Kamulaştırmasız El Atmanın Önlenmesi ve Bedel Tespiti Davası

Kamulaştırmasız el koymaya dayalı olarak açılan dava -kanun koyucunun deyimiyle kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti- idarenin dayanaksız ve usule aykırı olarak bir başkasının taşınmazını işgal etmesi sonucu açılır.

Taşınmazına Kamulaştırmasız El Atılanın Hakları Nelerdir?

Kamulaştırmasız el atma durumunda taşınmazı işgale uğrayan kişinin hakkını elde edebilmesi için öncelikle uzlaşma süreci başlatılmalıdır. Görüşmeleri iki taraf da başlatabilir. Bu süreç davetten itibaren altı ay içinde tamamlandırılıp, son tutanakta uzlaşmanın olumsuz sonuçlandığı tespit edilmişse üç ay içinde dava da açılabilir. Bu tutanakta uzlaşma komisyonu üyelerinin karşısında taşınmazı işgal edilen malik yerine onun avukatının imzası da yer alabilir. Görüşme sırasında tartışılan hususlar ileride bir dava açılması ihtimalinde taraflar aleyhine delil teşkil etmez.

Uzlaşma sağlanırsa tapuya tescil re’sen yapılır. Uzlaşılamazsa gayrimenkulün değer tespiti için her iki taraf da dava açabilir. Böylece ilgili taşınmaz idare adına tescil edilecek ve tespit edilen değer diğer tarafa ödenecektir.

Taşınmazına el konulanın taşınmazın bedeli haricinde ecrimisil isteme hakkı da vardır. Ecrimisil kiraya benzer bir kurum olup, talep tarihinden önce taşınmazın kullanıldığı zaman için istenir.

Taşınmazına El Konulan Kişi İlgili Yeri Satmak Zorunda Mıdır?

Malikin el atmanın önlenmesi için dava açması da mümkündür. Ayrıca örneğin kamulaştırmanın yapılması için alınması gereken kamu yararı kararının unsurlarında hukuka aykırılık varsa kamulaştırmaya engel olunabilir. Yetkisiz idare tarafından kamu yararı kararı verilmesinde durum böyledir. Hukuka aykırılık yetki unsuru dışında elbette şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarında da bulunabilir. Fakat ilgili gayrimenkulün kamu hizmetinde kullanılması zorunluluk teşkil ediyorsa istenilen sonuca ulaşılamayacaktır. Son olarak belirtelim ki, adli yargıda açılmış el atmanın önlenmesi davası daha sonra bedel tespiti davasına dönüştürülebilir.

Taşınmazın Tahmini Değerinin Tespiti İdarece Nasıl Yapılır?

İdarece esas alınacak tahmini değer kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenecektir. Değerlendirme yapılırken el koyma tarihindeki nitelikler göz önüne alınır ve görüşme davetinde tespit edilen tahmini değer yer almaz. Bu davet, tahmini değer tespitinin yapılışını izleyen altı ay içinde yapılmalıdır.

İdare Ödemeyi Nasıl Yapar?

El konulan taşınmaz dolayısıyla zarara uğrayan malike para ödenmesi yerine bir başka taşınmaz verilmesi ya da sınırlı ayni hak tanınması da kararlaştırılabilir. Zararın tazmini para verilmek suretiyle sağlanacaksa taksit de yapılabilir. Taksit süresince kararlaştırılan miktara faiz de eklenir.

Uyuşmazlık Durumunda Dava-İcra Harçları İle Vekalet Ücreti Hangi Değer Üzerinden Hesaplanır?

Kanun koyucu kamulaştırmasız el atma durumunda açılması gereken bedel tespit davalarında maktu ücretin uygulanacağını düzenlediğinden harç ve vekalet ücreti için dava konusu miktara göre nispi oranlandırma yapılmaz.

Hukuki El Atma Nedir?

Hukuki el koyma, kamulaştırmasız el atmanın sıkça karşılaşılan halinden farklı olarak imar planıyla kamu hizmetine ayrılması sebebiyle malikinin tasarruf hakkı kısıtlanmış taşınmazların süresinde kamulaştırılmaması ya da imara açılmaması halinde söz konusu olur. Öyle ki kanun koyucu imar planlarının yürürlüğe girmesini takip eden beş yıl içinde ilgili yerlerin kamulaştırılmasını veya tasarruf hakkını kısıtlayan halin kaldırılması gerektiğini düzenlemiştir.

Kısıtlılık hali imar planına alınan taşınmazın yalnızca imar programına alınmasıyla değil programın uygulanması durumunda son bulacaktır. Dolayısıyla taşınmaz sahibi ilgili yerin kamulaştırılmasını, imar programının uygulanmasını ya da imar planının değiştirilmesini talep edebilir. Olumsuz sonuçlanması halinde iptal davası için mahkemeye başvurmadan önce idareye başvuru yoluna gidilmelidir. Fakat bu sefer uyuşmazlık yargıya taşındığında diğer kamulaştırmasız el atmalarda olduğu gibi adli yargı değil, idari yargı görevli olacaktır. İptal davalarında zararın giderilmesine ilişkin bir karar verilmemekte ise de iptal davasıyla beraber tam yargı davası da açılabilir. Yine de mahkemelerin açılan tam yargı davalarını fiili bir müdahale olmaması ve somut bir zarara rastlanmaması sebebiyle reddettiği görülebilmektedir. Buna karşılık yüksek mahkemenin mülkiyet hakkının belirsiz süre için kısıtlanmasından ötürü zarar oluştuğuna dair görüşleri de vardır.

