Tarafta İradi Değişiklik (HMK 124) – İçtihatlar

Davalıdan Taşınmazı Devralanın Davaya Dahil Edilmesi

  • “…Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir… Somut olayda, dava konusu taşınmaz davalı … tarafından 23.01.2019 tarihinde …’na devredilmiş, dava ise 06.02.2019 tarihinde açılmış, davacının isteği üzerine kayıt maliki … davaya dahil edilmiş olup, davalı …’in davacının oğlu olması nedeniyle dava sürecini kolaylıkla öğrenebileceği ve taşınmazın devri ile dava tarihi arasındaki kısa süre gözetildiğinde, taraf değişikliğinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı açıktır. Bu durumda, son kayıt maliki …’nun davaya dahil edilmesi HMK 124. maddesine uygun olduğundan, bölge adliye mahkemesince … hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğu olmamıştır…” Y. 1. Hukuk Dairesi 2021/1957 E. , 2021/5924 K.

Menfi Tespit Davası Açanlara Alacağın Temlikinin Bildirilmemiş Olması

  • “…davacılar, aleyhlerine icra takibinde bulunan davalı bankayı hasım göstermek suretiyle eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Davalı banka tarafından alacağın temlik edildiğine yönelik davacılara herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı gibi, davacılar başka şekilde mevcut durumdan haberdar edilmemiştir. Dolayısıyla pasif husumetin tayininde bahsi geçen yanılmanın kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı tartışmasızdır. Davalının cevap dilekçesinde alacağı temlik ettiğini beyan etmesi ve temlik belgesini ibraz etmesi üzerine, davacılar vekilinin temlikten bilgilendirilmediklerini, iyi niyetli olduklarını bildirerek davanın kabulünü istemesi ve son celseye kadar davayı sürdürme iradesi, davacının taraf değişikliği istemi olarak kabul edilmelidir. Bu durumda mahkemece, HMK’nın 124 ve 115. maddeleri gereğince, davacılara iradi taraf değişikliği yapmak üzere süre verilip, dava dilekçesinin ilgilisine tebliği sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun esastan reddi kararı doğru olmamış, istinaf mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir…” Y. 11. Hukuk Dairesi 2020/4466 E. , 2021/5809 K.
  • “…6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124.maddesinin 3.fıkrasına göre; maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.HMK 124/3 maddesinde açıkca ifade edildiği gibi yanlış taraf gösterilmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması durumunda, ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak yargılamaya gerçek tarafla devam etmekte fayda bulunmaktadır. Böyle bir durumda karşı tarafın rızası aranmadan yeni tarafa karşı davaya devam edilebilecektir. Somut olayda; davanın, alacağı dava tarihinden önce temlik alan … yerine alacağı temlik eden …’ye karşı açılması HMK’nın 124/3-4. maddeleri uyarınca husumette yanılma kabul edilerek, yargılamaya davalı sıfatının alacağı temlik alan …’da olduğu kabul edilerek devam edilmesi gerekmektedir. Nitekim mahkemenin kabulü de bu yönde olup, açıklanan nedenle mahkeme kararının onanması gerekirken, zuhulen bozulduğu anlaşılmakla davalı- temlik alanın karar düzeltme talebinin kabulü ile, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 20/12/2018 günlü ve 2017-1013 E. – 2018-12510 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir…” Y. 3. Hukuk Dairesi 2020/7722 E. , 2020/7842 K.

