Nişanın Bozulması Sebebiyle Tazminat ve Hediyelerin İadesi

Bu yazıda nişanın bozulması sebebiyle talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat davaları ve hediyelerin geri verilmesi hususu üzerinde durulmuştur. Yazının sonundaysa tazminat, hediyelerin geri verilmesi ve ziynet eşyalarının iadesi gibi hususlarda daha önce yargıya taşınmış olaylardan örnekler verilmiştir.

Nişanlılık ve Nişanın Bozulması

Hukuki olarak nişanlanma, evlenme vaadiyle gerçekleşmektedir. Tek koşul bu olduğundan nişanlanmanın yapılmış sayılması için yüzük takmak, tören düzenlemek vb. uygulamalar zorunlu değildir. Fakat elbette bunlar nişanın varlığı hususunda tartışma olması durumunda tespit açısından delil niteliği taşıyacaklardır. Kimi zamansa bir şey söylenmeden yalnızca yüzük takılması dahi evlenme vaadi niteliğinde bir davranış sayılacağından taraflar nişanlanmış sayılır.

Önemli olan evlenecek kişilerin kendi iradesi olduğundan tarafların isteği olmaksızın anne babalarının kendi aralarında yaptığı anlaşma, “kız isteme” gibi uygulamalar nişanlılığa bağlanan sonuçları doğurmaz. Anne babanın iradesinin nişanlılık için gerekli olduğu tek durum yasal temsilci sıfatını kullanmalarıdır. Yani bu durumda dahi öncelikle sınırlı ehliyetsiz olanların öncelikle kendi iradesiyle evlenme vaadine girmesi gerekmekte; buna ek olarak yasal temsilcinin rızası bulunmalıdır. Aksi takdirde mali sonuçlardan yükümlü olamazlar ki nişanlılık aşamasında doğabilecek en önemli hukuki sonuç budur.

Bazı durumlarda reşit tarafların istekleri nişanlanma yönünde olsa da nişanlanma gerçekleşmez. Taraflardan birinin evli olması, arada evlenmeye engel olacak derecede hısımlık bulunması ve evliliğe engel derecede akıl hastalığı bulunması bu durumlara örnektir.

Nişanın atılması evlenme vaadinden vazgeçilmesi anlamına gelmektedir. Nişan bozulduğunda tarafların birbirlerinden bazı talepleri söz konusu olabilecektir. Öyle ki kanun koyucu nişanlılığın bozulması durumu için de bir takım hukuki sonuçlar öngörmüştür. Bu talepler aşağıda sıralanmıştır.

1. Nişanın Atılması Sebebiyle Maddi Tazminat

Nişanın bozulması her durumda tarafların tazminat sorumluluğuna yol açmamaktadır. Örneğin maddi tazminat istenebilmesi için belli koşulların sağlanmış olması gerekmektedir:

– Taraflardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı atmalı veya

– Nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmalıdır.

Bu ölçütlerin değerlendirilmesi somut duruma göre yapılır. Örneğin taraflardan birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak karşı cinsle flörtleşmesi onu kusurlu yapar. Ayrıca elbette bir maddi zararın bulunması da gerekir. Katlanılan maddi yükler karşılığında tazminat ödenmesini istemek bir haktır. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanabilir. Örneğin nişan töreni için yapılan harcamalar, gerçekleşmemiş nikah günü için yapılan masraflar bu kapsamda istenebilecektir. Düğün salonu ve catering şirketine yapılan masraflar, evlilikten sonra birlikte yaşanacak ev için alınan mobilya ve beyaz eşyalar bunlardandır.

Ayrıca tazminat talebinde bulunabilecek olan tarafın anne ve babası veya onlar gibi davranan kişiler de belli koşullarda yaptıkları masraflar için tazminat talebinde bulunabileceklerdir. Ancak bunlara karşı maddi tazminat davası açılması mümkün değildir.

2. Nişanın Bozulmasında Manevi Tazminat

Nişanın bozulması sonrasında manevi tazminat yalnızca nişanlılar arasında söz konusu olmaktadır. Yani nişan atmak, anneler ve babalar veya onlar gibi davranan kimselerin manevi tazminat isteyebilmesi sonucunu doğurmaz. Bunu, nişanın bozulması sebebiyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusuru olan diğer taraftan talep edebilecektir. Ancak somut durumun koşulları değerlendirildiğinde, yaşanmış bazı olaylardan ötürü anne baba gibi diğer kişilerin de genel hükümlere dayanarak manevi tazminat davası açılması da ihtimal dahilindedir.

Nişan Bozmak Tazminat
Sadece sevginin azalması gibi bir nedenle nişanın atılması durumunda, istisnai bir durum da yoksa manevi tazminat istenemeyecektir.

