Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçu

Gerçeğe aykırı olarak düzenlenen özel belgenin kullanılması esasında özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. Vergi kaçırma amacıyla sahte fatura düzenlemekse hem vergi hem de ceza mahkemelerinde yargılanmayı gerektirebilecek, daha ağır yaptırımları olan bir eylemdir. Mal satan veya hizmet sunan tarafından düzenlenen ve bu ilişki sebebiyle doğan borç ilişkisini bekgelemek amacıyla müşteriye verilen bir vesikaya fatura denir. Bu yazımızda vergi kaçırmak amacıyla sahte fatura düzenleme suçunun ceza yargılamasına yansıyan yönlerine değinilmiştir.

Söz konusu suç genellikle vergi mükellefleri işlemekle birlikte, aslında herkes tarafından işlenebilen genel suçlardandır. Bir tarafta vergi kaçırmak amacıyla sahte faturaya dayanarak alım bildiren taraf varken, diğer tarafta bu sahte fatura kapsamındaki satışa konu olan mal veya hizmetlerin satıcı/sağlayıcı tarafı bulunmaktadır. Sahte fatura düzenleyen/kullanan iş yerleri genelde şu amaçları taşınaktadır:

  • Vergi kaçırmak,
  • Para aklamak,
  • Komisyon elde etmek.

Faturanın satıcısı/sağlayıcısı konumundaki kişilerin para aldığına dair somut delil olmasa bile Danıştay bunların zayi olan verginin belli bir oranında komisyon aldığını varsaymaktadır. Bu kazançtan dolayı da ayrıca ceza kesilir.

Sahte fatura düzenleyen için kurulan işletmeler defter tutup, beyanname verse bile gerçekte yürüttükleri bir ticari faaliyet yoktur. Örneğin mal ticareti yapan bir iş yerinin inceleme sırasında sadece bir masa ve sandalyeden oluşan, ücra bir yerdeki ofisten ibaret olduğu anlaşılabilir.

İşletmenin bir başka kişi adına açılmasına da sıkça rastlanılmaktadır. Başkası adına açılan işletmeler adına fatura düzenleyen failler böylece arka planda kalmaktadır.

Vergi kaçırmakta kullanılan faturalar yüksek tutarlı ve az sayıda olabilmektedir. Bu sayede inceleme sırasında gözden kaçmak amaçlanmaktadır.

Sahte fatura düzenleme de dahil olmak üzere VUK m. 359’da yer alan suçlardan dolayı kovuşturma yapma görevi asliye ceza mahkemelerindedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/315 E. , 2018/549 K.

“…Ancak; sanığın ortağı olduğu …… Medikal Nakliyat ve Harfiyat Kağıtçılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden 2006, 2007 ve 2008 takvim yıllarında mal veya hizmet alan mükelleflerce verilen Ba formlarına göre; adı geçen şirket adına 2006 takvim yılında 92 adet, 2007 takvim yılında 103 adet, 2008 takvim yılında ise 2 adet Fatura düzenlendiğinin belirlenmesine rağmen düzenlenen faturaları kullanan mükellefler tarafından, faturaların hangi Vergi dönemlerinde kullanıldığına ilişkin bir tespit yapılmadığı gibi Fatura bilgilerinin de düzenlenen Vergi tekniği raporunda yer almaması, faturaların yalnızca adet olarak belirtilmesi, ayrıca sanığın savunmasında; 2006 yılında kahvehanede çalıştığı sırada ismini sonradan öğrendiği ……n’ın yanına geldiğini, işe alma vaadiyle notere götürüp orada bazı belgeleri imzalattığını, sonrasında da bu şahsa ulaşamadığını, şirketle alakasının olmadığını ifade etmesi, Vergi tekniği raporu ekinde yer alan Ankara 1. Noterliğinden 11.08.2006 düzenlenme tarihli vekâletname ile sanığın savunmasında belirttiği ……n’ı vekil olarak tayin ettiğinin anlaşılması, yine rapor ekinde bulunan 15.11.2006 tarihli şirket hisse devir senetlerine göre de şirketin hisselerini sanık adına devralan kişinin de ……n olarak görünmesi, inceleme dışı sanıklar…… ve…..’ın sanık …’yı tanımadıklarını beyan etmeleri, inceleme dışı diğer sanık Asim Kartal’ın sanıktan hiçbir ifadesinde bahsetmemesi ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen …..’nin ise noterde, şirket hisselerini ……n’a devrettiğini söyleyip sanık …’den söz etmemesi karşısında; sanığın savunmasında adı geçen ……n’ın bahse konu vekâletnamedeki bilgilerden hareketle tespitine çalışılması, ulaşılması hâlinde sanığın savunması ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen …..’nin Vergi denetmenine verdiği ifadesi kapsamında ……n’ın ayrıntılı beyanlarının alınması, suça konu faturaları kullanan mükellefler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığının ilgili Vergi dairelerinden sorulması, yapılmış ise Vergi raporlarının dosya arasına alınması, düzenlenen faturaları kullanan kişi veya şirket yetkilileri hakkında Sahte Fatura kullanmaktan dava açılmış olup olmadığının araştırılması, açıldığının tespiti hâlinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyalardaki beyanların sanığın sorumluluğu yönünden dikkate alınması ve bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilip karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması ile faturaların, her ne kadar yalnızca Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen şekil şartlarına ilişkin zorunlu bilgileri içerip içermediğinin denetlenmesi maksadıyla getirtilmesine gerek olmadığı kabul edilmiş ise de, dosya kapsamında gerekli olması hâlinde faturalardaki el yazısı ve imzaların sanığa ait olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından temin edilebilen Fatura asıllarının getirtilmesi, Fatura üzerindeki el yazısı ve imzaların sanığa ait olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla saptanmasından sonra, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır...

