İsim Değiştirme Davası

Bu yazıda isim değiştirme davasına temel olan hukuki düzenlemeler ve davaya dayanak olabilecek haklı sebepler üzerinde durulmuştur. Şimdiden belirtelim ki isim/soyisim değişimi yapmış kişinin kişisel durumu bundan etkilenmeyecektir.

1. Genel Olarak İsim Değiştirme Davası

İsim değiştirme davası, dayanağını Medeni Kanun’dan almaktadır. İlgili hükme dayanarak sadece isim değil, ayrıca soyisim de değiştirilebilecektir. Dolayısıyla yazımızda her ne kadar ”isim”den bahsedilse de bu hususlar kural olarak soyisim de geçerlidir. Adın değiştirilmesi için kişinin isteği tek başına yeterli olmamakta, ek olarak haklı bir sebebin varlığı da gerekmektedir. Ayrıca kesinleşen bir mahkeme hükmü olmadığı müddetçe nüfus kütüklerindeki kayıtların düzeltilmesi veya bunlara ilişkin anlamları değiştirecek şerhler konulamaz.

İlgili maddede belirtildiği üzere isim değiştirme talebi nüfus müdürlüğüne değil, mahkemeye yapılacaktır. İsmi değiştirilecek kişinin ergin olmaması durumunda davayı veli-vasi de açabilir. Geçici bir süreliğine dava açmadan da isim değiştirebilmek mümkündü. Şöyle ki Nüfus Kanunu’na 2017’de eklenen bir maddeyle birlikte iki yıl için geçerli olmak kaydıyla, dava açmadan isim değiştirme imkanı getirilmişti. Ancak bu husus yalnızca Soyadı Kanunu’na aykırı soyadları ve hatalı yazılan isimler için geçerliydi.

2. Davayı Açmak İçin Haklı Sebepler

İsim ve soyisim değiştirme davası açabilmek için bir haklı nedenin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Sadece isteğin bulunması ismin değiştirilebilmesi için yeterli değildir. Haklı nedenin neler olabileceği hakkında kanunda herhangi bir sınırlama yapılmamıştır. Haklı sebep, somut olayın şartlarına göre farklılık gösterebilecektir. Örnek olarak şunları gösterebiliriz:

  • Tek başına çocuğun velayetine sahip annenin, çocuğun babasının soyadını taşıması sebebiyle zorluk yaşaması (Bu durumda annenin çocuğunun yerine soyismini değiştirme davası açması mümkündür),
  • Kişinin toplum içinde başka bir isim ve/veya soyisim ile tanınması,
  • İsim gülünçse veya alay konusu yapılıyorsa,
  • İsmin zor telaffuz edilen isimlerden olması,
  • Cinsiyet değişikliğinin yapılması,
  • Türk vatandaşlığına geçen kişinin Türkçe bir isme sahip olmak istemesi,
  • Aynı ismi ve/veya soyismi taşıyan bir kişinin kötü bir üne sahip olması,
  • Kötü üne sahip bir ailenin mensubu olunduğu için soyadını değiştirmek istemek,
  • Yaşanmış talihsiz bir olaydan ötürü kötü olarak tanınan kişinin ismini değiştirmek istemesi,
  • Din değiştirmek,
  • Soyadı Kanunu m. 3’e aykırılık
Soyad Değiştirme
İsim ve soyisim değiştirme davaları kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakka ilişkindir. Dolayısıyla avukatın genel vekaletnameye dayanarak davayı açması mümkün değildir. Vekaletnamede özel olarak bu hususta avukata yetki verilmiş olmalıdır.

2.1. Haklı Sebebin İspatı

Dayanılan haklı sebep her türlü delil ile ispat edilebilecektir. Bu delilleri sınırlamak mümkün değildir. Somut duruma göre değerlendirme yapılmalıdır. Kimi zaman yazılı belgeler, kimi zaman tanık beyanları yararlı olabilir.

3. Yeni Alınacak İsim ve Soyismin Seçimi

Sahip olunmak yeni isim Soyadı Kanunu m. 3’e aykırı olmamalı ve Türkçe dilbilgisi kurallarına uygun olmalıdır. Gerekli koşulların sağlanması durumunda sahip olunmak istenen ismin makul olduğunun tespitiyle yetinilecek ve kişi istediği ismi alabilecektir.

5. İsim Değiştirme Davasında Usul

HMK 382/2 gereği isim değiştirme davası çekişmesiz yargı işlerinden sayılmaktadır. Ancak yinede cumhuriyet savcısı ile nüfus idaresinin bu davaya katıldığı görülmektedir. Yetkili mahkeme ise kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.

6. İlan ve İtiraz

TMK m. 27 hükmü gereğince isim değişikliği sebebiyle olası zarar gören kimselerin haberdar olabilmeleri için davadan sonra hükmün ilan edilmesi gerekmektedir. Bu ilan ulusal veya yerel bir gazetede yapılacaktır. Zarar gören kişi, durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde isim değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilecektir.


Ad – Soyad Değişikliğine İlişkin İçtihatlar

İkinci Sefer Açılan Soyisim Değişikliği Davası

“…Davacı, reşit olmadığı bir tarihte, Boğazlıyan 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 04.07.1991 gün ve 1991/106 E.- 166 K. sayılı kararı ile babası tarafından “G. ” olarak değiştirilen soyadının, önceki soyadı olan “Ş.” olarak değiştirilmesini talep etmiştir.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasası’nın 36/1-b maddesi ile, aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere açılabileceği ve ad değişikliği halinde, Nüfus Müdürlüğü’nün bu kişinin çocuklarının baba ve ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eş ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzelteceği hüküm altına alınmıştır.

Her ne kadar madde metninde, nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere açılabileceğinden bahsedilmiş ise de, davacının babası tarafından açılan dava ile davacının da dava açtığını kabul etmek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)’nin 6.maddesi ile 1982 Anayasası’nın 36. (Değişik: 03.10.2001- 4709/14 md.) maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” ilkelerine tezat teşkil edecektir.

Davacının babası tarafından açılmış dava ile soyadının değişmesi halinde, davacı tarafından açılmış bir davadan söz edilemez. Soyadı değişikliğinin, aynı konuya ilişkin nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere açılabileceği hükmü kapsamında değerlendirilmesi haklı nedenlerin varlığı halinde davacının dava açma hakkının engellemesi sonucunu doğurur ki, bunun kabulüne olanak yoktur.

Diğer taraftan reşit olmayan çocuğun babasının değiştirdiği soyadını reşit olana kadar kullanması zorunlu ve reşit olmadan açılan dava, ancak reşit olana kadar onu bağlayacağına göre, reşit olduktan sonra şahsa sıkı sıkıya bağlı hakkını kullanabileceği ve soyadının değiştirilmesini isteyebileceğinin kabulü gerekir.

O halde, Yerel Mahkemenin direnme kararı yerinde olup, işin esası incelenmek üzere dosya dairesine gönderilmelidir…” Y. HGK., 2012/18-195 E., 2012/344 K.

error: Content is protected !!