Hukuk Davasında Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali – AYM Kararlarıyla

Davanın uzun sürmesi durumunda, haksız yere uzamaya yol açmayan tarafın adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkı vardır. HMK m. 30’daki usul ekonomisi ilkesinin gereği olan makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa’nın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Yazımızda AYM içtihatları çerçevesinde hukuk yargılamasında makul yargılama hakkının ihlali üzerinde durulmuştur.

Makul Sürede Yargılanma İlkesinin Amacı

Makul sürede yargılanma hakkının ilkeleştirilme sebebi olarak, sınırlı olmamak kaydıyla şu ikisini gösterebiliriz:

  • Yargılama uzadıkça davanın tarafları maddi ve manevi baskı altında kalmaktadır.
  • Hukuka adalete ve ve mahkemeye güven ilkesi zarar görmektedir.

AYM, ihlal kararı verdiğinde bu kararı mahkemeye de göndererek zararın devamını önlemeyi amaçlamaktadır.

  • “40. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunmasıdır. Hukuki uyuşmazlıkların çözüm sürecini uzatarak çoğu zaman elde edilecek hükmün yararını ortadan kaldıran bir yargılama, adaletin yerine getirilmesindeki etkililiğe ve güvenliğe zarar verecektir. Ancak, makul sürede yargılanma hakkı bakımından uyuşmazlığa ilişkin yargılamanın kısa sürede sonuçlandırılması önemli olmakla beraber, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir… 71. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık on bir yıl sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

AYM’ye Bireysel Başvuru Süresi

Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadan evvel diğer başvuru yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir. Fakat makul yargılanama ilkesinin ihlal edildiğine dair iddiaların konusu zaten yargılamanın sürüncemede bırakılması ve gereksiz uzatılması olduğundan, bireysel başvurularda istisnai olarak başvuru yollarının tüketilmiş olması şartı aranmamaktadır.

  • “27. Ancak, başvuru yollarının tüketilmesi ilkesinin mutlak şekilde uygulanması temel hak ve özgürlüklerin etkin kullanımını ve korunmasını engelleyecektir. Hali hazırda devam etmekte olan bir yargılamada, makul sürede yargılama yapma yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddiası ile bireysel başvuruda bulunulabilmesi, başvuru yollarının tüketilmesi kuralının istisnalarından birini teşkil etmektedir. Zira bu durumda başvuru yollarının tüketilmesi şartının aranması, makul sürede yargılama yapma yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle meydana gelen sonuçları ortadan kaldırmayacaktır. Aksine, makul olmadığı iddia edilen yargılama faaliyetinin daha da uzamasına ve başvurucu açısından zararın artmasına neden olacaktır.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

Dolayısıyla dava sürdüğü müddetçe bireysel başvuruda bulunulabilir. Ancak dosya kesinleştikten sonra 30 günlük süreye dikkat edilmelidir.

  • “1. Başvuru, mazeret bildirerek duruşmaya katılmayan vekile yeni duruşma tarihinin tebliğ edilmemesi nedeniyle sonraki duruşmaya da katılamadığından dosyanın işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile bu hak kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir… 30. Başvurucunun davanın esasına ilişkin iddiaları Yargıtay 6. Hukuk Dairesince temyizen incelenmiş ve 23/10/2013 tarihinde hüküm onanarak bu tarihte başvuru yolları tüketilmiştir. Karar düzeltme yolu kapalı olan hükme yönelik olarak başvurucunun, onama kararını öğrendiği 12/12/2013 tarihinden itibaren otuz günlük sürede bireysel başvuruda bulunması gerekirken bu sürenin geçmesinden sonra 27/6/2014 tarihinde başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.” ANTALYA PRİNCESS OTEL VE TURİZM A.Ş. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/10744) Karar Tarihi: 7/12/2016

Makul Süre Tespitinde Ele Alınan Kriterler

AİHM, davanın makul sürede görülüp görülmediğini tespit ederken aşağıdaki kriterleri ele almaktadır:

  1. Davanın karmaşıklığı,
  2. Yargılamanın kaç dereceli olduğu,
  3. Tarafların tutumu,
  4. İlgili makamların tutumu,
  5. Başvurucunun davanın hızlı sonuçlanmasındaki menfaati.

Bu kriterleri Anayasa Mahkemesi’nin de benimsediğini söyleyebiliriz.

  • “41. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, AİHM tarafından bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde içtihat yoluyla geliştirilmiş olan kriterlerdir (Frydlender/Fransa, Başvuru No: 30979/96, 27/6/2000, § 43; Ezel Tosun/Türkiye, Başvuru No:33379/02, 10/1/2006, §21,; Namlı ve Diğerleri/Türkiye, Başvuru No: 51963/99, 23/5/2007, § 24; Alhan/Türkiye, Başvuru No: 8163/07, 2/4/2013, § 21; Danespayeh/Türkiye, Başvuru No: 21086/04, 16/7/2009, § 28).” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

Bu kriterler tek başlarına belirleyici değillerdir.

