Trafik Kazasından Doğan Zararın Tazmini

Kanun koyucu, trafik kazalarına dayalı maddi ve manevi tazminat davalarının fazlalığı ve de meydana gelen zararın büyük miktarlarda olmasını göz önüne alarak sigorta yapılmasını zorunlu tutmuştur. Fakat sigorta poliçelerinin limitleri kimi zaman zararı karşılamaya yetmediğinden birden fazla dava açılması gerekebilmektedir. Maddi ve manevi zarar belirlenirken farklı ölçütlere dayanılacak; bazen de tespit edilen zarardan daha azı için dava kabul edilebilecektir. Bu yazımızda yalnızca trafik kazasına dayalı olarak açılan davalardan örneklere yer verilmiştir. İlgilenenler tazminat davalarında miktar belirlemesiyle ilgili genel nitelikte bilgiler içeren Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Değerlendirilecek Hususlar başlıklı yazımıza da göz atabilirler.

Trafik Kazasının Sorumlusu Olarak İdareye Karşı Açılan Davalarda Görev

Somut olayda, 27/03/2018 tarihinde davacıların murisi … sevk ve idaresindeki 79 DK 990 plaka sayılı traktör ile karayolunda seyir hâlindeyken, araçta yolcu olarak bulunan dava dışı …’in beyanına göre yolda bulunan çukurlar nedeniyle müteveffanın çukurlardan kaçmak amacıyla manevralar yaptığı, traktörün arkasında bulunan pulluğun da sarsılmasıyla aracın yolun sol tarafına çıkarak ters döndüğü, olay yerinde sürücü …’in hayatını kaybettiği, kazanın ardından tutulan tutanakta karayolu üzerinde çok sayıda çukur olduğu, çukurların trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, yol üzerinde herhangi bir trafik işaret ve levhalarının olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.Şu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda eldeki davanın görüm ve çözüm yeri adli yargıdır. Mahkemece, davalı idare yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2019/3427 E., 2020/101 K.

Trafik Kazasından Doğan Zararın Sigorta Poliçe Limiti Üzerinde Kalan Kısmı İçin Başvuru

Davacı vekili; davalının 11/10/2010 tarihinde %100 kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu davacının ağır bedensel zarara uğrayarak maluliyetinin oluşması üzerine davalının maliki ve sürücüsü olduğu aracın sigortacısı olan AXA Sigorta A.Ş’ne karşı …11. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, bu davada yapılan yargılama sonucunda maddi zararın 275.887,77 TL olarak belirlendiğini, ancak poliçe limiti olan 175.000,00’TL nin sigorta şirketinden tahsiline karar verildiğini belirterek poliçe limitinin üzerinde kalan 100.887,77 TL’na ilişkin davalı sürücü aleyhine başlattıkları takibe vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin taraf olmadığı asliye ticaret mahkemesinde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, fırın işçisi olan davacının sürücü belgesi olmadan ve kask takmadan motosiklet kullandığını, davacının zararın artmasına neden olan kusurunun saptanması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince; davacının meydana gelen kazada %68 oranında çalışma gücünü kaybettiği, asliye ticaret mahkemesinde sigorta şirketi aleyhine açılan davada poliçe limiti üzerinden davanın kabul edildiği, eldeki davada davacının bakiye zararının belirlendiği, bu zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

Hükme karşı davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

…Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesince, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, asliye ticaret mahkemesi dosyasında yapılan yargılamada belirlenen maddi tazminatın sigorta şirketinin poliçe limitinin üzerinde kalan kısmına ilişkin davacının davalı aleyhine başlattığı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince davacının fırında ekmek pişirme ustası değil vasıfsız işçi olarak çalıştığı ve tazminatın buna göre belirlenmesi gerektiği yönündeki davalının istinaf talebi yerinde bulunmuş, ilk derece yargılamasında eksiklik görülerek duruşma açılıp davacının SGK’dan hizmet dökümleri istenerek yeniden bilirkişi raporu alınmış, ancak davacının 2008 yılında dava dışı işverene karşı kıdem tazminatı alacağına ilişkin olarak …7. İş Mahkemesinde açtığı davada ve ticaret mahkemesinde sigorta şirketi aleyhine açtığı davada verilen kararların kesinleşmiş olduğu ve kuvvetli delil oluşturduğu, davacının ekmek pişirme ustası olduğu kabul edilerek istinaf aşamasında alınan rapora itibar edilmediği ve ilk derece yargılamasında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, netice itibariyle davalı vekilinin kusura ve tazminat hesabına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Y. 4. HD., 2018/2607 E., 2020/146 K.

Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarının Yetersiz Görülmesi

6098 sayılı TBK’nun 56. Maddesi hükmüne göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Somut olayda; olay tarihi, olayın gelişimi, davacının trafik kazası neticesinde maruz kaldığı kemik kırığının derecesi, maluliyet durumu ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

Y. 4. HD., 2018/1992 E., 2020/20 K.

Sigorta Şirketine Karşı Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Talebi ve Zarar Görenin Kusurlu Olması

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin trafik kazası nedeniyle vefat eden müteveffa …’nün eşi olduğunu, müvekkilinin eşinin 30.12.2015 günü şoförlük yapmakta olduğu … Yağ San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait … plakalı araç ile tek taraflı trafik kazası sonucunda vefat ettiğini, aracın davalı Şirketten Karayolları Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, müvekkilinin ev hanımı olup kendisine ait sosyal güvencesi bulunmadığını, ölen eşinin desteğinden yoksun kaldığını belirtmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30.12.2015’ten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 01/11/2016 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini ıslah ederek 79.210,78 TL’ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının tazminat istemlerinin haksız olduğunu, zira Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A6.maddesinin 01.06.2015 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin sorumluluk kapsamı dışında tutulduğunu, TTK’nun 1425.maddesi gereğince, genel şartların dava konusu uyuşmazlığa da uygulanması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi i2016/389-2016/673 ilamında toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı …’nün 79.210,78 TL talebinin kabulü ile 5.000,00 TL’sini dava tarihinden, 74.210.78 TL’sini ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk dairesince davalının istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1.b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tek taraflı trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Karayolu Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.

Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar C.10. maddesi ile 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır.Karayolları Trafik Kanununun 93. maddesi gereği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır. Böylece Hazine Müsteşarlığı kanundan aldığı yetki ile zorunlu sigorta genel şartlarını belirler. Sigortacılık Kanunu’nun Sigorta Sözleşmeleri başlıklı 11. Maddesi birinci cümlesinde “Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir.” İfadesi ile yapılacak sözleşmeler (poliçeler) genel şartlara uygun olmak zorundadır.

Bu nedenle zorunlu sigorta genel şartlarını Türk Borçlar Kanunu’nun 20 maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. TBK 20. maddede belirtildiği üzere önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri genel işlem koşulu kapsamındadır. Oysa Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları, sözleşmede taraf olmayan Hazine Müsteşarlığı tarafından kanundan aldığı yetkiye dayalı olarak belirlenir. Ayrıca Genel şartları, Türk Borçlar Kanunu 20. maddesinin son fıkrasında “Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.” düzenlemesi kapsamında düşünmekde mümkün değildir. Çünkü kanunda açıkça belirtildiği üzere kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmeler yürütmekte oldukları bir hizmet ile ilgili olmalıdır. Oysa Hazine Müsteşarlığı, zorunlu mali sorumluluk sigortası hizmeti veren bir kuruluş olmadığı gibi hizmeti alan taraf ile bir sözleşme ilişkisi içinde bulunmamaktadır.

01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın uygulanması, Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde belirtilen tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği ilkesine aykırı olduğunu söylemekde mümkün değildir. Bu ilkenin uygulanabilmesi için her iki tarafın özgür iradesi ile poliçe düzenlendikten sonra zarar görenin aleyhine tazminatın kaldırılması yada azaltılmasını gerektirecek değişikliklerin yapılması durumunda geçerli olacaktır. Oysa 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları, yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen poliçelerde geçerli olacağından, poliçenin düzenlendiği tarih itibarı ile Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası’nın kapsamı tüm taraflarca bilinmektedir. Sigortacı, işletenin sorumluluğunu poliçe ve genel şartlar kapsamında üstlendiğine göre, sonradan bir değişiklikten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Kaldı ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1423 maddesine göre sigortacı, sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerinden oluşan aydınlatma yükümlülüğünü sigortalıya karşı yerine getirmese dahi sigortalı, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlar ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlar kapsamında yapılmış olur.

Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının kapsamı, poliçe ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlara göre belirlenir. Nitekim Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle zorunlu sigortacının kapsamındaki tazminatları belirlemede Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının göz önüne alınması esası getirilmiştir.

01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Kapsama giren teminat türlerinin tanımlandığı A.5. maddesinin (ç) bendinde ise Destekten Yoksun Kalma (Ölüm) Teminatı “Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır.” Şeklinde ifade edilmiştir. Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” Zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatının dışında kalan hallerden sayılmıştır.

Somut olayda, sigortalı sürücü desteğin sevk ve idaresindeki kendisine ait araçla 30.12.2015 tek taraflı olarak yapmış olduğu trafik kazasında ölmesi sonucu desteğin eşi aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur.Somut olayda Muris ile davalı … şirketi arasında düzenlenen poliçenin teminat başlangıç ve bitiş tarihleri 10.08.2015 ile 10.08.2016 tarihleri olup, davalı … şirketinin sorumluluğunun kapsamı ise 01.06.2015 tarihinde, yani poliçenin teminat başlangıç tarihi olan 10.08.2015 tarihinden önce yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenecektir.Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararları, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerekir. Somut olayda ise işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü murisin üçüncü kişi olarak kabulü mümkün değildir.

Yine Genel Şartların A.6. maddesi (d) bendine göre destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, somut olayda %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü sigortalı murisin tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında değildir. Poliçenin teminat başlangıcı tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu’nda sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığı, teminat içi haller gösterildiğine göre, açıklanan gerekçelerle davacının davalı … şirketinden destek tazminatı talep etme hakkı bulunmadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Y. 17. HD., 2018/1316 E., 2019/12413 K.
error: Content is protected !!