Motorlu Aracın Ayıplı Olmasına İlişkin Özet Bilgiler Ve Örnekler

Genel Olarak Araç Satışı

Motorlu araçların devir işlemleri, araçtan kaynaklanan bir borç bulunmadığının tespit edilmesi ve araç üzerinde devri kısıtlayıcı bir kayıt bulunmaması halinde noterler tarafından yapılır. Daha sonra bu işlem trafik siciline işlenmek üzere üç iş günü içerisinde bildirilir. Mülkiyetin tesisi açısından yapılan tescil kurucu değil açıklayıcıdır. Rehin için yapılan tescilse kurucu olduğundan ayrıca zilyetliğin devrine gerek yoktur.

Rehin, her ne kadar eşyayı satma yetkisine engel olmasa da uygulamada noterlerin sorgularında rehin, haciz gibi haklar görülen araçların devir işlemlerine izin vermemesine rastlanmaktadır. Bu uygulama hukuka her ne kadar uygun olmasa da devam etmektedir.

Ayıplı Aracın Satılması

Satın alınan motorlu araçlardaki ayıplar çeşitli yollarla kendini gösterebilmektedir. İmalattan kaynaklı ya da imalattan kaynaklı olmasa da satıştan önce gizlenmiş kusurlar söz konusu olabilir. Kullanımdan ötürü oluşan bir arızanın ayıp olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla bir ayıp söz konusu olmadığından arabayı veya motosikleti alan kişinin satıcıya yöneltebileceği bir talebi olamayacaktır. Fakat somut duruma göre, zaman içinde normal kullanımla arıza gösterebilecek bir parçanın olağan kullanım miktarından çok önce bozulması da bir ayıp olarak değerlendirilebilir. Buna karşın yine somut olayın özelliklerine göre, aracın yoğun olarak ve hor kullanılması da kullanım hatası olarak nitelendirilebilir.

Ayıp durumlarını sınırlı olarak saymak mümkün olmasa da uygulamada karşılaşılan olaylardan örnekler vermemiz mümkündür. Aracın belli bir hızı aştıktan sonra titreme yapması, gereğinden fazla gürültü çıkarması, bazı elektronik komutların çalışmaması, kilometre sayacıyla oynanmış olması; model yılının yanlış bildirilmesi, aracın geç çalışması, vites arızası bunlardan bazılarıdır.

Satış sözleşmesinin kimler arasında yapıldığına ve sözleşmenin niteliğine göre uyuşmazlığa uygulanan maddi ve usuli hukuk kuralları farkılık gösterebilecektir. Öyle ki ayıplı otomobil ve motosiklete ilişkin açılan davalara hem tüketici mahkemelerinde hem asliye hukuk mahkemelerinde hem de ticaret mahkemelerinde rastlanabilmektedir. Maddi hukuka ilişkin farklılığa örnek olaraksa, satıcının aracı işi gereği satması halinde kusurun hafif nitelikte kalmasından faydalanamamasını örnek gösterebiliriz.

Ayıplı aracı satın alanın duruma göre kullanabileceği seçimlik hakları şunlardır:

  • Sözleşmeden dönme,
  • Ayıpsız başka bir araçla değişimini isteme,
  • Onarım isteme,
  • Ayıp oranında bedel indirimi isteme.

Ayıplı Araç Satımına İlişkin Uygulama Örnekleri

Otomobilin Kilometre Sayacıyla Oynanması, Gizli Ayıbın Hemen Bildirilmesi, Satıcının Ağır Kusuru