  • “46. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

Davanın Karmaşıklığı

Davanın karmaşık olması, daha uzun bir sürenin makul olarak görülmesine sebep olabilir.

  • “42. Yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması, yargılama faaliyetinin süresi üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle her bir başvuru açısından sürenin değerlendirilmesi, çoğu zaman hem niteliğe hem niceliğe ilişkin bir inceleme yapılmasını gerektirir.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

Fakat davanın karışık olması davanın uzun sürmesini her zaman meşrulaştırmamaktadır.

  • “56. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu yargılamanın bir taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir uyuşmazlık olduğu, davanın taraflarında toplam kırk iki kişinin bulunduğu, yargılamanın özellikle vefat eden tapu maliki mirasçılarının davaya dâhil edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf olması nedeniyle, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikme periyotları ayrı ayrı değerlendirildiğinde duruşmalar arasında geçen sürelerin oldukça uzun tutularak yılda ortalama üç duruşma yapıldığı ve verilen ara kararların birçoğunda davacı tarafa eksikliklerin ikmali hususunda usul hükümlerine aykırı şekilde süreler verildiği anlaşılmaktadır… 69. Başvurucular Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun açısından yaklaşık sekiz, başvurucu Olcay Koç açısından ise yaklaşık on bir yıllık yargılama süreleri nazara alındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında takdiren başvurucular Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun’ a ayrı ayrı 5.200,00 TL, başvurucu Olcay Koç’a 8.300,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

Tarafların Tutumu

Davanın uzamasında tarafların kusuru bulunsa bile, mahkemenin usuli imkanları kullanarak bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Başvurucunun kusuru hususuna ise daha aşağıda değinilmiştir.

  • “43. Hukuk sistemimiz açısından taraflarca hazırlanma ilkesi ve resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu yargılamalar arasında tarafların etkinliği noktasında farklılıklar bulunmakla beraber, genel olarak tarafların tutumunun yargılama sürecinin uzamasındaki etkisi, yargılama süresinin makul olma niteliğinin değerlendirilmesinde nazara alınması gereken önemli bir unsurdur. Zira tarafların yargılamayı uzatmaya yönelik davranışlardan kaçınması ve kendisine tanınmış olan usuli hakları kullanırken dikkat ve özen göstermesi gereklidir.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013
  • “58. Her ne kadar belirtilen usul hükümlerine tabi olan somut yargılama açısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olması yargılama faaliyetinin makul sürede neticelendirilmemesinin sonuçlarına tarafların katlanması düşüncesini destekler nitelikte olsa da, bu ilkeler yargılama makamlarını davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünden kurtarmaz. 59. Yargılama sürecinde başvurucular dışındaki tarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

İlgili Makamların Tutumu

İlgili makamlardan kastedilen yalnızca mahkemeler değildir. Dolayısıyla örneğin, bir kamu kurumundan müzekkere cevabının gecikmesi nedeniyle dava uzamışsa, bu da makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açabilir.

  • “44. Yargılama faaliyetinin süresine ilişkin değerlendirmede göz önünde bulundurulması gereken bir diğer unsur ilgili makamların tutumudur. Bu kapsamda sadece yargı makamlarının tutumu dikkate alınmayıp, Devletin kamu gücü kullanan tüm organlarına atfedilebilir bir gecikme olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir.” AYM Güher Ergun ve Diğerleri başvurusu, Başvuru No: 2012/13

Başvurucunun Makul Sürede Yargılanmadaki Menfaati

Menfaat unsuru somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilecektir.

  • “45. Yukarıda belirtilen unsurların yanı sıra, değerlendirmeye esas alınan sürenin makul olup olmadığının tespitinde, başvurucu için hukuki korumanın bir an önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğunun da nazara alınması gerekmekte olup, bu unsur her bir yargılama süresinin makullüğü açısından ortak bir standart oluşturulmaması tercihini güçlendirmektedir.” GÜHER ERGUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2012/13) Karar Tarihi: 2/7/2013

Örneğin bir işe iade davasında yargılamanın uzaması, davacı açısından büyük zararlara yol açabilir. Fakat bu şekilde bir menfaat olmasa bile, davanın sürüncemede kalması sebebiyle maddi veya manevi baskı altında kalan başvurucu tazminat talep edebilmelidir.