Vergi kaçırmak amacıyla açılan işletmelerin genelde geniş bir faaliyet alanına sahip olduğu görülmektedir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2017/16744 E., 2017/9254 K. (Zamanaşımı)

“…Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “2005 takvim yılında Sahte Fatura düzenlemek” suçunun suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VUK’nun 359/b-1 maddesindeki cezasının üst sınırına göre tabi olduğu 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımı, kesici son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı tarihten hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden, kamu davasının vaki zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğü gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibarıyla doğru bulunan hükümlerin ONANMASINA...

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2017/16142 E., 2017/9280 K.

“…1-Sanık hakkında Sahte Fatura kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında 2006 takvim yılında Sahte Fatura kullanmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın suçlamaları kabul etmemesi, Sahte Fatura kullanma suçunda, suçun maddi konusunun Fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanun’a göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler Vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de, faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi bakımından; suça konu faturalardan kanaat oluşturacak kadar asılları veya onaylı suretleri dosya içerisine konulup incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, Sahte olduğu iddia olunan faturaları düzenleyen ve haklarında Vergi tekniği raporu bulunan… İnş. Gıd. Ltd. Şti. yetkilisi ile,… … ve … haklarında dava açılıp açılmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesinden sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçu yönünden hükmolunan temel cezanın suç tarihi itibariyle 5904 sayılı Kanunun 23. maddesi ile değişik 213 sayılı Kanun’un 359/a-2. maddesi uyarınca 18 ay olduğu gözetilmeyerek, sanık hakkında temel cezanın 6 ay olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
3-Kabule göre de; her iki suçla ilgili 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA...

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2016/6771 E., 2019/5725 K.

“...2) “Sahte fatura düzenleme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesi:
a- Sanık hakkında, “sahte fatura düzenleme” suçuna ilişkin mütalaa alınmadan dava açıldığı dikkate alınarak; 213 sayılı VUK’nin 367. maddesi gereğince kovuşturma şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceği Vergi Dairesi Başkanlığından sorulduktan sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması,
b- Kabule göre de; sanığın 213 sayılı VUK’nin 359/a-2 maddesindeki suçu işlediği kabul edilmesine rağmen aynı Kanun’un 359/b maddesi ve bendi gereğince cezalandırılmasına karar verilerek hükümde çelişkiye düşülmesi,
Yasaya aykırı, sanığın ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA…”

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2016/5862 E., 2019/5597 K.

“…1-Hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kamu davası açılan sanığın savunmasında; söz konusu şirketin yetkilisi olarak görünmesine rağmen, şirketin diğer ortağı …’nun şirketi yönettiğini, faturaları onun düzenlediğini, kendisinin şirketle bir ilgisi olmadığını savunması ve vergi tekniği raporunda şirketin mal aldığı …hakkında sahte belge düzenlemekten rapor bulunduğu, mal alışları sahte olduğu için mal satışları ve bu nedenle düzenlediği faturalarında sahte olduğunun belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından, sanığın mal alışlarının olduğu mükellef …hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmakla, söz konusu dosyanın duruşmaya getirtilip incelenmesi, ayrıca sahte faturaları kullanan şirketler hakkında karşıt inceleme raporları düzenlenip düzenlenmediği ve haklarında kamu davası açılıp açılmadığının araştırılması, açıldığının anlaşılması halinde bu dosyaların da duruşmaya getirtilerek incelenmesi ve bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınması, sahte faturaları kullanan şirket yetkilileri dinlenerek faturaları hangi ticari ilişki karşılığında kimden aldıklarının ve sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması, şirketin muhasebe işlemleri ile ilgilenen kişinin tanık olarak beyanının alınması ile şirket işleri ile fiilen kimin ilgilendiğinin sorulması, sanığın savunmasında adı geçen diğer ortak …’nun tanık olarak beyanına başvurulması, gerekirse faturalar üzerindeki imza ve yazıların, sanığa ya da tanık …’ya aidiyeti hususunda bilirkişi raporu aldırılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a- Sanık hakkında, 213 sayılı VUK’nin 359/b, 5237 sayılı TCK’nin 43. maddeleri uyarınca hükmedilen 3 yıl 9 ay hapis cezasından, TCK’nin 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılması sırasında, sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün yerine 2 yıl 13 ay 15 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
b-Hükümden sonra 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA…”

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!