“… Davacı, 2014 yılının Ocak ayında sahibinden.com internet sitesinden kendisine uygun araba araştırdığını ve davalıya ait … Otomotiv’in yayınlamış olduğu ilanda, 75.000 km olduğu belirtilen … marka arabanın ihtiyacını karşılayacağını düşünerek arabayı satın almak için …’ya galeriye gittiğini, davalı ile arabanın satışı konusunda anlaştıklarını ve Mut Noterliği tarafından düzenlenen 20/01/2014 tarihli 00489 yevmiye numaralı 01 SK 567 plakalı 2009 model … marka otomobilin satışını içeren sözleşme ile söz konusu aracı 20/01/2014 tarihinde 24.300,00 TL’ye satın aldığını, sonrasında aracın olağanüstü arızalarının başgösterdiğini, bunun üzerine aracı ustalara götürdüğünü ve arızaların aracın çok km yapmasından kaynaklandığının söylendiğini, davacının bu olay üzerine TüvTürk firmasına başvurduğunu, muayenede çıkan raporda hafif kusur olarak arabanın kilometresinin düşürüldüğünün yazdığını öyleki aracın 2012 yılında 169.000 km.’deyken muayeneye girdiğini öğrendiğini, ayıplı ifayı öğrendikten sonra davalı tarafa 27.04.2015 tebliğ tarihli ihtarname gönderdiğini, galerici olan davalının bu işin ehli olduğunu, bu sebeple davalının dolandırılmasının mümkün olmadığını beyan ederek satıcı tarafın sözleşmeden doğan sorumluluklarını haksız ve kötüniyetle yerine getirmemesinden ve satılan ayıplı olarak devretmesinden dolayı oluşan zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, aracı 2013 yılı Ağustos – Eylül ayı sonlarında aldığını, davacının aracın km si ile oynandığını aracın 12/07/2014 tarihli muayenesinde öğrendiğini ancak tarafına gönderilen ihtarname tarihinin ise 20/04/2015 olduğunu, zararın tazmini için 9 ay beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, araçtaki km nin düşürülmesinin gizli ayıp niteliğinde olduğu ve bu gizli ayıbı davacının 12.07.2014 tarihinde öğrendiğinin anlaşıldığı, davacının davalıya 20.04.2015 tarihinde ihtarname çekerek ayıba ilişkin bildirimde bulunduğu, davacının gizli ayıbı öğrendiğinde hemen davalıya bildirmediği, yaklaşık 9 ay sonra bildirdiği, TBK’nun 223/2. maddesi gereğince satın aldığı aracı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağı, bu sebeple gizli ayıptan dolayı uğradığı zararları talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, davalı galerici tarafından km ile oynanarak düşürülen gizli ayıplı aracın kendisine satıldığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, davacı tarafından 2014 yılında yaptırılan muayene sonucu aracın km.sinin düşürüldüğünün ortaya çıktığı ve bu hususun gizli ayıp niteliğinde olduğu hususları açıktır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan, 6098 sayılı yasanın 225. maddesinde, “Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıpalr bakımından da aynı hüküm geçerlidir.” denilmektedir. Dava konusu araçta bulunan ayıp davacıdan gizlenmiş olup aracın mevcut hali ile yani km.si düşükmüş gibi satışının yapılması TBK.’nun 225. maddesinde düzenlenen “satıcının ağır kusuru”nun sonuçlarını doğurur. Ağır kusur halinde alıcı davacı kanunda öngörülen ihbar sürelerine uyulmaksızın kanundan doğan haklarını kullanabilir. Hal böyle olunca; mahkemece, açıklanan hususlar göz önünde tutularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…” Y. 13. HD., 2016/13580 E., 2019/691 K.

Araçtaki Kusurun Üretimden Mi Yoksa Sonradan Mı Oluştuğunun Tespit Edilememesi

“… Davacı, aracın imalattan kaynaklı ayıplı bir araç olduğunu iddia ederek bu nedenle aracın rayiç değerinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı ise araçtaki arızanın kullanımdan kaynaklandığını her hangi bir sorumluluğu olmadığını savunmuştur. Mahkemece Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda konusunda uzman bilirkişilerden alınan bilirkişi raporları birlikte incelendiğinde, bilirkişilerin, aracın kapı fitillerindeki aşınmaların, yıpranmaların, yırtılmaların ve kapılardan su almanın kapı fitillerinin üretiminden mi yoksa sonradan oluşmuş bir kusur mu olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine vardıkları anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, imalattan kaynaklı bir ayıbın varlığı veya davalının kusurundan kaynaklanan bir arıza da tespit edilemediğinden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken…” Y. 13. HD., 2015/37565 E., 2018/483 K.