  • “33. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Kararın icra kabiliyeti kazanabilmesi için kesinleşmesi gerekmektedir. İşe iade davasında gerekçenin geç yazılması hâlinde kararın kesinleşmesi gecikecek, kesinleşen kararın tebliğinin ardından işverene başvuran işçinin sözleşmesi işe başlama talebinin neticelenmesine kadar askıda kalacaktır. Sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespiti ile işçi işe başlatılmasını, işe başlatılmaması durumunda ise tazminata karar verilmesini isteyebilecektir. Bu durumda bir an önce işine dönme veya mağduriyetini bir nebze olsun karşılayacak bir tazminat elde etme beklentisi taşıyan ve bu yüzden yeni bir işe başlamakta tereddüt eden işçi, kararın geç kesinleşmesi sebebiyle ekonomik anlamda mağdur olacaktır.” HATİCE AKGÜL BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/35900) Karar Tarihi: 25/2/2021

Başvurucunun Kusuru

Başvurucu yargılamanın uzamasına kendisi sebep olmuşsa, kusur yargılama makamlarına atfedilemeyeceğinden, ihlal bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Örneğin aşağıdaki karara konu olayda, başvurucu hakimin reddedilmesine hakime ihtar yollayarak kendisi sebep olmuş ve sonraki hakimi de kendisi reddederek yargılamayı uzatmıştır.

  • “86. Başvuru konusu davada yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dosyada verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın henüz kesinleşmemiş olduğu da dikkate alınarak yargılamanın dört buçuk yılı aşkın bir süredir kesin hükümle sonuçlandırılmadığı görülmüş ise de dava tarihi olan 27/7/2011 tarihi ile davanın takipsiz bırakıldığı 8/5/2014 tarihi arasında yargılama faaliyetinin yaklaşık otuz dört ay sürdüğü, bu süre içinde başvurucunun davaya bakan hâkimlerden birine ihtarname göndermesi nedeniyle hâkimin davadan çekildiği, sonradan görevlendirilen hâkimi de davacının reddettiği, hâkimin reddi ve çekilmesi sonrasındaki usule ilişkin işlemlerin yapılması ve davaya bakacak mahkemenin görevlendirilmesi sürecinin on üç ay sürdüğü, dolayısıyla davanın esasını çözmeye yönelik yargılama faaliyetinin yaklaşık yirmi bir ay devam ettiği anlaşılmıştır. 87. Somut uyuşmazlıkta, hâkimin reddi ve çekilmesi sonrasındaki usule ilişkin işlemlerin yapılması ve davaya bakacak mahkemenin görevlendirilmesi nedeniyle yargılamanın on üç ay uzamasında başvurucunun tutum ve davranışlarının etkili olduğu; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, bilirkişiden rapor alınması zorunluluğu, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık sayılabilecek davada uyuşmazlığın esasını çözmeye yönelik yirmi bir ay devam eden yargılama faaliyetinde yargılama makamlarının tutumu nedeniyle bir gecikme bulunmadığı ve bu sürenin makul olduğu sonucuna varılmıştır.” TAHİR GÖKATALAY BAŞVURUSU (2) (Başvuru Numarası: 2013/3472) Karar Tarihi: 10/3/2016

Başvurucunun Duruşmaya Mazeret Yollaması

Başvurucunun duruşmalara mazeret yollamış olması, yargılamanın uzamasına kendisinin sebep olduğu anlamına gelmez.

  • “22. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde başvurucu tarafından 19/10/2009 tarihinde Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası açıldığı, 12/3/2010 tarihinde keşif yapıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, temyiz incelemesi üzerine kararın bozulduğu, bozma üzerine Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/593 sayılı dosyasına kaydedilen davada yargılamanın hâlen devam ettiği anlaşılmıştır. Başvurucu vekilinin dört duruşmaya gelmediği ve mazeret bildirdiği ancak anılan duruşmaların birinde dosyanın bilirkişiden dönüşünün beklendiği, dolayısıyla başvurucunun davanın uzamasına sebebiyet vermediği belirlenmiştir.” İSMAİL ÇEÇEN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/7678) Karar Tarihi: 17/3/2016

Başvurucunun Sebep Olduğu Kısmi Gecikmeler

Gecikmenin bir kısmına başvurucu kendisi de sebep olmuş olabilir. Ama kısmi gecikmeye sebep olması yüzünden tüm kusuru kendisine yüklemek hakkaniyete aykırı olacaktır.

  • “61. Başvuruya konu menfi tespit ve alacak davası ile birleşen maddi ve manevi tazminat davasının; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Yargılama sürecinde her ne kadar başvurucunun yargılama sırasında bilirkişi ücretini yatırmamasından dolayı yaklaşık iki aylık bir gecikmenin yaşandığı tespit edilse de sürece bir bütün olarak bakıldığında başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usule ilişkin haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve dokuz yılı aşkın bir sürede tamamlanan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” ERLER YAPI MALZEME A.Ş. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2013/5019) Karar Tarihi: 7/1/2016

Bekletici Mesele

Sonucu beklenen başka bir davanın bekletici mesele yapılması, makul sürede yargılanma hakkının ihlali için geçerli bir sebep sayılmamaktadır.

