Kısıtlı Adına ve Kısıtlıya Açılan Davalar

Kısıtlının Yerleşim Yeri

Yetkili mahkemeyi tespit etmek açısından, davacı veya davalı konumda olacak olan kısıtlı kişinin yerleşim yerini tespit etmek önem arz etmektedir. Kısıtlının yerleşim yeri kural olarak vesayet makamının bulunduğu yerdir.

  • “…Hukuk Mahkemesince vesayetin kaldırılmasına ilişkin bir karar verilmediği ve vesayet hâlinin dava tarihi itibarıyla devam ettiği anlaşıldığından, vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri de vesayet makamının bulunduğu yer olduğundan ve yine…..Mahkemesince TMK’nın 412/1. maddesine göre verilmiş bir izin kararı olmadığından uyuşmazlığ…. görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir…” Y. 20. Hukuk Dairesi 2020/954 E. , 2020/2182 K.

Durum böyle olmakla beraber, Yargıtay, devamlı bakımevinde bulunan kısıtlının yerleşim yerinin bakımevinin bulunduğu yer olduğunu da ifade etmiştir.

  • “…Her ne kadar TMK’nın 22. maddesinde bakım kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı düzenlenmişse de; dosya kapsamından, ağır derecede mental reterdasyon rahatsızlığı bulunan 27.07.1991 doğumlu kısıtlının doğumundan hemen sonra bulunarak önce koruyucu aile yanında, 30.10.1991 tarihinden itibaren de yurdun çeşitli yerlerindeki bakımevlerinde kaldığı ve bakım ve gözetiminin sürekli olarak bakımevinde gerçekleştirildiği ve dolayısıyla bakımevinde sürekli yerleşmek amacıyla bulunduğu anlaşıldığından vesayet dosyasının takibi ve kurumun talebi ile karar vermekte kısıtlının halen bulunduğu bakımevinin bulunduğu yere göre … Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir…” Y. 20. Hukuk Dairesi 2019/1189 E. , 2019/2076 K.

Ayrıca belirtelim ki kısıtlının yerleşim yerini değiştirebilmesi aile meclisinin ya da vesayet makamının onay vermesine bağlıdır. Yerleşim yerinin değişmesiyle birlikte yetkiler de yeni adreste bulunan vesayet makamına geçer.

Kısıtlının Davaya Taraf Olması

  • “…Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler (HMK m. 115/1). Karşılıklı davada, davalı-karşı davacı kadının alkol bağımlısı olduğu ileri sürülmüş ve bu iddia dosya içeriğindeki birkısım delillerle (tanık beyanları, hastane kayıtları, Amatem’de tedavi görmesi) doğrulanmıştır. Bu durumda bölge adliye mahkemesince yapılacak iş Türk Medeni Kanunu’nun 405. ve 406. maddeleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca davalı-karşı davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir…” Y. 2. Hukuk Dairesi 2021/276 E. , 2021/2018 K.

Tebliğlerin Vasiye Yapılması Zorunluluğu

Hem hukuk hem de ceza yargılamasında taraflardan biri kısıtlı ise veya kısıtlanmasını gerektirecek bir durum varsa, kararın kesinleşmesi için vasisine tebliğ yapılması zorunludur. Dolayısıyla mahkeme kararına karşı kanun yoluna başvururken de vasiye tebliğ yapılmamışsa üst mahkeme dosyayı ilk derece mahkemesine tevdi eder. Hatta kısıtlılık hali mevcut olmasına rağmen dava süresince bunun üzerinde durulmaması suretiyle savunma hakkı zedelenmişse hüküm bozulabilecektir.

  • “…Somut olayda; davalılardan … temyiz dilekçesinde hukuki ehliyetinin bulunmadığını beyan ederek buna ilişkin doktor raporu sunmuş olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereğince davalı …’a vasi tayini gerekip gerekmediğinin Ahkam-ı Şahsiye davalarına bakmakla görevlendirilen sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunularak dava açılırsa sonucunun beklenmesi, kısıtlanması halinde ise adı geçen davacının vasi aracılığıyla temsilinin sağlanması için, hükmün bozulması gerekmiştir…” Y. 14. Hukuk Dairesi 2016/11697 E. , 2019/8675 K.

Peki kısıtlının veya kısıtlı vekilinin kanun yoluna başvurması durumunda, vasinin hareketsiz kalması temyize muvafakat gösterdiği anlamına mı gelir? Bu konuda Yargıtay’ın farklı kararları vardır. Mesela aşağıda da görüleceği üzere 14. CD’ye göre vasinin açık muvafakati yoksa temyize muvafakat gösterilmediği kabul edilmelidir. 4. HD ise tam tersi görüştedir.

