İmzanın Kime Ait Olduğunun Belirlenememesi

Y. 12. HD., E. 2015/24989, K. 2016/1769, T. 21.1.2016

MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi

“Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzere borçlu keşidecinin İİK’nun 168/3. maddesinde öngörülen yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda takip dayanağı çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını ve bu düzeltmedeki paraf imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini istediği, mahkemece, keşide tarihindeki paraf imzanın ve sonradan yazılan tarihin borçlunun eli ürünü olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

HMK.nun 207. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin borçlu (keşideci) tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin, geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Bu şekilde yapılan imzaya veya paraf imzasına itiraz halinde, mahkemece, yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.

Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı ve paraf imzasının da sahte olduğu yönündeki itirazlar bilirkişi incelemesi ile sonuçlandırılmalıdır. Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan, çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir.

Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nce düzenlenen 17.12.2012 tarihli raporda “…. keşide tarihi bölümünde yer alan karalama paraf tarzı imzanın karalama tarzında çizgilerden ibaret basit tesimli bir imza olması nedeniyle aidiyetinin ve sorulduğu üzere… ile…’in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, mahkemece imzanın borçluya ait olup olmadığının belirlenememesi nedeniyle resen Marmara Üniversitesi Grafoloji bölümünden üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 13.05.2015 tarihli raporda da, keşide tarihinde yer alan parafın kimin eli ürünü olduğunun tespit edilemediğinin ve üzeri çizili olan tarihte tahrifat yapıldığının, tahrifattan önceki tarihin 16.08.2010 olduğunun bildirildiği görülmüştür.

İİK.nun 170/3 . maddesinde inkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşıldığı takdirde itirazın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzaların borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfeti de alacaklıya aittir (HGK.’nun, 26.04.2006 12-259/231 sayılı kararı). Bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması zorunludur.

Somut olayda, mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da keşide tarihindeki paraf imzanın keşideci borçlunun eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde kesin bir görüş bildiriminde bulunulmadığı görülmektedir. Bu durumda, keşide tarihindeki düzenlemeye ilişkin keşideci borçlunun onayı olmadığından söz konusu değişiklik geçerli değildir. Alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmediği ve ispat yükü de alacaklıda olduğu dikkate alındığında çekin keşide tarihinin tahrifattan önceki tarih olan 16.08.2010 olduğunun kabulü gerekir. Bu tarihe göre 16.09.2011 tarihinde yapılan ibraz ise çekin keşide tarihi itibariyle yürürlükte olup uygulanmaması gereken mülga 6762 sayılı Kanun’un 708/1. maddesinde öngörülen 10 günlük süreden sonra olup aynı Kanun’un 720. maddesi uyarınca alacaklı takip haklarını kaybetmiştir.

O halde mahkemece İİK’nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.01.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!