  • “26. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde başvurucu tarafından açılan işçi alacaklarının tahsili davasında beş yıla yakın bir süre hizmet tespiti davasının sonucunun beklendiği ve yargılamanın bu nedenle iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıkların niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında makul görülemeyecek derecede uzun bir süre olan sekiz yıl üç ay sonunda karara bağlandığı anlaşılmaktadır… 29. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvuruya konu iş hukukuna dayalı alacak davası -hizmet tespiti davasının bekletici mesele yapılması dışında- hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usule dair haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Hizmet tespiti davalarının, işçi alacaklarına ilişkin davalarda bekletici mesele yapılması derece mahkemelerinin takdirinde olmakla birlikte uyuşmazlığı makul sürede sonuçlandırmak, yargının ve nihai olarak devletin yükümlülüğünde olup bu hususta başvurucuya atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır. Anılan davanın başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıl üç aylık yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” ZEKİ KABA BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/5486) Karar Tarihi: 16/3/2015

Makul Yargılama Süresinin İhlaline İlişkin AYM Karar Örnekleri

Aşağıda örnek kararlardan da görüleceği üzere, makul süre tespiti yapılırken somut duruma göre değerlendirme yapılmaktadır. Dolayısıyla kimi zaman bir iki sene bile makul görülemezken, kimi zaman dört sene makul kabul edilebilmektedir. Ayrıca önemle belirtelim ki, aşağıdaki kararların çoğunluğu ya da tamamı iki dereceli yargı zamanında açılmış davalara ilişkindir. Bir süredir üç dereceli sistem uygulandığından, AYM’nin gelecek kararlarında daha uzun bir makul süre anlayışında olacağını düşünüyoruz.

Gerekçeli Kararın Geç Yazılması

Karara karşı kanun yoluna başvurabilmek için gerekçeli kararın yazılması önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu konuda bir gecikme sebebiyle de makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilebilecektir.

  • “27. Başvuruya konu olayda 18/10/2016 tarihinde açılan davaların 7/3/2019 tarihinde Dairenin onama kararlarıyla kesinleştiği yani yargılamaların üç dereceli yargılama sisteminde yaklaşık 2 yıl 5 ay sürdüğü anlaşılmıştır. Başvuruya konu davaların hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi ölçütler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanında yargılamalarda dört duruşma neticesinde davaların açılmasından 9 ay sonra kısa karar tefhim edilmiş ise de tefhim tarihinden gerekçeli kararların yazılmasına kadar 1 yıl 2 ay 10 günlük süre geçmiş olup bu durum tek başına yargılama sürecinin uzamasına neden olmuştur. 28. Bu açıklamalar çerçevesinde Hatice Akgül kararından ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı anlaşılan somut başvuruda yargılamanın uzamasına gerekçeli kararın geç yazılmasının sebep olduğu açıktır.” ATAKAN ENVER MISIRLI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/15809) Karar Tarihi: 7/9/2021
  • “39. Somut olayda ilk derece mahkemesi hükmün özetini yazdırarak kararı tefhim etmiştir. Mahkemenin ilgili yasal düzenleme çerçevesinde en geç bir ay içinde gerekçeli kararı yazarak tebliğe çıkartması gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin kararı tefhiminden gerekçeli kararı yazmasına kadar geçen 1 yıl 3 ay 29 günlük sürenin makul olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle yargılamanın uzamasına gerekçeli kararın geç yazılmasının sebep olduğu açıktır. 40. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” HATİCE AKGÜL BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/35900) Karar Tarihi: 25/2/2021

AYM, gerekçeli kararın yazılması için dört ayı aşan sürenin geçtiği bir olaydaysa, bunu tek başına makul sürenin ihlali olarak değerlendirmese de, somut yargılamayı bütün olarak değerlendirerek yine de ihlal sonucuna varmıştır.

  • “28. Başvuruya konu yargılama 15/12/2017 tarihinde başlamış Mahkemesince ilk duruşmada -8/3/2018 tarihinde- esas hakkında karar verilerek hüküm tefhim edilmiş, gerekçeli karar ise dört ayı aşkın bir süre sonra 16/7/2018 tarihinde yazılmıştır. Başvurucu vekili 15/3/2018 tarihinde süre tutum dilekçesini, 28/12/2018 tarihinde de gerekçeli istinaf dilekçesini sunmuştur. Davalı K.K vekili 15/1/2019 tarihinde istinafa cevap dilekçesini sunmuştur. İstinaf aşaması henüz tamamlanmamıştır. 29. Somut olayda 15/12/2017 tarihinde açılan davanın halen derdest olduğu yani yargılamanın yaklaşık üç yıl dokuz aydır devam ettiği anlaşılmaktadır. Başvuruya konu davanın hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi ölçütler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğunu söylemek mümkündür. Diğer taraftan her ne kadar gerekçeli kararın yazılması için geçen dört ayı aşkın süre kategorik olarak tek başına makul sürenin ihlal edilmesi sonucunu doğurmasa da söz konusu süre ve istinaf incelemesinde geçen ve henüz tamamlanmayan yaklaşık dört yıllık süre, somut yargılamanın özelliği bir bütün olarak değerlendirildiğinde yargılama süresinin olağan ölçütlerin ötesinde uzadığı sonucuna varılmaktadır.” FATMA HÜMEYRA AKDEMİR BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/20870) Karar Tarihi:7/9/2021