  • “…Mahkemece gerçekleştirilen yargılamada Korkuteli Devlet Hastanesinden alınan 19.08.2013 tarihli adli raporda mağdurenin kronik psikozu (akıl hastalığı) olup, bu nedenle cinsel saldırı suçunun hukuki anlam ve niteliğini kavramada yetersiz kaldığı, beyanına kısmen itibar edilebileceği ruhsal mukavemete muktedir olma halinin önemli ölçüde azalmış olduğunun belirtilmesi karşısında, adı geçen mağdurenin vasisinin olup olmadığı araştırılıp, bulunduğu takdirde vasiye aksi halde ise Medeni Kanunun 405. maddesine göre tayin edilecek vasiye yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliği gerektiği gözetilmeden mahkemece kurulan hükümlerin baroca tayin edilen vekil tarafından temyiz edildiğinin dosya kapsamından anlaşılması karşısında, anılan kararla ilgili temyiz hakkına sahip olan vasiye “Vesayetiniz altında bulunan mağdureye yönelik gerçekleştirilen eylemlerle ilgili yapılan yargılama neticesinde yokluğunuzda kurulan hükümlerin mağdureye baroca tayin edilen vekil tarafından temyiz edilmesine karşılık anılan karardan haberdar olmadığınız anlaşıldığından, ekte gönderilen gerekçeli hükme ilişkin evrakın tarafınıza tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde vekilin temyizine muvafakat edip etmediğiniz hususunda en yakın mahkeme aracılığıyla Yargıtay 14. Ceza Dairesine yazılı şekilde bilgi verilmesi, aksi takdirde muvafakat etmediğinizin kabul edileceği hususunda bilgi edinilmesi ihtar olunur” şeklinde tebliğ şerhi içeren gerekçeli kararın usulünce tebliğiyle tebligat parçasının eklenip, hükümlerin vasi tarafından temyizi halinde bununla ilgili ek tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize iade edilmek üzere…” Y. 14. Ceza Dairesi 2016/11863 E. , 2021/1354 K.
  • “…Dosya kapsamından,… Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 30/09/2015 tarihli yazısı ile … 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/413 D.İş esas, 2014/413 D.İş karar sayılı ilamı ile davalı …’in 534 gün hapis cezası ile hükümlü olduğu ve yasal kısıtlılık altına girdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle adı geçen davalıya Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği araştırılmalıdır. Şayet bu işlemler yapılmamışsa öncelikle yasal kısıtlıya bir vasi atanması sağlanmalı ve mahkeme kararı vasiye; “Kanuni süre içinde mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde kısıtlı tarafından yapılmış olan temyize icazet vermiş (kabul etmiş) sayılacağı, temyizi kabul etmiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” kaydını içerir biçimde tebligat çıkarılmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır…” Y. 4. HD., 2016/543 E., 2017/6938 K.

Vasi ve Kısıtlı Arasında Menfaat Çatışması

Derdest bir davadaki vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması varsa temsil kayyımı atanması zorunludur.

  • “…davacının eşi Fehime’nin vasiliğinin kaldırılmasına, davacının davalı babası …in velayeti altında bırakılmasına karar verildiği, 20.02.2009 tarihli ek karar ile de ilk vasi Fehime’nin husumete izin talebinin reddedildiği; mahkemece, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın Dairece, davalılardan Salih İbrahim’in aynı zamanda vesayet altındaki davacının vasisi olduğu, kısıtlı ile vasi arasında menfaat çatışması bulunduğu, böylesi bir durumda vesayet altındaki kişinin davada temsil kayyımı atanmak suretiyle davanın yürütülmesi gerekeceği, o halde mahkemece davacı …’e bir temsil kayyımı atanmasının temin edilerek onun huzuru ile davanın görülmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek davanın husumet yönünden reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği…” Y. 1. Hukuk Dairesi 2017/2516 E. , 2020/2549 K.
  • “…Dava konusu taşınmazların elbirliği halindeki maliklerinden olan davalı … kızı …’nun Rize 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1430 Esas,1606 Karar sayılı kararı ile kısıtlandığı ve davalı … kızı …’nun vasi olarak atandığı anlaşılmıştır. Mahkemece, ortaklığın giderilmesi davalarının niteliği gereği çift taraflı olması ve kendisi de davalı olan …’nun, vasisi olduğu kısıtlı-davalı … lehine muhdesat iddiasında bulunduğu gözetilerek, her iki davalı aralarında menfaat çatışması olması nedeniyle davalı … Muraoğlu’nun kısıtlı-davalı …’nu temsil edemeyeceğinden, kısıtlıyı davada temsil etmesi için kayyım atanması ve taraf teşkili bu şekilde sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken eksik taraf teşkili ile karar verilmesi doğru olmamıştır…” Y. 14. Hukuk Dairesi 2021/708 E. , 2021/2026 K.
İletişime Geç
Whatsapp'tan Yaz
Merhaba 👋
Okuduğunuz konuyla ilgili veya başka bir konuda danışmanlık ve vekillik hizmeti hakkında ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki butona basabilirsiniz.
Av. Oğuzhan Yazıcı | İstanbul