Mirasta Tenkis Davasıyla Saklı Payın Korunması

Genel Olarak Mirasta Tenkis Davası

Mirasbırakanın malvarlığından tasarruf edebileceği miktar, terekesinden mirasçılarının saklı payları çıkarıldıktan sonra geriye kalan miktardır. Sağlararası veya ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylar ihlal edilmişse, mirasçılar saklı paylarını aşan kısmı tenkis davasına konu edebilir. Örneğin üç çocuklu ve eşi de olmayan bir murisin mirasçısı olan çocukların her birinin saklı payı 1/6 oranındadır (Yasal miras payı olan 1/3’ün yarısı). Bu durumda muris, yaptığı devirlerle çocuklardan hiçbirinin 1/6 payından daha az almasına sebep olamaz. Dolayısıyla bıraktığı bir vasiyetnameyle tüm mallarının çocuklardan birine ya da üçüncü kişiye kalmasını istemesini durumunda saklı payı ihlal olan mirasçılar tenkis davası açabilirler.

Yasal miras paylarıyla ilgili detaylı bilgi için şu yazımıza göz atabilirsiniz: Miras Payları ve Miras Paylarını Hesaplama. Saklı paylar ise yasal miras payına göre hesaplanmaktadır ve şu şekildedir:

  • Altsoy için yasal miras payının 1/2’si,
  • Anne ve baba için yasal miras payının 1/4’ü,
  • Sağ kalan eş için:
    • Altsoy ile mirasçı olmuşsa yasal miras payının tamamı,
    • Anne ve baba ile mirasçı olmuşsa yasal miras payının tamamı,
    • Tek başına veya büyük anne ve büyük babalar ile mirasçı olmuşsa yasal miras payının 3/4’ü saklı payıdır.

Kimi zaman murisin tenkis davası açılmasını önlemek amacıyla önceden satış yoluyla bir üçüncü kişiye ya da çocuklarından birine taşınmazını devrettiği görülmektedir. Normal şartlarda satış yoluyla devrolunan bir taşınmaz tenkis davasına konu olamaz zira ivazlı bir sözleşme mevcuttur. Fakat mirastan mal kaçırmak amacıyla aslında bir karşılık alınmaksızın yapılan bu tür devirler dava açılarak iptal edilebilmektedir. Bu konuyla ilgili detaylı bilgi için şu yazımıza göz atabilirsiniz. Muris Muvazaası Davası (Mirastan Mal Kaçırma).

Doktrinde kazandırmanın geri alınması için ayrıca bir edim davası açılması gerektiği yönünde bir görüş olsa da Yargıtay bu davanın edayı da kapsadığı görüşündedir. Usul ekonomisi yönünden biz de bu uygulamanın daha sağlıklı olduğu kanaatindeyiz.

Mirasbırakan vasiyetname hazırlamışsa, aksi belirtilmediği müddetçe vasiyetnamede yer alan kurallar yalnızca paylaştırma kuralı sayılacaktır.

Davacılar

Bu davayı saklı paylı mirasçılar açabilecektir. Ancak bu kişiler mirastan çıkarılma, yoksunluk veya mirastan feragat gibi bir takım yollarla mirasçılık sıfatını kaybetmemiş olmalıdırlar. Ayrıca saklı paylı mirasçıların hepsinin saklı payının ihlal edilmiş olması zorunlu değildir. Sadece bir ya da bir kısım mirasçıların hakkının zedelenmiş olduğu durumlarda davacı olma hakkı yalnızca bunlara aittir.

Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Dolayısıyla mirasta tenkis davasını açmak isteyen kişi saklı payları ihlal edilen diğer kişilerin de bu davaya iştirak etmesini beklemek zorunda değildir. Buna paralel mahkemenin vereceği nihai karar tüm saklı paylı mirasçıları değil, yalnızca davayı açanları bağlayacaktır.

