Maddi ve Manevi Tazminat Davası | Yaralama, Hakaret vd.

Tazminat talep edebilme imkanı farklı durumlarda söz konusu olabilmektedir. Genel olarak sözleşmeye aykırılık, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, culpa in contrahendo, sözleşmenin art etkisi gibi kurumlara dayanarak tazminat istenebileceğini söyleyebiliriz. Konunun esas olarak çok geniş olması sebebiyle bu yazımızda yalnızca haksız fiil sebebiyle tazminat isteyebilme şartlarından bahsedeceğiz. Bu kapsamda, darp etme sonucu oluşan yaralamalar, trafik kazaları, dedikodu yaymak, hakaret etmek gibi olaylar maddi ve manevi tazminat davası açmak için yeterli sebep olabilecektir.

Haksız fiillerden doğan sorumluluklar kusura dayalı sorumluluk ve kusur aranmayan sorumluluk halleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Yani kimi durumlarda zarara uğratanın bir kusuru olmasa dahi hem maddi tazminat hem de manevi tazminat istenebilecektir. Bu yazımızda öncelikle kusura dayalı tazminat isteme şartlarından, ardından kusursuz sorumluluk hallerinden bahsedeceğiz.

1. Kusura Dayalı Tazminat

Haksız fiillerden ötürü genel olarak tazminat sorumluluğundan söz edebilmek için kural olarak şu dört unsurun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu unsurlar i) hukuka aykırı fiil, ii) kusur, iii) zarar ve iv) illiyet bağıdır.

1.1. Hukuka aykırı fiil

Hukuka aykırı fiil icrai olmak zorunda değildir. Pekala ihmali bir davranışın da hukuka aykırı bir fiil olduğu söylenebilir. Ancak ihmali davranıştan ötürü maddi veya manevi tazminat isteyebilmek için zarara uğrayanla ihmali davranışta bulunan arasında sözleşmesel bir ilişki bulunması veya kanunun yüklediği bir yükümlülüğün yerinde getirilememiş olması şartı aranır. Örnek vererek açıklamak gerekirse bir cankurtaranın havuzda yüzen insanların boğulmalarını olabildiğince engelleme yükümlülüğü vardır. Ancak sözleşmesel yükümlülüğün ihlali yani ihmali davranış sebebiyle tazminat isteyen biri haksız fiil yerine akde aykırılık hükümlerine de dayanabilecektir.

Ayrıca Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca hukuka aykırı olmasa bile ahlaka aykırı bir davranış dolayısıyla bir zarar meydana gelmişse, yine tazminat istenebilmesi mümkündür.

Bazı durumlarda yapılan eylemin hukuka aykırılık unsuru giderilmiş sayılır:

  • Rıza göstermiş olmak (Ancak bazı durumlarda zarara uğrayan rıza gösterilmiş olsa dahi hukuka aykırılık devam eder),
  • Eylemi gerçekleştirenin kendini meşru müdafaa hükümlerince savunuyor olması,
  • Eylemin zorunlu olarak yapılmış olması (Ancak fedakarlığın denkleştirmesi hükümlerinin uygulanması mümkündür),
  • Hukuka uygun bir yetkinin kullanılması,
  • Üstün yarar.

1.2. Kusur

Maddi ve manevi tazminat davasından söz edebilmek için kusur, kural olarak buluması zorunlu bir unsurdur. Ancak bunun da istisnası olan durumlar vardır. Bu istisnai durumlardan ötürü zararın tazmin talebi ancak kanunda açıkça öngörülmüş olması halinde mümkündür.

Zarar verenin kusurlu sayılabilmesi için kural olarak ayırt etme gücünden yoksun olmaması lazımdır. Bunun da istisnai halleri mevcuttur ancak bunlara yazımızda değinilmeyecektir. Kusurun türleri temel olarak kast ve ihmal olarak ikiye ayrılmalıdır. Daha detaylı olarak ayırmak gerekirse doğrudan kast, dolaylı kast, ağır ihmal ve hafif ihmal olarak gruplanmaktadır.

1.3. Zarar

Hukuka aykırı eylem sonucu meydana gelen zarar, mağdurun malvarlığının aktifinde oluşan bir azalma veya pasifinde artma yoluyla meydana gelebilir. Bu malvarlığı değerlerine etki edebilecek unsurların engellemesi yoluyla da yine tazmin edilebilir zararlar oluşabilir. Ayrıca normatif zarar varsa manevi tazminat istemi mümkündür.

Müstakbel zarar takdiren belirlenecektir. Muhtemel zararın tazmini ise risk gerçekleşmediği müddetçe talep edilemez.