Alacak Davası

  • “1. Başvuru; alacak davasında yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması, kanun yolu aşamasında gerekçesiz karar verilmesi ve delillerin takdirinde hata yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir… 20. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 8 yıl gibi bir sürede sonuçlandığı anlaşılan davaya ilişkin yargılama sürecinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.” MEHMET TOPALOĞLU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/32664) Karar Tarihi: 9/7/2020 (Benzer şekilde: FİKRİYE AKSOY BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/32666) Karar Tarihi: 16/9/2020)

Kamulaştırmasız El Atma Tazminatı

  • “59. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde yargılamanın konusunun kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebine ilişkin olduğu, 16/4/2008 tarihinde açılan davada İlk Derece Mahkemesinin esasa ilişkin kararını 26/5/2011 tarihinde verdiği, bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 25/1/2012 tarihli ilamı ile bozulduğu, bozma üzerineİlk Derece Mahkemesince verilen 2/5/2013 tarihli kararın ise temyiz incelemesi neticesinde 21/1/2014 tarihinde onandığı ve karar düzeltme talebinde bulunulmaması üzerine yargılamanın sona erdiği anlaşılmıştır. 60. Şikâyetin değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu tazminat davasının hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla usule ilişkin haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da gözlemlenmemiştir. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık altı yıl devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır. 61.Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” MEHMET SİRAÇ TARAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/5139) Karar Tarihi: 29/6/2016

Spor Toto Bayiliğinin İptali Nedeniyle Tazminat

  • “1. Başvuru, futbol müsabakaları müşterek bahis oyunları (Spor Toto) bayiliği ruhsatının iptali nedeniyle mülkiyet hakkının; iptal işlemine karşı açılan davadaki yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir… 52. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık beş yıl yedi ay süren yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir. 53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” HİDAYET METİN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/7329) Karar Tarihi: 6/4/2017

Taşınmaz Tespitine Karşı Açılan Dava

  • “1. Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespiti nedeniyle mülkiyet hakkının; tespit kararına karşı açılan davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir… 41. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 5 yıl 8 ay devam eden yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir” HÜSEYİN AKBULUT VE YUSUF AKBULUT BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/7643) Karar Tarihi: 6/4/2017

