Kredi Komisyonu, Hizmet Bedeli, Dosya Masrafı vb. İadesi

Bankalardan kredi çeken müşteriler, kullandıkları konut kredisi, ihtiyaç kredisi vb.’ne ilişkin olarak dosya masrafı, ipotek tesis ve fek ücreti, hizmet bedeli, yeniden yapılandırma – ödeme planı değişiklik ücreti, refinansman komisyonu ve hesap işletim ücreti gibi adlar altında para kesintisine veya tahsilata maruz kalabilmektedirler. Bu gibi masrafların müşteriden istenmesinin hukuka uygunluğu ise tartışmalı olabilmektedir. Öyle ki, sözleşmede bu kalemlerin isteneceğine dair düzenlemeler bulunsa dahi bu hükümler bazen TKHK m. 5 uyarınca haksız şart sayılabilmektedirler.

Hükmün haksız şart olarak değerlendirilebilmesi için taraflar arasında müzakere edilmeden sözleşmeye tek yanlı olarak konulmuş olması ve tüketici aleyhine bir dengesizlik oluşturması gerekmektedir. Tıpkı diğer genel işlem koşullarında olduğu gibi eğer bir sözleşmedeki hüküm önceden hazırlanmışsa ve ileride yapılacak benzer sözleşmelerde kullanılmak üzere konulmuşsa, bu hüküm tüketiciyle ayrıca tartışılmalıdır. Bu tarz hükümlerin özel olarak tartışıldığına dair ispat yükü altında olan taraf bankalardır. Belirtelim ki sözleşmenin bir kısmının özel olarak tartışıldığının kanıtlanması da sözleşmenin diğer hükümlerinin müzakere edildiğinin anlamına gelmez. Bu durumda TBK m. 27/2 uyarınca kısmi hükümsüzlük söz konusu olur. Yani geçersiz hüküm kural olarak tüm sözleşmeyi geçersiz kılmaz, sadece hukuka aykırı düzenlemeler yazılmamış sayılır.

Bu tarz uyuşmazlıklarda müşteriye kullandırılan kredi ile ilgili olarak ana para ve faiz haricinde başka bir ad altında yapılan kesinti yada tahsilat bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Eğer sözleşmede bunlar hakkında hükümler varsa müzakere edilmiş ve ne sebeple alınacakları önceden belirtilmiş olmalıdır. Yapılan bu masrafların zorunlu ve makul miktarlarda olduğu söylenebilirse yapılan kesinti ve tahsilatın hukuka uygun olduğu söylenebilir. Örneğin konut kredileri için alınan ekpertiz raporunun dışardan temin edilmesi sebebiyle zorunlu bir masraf yapıldığı söylenebilir. Bazı kredi türlerinde zorunlu sigortalardan olmamasına rağmen hayat sigortasına dair konulan hükümlerin de haksız şart teşkil etmeyeceği kabul edilebilir. Zira böylece borç ödenmeden tüketicinin vefat etmesi halinde kredi borcu teminat altına alınmış olacaktır (Y. 13. HD. 2011/4610, 2011/11164). Fakat ipoteğin tesis edilmesi ya da fekki (kaldırılması) için harici avukatların tutulduğundan bahisle serbest meslek makbuzlarının fatura olarak gösterilmesi kabul edilmeyebilir; tartışmalı olmakla birlikte bu gibi işlemlerin kendi personellerince yapılması gerektiği görüşü baskındır.

Krediye İlişkin Masraf ve Kesintilerle Alakalı Uygulama Örnekleri

Ticari Kredilerde Komisyon,Hesap İşletim Ücreti vd. Masraflar

Davacı vekili, müvekkilinin … … Bankası’ndan 27.10.2004 ve 15.10.2014 tarihleri arasında ticari kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandığını, müvekkilinin krediden doğan borcunu ödediğini ancak komisyon ücreti ve hesap işletim ücreti adı altında toplam 3.322,78 TL’nin de müvekkilinden tahsil edildiğini, taraflar arasında imzalanan ticari kredi sözleşmesinde müvekkilinin ödeyeceği toplam borç tutarının belirlendiğini, söz konusu sözleşmede toplam borç tutarı haricinde komisyon ve masraf adı altında herhangi bir masraf alınacağına dair bir hükmün yer almadığını ileri sürerek,yapılan fazla ödemenin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen bedelin dayanağının sözleşme ve banka hizmet cetvellerinde liste halinde asıldığını ve tüm müşterilere ilan edildiğini, davacının Borçlar Kanunu 21.madde kapsamında kredi kullanımında bilgilendirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacıya kullandırılan kredinin ticari nitelikte olduğu, bankaların ticari kredi sözleşmelerinde faiz ve komisyon oranlarını yazılı olarak bildirmediği, faiz dışı gelirin komisyon niteliği gösterdiği, genel bankacılık uygulamalarında alınan tutarın makul sınırlarda kabul edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Y. 11. HD., 2019/2836 E., 2020/978 K.

…bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir tutar bulunmaması halinde ise tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Dairemizin yerleşik uygulaması da bu yöndedir.

Y. 11. HD., 2019/23 E., 2019/7005 K.

Masrafların Açıkça Belirtilmesi, Emsal Araştırması Yapılması

Davacı vekili, davacının davalı bankadan arazi alım kredisi kullandığını, çekilen krediye istinaden davacının rızası ve talebi bulunmaksızın ipotek kaldırma bedeli, erken ödeme bedeli, komisyon ücreti, masraf, dosya bedeli, kredi kartı aidat bedeli, posta ve tebligat giderleri olmak üzere toplam 4.000,00 TL’nin tahsil edildiğini ileri sürerek davalı tarafça haksız yere tahsil edilen bedelden şimdilik 3.000,00 TL’nin davacıya iadesine karar verilmesini istemiş yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 4.000,00 TL’ye yükseltmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşmenin ticari bir sözleşme olduğunu, kredi sözleşmesi gereği davacıya bilgilendirme yapılarak komisyon tahsil edildiğini, davacının ihtirazi kayıt koymaksızın ödeme yaptığını, kredi kullandırımı sırasında masraf alınmasının sunulan bir hizmetin karşılığı olduğunu, ayrıca masraf alınacağının açıkça sözleşmede kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

…hükme esas alınan bilirkişi raporunda “davacıdan alınan masraf ve komisyonların emsal banka uygulamalarına göre fahiş olmadığı” şeklindeki soyut ve denetime elverişli olmayan bir şekilde görüş bildirilmiş, mahkemece de eksik ve denetime elverişli olmayan bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, dolayısıyla daha önceki bozma ilamlarının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bu itibarla, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı bankanın kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, öncelikle davacıdan alınan masraf ve komisyonlar ayrı ayrı belirlenip diğer bankalardan alınan emsal masraf ve komisyon rakamlarıyla bu miktarlar karşılaştırılarak davalı bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığının, yapılan kesintilerin miktarının uygun olup olmadığının ve davacıya iadesi gereken tutar bulunup bulunmadığının denetime elverişli bir şekilde değerlendirildiği, yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak ve anılan hususlar mahkemece de karar yerinde tartışılıp değerlendirilerek oluşacak sonucu göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Y. 11. HD., 2019/2381 E., 2020/506 K.

Masraflara Dair Hüküm Olmaması, Tüketicinin Aydınlatılmaması

Davacı vekili, davalı bankadan ticari konut kredisi kullandığını, söz konusu kredi nedeniyle kendisinden dosya masrafı, kredi tahsis ve değerlendirme, yapılandırma komisyonu adı altında toplam 6.411,25 TL masraf alındığını, alınan bedellerin hiçbir gerekçesinin bulunmadığını, yapılan kesintilerin yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek tahsil edilen 6.411,25 TL’nin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, açılan davanın yasal dayanağı bulunmadığını, davalıdan tahsil edilen meblağın bankacılık hizmetleri bedeli olduğunu, davacının sözleşmeden cayarak iade isteminde bulunmasının yasaya ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davaya konu kesintilerin olduğu döneme ilişkin bilgilendirme formlarının imzasız olduğu, masraf ve kesinti yapılacağına dair şartların bulunduğu iddia edilen sözleşme şartlarının dosyaya sunulan sözleşme metninde yer almadığı, davacının yeterince bilgilendirilmediği, kesintilerin taraflar arasında usulüne uygun olarak müzakere edilmediği, bu şekliyle yapılan kesintilerin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve TMK’nin 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Y. 11. HD., 2016/10950 E., 2018/3322 K.

error: Content is protected !!