Davalının Kim Olduğunun Ayırt Edilememesi

  • “…Dosyadaki incelenmesinde, davacının 28.04.2017 tarihli dilekçesinde 1998 yılından itibaren davalı şirket sahiplerinin yanında ev hizmetlerinde çalıştığını, kendisinin davalı şirket tarafından mı yoksa şirket sahipleri tarafından mı sigorta ettirildiğini bilmesinin mümkün olmadığını beyan ettiği; 05.07.2017 tarihli celsede davalı işyerinde ve davalı şirketin temsile yetkili kişileri olan … ve eşi…’in evlerinde ev işleri, bahçe işleri, şarap işi gibi her türlü işi yaptığını beyan ettiği; davacı vekilinin 02.12.2018 tarihli dilekçesinde davacının, davalı şirket sahiplerinin yanında 01.08.1998 tarihinde çalışmaya başlayıp on yıl aralıksız çalıştığı, davacının bu dönem içerisinde kimin yanında çalıştığı (şirket veya şahıs olarak) konusunda fikrinin bulunmadığı, ancak tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere, davalı şirket sahiplerinin kendisine gösterdikleri bazen evlerinde, bazen bağ-bahçede ve bazen de şirket işlerinde çalıştığı, bu çalışma işlerinin davalı şirket sahipleri bünyesinde bir bütünlük arz ettiği yönündeki beyanları karşısında, davacının ev hizmetlerinde çalıştığını beyan ettiği dava dışı … ve eşi…’e yönelik HMK’nın 124. maddesi gereğince tarafta iradi değişiklik talebinin yerinde olduğu gözetilerek, dava dışı … ve eşi…’in davaya katılımı usulünce sağlanıp, uyuşmazlık konusu dönemde taraflar arasında hizmet akdinin unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur…” Y. 10. Hukuk Dairesi 2020/4764 E. , 2021/6750 K.
  • “…Somut olayda Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki bozma ilamında dava konusu taşınmazdan geçirilen yolun ana arter mi olduğu ya da ara sokak mı olduğunun, bir başka ifade ile ecrimisilden Büyükşehir Belediyesi’nin mi yoksa İlçe Belediyesi’nin mi sorumlu olacağının açıklığa kavuşturulması gereğine değinilmiş, ancak Mahkemece keşif yapılmadan; bozma sonrası alınan 22.10.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; “… Belediyesinde 1488 ada 7 ve komşu 3 ve 5 parsellerin Emlak rayiçlerinin hangi kurum tarafından tahsil edildiği sorulmuş cevabı yazılarında herhangi kayda rastlanmadığı belirtildiğinden, sorumlu belediyenin hangisi olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazın yola el atılan kısmı … Köprüsü ile … Caddesini birbirine bağlayan … Camii Caddesi üzerinde kaldığı, … Büyükşehir Belediyesi Emlak Kamulaştırma Daire Başkanlığı yazısı ile dava konusu taşınmazın 25.02.1986 tarih M.221 sayılı kamulaştırma kararı alındığı ve bunun dışında her hangi başka işlem yapılmadığını bildiren yazısına istinaden taşınmazın ANA ARTER özelliği taşıdığı anlaşıldığı, ancak taşınmazın üzerinde yer aldığı … Camii Caddesinin ise … ana arter listesinde olmadığının tespit edildiği” yönünde rapor tanzim edilmiştir. Mahkemece yeterli ve ayrıntılı inceleme yapılıp sorumlu belediyenin hangisi olduğunun gerekirse keşif de yapılmak sureti ile belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmamıştır… Davacı vekilinin husumeti kime yönlendirmesi gerektiğini, dosyadaki bilirkişi raporlarına göre dahi tespit edebilmesinin kendisinden beklenememesi karşısında HMK’nin 124/2. maddesi gereği dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin Mahkemece, karşı tarafın rızası aranmaksızın kabul edilmesi, 6100 sayılı HMK’nin 124/4. maddesi uyarınca dava dilekçesinin davalı sıfatıyla “İlçe Belediyesine” tebliğinin sağlanması ve bundan sonra işin değerlendirilmesi gerekirken, değinilen husus gözardı edilerek yazılı biçimde karar verilmesi de doğru değildir…” Y. 8. Hukuk Dairesi 2018/11954 E. , 2021/1263 K.

İsim Benzerliğinin Kabul Edilebilir Sebep Sayılması

  • “…Dosya kapsamından, davanın ilk olarak “Ömer Gül Gül Nakliyat Oto Lastik Kaplama Sanayi Ticaret” aleyhine açıldığı, yargılamanın devamı sırasında davacı vekilinin 17.06.2014 tarihli dilekçesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesine göre hasmın “Gül Nakliyat Ve Tic. Ltd. Şti.” olarak düzeltilmesini istediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının taraf sıfatında yanılgıya düşmesinin kabul edilebilir bir yanılgı olduğu açıktır. Bu bakımdan Mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi gereğince husumetin doğru hasma yöneltilmesi ve yargılamanın davalı şirket aleyhine sürdürülüp sonuçlandırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava dilekçesinde hatalı olarak husumet yöneltilen Ömer Gül ile ilgili olarak, Hukuk Muhakemleri Kanunu’nun 124. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. Mahkemece, 3. kişi durumundaki Ömer Gül’ün taraf olmaktan çıkartılmasına karar verilmesi ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği de dikkate alınarak lehine yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, bu kişi ile ilgili hiç hüküm kurulmamış olması hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir…” Y. 9. Hukuk Dairesi 2016/34997 E. , 2020/18602 K.
İletişime Geç
Whatsapp'tan Yaz
Merhaba 👋
Okuduğunuz konuyla ilgili veya başka bir konuda danışmanlık ve vekillik hizmeti hakkında ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki butona basabilirsiniz.
Av. Oğuzhan Yazıcı | İstanbul