1.4. İlliyet Bağı

İlliyet bağı, eylemle zarar arasındaki nedeselliği ifade etmektedir. Bir mücbir sebebin varlığı ya da üçüncü kişinin veya zarar gören mağdurun bizzat kendisinin ağır kusuru illiyet bağını kesecektir.

2. Tazminat Davası

2.1. Maddi Tazminat Davası

Maddi zarar, eşyanın yerine yenisinin getirilmesi yoluyla yani aynen tazmin yoluyla giderilebileceği gibi para verilerek yani nakden tazmin yoluyla da giderilebilir. Ancak darp etme, trafik kazası sonucu yaralanma gibi olaylardan kaynaklanan davalarda elbette aynen tazminden bahsedilemez. Tazminat davasında hakim, tarafların tercih ettiği yöntemle bağlı değildir. Eğer nakden tazmin söz konusu ise tazminat miktarının belirlenmesinde göz önüne alınacak ölçütlerin iyi bilinmesi gerekmektedir.

Maddi tazminat davasında, unsurların gerçekleştiği tespit edildikten sonra maddi zarar miktarı belirlenecek, sonrasında da maddi tazminat miktarı tayin edilecektir.

2.1.1. Maddi zarar miktarının belirlenmesi

Zarar tespit edilemiyorsa hakkaniyete göre tazminat miktarı tayin edilecektir. Hesaplama yapılırken esas alınacak olan tarihin hükmün verildiği tarih olması gerektiği yönündeki görüşler doktrinde ağır basmakla birlikte Yargıtay aksi görüştedir. Faiz ise zararın meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.

Haksız fiil mağdura verdiği zararın dışında bazı yararlar da sağlamışsa, bu durumda tespit edilen yararların maddi zarar miktarından mahsup edilerek denkleştirme yoluna gidilmesi mümkündür.

Yaralanma ve ölüm hallerinde tazminata dahil olacak kalemler ise kanunda özel olarak düzenlenmiştir.

2.1.2. Tazminat miktarının tespiti

Tazminat miktarı tespit edilirken şu hususların değerlendirmesi hakkaniyetli olacaktır:

  • Kusur seviyesi,
  • Zararın karşılıksız yardım sırasında verilip verilmediği,
  • Rıza olup olmadığı,
  • Müterafik kusur,
  • Yoksulluğa düşecek olmak,
  • Olağanüstü hal: Olağanüstü hal, hukuka aykırı eylem ile zarar arasındaki nedensellik bağını ortadan kaldırmadan zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmuşsa, tenkise yol açabilecektir.

2.2. Manevi Tazminat Davası

Öncelikle belirtilmek gerekir ki manevi zararın da paradan başka yöntemlerle tazmin edilmesi mümkündür. Örneğin bir gazetede yapılan yanlışlık sonucu kişilik hakkı zedelenen kişi, sonraki baskıda düzeltme yapılmasını da isteyebilecektir. Haksız fiil nedeniyle manevi zarar iki durumda ortaya çıkmaktadır:

2.2.1. Kişilik hakkının zedelenmesi durumunda gerekli şartlar

  • Kişinin şahsiyet hakkına hukuka aykırı bir tecavüz bulunmalıdır. Hakarete uğramak buna örnek olarak verilebilir.
  • Kişi acı, elem, ızdırap duymalıdır. Buna sebep olan olay dedikodu çıkartmak gibi doğrudan manevi değerlere yönelik bir saldırı olmak zorunda değildir. Örneğin dır. Bedensel zarara yol açmakta ise hedef manevi zarar olmasa da manevi tazminat talep edilebilir.
  • Tecavüz teşkil eden fiil, olayların normal akışında bu manevi zararı meydana getirmeye elverişli olmalıdır. Aynı zamanda zararla arasında illiyet bulunmalıdır.
  • Davalının sorumluluğunu gerektirecek bir kusuru veya kusursuz sorumluluk hali bulunmalıdır.

2.2.2. Bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumu

Mağdur, gerçekleşen bedensel zarardan üzüntü duymuşsa manevi tazminat davası açabilecektir. Yansıma yoluyla yakınlarının da manevi tazminat istemesi mümkündür. Ancak bu sadece ağır bedensel zarar ve ölüm durumlarında söz konusu olmaktadır.

