Whatsapp'tan Yaz
Merhaba 👋
Okuduğunuz konuyla ilgili veya başka bir konuda danışmanlık ve vekillik hizmeti hakkında ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki butona basabilirsiniz.
Av. Oğuzhan Yazıcı | İstanbul