Muris Muvazaası Davası (Mirastan Mal Kaçırma)

Uygulamada mirasçılardan bir kısmına veya hiçbirine mal bırakmamak amacıyla vefattan önce değerli eşyaların (genellikle ev, arsa ve dükkanların) mirasçılardan bir kısmına veya bir üçüncü kişiye devredilmesine sıkça rastlanmaktadır. Özellikle de çocuklar arasında bu şekilde bir kayırma yapılması hali yaygındır. Ancak hukukumuzda bu gibi hallerde muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescili davası açılması mümkündür. Yazımızın ilk kısmında muris muvazaası, alınacak tedbirler, dava açmak istemeyen mirasçılar, yargı giderleri ve ecrimisil gibi konular üzerinde durulmuştur. Yazının ikinci kısmında ise yargıya yansıyan örnek olaylara yer verilmiştir.

BİRİNCİ KISIM

Genel Olarak Muvazaa

Öncelikle muvazaanın ne olduğunu açıklamak gerekecektir. Muvazaa, danışıklılık durumudur. Hukukun çeşitli alanlarında farklı sebeplerle başvurulan bir yöntem olarak miras hukukunda da üçüncü şahısları yanıltma amacıyla uygulama bulmuştur. Bir sözleşmenin muvazaalı olması demek, tarafların, yaptıkları sözleşmenin hiç hüküm doğurmaması veya görünürdekinden başka bir sözleşmenin hükümlerini doğurması hususunda anlaşmış olmaları anlamına gelir. Örneğin borçları bulunan bir kimse, sahip olduğu taşınmazın alacaklıları tarafından haczini engellemek için yasal takibe başlanmadan önce bu taşınmazı bir arkadaşına tapuda satış göstererek devredebilir. Bu devir işlemi, karşılığında ivaz alınmayan ve sadece alacaklılardan mal kaçırma amacına hizmet eden bir hukuki işlemdir. Görünen işlem satım işlemidir ve arkasında gizlenmiş başka bir anlaşma yoktur. Bu duruma mutlak muvazaa denir ve satış işlemi tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığı için kural olarak sakattır. Nispi muvazaalarda ise görünürdeki sözleşmenin arkasında tarafların gerçek iradelerini yansıtan bir de gizli sözleşme vardır. Örneğin bir trampa anlaşması taraflar arasında satım olarak gösterilmiş olabilir; burada gerçek iradeler trampa yapılması hususunda uyuşurken bu gizlenmiş, dışarıya satış akdi olarak aktarılmıştır. Nisbi muvazaalarda görünürdeki işlem kural olarak sakat olmakla beraber, şekil şartına uyulmuş olması şartıyla gizli işlem geçerli olacaktır. Muris muvazaası davalarında da nisbi muvazaanın söz konusu olduğu görülmektedir. Muris (miras bırakan), malın devrini aslında bağışlayarak gerçekleşmiş olduğu halde taraflar bu işlemi dışarıya satım olarak yansıtmakta, ve de gizli işlem şekil şartlarını sağlamamaktadır.

Muris Muvazaası

Miras bırakan kişinin, mirasçılarına (çocukları, eşi ve/veya duruma göre anne ve babası gibi kişiler) miras olarak bazı mallarını veya hiçbir malını bırakmamak amacıyla gerçekleştirdiği devirler muris muvazaası iddialarına konu olabilirler. Örneğin erkek çocuğun kız çocuklarından daha fazla mirasa sahip olmasını isteyen bir baba sahip olduğu ev ve dükkanlarını ölümünden önce erkek çocuğuna devretmiş olabilir. Burada baba, erkek çocuğundan ev ve dükkanlara karşılık bir para almamış olsa da tapuda bu işlemleri “satım” olarak gösterir. Bunu yapmakta temel olarak iki amaç vardır. İlki bağışlama olarak görünen işlemlerin murisin ölümünden sonra denkleştirme ve/veya tenkis davalarına konu olma ihtimalidir. Diğeri ise tapuda yapılan satış işlemlerinde, bağışlamada olduğundan daha az tapu harcı istenmesidir. Bu durumda miras bırakan baba her ne kadar devir işlemlerinin resmi evraka “satım” olarak geçtiği için dokunulamayacağını düşünmüş olsa da işin aslı öyle değildir. Devir işlemi yüzünden maddi menfaatleri zarar gören mirasçılar, mal kaçırmaya konu malın tapulu bir taşınmaz (ev, dükkan, arazi) olması durumunda muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescili davası açabileceklerdir.