Kamulaştırmasız El Atmanın Önlenmesi ve Ka’l Davası; Bedel Tespiti Davasının Bekletici Mesele Yapılması – İçtihat

Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … ve … vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiği ve davalı idarece 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi gereğince kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemli dava açıldığı, iş bu davanın … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/213 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda dava konusu taşınmaz için davalı idarece açılan bedel tespit ve tescil davası bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Davacılardan …’na vekaleten dava açılmış ise de; vekaletname ibraz edilmediği gözetildiğinde ortada usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı anlaşıldığından bu davacı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

Doğru görülmemiştir.

Y. 5. HD., 2017/33224 E., 2019/11051 K.

Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmasız Eski Hale Getirilmesi Davası – İçtihat

Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik eski hale getirme davalarında dava konusu taşınmazın davalı tarafından el atılan bölümünün bedeli ile eski hale getirme masraflarının karşılaştırmasının yapılarak, eski hale getirme masraflarının yer bedelinden fazla olması halinde, el konulan kısmın zemin bedelinin davalıdan tahsili ve el konulan bölümün davacı üzerindeki tapusunun iptali ile davalı adına tesciline, yer bedelinin fazla olması halinde ise el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne ve eski hale getirme bedeli ile ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak kal ve eski hale getirme masraflarının 53.997,83TL, zemin bedelinin ise 52.263,45TL olduğu anlaşılmakla eski hale getirme masrafının yer bedelinden fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, dava konusu taşınmazın arta kalan 6.651,75m2 ve 1442,45m2’lik kısımlarında yüzölçümü ve geometrik durumu dikkate alındığında değer artışı olmayacağı gözetilerek mahkemece, beton ve hafriyat dökülmek suretiyle dava konusu taşınmazın el atılan 4.905,80m2’lik kısmının zemin bedeline hükmedilip taşınmazın bu bölümünün tapusunun iptali ile davalı şirket adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

Y. 5. HD., 2017/30181 E., 2019/8405 K.

Mecra İrtifakı; Kamulaştırmasız El Atma Müdahalesinin Men’i – İçtihat

Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaza vaki müdahalenin önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun davacı yönünden esastan reddine, davalı idare vekili yönünden kabulü ile HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin olarak … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Arazi niteliğindeki Kürtmusa Mahallesi 160 parsel sayılı taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde ve ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu nedenle; davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.Davacı vekilinin temyizine gelince;Her ne kadar davacının arazisi üzerinden geçirilen enerji nakil hattı bütün olarak bir tesis niteliğinde olduğu bu itibarla el atma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanunun 653. maddesinin son fıkrasına göre idare lehine davacı taşınmazı üzerinde irtifak hakkı kurulmuş sayılacağından idarenin o taşınmaza müdahalesinin önlenmesi istenmeyip sadece irtifak hakkı karşılığı ve bedeli tazminat olarak istenilebileceği yönünden dairemiz kararları var ise de;16.05.1956 gün 1-6 esas ve karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, kamulaştırmasız olarak taşınmazına el konulan şahıs, ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el koymanın önlenmesi davası açılabileceği gibi bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmazın değerinin tahsili davası da açabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.01.1994 gün ve 1-386/25 sayılı kararında açıklandığı üzere 743 sayılı Yasanın 653. maddesinde açıkça belirtildiği gibi, irtifak sözleşmesine konu edilen mecra açıkta tesis olunmuş ise, bu takdirde (sözleşmenin yapılması) ve mecranın açıktan geçirilmesiyle irtifak hakkı doğmuş olacaktır. Bu hüküm açıktan geçen mecralarda görülebilirliğin, tapu aleniyet fonksiyonunun yerini tutabileceği görüşünden kaynaklanmaktadır, Ancak hemen ve özellikle belirtilmek gerekir ki, mecra irtifakının tescilsiz iktisabına imkan veren bu istisnai hükümle, hakkın dayanağını teşkil eden mecra irtifakı sözleşmesi veya hakka sebep teşkil eden bir diğer hukuki işlemin usulünce düzenlenmesi gerçeği bertaraf edilmiş değildir. Aksi halde, mecra irtifakının doğduğu kabul olunamaz ve taşınmazın maliki M.K.un 618. maddesi uyarınca tecavüzün men’ini dava edebilir. Bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 08.12.1978 gün 1/592 esas 1077 karar sayılı ilamında da aynen vurgulanmıştır.

Temyize konu bu davada, davalı ile davacı arasında bir mecra irtifak sözleşmesinin bulunmadığı ihtilafsızdır. Hal böyle olunca, davalının, davacıya ait araziden ve açıktan geçirdiği mecra üzerindeki bir hakkı doğduğu ileri sürülemez. Öyle ise, davacı M.K.’un 618. maddesi hükmünden yararlanmak suretiyle davalının tecavüzünün men’ine karar verilmesini talep edebilir; yerel mahkemece de yasa hükümlerine uygun olarak istek doğrultusunda karar verilmelidir.

Bu itibarla müdahalenin meni davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile davanın reddine hükmedilmesi,

Doğru görülmemiştir.

Y. 5. HD., 2018/8135 E., 2019/16596 K.
error: Content is protected !!