Mirasta Tenkis Davasında Taraflar, İddia ve Savunmalar

Genel Olarak Tenkis

Mirasbırakanın malvarlığından tasarruf edebileceği miktar, terekesinden mirasçılarının saklı payları çıkarıldıktan sonra geriye kalan miktardır. Mirasbırakan, sağlararası veya ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılarının saklı paylarını ihlal etmişse, mirasçılar saklı paylarını aşan kısmı tenkis davasına konu edebilir. Doktrinde kazandırmanın geri alınması ayrıca bir edim davası açılması gerektiği yönünde bir görüş olsa da, Yargıtay bu davanın edayı da kapsadığını savunmaktadır. Usul ekonomisi yönünden biz de bu uygulamanın daha sağlıklı olduğu kanaatindeyiz.

Mirasbırakan vasiyetname hazırlamışsa, aksi belirtilmediği müddetçe vasiyetnamede yer alan kurallar yalnızca paylaştırma kuralı sayılacaktır.

Mirasta Tenkis Davasında Davacılar

Bu davayı öncelikle saklı paylı mirasçılar açabilecektir. Ancak bu kişiler mirastan çıkarılma, yoksunluk veya mirastan feragat gibi bir takım yollarla mirasçılık sıfatını kaybetmemiş olmalıdırlar. Ayrıca saklı paylı mirasçıların kiminin saklı payları zedelenmemişken sadece birinin ya da bir kısmının saklı payı da zedelenmiş olabilir. Bu gibi durumlarda davacı olma hakkı yalnızca saklı payı zedelenenlerindir, diğer saklı paylı mirasçılar tenkis davası açamayacaktır. Mirasçının saklı payını elde edip etmediğinin belirlenmesinde ayrıca kendisine yapılan denkleştirmeye ve tenkise tabi kazandırmalar da hesaplamaya dahil edilir.

Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Dolayısıyla mirasta tenkis davasını açmak isteyen kişi saklı payları ihlal edilen diğer kişilerin de bu davaya iştirak etmesini beklemek zorunda değildir. Buna uygun olarak, mahkemenin vereceği nihai karar tüm saklı paylı mirasçıları değil, yalnızca davayı açanları bağlayacaktır.

Saklı paylı mirasçıların haricinde ayrıca, saklı pay sahibi mirasçıların alacaklılarına ve iflas idaresine de belli koşulların gerçekleşmesi durumunda dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişilerin dava açabilmeleri için saklı paylı mirasçıların kendilerine yapılan ihtara rağmen tenkis davasını açmamış olması gerekir. Ayrıca borçlu olan saklı paylı mirasçı hakkında iflas kararı verilmiş ya da hakkında aciz belgesi alınmış olmalıdır.

Mirasta Tenkis Davasında Davalılar

Kanunda kimlerin davalı olabileceği hususu düzenlenmemiştir. Lehine kazandırma yapılan yasal ya da atanmış mirasçılar ile üçüncü kişilerin bu davanın davalısı olabileceği kabul edilir. Mirasbırakan tarafından lehine kazandırmada bulunulan kişinin haricinde ayrıca eşyayı bu kişiden devralan üçüncü kişiye de kimi durumlarda dava yöneltilebilir. Ancak davalı seçilirken tenkiste sıra kurallarına dikkat edilmeli, aksi takdirde açılan dava reddedilebilir.

İddia ve Savunmalar

Kazandırma ivazlı veya ivazsız olarak yapılmış olabilir. Tenkis davasına konu olan kazandırmalar ivazsız olanlardır. Dolayısıyla davacı taraf kazandırmaların ivazsız olduğunu ileri sürerken davalı kimi zaman bunun aksini ispatlamaya çalışır. Kimi zamansa davalı taraf kazandırmanın ivazlı olduğu hususunu ispat edemese bile mirasbırakanın saiki veya iktisap tarihi gibi kendi lehine olan hususları ispatlamaya çalışacaktır. Bu ispat işlemleri yapılırken Yargıtay’ın içtihatlarında belirlediği ölçütlere göre her somut durum ayrı değerlendirilir. Davalı taraf kaybetse bile iyiniyetli olması durumunda yalnızca elinde kalan miktarı vermekle yükümlüdür. Ayrıca tenkis davasının saklı payları korumak açılan bir dava olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla davacı taraf, tenkis davasını kazanması durumunda saklı payını korumaya yetecek miktarı geri alabilecektir.