Kamulaştırma Bedelinin Tespiti

  • “53. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde yargılamanın konusunun, kamulaştırma kararı alınan başvurucuya ait taşınmazlar için kamulaştırma bedellerinin tespit edilmesi ve taşınmazların idare adına tescil edilmesi talebi olduğu, davanın 26/6/2009 tarihinde açıldığı, yargılama sürecinde resmî kurumlar ile yazışmalar yapıldığı,taşınmazın fiziki ve hukuki durumunun ortaya konulduğu, keşif yapılarak bilirkişi raporu alındığı, tarafların rapora itirazlarının değerlendirilip, tekrar bilirkişi incelemeleri yaptırılarak ek ve yeni bilirkişi raporları hazırlatıldığı, akabinde İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını 16/7/2013 tarihinde verdiği, karara karşı davacı idare tarafından temyiz talebinde bulunulduğu, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 13/3/2014 tarihli ilamı ile onamaya hükmettiği, tarafların karar düzeltme isteminde bulunmadıkları, dolayısıyla yargılamanın 13/3/2014 tarihinde sona erdiği ve yaklaşık beş yılda tamamlandığı anlaşılmaktadır. 54. Bu durumda başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasının yaklaşık beş yıl sürdüğü ve söz konusu davada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” AHMET İLGÜN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/5729) Karar Tarihi: 17/11/2016
  • “88. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde yargılamanın konusunun bir adet taşınmaza ilişkin kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil talebi olduğu, 5/8/2009 tarihinde açılan davanın yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesince verilen 4/8/2010 tarihli kararın, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/4/2011 tarihli ilamı ile bozulduğu, bu ilama karşı yapılan karar düzeltme talebinin 18/10/2011 tarihinde reddedildiği, bozma ilamının ardından dava dosyasını yeniden incelemeye alan İlk Derece Mahkemesinin 12/9/2012 tarihli kararı ile tekrar hüküm tesis ettiği, bu kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesince 25/3/2013 tarihli ilam ile onandığı, karar düzeltme isteminin de 21/10/2013 tarihinde reddedilmesi üzerine kesinleştiği ve böylece yargılama sürecinin 4 yıl 2 aylık bir sürede tamamlandığı anlaşılmaktadır. 89.Bu durumda başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasının toplam 4 yıl 2 ay sürdüğü ve başvuruya konu davada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” GÜLŞEN ÖZSOY VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/774) Karar Tarihi:17/11/2016
  • “75. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde yargılamanın konusunun başvurucuların malikleri olduğu taşınmazlar için kamulaştırma kararı alınması üzerine bu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi ve taşınmazların İdare adına tescil edilmesi talebi olduğu, başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar yönünden 22/10/2007 tarihinde; başvurucu vefat eden Ali Kalaycı yönünden ise 28/3/2008 tarihinde açılan davaların birleştirildiği, yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesince verilen 24/9/2009 ve 14/9/2011 tarihli kararların, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 1/11/2010 ve 28/2/2012 tarihli ilamları ile bozulduğu, bu ilamlara karşı yapılan karar düzeltme taleplerinin reddedildiği, yargılama sürecinde taşınmazlar başında keşif yapıldığı, birden fazla kez bilirkişi raporları alındığı, bozma ilamları üzerine ek raporlar alındığı akabinde İlk Derece Mahkemesinin 18/2/2013 tarihli kararının Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 13/5/2013 tarihli ilamı ile onandığı, karar düzeltme talebi sonucunda da 13/2/2014 tarihli ilam ile düzelterek onamaya hükmedildiği ve İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleştiği ve böylece yargılama sürecinin başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar yönündenaltı yılı aşkın bir sürede; vefat eden başvurucu Ali Kalaycı ve dolayısıyla onun başvuruyu devam ettiren mirasçıları Remziye Kalaycı, Bilal Kalaycı ve Bülent Kalaycı yönünden yaklaşık altı yılda tamamlandığı anlaşılmaktadır.” MİNE GEZER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/7825) Karar Tarihi: 16/11/2016
  • “91. Bu durumda başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasının toplam dört yıl dört ay sürdüğü ve başvuruya konu davada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” MEHMET DENİZ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2013/2307) Karar Tarihi: 10/3/2016

Eser Sözleşmesi Kapsamında Tazminat

  • “1. Başvuru; eser sözleşmesi kapsamında yüklenici aleyhine açılan tazminat davasında yargılamanın makul sürede tamamlanmaması, yerel mahkeme kararının gerekçesinin çelişkili olması, Yargıtay kararının gerekçe içermemesi, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir… 67. Başvuruya konu olan ve 27/10/2008 tarihinde açılan davada davalı cevap dilekçesinde ve ilk celsede yetki itirazını ileri sürmüş, yetki itirazı Mahkeme tarafından ilk başta kabul edilmemiş, bu süreçte keşif yapılmış, tanıklar dinlenmiş, Mahkeme aradan iki yıl geçtikten sonra yetki itirazını yukarıda yer alan gerekçelerle kabul etmiştir (bkz. § 17). Başvurucu bunun üzerine Yargıtaya başvurmuş ve kararın onanmasına müteakiben dava 23/11/2011 tarihinden itibaren Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde devam etmiştir. Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava sonunda verilen karar Yargıtayca onanmış, başvurucunun karar düzeltme istemi 12/3/2014 tarihinde reddedilmiştir… 69. Başvuruya konu davadaki taraf sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olmadığını ortaya koymakta olup somut başvuruda davanın ikame edildiği tarihten itibaren iki yıl sonra yetkisizlik kararı verilmesi nedeniyle 6100 sayılı Kanun hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve 5 yıl 4 ay 15 günde tamamlanan yargılamada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” DERYA GÜNEYLİOĞLU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/6090) Karar Tarihi: 17/5/2016

Hak Düşürücü Süreden Ret Kararı Verilen Dava

AYM, hak düşürücü süreden ret kararı verilen bir dosyada 2 yıl 9 ayı makul görmemiştir. Ek olarak not düşelim ki, bu dosyada aslında dilekçe verilme tarihi de yanlış değerlendirildiğinden mahkemeye erişim hakkı da ihlal edilmiştir.

  • “64. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde celse aralarının uzun tutulduğu, üç defa hâkim değişikliği nedeniyle duruşmanın ertelendiği, yargılama süresinin büyük kısmının delillerin toplanması aşamasında geçtiği (bkz. § 22) ve davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiği anlaşılmakta; iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların özellikle de işe iade talebini içeren feshe itiraz davalarının niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate de alındığında sonuç olarak 4857 sayılı Kanun’da öngörülen sürelere oranla haklı görülemeyecek derecede uzun bir süre olan 2 yıl 9 ay 21 günde yargılamanın tamamlandığı görülmektedir.” İDRİS TİMUR BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/6235) Karar Tarihi: 29/6/2016