Değer Kaybının Karşılanması Koşuluyla Misliyle Değişim

“… Davacı, satın aldığı aracın aldıktan kısa bir süre sonra sürekli arıza verdiğini, tamir hakkını kullanmasına rağmen arızanın giderilemediği iddiası ile eldeki davayı açmış, davalı tamirat hakkı kullanıldıktan sonra diğer hakların kullanılamayacağını, arızaların giderildiğini, kaldı ki davacının araba ile iki kere kaza yaptığını ve aracı kullanmaya devam ettiği için misli ile değişimin hakkaniyete aykırı olacağını, mahkemece bedel indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, aracın 24 kez servise gittiği, bunun 2 tanesinin kaza nedeniyle, 5 tanesinin rutin bakım, geriye kalan 18 adetinin ise arıya ilişkin olduğu, araçta gizli va açık ayıplar bulunduğu, garanti yönetmeliğinin aynı arızanın 2 den fazla farklı arızanın dörtten fazla meydana gelmesi halinde tüketicinin malı ayıpsız misli ile değişim hakkı bulunduğuna yönelik rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; bu arızaların 2 tanesi davacının yaptığı kazaya aittir. Bu husus taraflarında mahkemenin de kabulünde olup, ihtilafsızdır. Kaza nedeniyle araçta değer kaybı meydana geldiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, mahkemece davacının yaptığı kazalar nedeniyle araçta oluşan değer kaybı araç konusunda uzman bir bilirkişi yada bilirkişi kurulundan alınacak raporla belirlenerek belirlenen bu bedelin ödenmesi şartı ile misli ile değişim kararı verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir…” Y. 13. HD., 2015/37758 E., 2017/6821 K.

Hakkaniyet İndirimi, Vekalet Ücreti

“… Mahkemece alınan bilirkişi raporunda aracın hasarlı değeri ile hasarsız değeri arasındaki farkın hem satış tarihi hem de dava tarihi itibariyle 6.500 tl olduğu tespit edilmiş, davacının aracı 1 yıldır kullandığı göz önüne alınarak bu bedelden hakkaniyet indirimi yapılarak mahkemece 5.000 tl üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve hakkaniyet indirimi sebebiyle de davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa ki, davacı ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmemiş, ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılmasını istemiştir. Bu durumda, mahkemece hakkaniyet indirimi yapılması yerinde değildir. Kaldı ki , mahkemece ne miktarda hakkaniyet indirimi yapılacağı davacı tarafından bilinemeyeceğinden, hakkaniyet indirimi üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” Y. 13. HD., 2014/41742 E., 2015/34740 K.

Bilirkişinin Bizzat İnceleme Yapması

“… Bilirkişinin dosya üzerinden değerlendirme yaparak sonuca ulaştığı, araç üzerinde inceleme yaparak bizzat değerlendirme yapmadığı gibi ilgili test kuruluşlarında aracın gerçek kilometresinin tespiti hususunda ve yöntemler hakkında bilgi vermediği ve böylece oluştuğu iddia edilen çelişkili durumu taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor haline getirmediği açık olup…” Y. 13. HD., 2015/16613 E., 2017/2063 K.

İnceleme Yapan Bilirkişilerin Niteliği

“… Uyuşmazlığın çözümünde, bilimsel teknik inceleme gerektiği açıktır. Ne var ki mahkemece, uzmanlıkları aynı olan sanayi ustası bilirkişilerden rapor alınarak hüküm kurulmuştur. Bilirkişi raporunda, davalıların itirazları karşılanmamıştır. Bu haliyle Raporun dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulamaz.

Davalıların itirazı haklı olup, aralarında kimya mühendisi de bulunan teknik üniversiteden seçilecek akademik kariyere sahip bilirkişi heyetinden araç üzerinde inceleme de yaptırılarak, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda ve özellikle davalıların itirazlarını karşılayacak şekilde boya ve arızaların aracın satım tarihinden önce veya sonra gerçekleştiği, boya hatasının imalat hatası olup olmadığı ve aracın bu nedenle gizli ayıplı olup olmadığı yönünde taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor tanzim ettirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz  bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup…” Y. 13. HD., 2015/13001 E., 2016/10720 K.

error: Content is protected !!