Tanımanın İptali Davasıyla Babalığın Sona Ermesi

Tanıma işlemi nüfus memuruna veya mahkemeye yapılacak yazılı bir beyanla gerçekleşebileceği gibi resmi senet veya vasiyetname yoluyla da gerçekleşebilir. Esas olarak soybağına ilişkin sonuçları olan tanıma işleminin ciddi mali sonuçları da gündeme gelebilmektedir. Öyle ki tanınan çocuk için nafaka istenebilmekte ve/veya mirastan pay alınabilmektedir. Dolayısıyla gerçeğe aykırı yapılan tanıma işleminin iptali gerekiyorsa vakit harcanmaması gerekir. Zira dava açma süresinin geçmesinin ardından dava açma hakkı kaybedilmektedir.

Soybağının Reddi Davasının Tanımanın İptali Davasından Farkı

Bu davalar her ne kadar aynı amaca ulaşmak için açılabilseler de hukuki sebepleri birbirinden farklıdır. Dolayısıyla davanın görüleceği mahkeme, dayanılacak kanun hükümleri de birbirinden farklı olabilir. Örneğin evlilik devam ederken doğan çocuğun kocadan başkasına ait olması durumunda koca, babalık karinesi gereği resmi olarak baba sayılacaktır. Bu durumda babalık karinesini çürütmek için açılacak dava tanımanın iptali değil, soybağının reddidir. Ayrıntılı bilgi için şu yazımıza göz atabilirsiniz: “Soybağının Reddi Davası: Çocuğun Kocadan Olmaması“.

Tanımanın İptalini İsteyebilecek Kişiler

Tanımanın geçersizliği kesin hükümsüzlük hallerinden birinin bulunmasıyla gündeme gelebileceği gibi irade sakatlığı bulunması durumunda iptal davası açılması yoluyla da oluşabilir. Hata, hile ve korkutma gibi iradi sakatlığın olduğu hallerde tanıyan kişinin kendisi, yani baba olarak kayıtlı olan kişi tanımanın iptalini isteyebilecektir.

Tanıyanın yanılgısı çocuğun kendisine ait olması hususuna ilişkindir. Bu hataya kendi düşüncesi sebep olabileceği gibi anne tarafından aldatılmış veya korkutulmuş da olabilir. Ayrıca üçüncü kişilerin tanıyanı aldatmış ya da tehdit etmiş olmaları ihtimalinde de tanıma işlemi iptal edilebilecektir.

Tanınan çocuğun kendisi, annesi ve çocuk ölmüşse altsoyu da davacı olabilirler. Kamu hukukuna ilişkin bir husus olduğundan savcının da dava açabileceği kabul edilmiştir. Hatta mirasa ilişkin doğabilecek sonuçlardan ötürü Hazine ve “diğer ilgililer” de tanımanın iptalini isteyebilirler. Diğer ilgililere örnek olarak tanıyanın mirasçılarını gösterebiliriz. Özellikle veraset ilamını aldıktan sonra babalarının bir başka çocuğu tanıdığını öğrenen mirasçıların dava açtıkları görülmektedir:

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacının murisi …’nün … doğumlu davalı …’yü … 5. Noterliğinin …1996 tarihli ve 29183 sayılı senedi ile tanıdığı ve adıgeçenin …1996 tarihinde tanıma senedine göre nüfusa tescil edildiği, muris …’nün 28.05.2013 tarihinde öldüğü, davacının 13.06.2013 tarihinde Ankara … Noterliğinden mirasçılık belgesi aldığı, eldeki davanın ise 26.12.2013 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Tanıma tarihi üzerinden beş yıldan fazla sürenin geçtiği, dava açılmasınında gecikilmesinde davacı tarafından haklı bir sebep ileri sürülmediği gibi haklı sebebe dayanılsa dahi veraset ilamı alındıktan sonra bir aylık süre geçtiğinden mahkemece davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile reddine karar verilmesinde usul ve Kanun’a aykırı bir yön olmadığı bu defa yapılan inceleme ile anlaşılmakla mahkeme kararının onanması gerektiği anlaşıldığından bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Y. 8. HD., 2019/6712 E., 2020/492 K.

Belirtmemiz gerekir ki, nesepteki yanlışlık tanımanın yapılmasından evvel biliniyorsa açılacak dava farklılık gösterebilir. Ayrıntılı bilgi için şu yazımıza göz atabilirsiniz: “Nüfus Kaydının Düzeltilmesi ve Soybağı Davaları“.

Dava Ne zamana Kadar Açılabilir?

Tanımanın iptalini her zaman isteyebilmek mümkün değildir. Baba olarak kayıtlı kişinin dava hakkının, iptal sebebini öğrendiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği düzenlenmiştir.

Kanun koyucu temel olarak bir senelik kısa ve beş senelik uzun hak düşürücü süreler koymuş olmakla birlikte, gecikmeyi haklı kılan nedenlerin bulunması durumunda bu nedenlerin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde dava açılması mümkündür. Dolayısıyla tanımanın üzerinden beş sene geçmiş olmasının dava hakkını mutlak olarak kaldırdığı söylenemez.

Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşecektir. Burada süre başlangıcı olarak 18 yaşın değil, erginliğin düzenlenmiş olduğuna dikkat edilmelidir. Zira kaza-i rüşt ile veya evlilik yoluyla 18’ini doldurmadan erginliğe ulaşan için dava açma süresi bu tarihlerden itibaren başlayacaktır.

Tanıyan ve çocuk dışındaki kişilerin dava hakkı ise, tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Gecikmeyi haklı kılan sebepler yüzünden geç öğrenme gibi bir durum varsa, bir aylık ek süre çocuk ve diğer ilgililerin davacı olmaları halinde de uygulama bulacaktır.

Tıbbı İnceleme Yapmadan Dava Kabul Edilebilir Mi?

Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarının davanın kabulünü gerektirebilecek nitelikteki deliller içerdiği düşünülebilir. Fakat bunlar kabul kararı için yeterli görülmemekte, davanın mahiyeti gereği DNA incelemesi ya da benzer nitelikteki bir soybağı inceleme raporunun alınmasının zorunlu olduğu kabul edilmektedir.

Mahkemece, davanın kamu düzenini ilgilendirmesi bakımından kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespit edilmesi zorunludur. Somut olayda iddia ile ilgili olarak mahkemenin belirleyeceği resmi bir kuruluştan DNA incelemesi yaptırılması gerektiği hususu gözetilmeden salt taraf beyanları ve mahkeme dışı davalı tarafından özel bir merkezden alınan rapora itibar edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi,

Y. 8. HD., 2017/964 E., 2017/763 K.

Tanımanın İptali İçin Avukata Genel Dava Vekaletnamesi Verilmesi Yeterli Midir?

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için genel yetkili bir dava vekaletnamesi ile açılan davanın takibi mümkün değildir. Eğer özel yetki içermeyen vekaletnameye dayanarak dosyaya başlanmışsa mahkeme eksikliğin giderilmesi için süre vermelidir.

Tanımanın iptali davası açma ve bu davayı takip etme, şahsa bağlı bir hakkın kullanımı niteliğinde olup, vekaletnamede özel yetkinin varlığını gerektirir. (HMK.m.74/2) Davayı açan avukatın vekaletnamesinde açıklanan husustaki eksiklik giderilmeden hüküm kurulmuş olması da; Doğru bulunmamıştır…

Y. 8. HD., 2017/964 E., 2017/763 K.

Benzer konularla alakalı şu yazılarımıza da göz atabilirsiniz:

error: Content is protected !!