Tanımanın İptali Davasıyla Babalığın Sona Ermesi

Tanıma işlemi nüfus memuruna veya mahkemeye yapılacak yazılı bir beyanla gerçekleşebileceği gibi resmi senet veya vasiyetname yoluyla da gerçekleşebilir. Esas olarak soybağına ilişkin sonuçları olan tanıma işleminin ciddi mali sonuçları da gündeme gelebilmektedir. Öyle ki tanınan çocuk için nafaka istenebilmekte ve hatta mirastan pay alınabilmektedir. Dolayısıyla gerçeğe aykırı yapılan tanıma işleminin iptali için vakit kaybedilmemesi gerekir. Tanımanın geçersizliği kesin hükümsüzlük hallerinden birinin bulunmasıyla gündeme gelebileceği gibi irade sakatlığı bulunması durumunda iptal davası açılması yoluyla da oluşabilir.

Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebilir.

TMK m. 297/1

Tanıyanın yanılgısı çocuğun kendisine ait olması hususuna ilişkindir. Bu hataya kendi düşüncesi sebep olabileceği gibi anne tarafından aldatılmış veya korkutulmuş da olabilir. Ayrıca üçüncü kişilerin tanıyanı aldatmış ya da tehdit etmiş olmaları ihtimalinde de tanıma işlemi iptal edilebilecektir.

Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

TMK m. 300/1

Kanun koyucu temel olarak bir senelik kısa ve beş senelik uzun hak düşürücü süreler koymuş olmakla birlikte, gecikmeyi haklı kılan nedenlerin bulunması durumunda bu nedenlerin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde dava açılması mümkündür.

Ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini dava edebilirler.

TMK m. 298/1

Tanımanın iptalini isteyebilecek diğer ilgililere tanıyanın mirasçılarını gösterebiliriz. Özellikle veraset ilamını aldıktan sonra babalarının bir başka çocuğu tanıdığını öğrenen mirasçıların dava açtıkları görülmektedir:

Mirasçıların Açtığı Tanımanın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre

Davacı Türk Medeni Kanunu’nun 300/2 maddesi kapsamında ilgili sıfatı ile dava açmış kişidir. Dava hakkı, tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Davacı tanımayı,murisinden mirasçılık belgesi aldığı tarihten sonra öğrendiğini açıklamış olup, mirasçılık belgesi 13.06.2013 tarihinde alınmıştır. Mahkemece, TMK’nın 300/2. maddesinde belirtilen; tanıma işleminden sonra herhalde beş yıllık süre içerisinde bu davanın açılması gerektiği, davanın 5 yılllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; yasa metnindeki 5 yıllık sürenin ilgili açısından tanıma tarihinden itibaren başlaması mümkün olmadığından ve davacı da mirasçılık belgesi almakla öğrenmiş olup bir yıllık süre içerisinde davasını açtığından, davanın sürede kabulü ile işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.

Y. 8. HD., 2017/9754 E., 2019/4021 K.
error: Content is protected !!
Av. Oğuzhan Yazıcı - Maltepe/İSTANBUL