Örneğin nişanlanan tarafların birbirine karşı sadakat yükümlülüğü olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle nişanlı olmayan sevgililerin birbirlerini aldatması, aralarında henüz sadakat yükümlülüğü doğmamış olduğu için manevi tazminat davası açmak için yeterli olmamakla beraber eğer arada nişan varsa aldatma sebebiyle manevi tazminat davası da açılabilecektir. Ek olarak belirtelim ki bu sebeple manevi tazminat istenebilmesi için önce nişanı bozmak gerekecektir. Bunun dışında örneğin hakaret etmek, fiziksel saldırıda bulunmak gibi durumlar da manevi tazminatı gerektirecektir.

3. Nişan Bozulduktan Sonra Hediyelerin Geri Verilmesi

Nişanın bozulması halinde, nişanlıların önceden birbirine verdiği hediyeler geri istenebilecektir. Hatta bu kural anne ve babanın ya da onlar gibi davrananların verdikleri hediyeler için de geçerlidir. Ancak burada geri istenecek hediyelerin alışılmışın dışında olması hususu önem arzetmektedir. Hediyenin geri verilmesi mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanabilir. Yani örneğin bir kolye hediye edilmişse bu kolye geri verilir; kolye kaybolmuşsa bu kolyenin değeri kadar paranın verilmesi gerekir.

Alışılmışın dışında olup olmama ölçütü kanun koyucu tarafından kesin sınırlarla belirlenmemiştir. Yargıtay içtihatlarına baktığımızda kıyafet hediyeleri ile ısmarlanan yemeklerin alışılmış hediyeler olarak sayıldığı görülmektedir. Hediye edilen ziynet eşyalarının ise genel olarak alışılmışın dışında olduğu kabul edilebilir. Fakat yine de nişan yüzüğü bunlar arasında değildir.

Hediyelerin verilme zamanı da iade talebinde göz önüne alınacaktır. Evlilik vaadinde bulunmadan önce sevgililerin birbirine vermiş oldukları hediyeler dava konusu olamazlar.

Hediyelerin geri verilmesinin talep edilebilmesinde taraflardan birinin kusurunun daha ağır olup olmamasının bir önemi yoktur. Her iki taraf da bu taleple birbirine dava açma hakkına sahiptir.

4. Zamanaşımı

Boşanmada olduğu gibi nişanlılığının sona ermesinden doğa dava hakları da, nişanın bozulması tarihinden itibaren bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır.

Uygulamaya Yansıyan Örnekler

Ziynet Eşyaları

” …Davacı yanın isteyeceği tazminat menfi tazminattır. Başka bir anlatımla nişanlanma olmasaydı uğranılmayacak olan parasal zarar istenebilir. Menfi tazminatın kapsamı yasada gösterilmiş olup, bunlar, dürüstlük kuralları çerçevesinde yapılan harcamalar, evlenme amacıyla yapılan harcamalar ve evlenme amacıyla katlanılan maddi fedakarlıklardır
4-Ziynetlerin iadesi yönünde kurulan hükme ilişkin temyiz itirazları yönünden… Ziynet eşyaları aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade yapılır.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir.
Eldeki davada mahkemece; nişan yüzüğünün de iadesi yönünde karar verilmiştir. Mutad hediye olan ve iadesi gerekmeyen nişan yüzüğünün iadesi yönünde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir
Kabule göre de, ziynetlerin nişanın bozulduğu tarihteki bedellerinin tesbiti gerekirken, dava tarihindeki bedellerinin tesbiti ile bu miktarın hüküm altına alınmış olması da doğru görülmemiş, bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir…” Y. 3. HD., 2014/16315 E., 2015/9516 K.

Gelinlik ve Nişan Giysisinin İadesi

“…Nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez…
Somut olayda; davalı (karşılık davalı) nişanın bozulması nedeni ile kişilik haklarının etkilendiğini, büyük acı ve ızdırap duyduğunu idda etse de, bu iddiasının ispatı için tanık beyanlarına dayanmış, dinlettiği tanıklar ile de, bu iddiasını ispat edememiştir …
…TMK’nın 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.
Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez.
Bu itibarla, davacı kız için alınan gelinlik ve nişan giysisinin iadesi ve düğün davetlilerinin taşınması gideri yönünden verilen kabul kararında bir isabet bulunmamaktadır…” Y. 3. HD., 2014/16315 E., 2015/9516 K.

Resmi Nikah Olmadan Yalnızca İmam Nikahı Yapılması Durumunda Görev

“…Somut olayda;mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmamış ise de tensip tutanağının 8 numaralı bendinde “davaya aile mahkemesi sıfati ile bakılmasına” karar verilmiş, bu ara karardan dönülmemiş, dava mahkemece “nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi” olarak nitelendirilmiş ve davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikahı yapıldığını, resmi nikah olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikah teklifine rağmen davalının resmi nikah yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında somut durumda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde; temyizen incelenmesi talep edilen eldeki davada talep, nişana dayalı tazminat talebi olmayıp, uyuşmazlık çözümünün haksız fiile ilişkin olduğu gözetilerek, bu çerçevede değerlendirme yapılması ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması nedeniyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamış…” Y. 3. HD., 2017/1159 E., 2018/11427 K.

error: Content is protected !!