Kadastro Davası

  • “31. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesindebaşvuruya konu yargılamanın seksen üç adet taşınmaza ilişkin müdahalenin meni ve ecrimisil talebiyle genel mahkemelerde açılan ve görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine devredilen bir mülkiyet uyuşmazlığı olduğu, kırk beş davalı aleyhine açılan davanın yargılaması sırasında birçok taraf mirasçısının yargılamaya dâhil edilmesine karar verildiği, ayrıca iki yüze yakın kişi tarafından davaya müdahale talebinde bulunulduğu, başvurucuların da bu meyanda başvuruya konu İzmir Kadastro Mahkemesinin 2003/14 esas sayılı dosyasında yürütülen yargılamaya asli müdahil sıfatıyla katıldıkları, başvurucunun müdahale talebinde bulunmasını takiben yapılan celselerde, belirtilen müdahale taleplerine ilişkin eksikliklerin ikmali ve bu taleplerin değerlendirilmesine ilişkin ara kararlar ihdas edildiği ve yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmıştır… 34. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık nitelikte olduğunu ortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında 3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” REŞAT BERBER VE NEVZAT GÖNEN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2013/9383) Karar Tarihi: 6/4/2016

Ayıplı Mal Tazminatı Davası

  • “1. Başvuru, satın alınan malın ayıplı olması nedeniyle 2/10/2009 tarihinde açılan davanın makul sürede sonuçlanmaması ve yargılama sonunda hükmedilen kararın icra edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına ilişkindir… 54. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde yargılamanın konusunun, özel kişiler arası bir alım satım sözleşmesinde sözleşmeye konu malın ayıplı olmasından kaynaklanan zararların tazminine ilişkin olduğu, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (tüketici mahkemesi sıfatıyla) 20/11/2012 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 30/5/2013 tarihli ilamı ile kararın onandığı, karar düzeltme isteminin aynı Dairenin 21/10/2013 tarihli ilamı reddedildiği ve böylece İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. 55. Başvurucunun şikâyetinin değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu davanın;hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usul haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da gözlemlenmemiştir. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve dört yılı aşkın bir sürede sonuçlanan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” AKİF ÜNSAL BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2013/9355) Karar Tarihi: 9/3/2016 R.G. Tarih ve Sayı: 27/4/2016-29696

Tapu İptal ve Tescil Davası

  • “71. Başvuruya konu tapu iptali ve tescil, müdahalenin önlenmesi ve kal davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller gibi kriterler dikkate alındığında başvuruya konu yargılamanın karmaşık nitelikte olduğu anlaşılmışsa da somut başvuru açısından, daha önce verilen kararlar dışında farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sekiz yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” FATMA NALAN AKDOĞAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2013/3538) Karar Tarihi: 13/4/2016
  • “25. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık niteliğinin bulunmadığını ortaya koymaktadır. Davaya bütün olarak bakıldığında 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve altı yılı aşkın süredir devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” İSMAİL ÇEÇEN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/7678) Karar Tarihi: 17/3/2016

Maddi ve Manevi Tazminat Davası

  • “31. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başvurucuların yakını olan H.T.’nin apartman boşluğundan düşerek vefat etmesi sonucu olayda sorumluluğunun bulunduğu düşünülen kişilerden maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davanın 21/6/2006 tarihinde açıldığı ve İlk Derece Mahkemesince 1/3/2012 tarihinde verilen kararın, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19/3/2013 tarihli ilamı ile onandığı, karar düzeltme isteminin de 3/7/2013 tarihinde reddedilmesi ile kesinleştiği anlaşılmıştır. 32. Başvuruya konu tazminat davasının hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucuların tutum ve davranışlarıyla veya usuli haklarını kullanırken özensiz davranmalarıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep oldukları da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yedi yılı aşkın bir sürede tamamlanan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” HESNA TEMİZCAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2013/6993) Karar Tarihi: 17/3/2016

İcra Mahkemesine Şikayet (Dosya Üzerinden İnceleme)

  • “46. Başvuruya konu 2004 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca başvurucu tarafından yapılan şikâyete ilişkin yargılama sürecinin tetkikinde hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında davanın karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulü haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından duruşma yapılmayan bir yargılamanın, 2004 sayılı Kanun’da öngörülen on günlük süreye oranla haklı görülemeyecek derecede uzun bir süre olan bir yıl beş ayda tamamlandığı görüldüğünden söz konusu yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” MERT CAN BAYRAM BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2013/2386) Karar Tarihi: 4/11/2015

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılmasından Ötürü Tazminat

  • “49. Başvuruya konu vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tazminat davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yargılamanın uzun sürmesinde, başvurucuya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu beş yıl üç aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.” VELİ KANBER BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/1500) Karar Tarihi: 22/6/2015