Mirasta Tenkis Davasına İlişkin Bazı İçtihatlar

Hukuki Yarar Yokluğu

“…Tenkis talebine yönelik yapılan incelemede, murisin 25/02/2008 tarihinde vefat ettiği, vefatından önce bir kısım taşınmazlarının devrini gerçekleştirdiği, vefatının ardından ise mevcut olan taşınmazdaki payının davacı eşi tarafından Tapu Müdürlüğüne mirasçılık belgesiyle başvurulması üzerine 05/05/2008 tarihinde mirasçılarına intikalinin gerçekleştiği, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince dava tarihi itibariyle tenkise tabi malvarlığı bulunmadığı gerekçesiyle tenkis talebinin reddine karar verildiği görülmektedir.
O halde, mahkemece, murisin terekesinin ölüm tarihindeki bıraktığı değerlere ilişkin olduğu, ölüm tarihi itibariyle mevcut taşınmazının bulunduğu, daha sonra davacı mirasçı eşi tarafından intikalinin gerçekleştirildiği görülmekle, tenkis talebi bu aşamada dinlenemeyeceğinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava tarihi itibariyle tenkise tabi malvarlığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün gerekçesinin bu yönden değiştirilerek onanması gerekmiştir…” Y. 3. Hukuk Dairesi, 2018/1345 E., 2019/5919 K.

Faiz İstemi

“… Tenkis davasında faiz istemi de, asıl alacağın bağlı olduğu hak düşürücü süreye tabidir. Öyleyse, TMK.’nun 571. maddesi uyarınca tenkis davasında hak düşürücü süre bir yıl olduğuna göre,faiz isteğinde de, bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması gerekir.Ayrıca ifade edilmelidir ki, tenkis davasında faiz istenilmemişse ,davacı faiz isteme hakkını saklı tutmuş olsa bile, bu dava ile faiz hakkındaki hak düşürücü süre kesilmiş olmaz. Bu itibarla, faiz isteğine ilişkin dava, mutlaka bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır.Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında;davacılar,tenkis davasını 08.09.2005 tarihinde açtıklarına göre; en geç bu tarihte saklı paylarının zedelendiğini öğrendiklerinin kabulünün gerektiği ve dolayısıyla belirtilen tarih itibariyle faiz istemi yönünden de TMK.’nun 571. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı açıktır.Diğer taraftan, tenkis davasının faiz alacağı için yapılacak takip yönünden hak düşürücü süreyi kesmediği de ortadadır.Bu durumda,faiz alacağına ilişkin takibin başlatıldığı 27.12.2012 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği kuşkusuzdur.Hal böyle olunca, faiz alacağının bir yıllık hak düşürücü süre içinde takip konusu yapılmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle,yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasa’nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/10132 E., 2019/4189 K.

Dava Dilekçesinde Kendi Aleyhine Olan Hususları Beyan Etmek

“…Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle dava konusu 184 parsel sayılı taşınmaz bakımından davacı her ne kadar tenkis isteğinde bulunmuş ise de Türk Medeni Kanunu 565/4. maddesinde, “ Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan karşılıksız kazandırmaların ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi olduğu” düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan davacının dava dilekçesinin 6. maddesinde, “ …muris …’nun dava konusu 184 parsel sayılı taşınmazı bağış suretiyle devretmesinin saklı pay sahibi davacının saklı payına tecavüz ettiğinin açıkça göstergesi olmasına rağmen murisin gerçek iradesinin saklı paylı mirasçıları olan evlatlarını miras haklarından yoksun bırakmak olduğunu ve bu doğrultuda bilerek işlem yaptığını söylemenin gerçekle bağdaşmayacağı” şeklinde beyanda bulunması karşısında murisin saklı payı ihlal kastıyla hareket etmediğinin davacının da kabulünde olduğu ve tenkis koşullarının oluşmadığı açıktır. Bu nedenle dava konusu 184 parsel sayılı taşınmazla ilgili davanın reddedilmiş olması doğrudur. Davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 15.20 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/11279 E.,  2019/4156 K.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!