Saklı paylı mirasçıların haricinde ayrıca, saklı pay sahibi mirasçıların alacaklılarına ve iflas idaresine de belli koşulların gerçekleşmesi durumunda dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişilerin dava açabilmeleri için saklı paylı mirasçıların kendilerine yapılan ihtara rağmen tenkis davasını açmamış olması gerekir. Ayrıca borçlu olan saklı paylı mirasçı hakkında iflas kararı verilmiş ya da hakkında aciz belgesi alınmış olmalıdır.

Davalılar

Kanunda kimlerin davalı olabileceği hususu düzenlenmemiştir. Lehine kazandırma yapılan yasal ya da atanmış mirasçılar ile üçüncü kişilerin bu davanın davalısı olabileceği kabul edilir. Mirasbırakan tarafından lehine kazandırmada bulunulan kişinin haricinde ayrıca eşyayı bu kişiden devralan üçüncü kişiye de kimi durumlarda dava yöneltilebilir. Ancak davalı seçilirken tenkiste sıra kurallarına dikkat edilmeli, aksi takdirde açılan dava reddedilebilir.

Mirasta Tenkis Davasında Yargılama Süreci ve Masraflar

Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri ve yetkili mahkeme murisin son yerleşim yeri mahkemesidir. Dolayısıyla muris muvazaasına dayalı açılan tapu iptal ve tescil davalarında olduğu gibi HMK m. 12 hükmü uygulanmaz.

Yargılama giderlerine keşif masrafları, bilirkişi ücretleri, delil avansları ve harçlar örnek gösterilebilir. Yargılama sürecinde davacıdan alınan bu masraflar daha sonra kaybeden taraftan alınır (dava reddedilirse masraflar davacı üzerinde kalır.).

Davanın kabulü durumunda hükmedilecek karşı taraf avukatlık ücreti el atılan saklı pay miktarına göre nispi hesaplamayla belirlenecektir. Avukat ve müvekkili arasındaki vekalet ücreti ise AAÜT‘de belirtilen asgari ücretten düşük olmamak ve azami sınırı aşmamak kaydıyla serbesttir.

İddia ve Savunmalar

Kazandırma ivazlı veya ivazsız olarak yapılmış olabilir. Tenkis davasına konu olan kazandırmalar ivazsız olanlardır. Dolayısıyla davacı taraf kazandırmaların ivazsız olduğunu ileri sürerken davalı kimi zaman bunun aksini ispatlamaya çalışır. Kimi zamansa davalı taraf kazandırmanın ivazlı olduğu hususunu ispat edemese bile mirasbırakanın saiki veya iktisap tarihi gibi kendi lehine olan hususları ispatlamaya çalışacaktır. Bu ispat işlemleri yapılırken Yargıtay’ın içtihatlarında belirlediği ölçütlere göre her somut durum ayrı değerlendirilir. Davalı taraf kaybetse bile iyiniyetli olması durumunda yalnızca elinde kalan miktarı vermekle yükümlüdür. Ayrıca tenkis davasının saklı payları korumak açılan bir dava olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla davacı taraf, tenkis davasını kazanması durumunda saklı payını korumaya yetecek miktarı geri alabilecektir.

Ölüme bağlı tasarrufların tenkise konu olabileceği hususunda şüphe yoktur. Murisin sağlığında yaptığı kazandırmalardansa şunlar tenkise konu olabilir:

  • Mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapılan sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoya malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yapılan kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi. Bunlara denkleştirmeden kurtulanlar da diyebiliriz.
  • Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar. Örneğin ev ve dükkanlarını çocuklarının vefatından önce onlara paylaştırıp ardında başka bir mal bırakmak istemeyen bir baba, çocuklardan birine kanuni sınırın altında bir kazandırma yapmışsa, saklı payı ihlal edilen evlat tenkis davası açabilir.
  • Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar. Mesela nişanlı olduğu kişiye hediye olarak altın kolyeler, araba vb. gibi eşyalar veren kişinin hediye ettiği bu eşyalar somut duruma göre alışılmışın dışında kabul edilebilir.
  • Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar. Bu kazandırmalar muvazaalı olmayıp da şekline uygun biçimde bağışlanmış olsalar bile tenkise tabi olurlar. Yani söz konusu karşılıksız devirde dönme hakkı saklı tutulmamış hatta bu devir yıllar önce yapılmış olsa bile dava açılabilir.