Devir işleminin sakat sayılmasının sebebi şöyledir: Türk hukukunda bir işlemin geçerliliği iradenin sağlam olmasına bağlandığından gerçekte satım amacını taşımayan bu satış işlemi hüküm ifade etmez. Asıl saik olan bağışlama ise satıştan daha farklı şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Geçerlilik şartı niteliğindeki bu şekli unsurların yerine getirilmemesi sebebiyle bağışlama işlemi de hüküm doğurmaz. Dolayısıyla tapuda yapılan bu devir yolsuzdur; mirasçıların menfaatleri dolayısıyla bunun düzeltilmesini isteme hakları vardır.

Mirastan Mal Kaçırma Durumunda Mirasçıların Hakları

HMK m. 200 gereği, bir hakkın doğumu, düşürülmesi gibi amaçlarla yapılan hukuki işlemlerin değerinin 2500 TL’yi aşması halinde ispat ancak senetle gerçekleşebilecektir. Dolayısıyla kişi, kendi yaptığı işlemin muvazaalı olduğunu ileri süremeyeceği gibi, külli halef olan mirasçıları da normal şartlarda bunu ileri süremeyecektir. Ancak mirasçıların üçüncü kişi sıfatıyla dava açmaları halinde senetle ispat kuralının esnediği görülür. Dolayısıyla kimi durumlarda muvazaalı işlemin iptali istenebilecektir. Uygulamada en çok rastlanılan versiyonu, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescili davasıdır. Yani taşınmaz satımı yoluyla mirasçılardan mal kaçırılmışsa mirasçıların dava açarak bu satımı iptal etmeleri mümkündür.

Mirasçıların muris muvazaasına dayalı açtığı tapu iptali ve tescili davası, temelini Y. İBBGK’nin 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı içtihatı birleştirme kararından almaktadır. Bu kararsa her türlü mal devrinde uygulama bulmamaktadır. Örneğin taşınır satışları muris muvazaası nedeniyle iptal edilemez. Aynı şekilde dava konusu taşınmazın tapusuz olması durumunda da taşınır hükümleri uygulanacağından bu devir işlemini ilgili yargı kararına göre iptal ettirmek mümkün olmaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muris muvazaasına dayalı olan davalar asliye hukuk mahkemesinde açılacaktır. Her ne kadar asliye hukuk mahkemeleriyle aynı derecede olsa da bir aile mahkemesinde veya iş mahkemesinde bu davaya bakılması mümkün değildir.

Aksine bir hüküm bulunmadığı müddetçe yer bakımından yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Mirastan mal kaçırmaya dayanan tapu iptali ve tescili davalarında ise genel kurala istisna getiren bir kural vardır. Öyle ki bu dava taşınmazın aynına ilişkin olup HMK m. 12 hükmü uygulama bulur. Dolayısıyla taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır. Bu bir kesin yetki kuralı olduğundan yetkisizliğin ilk itiraz olarak ileri sürülmesi zorunlu değildir.

Dava Görülürken İlgili Taşınmazın Satılması

Davalı, kendisine karşı muris muvazaası davası açıldıktan sonra murisin kendisine devrettiği evi, dükkanı elinden çıkarmak isteyebilir. Zira mahkeme davayı kabul ederse taşınmaz, duruma göre kısmen ya da tamamen davalının elinden çıkacaktır. Bu ihtimalin önüne geçmek için tedbir alınabilir. Alınacak tedbirin türüne göre davacının teminat göstermesi gerekebilecektir.

Menfaati Zarar Gören Tüm Mirasçıların Davaya Katılması Zorunlu Mudur?

Aradaki dostluk ya da akrabalık bağı nedeniyle kimi mirasçıların bu davayı açmak istememesi olasıdır. Kuşkusuz ki bu olasılığın gerçekleşmesi halinde davanın elbirliğiyle açılması zorunlu olsaydı hakkını aramak isteyenler büyük zarar göreceklerdir. Diğer mirasçıların davaya katılmak istememesi durumunda yalnızca müvekkilin payı oranında tapu iptal ve tescili istemekteyiz.

Ecrimisil Talep Edilebilir Mi?

Ecrimisil özellikle kamu hukukunda çokça karşımıza çıkan bir kavramdır. Kiraya benzer olsa da ondan farklı bir kurumdur. Her nasıl işgal edilen kaldırım için işletmeler belediyeye bir miktar ücret ödüyorlarsa, davacının haksız işgal edilen taşınmazı için de bir miktar ücret talep etmek mümkündür. Bu konu hakkında ayrıntılı bilgi için şu yazımıza bakabilirsiniz: Ecrimisil Tazminatı ve Miras Hukukunda Ecrimisil.

Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davasında Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti

Dava konusu hakkında nihai hüküm verilirken avukata ödenmesi gereken karşı taraf vekalet ücreti hususu da karara bağlanmalıdır. Davanın kabul edilmesi durumda, karşı vekalet ücreti taşınmazın keşfen tespit edilen değerine göre davacı lehine hükmedilirken, reddedilmesi durumundaysa davalı lehine hükmedilir. Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasının konusu para ile ölçülebilen bir değer olduğundan nisbi vekalet ücreti uygulanacaktır. Dolayısıyla hakim, avukatlık asgari ücret tarifesine göre davayı kaybeden tarafın karşı tarafa ayrıca para vermesine hükmeder. Vekalet ücreti oranı ilgili taşınmazın değerine göre değişecektir. Örneğin 2020 yılı tarifesine göre ilk 40.000 TL için bu oran yüzde 15’tir. Daha büyük değerdeki taşınmazlar içinse oranlar değer arttıkça azalır. Davanın kısmen kabulü halindeyse tarafların haklılık oranına göre her iki taraf lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi mümkündür. Tarafın kendi avukatına ödemesi gereken ücret ise kendi aralarında olup bu husus davanın esasıyla birlikte karara bağlanmaz. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin alt ve üst sınırlarını aşmadıktan sonra bedel belirlemesi serbesttir.

Yargılama giderlerine ise keşif masrafları, bilirkişi ücretleri, delil avansları ve dava harçları örnek gösterilebilir. Taşınmazın değeri arttıkça dava harcının miktarı da artacaktır. Dava açılırken davacı tarafından karşılanması gereken bu masraflar daha sonra kaybeden taraftan alınır (yine davacı olabilir.).


İKİNCİ KISIM

Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal ve Tescili Davasına İlişkin İçtihatlar

Mal Kaçırma Saikine İşaret Eden Somut Bir Olgunun Gösterilememesi

“…Somut olaya gelince, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarıyla mirasbırakanın diğer mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir bir nedenin varlığı konusunda somut bir olgunun ortaya konulamadığı, yukarıda belirtilen ilke ve olgular gözetildiğinde temlikin muvazaalı yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı açıktır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir…”

Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/7920 E., 2019/4365 K.

Muris Muvazaasının Nispi Muvazaa Niteliği

“Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.”

Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/10607 E., 2019/4357 K.

Kadastro Aşamasında Hatayla Oluşan Yolsuz Tescil İçin Açılan Mal Kaçırma Davası

“Davacı, mirasbırakanı …’in 12 parça taşınmazını kadastro tespiti esnasında mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak eşi davalı … adına tescil ettirdiğini, 300 adet koyundan 171 tanesini satarak elde ettiği bedel ile diğer davalı … Yetkin adına traktör aldığını, kalan 129 adet koyunu da davalı …’ya verdiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtları ile traktörün kayıtlarının iptaline, aksi takdirde temliklerin tenkisine karar verilerek saklı payının tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada 24.01.2011 tarihli dilekçe ile 108 ada 5, 111 ada 6, 122 ada 6, 128 ada 11 ve 131 ada 44 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davadan feragat etmiştir.
Davalı …, dava konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında adına tescil edildiğini ancak bu taşınmazların mirasbırakana ait olduğunu, mirasbırakanın hayvancılık ile uğraşmadığını, adına kayıtlı küçükbaş hayvan sayısının iddia edildiği kadar olmadığını ve bu hayvanları çobanlık yaparak edindiğini, davalı … ise traktörü çobanlık yaparak satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapusuz taşınmazların kadastro tespiti sırasında davalı … adına tescil edildiğinden muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği, tenkis isteği yönünden ise davacının saklı payına el atılmadığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.”

Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/10382 E., 2019/4294 K.

Dava Değeri ve Vekalet Ücreti

“Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava değeri taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların payına isabet eden değerdir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın davalıya arsa olarak temlik edildiği ve üzerindeki evin …’a ait olduğuna ilişkin tapuda şerh olduğu, dava konusu arsanın tümünün keşfen belirlenen dava tarihindeki değerinin 57.415,00TL olduğu ve davayı tüm mirasçıların birlikte açtıkları anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında davacıların payına isabet eden değer üzerinden harcın tamamlandığı gözetilerek bu miktar üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru değildir.”

Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/10279 E., 2019/4261 K.

Mal Kaçırma Kastı Olmadan Yapılan Muvazaalı İşlemler

“Somut olaya gelince; tüm tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde murisin dava konusu taşınmazı davalıya, ilk eşinden olan çocuklarına bakma karşılığı verdiği, diğer mirasçılardan mal kaçırma kastı bulunmadığından 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın uygulama şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, temlikin mal kaçırma amaçlı olduğu iddiasının davacı tarafça usulünce kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.”

Y. 1. Hukuk Dairesi, 2016/9802 E., 2019/4257 K.
error: Content is protected !!
Av. Oğuzhan Yazıcı - Maltepe/İSTANBUL