2.3. Kusur Aranmayan Sorumluluk Halleri

2.3.1. İstihdam Edenin Sorumluluğu

Çalışanların gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı kişilerin zararı söz konusu olabilmektedir. Ekonomik durumu kötü olan işçilere başvurmak çoğu zaman sonuçsuz kalacağı için kanun koyucu işverenlere de başvuruyu mümkün kılmıştır. Tazminat davası istihdam edene yöneltilmek isteniyorsa öncelikle şu şartların gerçekleşmesi gerekecektir:

  • Üçüncü kişi zarara uğratılmış olmalıdır.
  • Zarar, istihdam edilen çalışanın (müstahdem) hukuka aykırı fiilinden doğmuş olmalıdır.
  • Nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Zararı veren kişi ile sorumlu tutulmak istenen kişi arasında istihdam ilişkisi bulunmalıdır.
  • Hukuka aykırı fiil bu istihdam ilişkisine konu olan iş görülürken gerçekleşmiş olmalıdır.

Kurtuluş kanıtı getirilirse istihdam eden sorumluluktan kurtulabilecektir. Kusurun derecesi tazminatın tayinini önlemeyecektir. Ancak ek kusurun varlığı kurtuluş delillerinin sunulmasını ve tenkisi engelleyecektir.

2.3.2. Hayvan İdare Edenin Sorumluluğu

Üzerinde hakimiyet bulunan hayvanların başkalarına zarar vermesi halinde söz konusu olmaktadır. Eğer hal ve şartlara göre gerekli özenin gösterildiği ispatlanırsa kurtuluş delili getirilmiş sayılır. Munzam (ek) kusurun varlığı kurtuluş delilinin getirilmesini ve tazminatın tenkisini engeller.

Hayvan bir başkası tarafından ürkütülmüş ise hayvanı bulunduran ürküten kişiye rücu edebilecektir.

Hayvan bir gayrimenkule zarar verirse, gayrimenkulün zilyedi hayvanı alıkoyabilecek, hatta şartlar gerektiriyorsa hayvanı etkisiz hale getirebilecektir.

2.3.3. Yapı Malikinin Sorumluluğu

Bu sorumluluk sadece insan tarafından yapılan yapılar için vardır. Örneğin mağara vb. yerlerde insanlar yaşasa bile bu sorumluluk söz konusu olmayacaktır.

Yapımın bakımındaki eksikliklerden ötürü doğan zararlardan intifa ve oturma hakkı sahibi de sorumluyken yapılış bozukluğundan kaynaklanan doğan zararlardan sadece malik sorumlu olacaktır. Maddi tazminat davası da manevi tazminat davası da birlikte açılabilir.

Yapının kullanıma başlanmadığı inşaat ve restorasyon dönemlerinde bu sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Ancak bu dönemlerde yapı kullanılıyorsa bu sorumluluğa gidilebilecektir.

Bir başkasının, birisinin arazisine haksız inşaat ile yaptığı yaptığı yapıdan kaynaklanan zararlardan da bina maliki sayıldığı için arazi sahibi sorumludur. Ancak haksız inşaatı yapana rücu edebilecektir.

Yapı maliki, kurtuluş kanıtı getirerek bu sorumluluktan kurtulamayacaktır.

2.4.4. Karayolları Trafik Kanunundan Kaynaklanan Sorumluluk

Bir başkasının, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kişi işleten sayılacaktır. Örneği aracı ariyet alan veya çalan kişi işleten gibi sorumludur.

manevi tazminat
2.4.4.1. Motorlu aracın sebep olduğu zarardan sorumluluk

Karayollarındaki işletilme halinde bulunan motorlu araçların, işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluktur. Ölüm, yaralanma ve mala verilen zarar bu kapsama girmektedir. Ancak bagaj vb. eşya dışındaki eşyalardan sorumluluk bu sorumluluğun dışındadır. Ayrıca taşınan kişinin karşılıksız olarak yani hatır için taşınıyor olması durumunda da Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine gidilecektir.

Bu zararlardan ötürü sorumlu tutulacak kişiler aracın işleteni veya işletenin bağlı olduğu teşebbüsün sahibi olabilmektedir. Bu teşebbüslerden biri sayılmak için arada hizmet ilişkisi bulunması şart değildir. Hatır ilişkisinden ötürü dahil olsa aracı tahsis etmek yeterlidir. Ayrıca motorlu araçlarla ilgili bakım, onarım gibi mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahipleri de işleten gibi sorumlu olabilecektir.

2.4.4.2. Trafik kazasında yardım edenlerin zararlarından sorumluluk

Trafik kazasına dahil olmuş araçlardan birinin işletenine yardım yapılması durumunda söz konusu olur. Sorumluluktan söz edilmesi için söz konusu yardım dolayısıyla bir zarar ortaya çıkmış olmalıdır.


You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!