Ayrıca belirtelim ki kamu kurumlarına yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar diğerlerine başvurulduktan sonra tenkis edilirler.

Mirasta Tenkis Davasına İlişkin Bazı İçtihatlar

Hukuki Yarar Yokluğu

“…mahkemece, murisin terekesinin ölüm tarihindeki bıraktığı değerlere ilişkin olduğu, ölüm tarihi itibariyle mevcut taşınmazının bulunduğu, daha sonra davacı mirasçı eşi tarafından intikalinin gerçekleştirildiği görülmekle, tenkis talebi bu aşamada dinlenemeyeceğinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava tarihi itibariyle tenkise tabi malvarlığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün gerekçesinin bu yönden değiştirilerek onanması gerekmiştir…”

Y. 3. HD., 2018/1345 E., 2019/5919 K.

Bölünmez Mal Vasiyetinde Tenkis

Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı araştırılmalıdır(TMK. md.564). Bu araştırma sonunda, tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse, bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

Tasarrufa konu malın, sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değeri hakim tarafından belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

Y. 3. HD., 2018/1148 E., 2018/3419 K.

Faiz İstemi

“… Tenkis davasında faiz istemi de, asıl alacağın bağlı olduğu hak düşürücü süreye tabidir. Öyleyse, TMK.’nun 571. maddesi uyarınca tenkis davasında hak düşürücü süre bir yıl olduğuna göre,faiz isteğinde de, bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması gerekir. Ayrıca ifade edilmelidir ki, tenkis davasında faiz istenilmemişse, davacı faiz isteme hakkını saklı tutmuş olsa bile, bu dava ile faiz hakkındaki hak düşürücü süre kesilmiş olmaz. Bu itibarla, faiz isteğine ilişkin dava, mutlaka bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacılar, tenkis davasını 08.09.2005 tarihinde açtıklarına göre; en geç bu tarihte saklı paylarının zedelendiğini öğrendiklerinin kabulünün gerektiği ve dolayısıyla belirtilen tarih itibariyle faiz istemi yönünden de TMK.’nun 571. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı açıktır. Diğer taraftan, tenkis davasının faiz alacağı için yapılacak takip yönünden hak düşürücü süreyi kesmediği de ortadadır. Bu durumda, faiz alacağına ilişkin takibin başlatıldığı 27.12.2012 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, faiz alacağının bir yıllık hak düşürücü süre içinde takip konusu yapılmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle,yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…”

Y. 1. HD., 2016/10132 E., 2019/4189 K.

Mirasbırakanın Saklı Pay Kurallarını Etkisiz Bırakmak Amacıyla Yaptığı Açık Olan Kazandırmalar

“…Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle dava konusu 184 parsel sayılı taşınmaz bakımından davacı her ne kadar tenkis isteğinde bulunmuş ise de Türk Medeni Kanunu 565/4. maddesinde, “ Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan karşılıksız kazandırmaların ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi olduğu” düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan davacının dava dilekçesinin 6. maddesinde, “ …muris …’nun dava konusu 184 parsel sayılı taşınmazı bağış suretiyle devretmesinin saklı pay sahibi davacının saklı payına tecavüz ettiğinin açıkça göstergesi olmasına rağmen murisin gerçek iradesinin saklı paylı mirasçıları olan evlatlarını miras haklarından yoksun bırakmak olduğunu ve bu doğrultuda bilerek işlem yaptığını söylemenin gerçekle bağdaşmayacağı” şeklinde beyanda bulunması karşısında murisin saklı payı ihlal kastıyla hareket etmediğinin davacının da kabulünde olduğu ve tenkis koşullarının oluşmadığı açıktır. Bu nedenle dava konusu 184 parsel sayılı taşınmazla ilgili davanın reddedilmiş olması doğrudur. Davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 15.20 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/11279 E.,  2019/4156 K.
error: Content is protected !!