İşe İade Davası

  • “1. Başvurucu, 16/9/2010 tarihinde açtığı işe iade davasının makul sürede sonuçlanmadığını ve anılan dönemde başka bir işte çalışamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur… 31. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde; yargılamanın, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati de dikkate alındığında makul görülemeyecek derecede uzun bir süre olan üç yıl dört ayda tamamlandığı, yargılama süresinin uzamasında büyük oranda delillerin toplanması aşamasında geçen sürelerin etkili olduğu, başvurucuya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmaktadır.” MECİT SERTEL BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/4624) Karar Tarihi: 22/6/2015

Sürenin Makul Bulunduğu Örnek AYM Kararları

Haksız Fiil Tazminatı

  • “43. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde yargılamanın konusunun haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğu, 17/6/2010 tarihinde açılan davanın yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesince delil olarak sunulan başka mahkeme dosyalarının toplandığı, Mahkemenin 28/9/2011 tarihinde bir yıl üç aylık bir süre sonunda davanın esası hakkında karar verdiği, temyiz incelemesinin yaklaşık bir yıl üç ayda, karar düzeltme incelemesinin ise beş ayda tamamlandığı ve kararın 18/6/2013 tarihinde kesinleştiği böylece yargılama sürecinin toplamda üç yılda tamamlandığı anlaşılmaktadır. 44. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliğine bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından yaklaşık üç yıllık yargılama sürecinde mahkemeler nezdinde başvurucunun haklarını ihlal edecek şekilde makul olmayan bir gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” YILDIZ OTO AĞCA BAŞVURUSU (2) (Başvuru Numarası: 2013/7038) Karar Tarihi: 23/3/2016

Konut Avansı Mahsubu Nedeniyle Alacak Davası

Konut için ödenen avansın konut bedelinden mahsup edilmemesi sebebiyle açılan alacak davalarını toplu olarak değerlendiren AYM’nin başvurucular arasında makul süre ihlali tazminatını kabul ettikleri arasında en kısa sürelisi 4 yıl 7 ay 1 gündür. Reddettikleri arasında en uzun süren ise 4 yıl 4 ay 4 gündür.

  • “1. Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın alınan konut için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup edilmeyen tutarların tahsili amacıyla açılan davaların reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir… 3. Yapılan inceleme sırasında konularının aynı olması nedeniyle 2013/7866, 2013/9206, 2014/104, 2014/105, 2014/161, 2014/4202, 2014/5966, 2014/5967, 2014/7537, 2014/7539, 2014/8311, 2014/8313, 2014/8541, 2014/10015, 2014/10024, 2014/11949, 2014/12465, 2014/12532, 2014/12629, 2014/12630, 2014/12754, 2014/12913, 2014/13556, 2014/14184, 2014/14185, 2014/15768, 2014/16540, 2014/17098, 2014/17659, 2014/18898, 2014/19977, 2015/2805, 2015/3384, 2015/6028 numaralı dosyaların 2014/2719 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir… Makul sürede yargılama yapılmaması şikâyeti olan başvuruculardan Vildan Tunaboylu, Behçet Cansever, İlhan Öztürk, Şirin Ender, Fami Akın, Fikret Yıldız, Besim Cesur ve İsmail Başaran’ın şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA; Hasan Nizam, Gülten Akbulut, İsmail Özçelik, Mehmet Yavuz, Metin Şendil, Şükrü Cinali, Mehmet Molla, Vasfi Ergün’ün şikâyetinin ise KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA” VİLDAN TUNABOYLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/2719) Karar Tarihi: 7/1/2016

İş Kazasından Doğan Tazminat

  • “1. Başvurucu, maluliyet oranının tespiti istemiyle 1/12/2006 tarihinde ve iş kazasından doğan zararın tazmini istemiyle 14/1/2010 tarihinde açtığı davalarda yargılamaların makul sürede tamamlanmadığını, ayrıca tazminat davasında hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur… 44. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde; yargılamanın iki dereceli yargılama sisteminde toplam dört yıl yedi gün sürdüğü, başvurucu vekilinin 3/11/2010 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, başvurucunun yenileme dilekçesi vermesi sonucu üç aya yakın bir süre sonra yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Bunun dışında yargılama süresince, davanın, bakiye maluliyet oranına dayalı olarak açılan tazminat davası olduğu dikkate alınarak, maluliyet oranının tespitine ilişkin yargılamanın sonucunun beklendiği, söz konusu yargılamanın sona ermesinin ardından dosyanın bilirkişiye gönderildiği ve raporun beklendiği anlaşılmaktadır.” EYÜP ASTÜRK BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/2734) Karar Tarihi: 22/6/2015
İletişime Geç
Whatsapp'tan Yaz
Merhaba 👋
Okuduğunuz konuyla ilgili veya başka bir konuda danışmanlık ve vekillik hizmeti hakkında ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki butona basabilirsiniz.
Av. Oğuzhan Yazıcı | İstanbul